AHMED HULÛSİ’DE
KAVRAMLAR
M
AV.
ASUMAN BAYRAKÇI
|
Yayınlarımızın Telif
Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in
(aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret
edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN"
denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla
karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücresiz okur;
dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK
BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah
ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız
paylaşımdır.
|
FİHRİST
· Madde
-
Madde Âlemi (Bkz."Ef'al Âlemi")
·
Madde Boyutu(Bkz.
· Mahşer Âlemi
· “Maiyet Sırrı”
· Mâlik
Mâna
·
Mânâların Kuvveden Fiile Dönüşmesi
· Mânevi Yardım
· Mantık
· Mantra
· Mardiye Nefs
· Mârifet
·
Mârifet Nûru
·
Kalbin Mârifet Nûru ile Dirilmesi
· Mâsiyet
· Meczub
· Medyum
· "Mehdi"
·
Mehdi Ve Mehdilik
·
Mehdi'ler Niçin Çoğaldı ?!
· Bazı
Velilerin "Mehdi" Sanılmaları
· Mekân
· Mekr
·
İlim Mekri
·
Mekr'in Kesen Tek Şey Nedir?
· Melek
·
Melâike
·
Refik-i A'la
·
Alûn Melekler
·
Azrail
·
Cebrail
·
Mikail
·
İsmail
·
Semâ Melekleri
·
Yeryüzü Melekleri
·
Meleki Boyut
·
Melekî Güç (Melekî Şuur)
·
“Allah’ın İsimleri” Nasıl Ortaya çıkar?
·
Melekler,Allah'la Kulu Arasında Nasıl Aracıdır?!
·
Meleklerin Kanatları Var mıdır?!
·
Melekler Dişi mi, Erkek mi?!
·
Meleklerin Adem'e Secde Etmesi(Bkz.Meleklere İman Niçin Önemli?)
·
Meleklerin Tenezzülü Ne Demek?
·
Meleklerin İşleri
·
Meleki “SIKMA”
·
Meleki Tesir
·
Meleklerin ALLAH ile Konuşması!
·
Meleklerin Adem’e Secde Etmesi
·
Meleğin Ruhu Nefhetmesi(Bkz.Işınsal Beden-
·
İnsanî Ruh)
·
Rüyada Melekleri Görmek!
·
Melekût Âlemi
· "Melîk"
· Melikiyet
· "Men Arefe Sırrı" (Bkz."Allah'a Vâsıl Olmak"Nefsini Bilen Rabbbını bilir!)
· "Mevlid"
· Mevt
· “Meyyit”
· Mezhep
·
Hangi Mezhebe Tâbi Olmalı?!
·
Ölüm Ötesinde Mezhep Ve Tarikattan Sorgu Sual Olacak mı?
· "Mi'rac"
·
" Mi'rac"ın Açıklaması
· Muhakeme
· "Muhammedî"
Olmak
·
Muhammedî Meşrep
·
Muhammed Ümmeti
·
Hz.Muhammed'in Vârisleri
Mukallit-Muhakkik (Bkz.Taklid-Tahkik Ehli)
Mukarrebùn
(Bkz. "Vâkıfıyn")
· "Muntakim"
Esmâsı
· Musevî Meşreb
· Mutmainne Nefs
· Muttaki
"Mübdi Mârifet Sırrı"( Bkz."Allah'a Vâsıl Olmak")
· Mücahede
· Mücahid
· Müceddid
· "Müezzin"
· Müferridun
· Mükellefiyet
· Mülhime Nefs
·
Mülhime Girdabı
Kıyâmet Alâmetlerinin Bâtında Zuhuru(Bkz.Kıyamet)
·
Bilinç Sıçraması
· Mülk Âlemi
·
“Mülk Âlemi”nden “Melekût Âlemi”ne Nasıl Geçilir?
· Mümin
· Münâfık
· Mürşid
·
Mürşid'e Bağlanmak
Mürteci
(Bkz."İrtica")
· Müslim
· "Müslüman"
·
Müslümanlık
·
Materyalist Müslümanlık
·
Hissi Müşahede
"Müşrik"
(Bkz."Kâfir)
"Madde"
, direkt olarak, "nûr"un çok daha yoğunlaşmasıyla meydana
gelmiştir!..
