kavramlar.jpg (6719 bytes)

ÂHİRET

(DÜNYA HAYATINDAN SONRAKİ YAŞAM BOYUTU)

Âhiret” genel anlamda; dünyadan sonraki yaşantı, dünya hayatından sonraki yaşam boyutu anlamında kullanılır. Âhir isminden türemiştir.

’Âhir’’; sonrası, sonu mânâsına gelir. Sonunda mevcût olma mânâsına da alınabilir.

Bir diğer mânâ da “her şeyin sonu olma” şeklindedir.Her şeyin sonu, âhiri!

İnsanın bedeninin sonu yani “âhiri”, topraktır!

Ruhların sonu ise âhirettir! Yâni, sonraki âlem, ölümötesi yaşantı!

ara.jpg (366 bytes)

 

BEDEN-DÜNYAMIZ SONRASINDAKİ

ŞUUR ÂHİRETİMİZ

Peki, "âhiret" kelimesini boyutsal olarak da düşünebilir miyiz acaba?... Bu takdirde nasıl anlamamız gerekir?...

Dünyayı "mız" olarak algılarsak, otomatikman "âhıret"i de aynı seviyeden boyutsal olarak değerlendirmek gerekmez mi?...

İnsanlar şu anda bedenleri itibariyle Dünya’da; bilinçleri itibariyle de Âhiret’te yâni Cennet veya Cehennem’de yaşamaktadırlar... da diyebilir miyiz? Bedensel ortaya koyduğumuzun âhiretini bir an sonra bilincimizde yaşamaktayız; olabilir mi?

Fizik ölümle bu rüya bitip, beraber olduğumuz herşeyi terkederek yeni dünyamıza geçeceğimize göre....

O dünyada, bu dünya bir rüya hükmünde olacağına göre...

Mahşer ortamına kadar devam edecek o dünya dahi, sonraki evreye göre rüya hükmünde olacağına göre...

"MIZ" olan Dünya'dan çıkıp "âhiret"e intikal edemezsek... ölüm=uyanma bizim için gerçekleşmeyecek demektir...

Bu durumda, uyanmak için, şu ana dek yaptıklarımız yeterli midir sizce?...

Tatmin ediyor mu sizleri yapagelmekte olduklarınız?...

Yarın âniden fiziki ölümle ayrılsak bu dünyadan, "MIZ"dan ayrılamayacağımıza göre, nasıl bir yaşantı içine gireceğiz?...

ara.jpg (366 bytes)

Umarım Pazar sohbeti, beden-dünyamız SONRAsındaki ŞUUR âhıretimiz noktasında dikkatlerinizi çekmiş ve şuur boyutuna hitap eden Cennet veya Cehennem konusunda bazı yeni bakış açıları getirmiştir.

(Soru: Üstadım... Şuur boyutumuz âhiretimiz olduğuna göre, bügünden âhiretimizi bilmemiz mümkün müdür? Teşekkür ederim.)

Size daha önce bir soru sormuştum, cevap vermediniz; gündüzki düşünceleriniz ile geceki rüyalarınız ne kadar bağdaşıyor diye...

Esasen, rüya bir yana, şuursal durumun bugünkü âhıretin olduğuna göre, şuursal olarak ne kadar Cennet’i ve ne kadar Cehennem’i yaşadığını kendine sorabilir herkes...

ara.jpg (366 bytes)

BEDENİNİZ DÜNYA;

BİLİNCİNİZDE HİSSEDİP YAŞADIKLARINIZ ÂHİRETTİR!

(Soru: Bulunduğumuz anda bizden çıkan fiil ve düşünceler bizim bir sonraki anda âhiretimizi mi oluşturur; bulunduğumuz boyut hikmet sistemiyle işlediğine göre.... Burada hikmet sisteminde Kudret sırları seyredilmiş olur mu.? Teşekkürler...)

Evet... Bedeniniz Dünya; bilincinizde hissedip yaşadıklarınız âhirettir!. Sonsuza dek böyledir!.. Ancak Kudret Sıfatının seyri farklıdır!..

ara.jpg (366 bytes)

 

ÂHİRET YAŞAM BOYUTUNA GEÇEN HER KİŞİ

YENİ BOYUT ŞARTLARI KONUSUNDA KENDİNİ SORGULAR!

