AHMED HULÛSİ'DE KAVRAMLAR

 

ACZ

MUTLAK KUDRET SAHİBİ VARLIKTA VAROLMAYAN YEGÂNE ŞEY,

ACZ”DİR!

Şayet sadece Mutlak Varlık olması itibariyle değil, sıfatları itibariyle de; ve dahi tüm varlığı itibariyle de sınırsız olduğunu idrâk edebilmek bizim için dilenmişse, o zaman "kader" dediğimiz hükmün, Tek`liğin dilemesi ile meydana gelen "seyir âlemi" olduğunu farkedeceğiz.

TEK`in seyredilişi!

Öyle ise Seyreden’in, seyretmeyi murad ettiği şekiller ve mânâlar da O Tek`in eseri..

Bu açıdan baktığımızda tüm varlığı, Tek bir varlığın hayatı, ilmi, iradesi, kudreti, kelâmı, semi ve basarı olarak müşahede edeceğiz..

Ve, bütün bunları "Mükevvin`in kevni" olarak değerlendireceğiz..

Mutlak kudret sahibi olan O yüce Varlıkta, var olmayan yegâne şey "acz"dir. Mükevvenatta herşey ise acz ile malûldür, O, mükevvini meydana getiren mutlak kudret sahibine göre..

Bu yüzdendir ki, İnsan-ı Kâmil;

"İnsan zâlim ve câhildir."

âyetinde anlatıldığı üzere, acz`in eseri olan bir ifade ile tavsif edilmiştir. Çünkü, tüm varlık birer âzâsı olan İnsan-ı Kâmil`in sınırsızlığa göre ifade ettiği sınırlılıktır.

ara.jpg (366 bytes)

TÜM YARATILMIŞLARDA ORTAK OLAN VASIF

“ACZ” DİR!

Sizlerin çektiğiniz tesbihlerden biri :

“L HAVLE VE L KUVVETE İLL BİLLÂH”

Bu, şu demek; kuvvet ve kudret sahibi olan Allah’tır. Gayrında kuvvet ve kudret yoktur.

İşin mikro plânına baktığımızda, virüsler, bakteriler boyutunda; bunlar birbirlerini yiyorlar… ‘’Güçlü’’ güçsüzü yiyor...

Biraz daha büyüğüne bakıyorsun, karıncalar boyutunda da; büyüğü küçüğünü yiyor...

Biraz daha büyük boyuta gidiyorsun; güçlü olan aslan, güçsüz olan ceylanı parçalayıp yiyor. Timsah ne bulursa gücü nispetinde, yakaladığını parçalayıp yiyor.

Yâni her bir güçlü, güçsüzü yiyor. Ama, o güçlü de kendisinden daha bir güçlünün yanında güçsüz kalıyor.

Yâni ‘’gü璒 denen, ‘’kudret’’ denen şey, yaratılmışlarda hep göresel, izâfidir. Bir varlığa göre güçlü olan, başka bir varlığa göre âcîz durumundadır.

Yaradılmışlardaki güç kuvvet ve kudret izâfi ve geçici... Ama tüm yaradılmışlarda ortak olan vasıf, “ACZ” dir!

Her ne kadar bir diğerine göre güçlü gibi gözüküyorsa da, Allah, bir birimde güç kuvvet ve kudret izhar ettiği içindir ki o birim, güçlü gibi gözükür...

Bir diğer varlığa göre, Allah kudret izhar ettiği içindir ki bir birim, kudretli ve güçlüdür . Halbuki kendisinden daha kudretli olanın yanında ise, âcîz durumda!

Yâni, yaratılmışların tümü, istisnasız olarak ACZ ile mâlûldür.

Kendisinde izhar olunan kudret geçici, âcz ise bakîdir!

Mutlak kudret ve kuvvet yalnızca yaradan Allah’a aittir!

İşte yukarıdaki tesbihte bunu anlayıp, bunu idrâk edeceğiz.

Bunu düşünüp, bunu hissedip: ”gerçek kudret ve kuvvet sahibi sadece yaratıcıdır. Varlıklar da, yaratıcının gücünü izhar ettiği zaman güçlüdür. Ama o güçlü de başka bir kudret izharına karşı güçsüz durumdadır. Dolayısıyla, bütün yaratılmışlar acz ile vasıflanmıştır.”... Bunu iyi idrâk etmek lâzım!

ara.jpg (366 bytes)

KENDİNDE ACZ HİSSEDEN

TAKDİR’E YÖNELİR!

 Kendinde kuvvet gören, tedbire; acz hisseden, takdire yönelir...

ara.jpg (366 bytes)

ACZ, NUR MENBAĞIDIR.

KİŞİYİ YOKLUĞA VE GERÇEK VARLIĞA GÖTÜRÜR!

"- Yâ Gavs. Acz, nur menbâıdır; ucûb, kendini beğenme de kederlere mahâldir, zulmet kaynağıdır."

Acz, yokluğa yakındır; ucûb, yani kendini beğenme de varlığa yakındir! Kişinin, kendini var kabul etmesinin sonucudur kendini beğenmesi! Kendini beğenmenin ise sonu gelmez, git gide artar. Bu artış ise benliği kuvvetlendirdiği gibi, kişiyi kendini bir birim olarak görme hâlinde de sâbitler! Bunun neticesi ise, gerçekten o kişi için hüsrandır!

Buna karşılık acz ise, kişiyi yokluğa ve gerçek varlığa götürür...

Kişi kendisinin çeşitli olaylar karşısında âciz kaldığını farkedince, ister istemez güç kudret sahibi arayış içine girer ki; kendisinde olmayanı oradan telâfi etsin.

İşte bu arayış, hem kendisini yokluğa götürür, hem de mutlak kudreti araştırmaya ve tanımaya sevkeder. Ve böylece acz kişinin Tek mutlak NUR'a kavuşmasına vesile olur!

Demek oluyor ki, acz duygusu, kişiyi mutlak kudrete kendini beğenme hâli de ebeden Allah'tan perdeli olarak yaşamaya yol açan iki hâldir.

ara.jpg (366 bytes)

ACZİYETİ HİSSETMENİN,

‘’ACZ’’ İÇİNDE OLDUĞUNU İDRÂKIN SONU,

“HİǔLİKTİR!

Acziyeti hissetmenin sonu "fakr", onun da sonu "hiç"liktir!.

Sonrasında dilde terennüm eden kendisidir!.

ara.jpg (366 bytes)

Mutlak kudret ve kuvvet yalnızca yaradan Allah’a aittir!

Bir kişinin bu gerçeği idrâk etmesi demek, o kişide artık kendini büyük görme, böbürlenme, gururlanma gibi hallerin kalkmış olması demektir.

Artık o kişi, izhar olan kudretin yanında gerçekte acz içinde olduğunun idrâki içindedir.

Acz içinde olduğunu idrâk edende büyüklenme, böbürlenme, gururlanma olmaz! Kendini bir başka varlığa karşı büyük görmez!

Kendinde bir varlık görememenin, kendisinin acz içinde olduğunu görmenin sonucu, kendisindeki kemâl sıfatlarının Allah’a ait olduğu müşahedesini getirir...

 

KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ

www.allahvesistemi.org