Her boyut, kendi
yapısının varlıklarına veya algılayıcılarına göre "madde"dir!..
Tıpkı rüya içinde yaşarken, rüyada geçen olay ve yapıların bize "madde"ymişcesine
gelmesi gibi!.
hf
“Kabir aleminde
kabuslar içinde veya güzel görüntülerle”
yaşamlarını sürdürenler ile “berzah” aleminde serbest dolaşanların tümünün bir
araya geleceği ve herkesin Dünyada yaptıklarının kesin neticelerini görüp
alacağı süreçtir!
Mahşerin
bedenleri ruh bedendir ve şu anda bize göre latif bedense de o ortama göre
somut bedenlerdir... Rüyada birisini gördüğünde onun latif beden olduğunun
farkında mısın?... Mahşerde de kimse kimsenin bedeni için bu lâtif bedendir,
demeyecektir... Herkes aynen burada olduğu gibi birbirini görecektir...
hf
Her
birimi ve tüm varlığı kendisinden ve kendisiyle meydana getiren "ALLAH",
yarattıklarıyla sınırlanmaktan ve kayıt altına girmekten; ve onlar olmaktan
beri ve ötedir!..
Tüm varlık
isimleri altında ortaya çıkan kudret ve mânâ hep O'na aittir...
Tüm varlıklar ve
oluşturdukları tasarruflar hep O'na aittir; ve onların her biriyle
bir diğerini etkilemektedir!...
Ancak bütün
bunlara rağmen de, ne mikro ne de makro plandaki hiç bir "şey"
için "ALLAH"tır denemez!...
Fakat, oradaki
"vücûdu" da inkâr edilemez!.
Bu yüzdendir ki Rasûlullah
Aleyhisselam, şöyle buyurmuştur:
-"İnsanlara
şükretmiyen, ALLAH'a şükretmiş olmaz!...
Ayrıca;
-"ALLAH
iHSAN EDENLE BERABERDİR..."
âyetinde
işaret edilen bir biçimde, "ihsan edende veren Hak'tır"!...
Tasavvuftaki "mâiyyet sırrı"da budur işte!..
Tasavvufta,
"mâiyyet sırrı" denilen hususa işaret
hf
Sahib
olduğu üzerinde, özgürce ve tasarrufundan dolayı kimseye hesap vermeksizin,
dilediğini yapan!
hf
MÂNÂLARIN
KUVVEDEN FİİLE DÖNÜŞMESİ
Bir
mânânın beş duyuya hitap eder şekilde ortaya çıkışına “Fiil” diyoruz.Yani beş
duyuyla tesbit ettiğin her oluş , bir fiildir.Ve bu fiile de bir isim verilir.O
isimle bir mânâyı kendi içinde taşır ve dolayısıyla isme bağlanır.
Netice olarak
isim ve fiil aynı mânâya işaret eder.
Bir fakire
merhamet edip-acıyıp verdiğin sadakada, fiili “sadaka vermek” diye târif
ederiz.Fakat burada sadaka vermek fiili ile “merhamet” aynı
duygudan çıkmaktadır.Çünkü sendeki merhamet duygusu yani “merhamet”
isminin karşılığı olan mânâ, fiil düzeyinde o kişiye oo nesneyi verme şeklinde
görünür.Yani netice mânânın fiile dönüşmesi belli bir isim olarak sanki fiil
mânâdan ayrı bir yeşmiş gibi görüntü meydana getirir.
İlâhi isimler
mevzuuna gelince;varlıktaki bütün fiiller 99 ilâhi isim olarak adlandırılan
“mânâ grupları” bünyesinde oluşur.Bu açıdan bakılınca evren tümüyle bu ilâhi
isimlerin mânâlarının kuvveden fiile çıkmış hâlinden başka bir şey olmaz.
Meseleyi biraz
daha açmak gerekirse ; ister beş duyuyla tesbit sahamız içinde kalsın , isterse
de mevcut algılama sistemimizin dışında olsun,bir şey hariç olmamak üzere
herşey , bu ilâhi isimlerin mânâlarının kuvveden fiile dönüşmesinden başka bir
şey değildir.