 Âhıret”, dünyadaki bedenli yaşam sonrası, devam edegiden ve sonraki tüm boyutlara uzanan yaşamın genel adıdır, anlamıyla olaya yaklaşırsak...

Kişinin içine girdiği bu yeni yaşam boyutunda, kendini sorgulama olayını “SORGULAMA” (Münker - Nekir) yazısında anlatmıştık... Bu o süreçte ve o boyutta şuurlu bir şekilde yaşanacak bir olaydır. Bu yaşamın tevil edilecek bir yanı yoktur.

ara.jpg (366 bytes)

Şimdi bu durumda asli yapısı itibariyle “NUR” olarak târif edilen bu meleklerin(melekelerin) kişi bilincinde, kişinin veri tabanına ve hâleti ruhiyesine göre beynin oluşturduğu suretlerle açığa çıktığını anlarız. Beyindeki tüm verilerin ruha yüklenmesi ve artık kişinin ruh bedenle yaşaması dolayısıyla dünyadaki veri tabanı bu süreçte de aynen geçerli olmaktadır.

Demek oluyor ki, her kişinin hakikatinde bir boyut olarak yer alan bu sorgulama kuvvesi, her kişi, kabre konduğunda kişinin bilincinde açığa çıkıp, içinde bulunduğu yeni boyut şartları konusunda kendisini sorgulamaktadır!.

Not: Geniş açıklama için M / ”Melekler” ve K / ”Kabir Âlemi” konularına bakınız

 ara.jpg (366 bytes)

 

MÂNÂ BOYUTUNDA ÂHİRET

(MÂNEVİ ÂHİRET)

(İLÂHİ İSİMLERİN MÂNÂLARINDAN OLUŞAN ÂHİRET)

Mânâ boyutunda âhiret ne demektir?..

Burası işin biraz daha derin bir yanı... Deminki yanı, beş duyuya hitap eden yanı...

Bir de 5 duyunun ötesinde, tefekkürle-ilhamla yaşanacak olan ilâhi isimlerin mânâlarından oluşan âhiret var… Buna tasavvufta “Esma cenneti” derler… “Efal cenneti” değil; beden boyutuna karşılık olan cennet değil!

Allah’ın isimlerinin mânâlarından oluşmuş cennet, “Esma cenneti” denilen yaşam!

İşte bu, mânâ boyutundaki âhirettir. Senin şu andaki aklının, idrâkının ve hâlinin getireceği bir sonraki hâl!.

Bu sonraki hâl şu anda ölümü tadana kadarki devrede her ne kadar büyük gelişmelere tekâmüle açıksa da ölümü tattıktan sonra dünyada edindiğin sınırlar içinde kalır. Daha fazlasını orada elde ertmek mümkün değil!

İşte eğer bunu burada idrâk ederse kişi, dünyadayken bütün gücünü kuvvetini kudretini Allah’ı daha iyi tanımaya verir! Allah’ı ne kadar yakından tanırsan, yakından derken mesafe anlamında değil; -iyi tanıma anlamında, geniş kapsamlı tanıma anlamında- tanırsan bir sonraki âlemde yani ölümle birlikte ba’s olacağın yeni yapıda o kadar iyi tanıyabilirsin...

Tek şansın burada bu kadar iyi tanıyabilmek!.

ara.jpg (366 bytes)

 

ÂHİRET KUDRET YURDUDUR...

ORADA DÜNYA FİZİK KURALLARI GEÇERLİ OLMAZ!

Dünya hikmet yurdudur. Her şey bir sebeple, bir vesile ile oluşur. Âhiret denilen ölümötesi yaşam ise kudret yurdudur; orada hikmet kuralları dünya fizik kanunları geçerli olmaz.

İşte mukarreblere dünyada ikram kabilinden gelen "ledün" nimeti ile "kudret" sırları seyredilir.

ara.jpg (366 bytes)

 

ÂHİRET, “KORUNANLAR”INDIR!

Yine Hazreti Ömer, Ebû Hureyre ve Ubeyy b. Kâb radıyallâhu anhüm hazretleri huzuru Rasûlullah'a gelerek Sâid b. Müseyyeb'den rivâyet edildiği üzere şöyle sordular:

-Yâ Rasûlullah!. İnsanların en âlimi kimdir?..

-Akıllı olandır!..

-En çok ibadette olanı kimdir?..

-En çok akıllı olan!..

-İnsanların en faziletlisi kimdir?..

-En akıllı olan!

-Yâ Rasûlullah, akıllı kimse, mürüvvet sahibi, cömert, konuştuğunu bilen ve hatırı sayılan kişi değil midir?..

“-Bütün bu saydıklarımız dünyalık ve dünyaya ait şeylerdir. Âhiret ise korunanlarındır."

 ara.jpg (366 bytes)

 

ÂHİRETTE SAADET EHLİ

Âhirette saadet ehli 2 grubtur:

1-Cennet ehli, (bühl sınıfı)

2-Allah ehli. (irfan ehli)

Temelde, bütün cehenneme gitmeyenler, bu ikiye girer.

Cennet ehli, İslâm Dini’nin, yâni “Şeriat” denilen zâhir emirlerini yerine getirmekle cehennemden kurtulurlar cennete giderler.

Nasıl?

Onların belli bir terkibleri var mı?

Var!

Bu terkiblerine zor gelecek bir biçimde, şeriatın zâhirde koyduğu emirler var. Namaz var, oruç var, abdest var, sadaka var, zekât var, hac var birçok böyle emirler var. Bu emirler, zâten onların tabiatlarına, huylarına ters düşen şeyler, ama Allah korkusuyla bunları yapıyorlar mı?

Yapıyorlar!

Bunları yapmakla, kendilerinde hiç olmazsa asgari düzeyde terkib değişikliği meydana getiriyorlar! Bu terkib değişikliği yapmaları hasebiyle, asgari ölçüde belli isimlerin mânâları onlarda zuhûra gelmiş oluyor! Zorlanarak kendi terkibinin dışında, belli mânâları ortaya koyuyor! Cehennemden kendini kurtarmış oluyor bir diğer mânâda.

Biraz evvel ruhâniyet bâbından söyledik. Şimdi de isim terkibi yönünden söylüyoruz. Avamın cennete gidişinin durumu böyle.

Bir de Allah ehlinin Allah'ı bulması söz konusu...

Allah ehlinin Allah'ı bulması da, kendisinde kuvvede kalan isimlerin mânâlarını bilfiil tatbik edip ortaya koymak suretiyle bu isimleri tanıyıp bulmaya çalışıyor. Bunun neticesinde Allah'ı isimleri yönüyle biliyor. "Men arefe sırrı" ile Rabbını bildiğin zaman, bu hakikatı idrâk ettiğin, müşahede ettiğin zaman "ilmel yakîn" düzeyine gelmiş olursun.

ara.jpg (366 bytes)

ÂHİRET GÜNÜ

‘’BİLİNEN O MEŞHUR AN’’

Ölümden sonraki sonsuz yaşamın devamı ve bütün insanların ve cinlerin biraraya gelip yaptıklarının sonuçlarını görme süreci!

"VEL YEVMİL ÂHİR"...

KIYÂMET SÜRECİ...

ara.jpg (366 bytes)

YEVM`İL ÂHİR"de ki "EL YEVM", yani, "bilinen o meşhur "AN"!

Nedir o meşhur "AN" ?

"Büyük kıyâmet" diye bilinen, bahsedilen zaman süreci!

Böyle bir sürecin de yaşanacağı..

Berzah âlemindeki, kabir âlemindeki "an"lardan sonra; bütün insanların ve cinlerin bir araya geleceği ve dünyada yaşadıkları anların hâsılasını, sonuçlarını, semeresini görecekleri toplu yaşam "an"ı!

"Küçük kıyâmet", diye bahsedilen, yani "ölüm" denen "beden değişimi" anından sonraki bireysel yaşama anları...

ara.jpg (366 bytes)

Biz "VEL YEVMİL ÂHİR" dendiği zaman burada iki mânâ anlayacağız:

Bir, sonsuza dek sürüp gidecek olan bir yaşam... "Yok" olmanın söz konusu olmadığı, sınırsız devam edecek olan yaşam "an"ları.