Yalnız burada
dikkat etmemiz gereken bir konu var, bu kuvveden fiile çıkış asla Allah’ın
içinde veya dışında gibi bir mânâ kabul etmez.Çünkü böyle bir mânâyı “Allah”
ismi ifna eder.Biz, Allah’ın dışında bir nesne mevcut değildir derken, varlığını
Allah’tan almayan , varlığı Allah’ın varlığı ile kaim olmayan,
varlığında ilâhi isimlerin mânâ terkiplerinden başka bir şey mevcut olmayan “
anlamını kastediyoruz.Yoksa,Allah’ın içinde veya dışında gibi Allah’a
mekân,mahâl.şekil,ölçü biçici bir mânâyı kastedmiyoruz!..
Aksi takdirde
kâinat ve kâinatın dışında bir TANRI ; ya da kâinatın içinde yer almış bir
TANRI; ya da, kâinatın yer aldığı mahalli paylaşmada olan bir TANRI anlayışları
doğar ki , bu üç anlayışta Hz.Muhammed’in tebliğ ettiği “Tevhid”
anlayışına ters düşer.
hf
Mânevi
yardım denilen şey, beyinlerin tek bir gayeye odaklanarak güç yaymalarından
başka bir şey değildir...
hf
Akıl, dıştan, bizim farkında olarak ve üzerinde değerlendirme yaparak bir
sonuç çıkarttığımız olayları irdeleme özelliği!.
Bu özellik belli
bir sistematik kullanıyorsa, buna “mantık” adını veriyoruz. Sistematik
değerlendirmeden yoksun fikir zincirine ise “mantıksızlık” ismini
takıyoruz.
“Mantık”, zekâ
tarafından da kullanılır; akıl tarafından da.
hf
Yoga’da
genellikle kullanılan ve budizmde «mantra» kelimesiyle tanımlanan özel
anahtar kelimeler vardır ki, bunların yogada trans ya da teveccüh ya da
yönelim gibi kelimelerle kastedilen hallerde tekrarı sözkonusudur.
Bundan başka böyle
bir kelime de kendisi bulup; bu kelimeyi tekrar ederek bir şey elde edemez mi
insan?..
Bu sualin
cevabını tam olarak anlayabilmek için çok geniş boyutlarda meseleye bakmak
mecburiyetindeyiz!..
İslâm’daki «zikir»
kelimeleri olan Allâh’ın isimleri, esas olarak varlıkta yürürlükte olan
mânâlardır ve beyinde de bu mânâları ortaya çıkartıcı devreler zaten kozmik
plandan düzenlenmiştir. Siz bu kelimeleri tekrarlayarak, beyninizin kozmik
plana göre bir tür frekans ayarlarını yaparsınız ve evrensel mânâlar ile
iletişim içine girersiniz!.. Meleklerle görüşmeye başlarsınız!..
Oysa bu anlama
gelmeyen «mantra»larla sadece beyinde rasgele bir hassasiyet, alıcılık
oluşturursunuz ki, bu da sizin «CİN» denilen ateşin-manyetik bedenli
varlıklarla iletişim kurmanıza yol açar!.. Bunların ise en iyileri bile pek çok
şeyden mahrum kalmanıza yol açar!
hf
Mardiye`ye geçmek, evliyaullah içinde yüz binde bir kişiye nasib olan bir
hâldir... Ancak ve ancak Mardiye`de tam olarak şirk-i hafî
kalkar...
Nefs bilinç
olarak, "Mardiye" düzeyine
geldiği zaman, Vâhidiyet mertebesinde kendini bulur. Vâhidiyyet
mertebesinde kendini tanıyan Nefs,ilâhi vasıflarla kendini tanır.
"Hayy"dır,
"Alîm"dir, "Mürîd"dir, "Kâdir"dir,
"Semi"dir, "Basîr"dir, "Mütekellim"dir.