İki, bütün insanların ve cinnin -yani uzaylı denen o varlıkların- toplu olarak bir boyutta, bir ortamda gelip; dünya yaşamlarının semeresini, neticesini görecekleri süreç!

ara.jpg (366 bytes)

 

Vel Yevmil Âhir”... Kıyâmet Sürecine...

Not: Geniş açıklama için İ/İman ve K/Kıyâmet konularına bakınız.

 ara.jpg (366 bytes)

 

Âhiret âlemi, dünyadaki bütün insanlar ölüp bittikten sonra, dünyanın kıyâmeti koptuktan sonra gidilecek bir âlem midir?!

Hayır!

Âhiret âlemi; kişinin fizik biyolojik ölümü tattığı andan sonra, bedenin duygularının ortadan kalkıp, ruh olarak yaşamağa başladığı andan itibaren içinde bulunduğu boyutun adıdır! Fizik bedensiz olarak içinde bulunduğun, yaşadığın boyutun adı “âhiret”tir.

ara.jpg (366 bytes)

 

ÂHİRET, KAÇ DEVREDİR?

Âhiret iki devredir.

Birinci devresi, “Berzah” (geçiş) âlemi veya “Kabir” âlemi diye târif edilen devredir.

İkinci devresi kıyâmet ve sonrası diye belirtilen devredir.

Bunlardan “Berzah âlemi’’ veya “Kabir âlemi’’ diye târif edilen devre; geçiş devresidir, sırf ruhânî bir yaşantıdır.

Not:: Kabir âlemi ile geniş açıklama için K / “Kabir âlemi” bölümüne bakınız.

ara.jpg (366 bytes)

 

DÜNYA GEÇİDİNDEN ÇIKIP ÂHİRETE GEÇMEK

Âhiret âlemi, dünyadaki bütün insanlar ölüp bittikten sonra, dünyanın

"-Yâ Gavs!. Dünya geçidinden çık ki, âhirete vâsıl olasın; âhiret geçidinden de çık ki, "BANA" vâsıl olasın!."

“Dünya geçidinden çıkıp da âhirete geçmek”, “mülk âleminden melekût âlemine girmek” demektir!.

ara.jpg (366 bytes)

 

DÜŞÜNÜN Kİ, BÜTÜN EVRELERİ

TEK BAŞINIZA GEÇECEKSİNİZ!

Öbür dünyanın gerçekleri buradan tümüyle ayrıdır!..

Zaman kavramının farklılığını izah için basit bir misâl verelim;

Güneşin kendi merkezi çevresinde ki turu 255 milyon sene!.. Bu ne demektir düşünebilir miyiz?..

Ölüm ötesi yaşam boyutunda, bir günün, bizim senemizle bin sene olduğu Kur'ân-ı Kerîm’de şöyle ifade ediliyor:

“Rabbinizin indinde bir gün, ölçünüzle 1000 yıl gibidir” (22-47)

ara.jpg (366 bytes)

Aralarında, kabirde ancak on gün kaldınız diye konuşacaklar” (20-103)

ara.jpg (366 bytes)

Oysa belki de, mezardaki canlı yaşamınız milyonlarca ve milyonlarca yıl sürecek.

Sıratı insanların geçiş süresi 3000 senedir!” diyor Hazreti Muhammed aleyhi’s-selâm.

Bir günü dünya senesi ile 1000 sene olan, 3000 sene!..

Evet, Kıyâmet ile birlikte dünya üzerinde serbest kalan ruhların, güneşin çekim alanından kendilerini kurtarıp Cennetlere ulaşmaları anlamına gelen sıratı geçiş süreleri bu kadar uzun bir zaman!.. Bu, o boyutun 3000 senesi!... Bizim zaman boyutumuz ise tümüyle iptal!.

ara.jpg (366 bytes)

Kıyâmete kadar daha ne süre geçecek?..

Ölümü tadanların mezarlardaki canlı, diri yaşamları acaba kaç milyon veya milyar sene sürecek?..

Sonra Dünyanın, Cehennemin hararetiyle eriyip düz bir tepsi gibi olması kaç milyar sene alacak?..

Sonra orada toplanan insanların, “sıratı geçme” diye ifade edilen “kaçışları” kaç yüz milyon sene tutacak?..

Ve nihâyet ondan sonraki “ebedî” diye nitelenen yaşam kaç milyarlar kere milyarca seneyi kapsayacak?!..

Düşünün ki, bütün bu evreleri tek başınıza geçeceksiniz!..

Milyarlara ulaşacak bir süre, mezarda canlı, şuurlu bir şekilde hapis kalacak, bedeninizi oradaki hayvanların yemelerini seyredeceksiniz...

Sonra dünyada sahip olduğunuz ya da kullanmaya alıştığınız şeylerin yokluğunun ıstırabını çekeceksiniz...Tâ kıyâmete kadar sürecek bir azap bu!.

Ve de kıyâmet ile birlikte başınıza gelecekleri seyrederek!..

Bu işin sadece mezardaki yanı... Daha sonraki aşamalarına hiç geçmeyeceğim.

Arzu edenler çeşitli hadîs kitaplarından bundan sonraki devreleri ve buralarda karşılaşacakları şeyleri öğrenebilirler.

ara.jpg (366 bytes)

 

ÖLÜMÖTESİ YAŞAMA KENDİMİZİ HAZIRLAMAK İSTİYORSAK,

“ALLAH” KAVRAMININ NE OLDUĞUNU FARKETMEK

VE ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ!

Demek ki, insan, dünyada yapacağı çalışmalar ile yarın karşılaşacaklarını oluşturacaktır!..

Ya, bu gerçeği göz önüne alarak bilinçli bir şekilde dünya hayatımızı değerlendirecek ve ona göre, düşünce sistemimize, yaşantımıza yön vereceğiz; ya da bütün bunları bir yana koyarak, dünya zevk ve acıları içinde ömrümüzü tüketeceğiz...

Buna da sebep olacak şey, sadece Hazreti Muhammed'in açıkladığı “ALLAHadıyla işaret ettiğini anlamamış olmamızdır!.

Şâyet, samimî olarak ölüm ötesi yaşama kendimizi hazırlamak istiyorsak işe “ALLAH”tan başlamak, ve önce “ALLAH” kavramının ne olduğunu fark etmek ve öğrenmek zorundayız!..

Genelde, hayâl edilen TANRI'yaALLAH” adını verme hâli, bütün yanlış davranışlarımızın temelini meydana getirmektedir.

Hevâsını, hayâlindekini TANRI edineni gördün mü!?..” (25-43)

Taklit yollu TANRI kabulü, tüm din anlayışımızın temelini teşkil edince, çok zaman inkâra veya isyana uzanan bâtıl bir din anlayışı içine düşmekte ve neticede de her şeye boş vermekteyiz.

Oysa, “ALLAH”ın “AHAD” oluşunun manâsını anlayabilsek, gökte bir TANRI olmadığını kavrayabilsek, herkesin kendi amellerinin karşılığına ulaşacağını idrâk etsek, bütün yaşamımız değişecektir!..

 ara.jpg (366 bytes)

 

ÂHİRETTE MÂZERET ÖNE SÜRME OLANAĞI

VE MÂZERET MEKANİZMASI YOKTUR!

Herkes, herkesten ilim alır; o ilmi aklıyla değerlendirir; isabet ettiyse yararını görür; hata ettiyse de sonucuna katlanır!.

İslâm Dini, insanların, sürü başını taklit eden koyunlar gibi yaşamasını tavsiye etmez!.

Herkes imkânları nispetinde gerçekleri araştırmak ve sonra da düşünerek yaşamak zorundadır.

Niye böyledir?

Çünkü, âhirette mâzeret öne sürme olanağı ve mâzeret mekanizması yoktur!. Sistemde mâzeret mekanizması yoktur!.

Ne gerekçeyle olursa olsun yemediğin balın enerjisi vücudunda oluşmaz!.. Bunu çok iyi anlamak gerekir…

Ahmed Hulûsi

yazdir

Tüm Kavramlar Programı

 

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org