Bütün bu
vasıfların oluşturduğu sonuç, "Mükevvin" oluşudur!.. Yani
"Tekvin" sıfatı!. Bunun tafsilâtına girmiyorum, ehli bilir;
ehli olmayanın da bu mertebeyi anlaması mümkün değildir.. Çünkü orada, Nefs-i
Küll olduğunu anlar, idrâk eder ve tahakkuk eder!..
Yani, Mülhime`de
bilinç Nefs-i Küll olduğunu anlar, fark eder... Ancak bu kemâlin
tahakkuku Mardiye nefs bilincindedir.
Mardiye`dekinde ise, Nefs-i Küll olarak tasarruf edendir!... Burası
7`lerin, 4` lerin makamıdır. Yedi kutub, dört kutub, Nefs-i Mardiye
düzeyindedir, Nefs-i Küll olarak... Onlara 7`ler derler, yedi`dir ama
yedisi birdir. Yedi kişidir onlar, ama aslında yedisi de birdir. Yedi ayrı Nefs`dir,
fakat Bir bilinçtir...
Nefs-i Mardiyye sahipleri, "fetih" sahibidir. Nefs-i Mutmainne`de
ve Nefs-i Radiye`de keşif vardır. Onların ilimleriilmi Bâtın`dır.
Kalp gözü açıklığı denen, varlığın bir takım sırlarına vâkıf olma hali vardır. Mardiye
Nefs sahibinde fetih vardır; kedilerinde yaşanılan ilim, ilmi
Ledün`dür!...
"Evliyâya
eğri bakma!.. Kevn-i mekân elindedir." beyiti, Mardiye Nefs
durumundaki Evliyaullah içindir...
Mutmainne`deki, Veli`dir. Radiye`deki, Veli-i Mükemmel`dir.
Mardiye`deki, Veli-i Kâmil`dir. Safiye`deki evliyâullah
ise "Ulül Azm" olarak bilinir, belli bir görevi olan bu zevât
ya "Müceddid"dir; "Gavs"dır ya da Kutb-ul
Aktab veya Kutb-ulirşâd`dır!..
"Mardiye", sıfat mertebesidir, dedik.ilahi vasıflarla vasıflanmış kişidir...
"Mutmainne" ve "Radiye", "Velâyet-i Suğra"dır.
"Mardiye", "Velâyet-i Kübrâ"dır. Enbiyâ velâyetinin kemâlâtından
hisse alınır. Bakâ Billah mertebesidir!. Bu mertebeden evvel kimsedeilmi
Ledün olmaz!..
Bir de "Velâyet-i
Uzmâ", vardır.. Bu, "Müferridûn"un ve Rüesâ`nın
velâyetidir... Bu velâyet mertebesi, Velâyeti Kübrâ`nın üst sınıfıdır;
fakat Velâyeti Ulyâ`nın kapasitesine de sahip değildir
Velâyeti Uzmâ, "Ferdiyet" makâmında olanların velâyetidir. Bunlar, Gavs`ın
tasarruf dairesinin dışındadırlar. "Gavsiyyet" görevini
yüklenecek kemâlâta sahiptirler, fakat "Gavs" bir tane olduğu
için bunlar, Gavs`ın dışındaki kişilerdir.
Varlığın Hakk`ın
varlığı olduğu, Hakk`ın bu sûretlere bürünerek var olduğu ve bu
sûretlerde Hakk`ı seyretme hâli "Mutmainne" ve "Radiye"de
ağır basar.
İşte "Mardiye"nin
en önemli vasfı, şekli budur!.
Burada, şuursal
bir "Tek"lik, yaşamı vardır!. Kesret-çokluk müşahedesi tamamen
kalkar!. "Tecelli-i sıfat" denen yaşam tarzıdır. "Hakk-el
yakin" hâlidir!.Yani,ilâhi vasıflarla tahakkuk etme hali ki; bu
ikisi arasındaki hâl, ancak yaşanarak farkedilir. Dilde bunu anlatmak çok zor
bir şey!.. Çünkü biz, öyle bir şey düşünmemişiz, hayâl bile etmemişiz. Onun
için bunlar böyle mecaz yollu anlatılır ama gerçeği ancak yaşanarak bilinir!.