kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

AKIL

Şuurun algılama aracıdır!

ara.jpg (366 bytes)

İlim sıfatının yaratılmışta zâhir oluşunun adıdır “akıl”!

ara.jpg (366 bytes)

"ALÎM" ismiyle işaret edilen Allah`ın "İLİM" sıfatının, kesret âleminde terkiple açığa çıkışının adı "AKIL"dır.

Akıl; dıştan, bizim farkında olarak ve üzerinde değerlendirme yaparak bir sonuç çıkarttığımız olayları irdeleme özelliği!

"Akıl" Arapçada "Ukl" kelimesinden gelmiştir. "Bağlamak" anlamınadır..

Yâni bir şeyi. diğer bir şeye bağlayarak, aralarında bir bağlantı kurarak, bir sonuç çıkarma özelliğidir..

ara.jpg (366 bytes)

 

AKLIN BOYUTLARI

Aklın iki boyutu vardır;

Birincisi avam boyutu...

Yaşadığı süreci göz önüne alarak, yapacağı işleri düzenler... Ölüm ötesini aklına getirmez! Ömrünü dünyevi değerlere göre düşünür. Bütün ömrü boyunca, kendisine yarar sağlayacak şeyleri tasarlar.

Aklın ikinci mertebesi ve makbul olanı ise; ölüm ötesini düşünüp ölüm ötesi hayata göre yaşamını düzenler.. Programa alır.

ara.jpg (366 bytes)

 

AKLIN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ

Bilinç, her maddede derece derece, gizli ve açık olarak mevcuttur. Bu, plâzmanın, neden canlı özellikleri gösterdiğinin de açıklamasıdır.

Düşünülen şeyi eyleme geçirmek, aklın en önemli özelliklerindendir. Böyle birşeyi elektronda da görmekteyiz.

Bu nedenle evrende, canlı-cansız ayırımı anlamsızdır. Hareketli ve hareketsiz maddeler ayrılamayacak kadar iç içedir ve yaşamda evrenin bütünlüğü içinde sarmalanmıştır.

 ara.jpg (366 bytes)

 

BEYİNDEKİ “AKIL” DEDİĞİMİZ ÖZELLİK,

BELLEK DALGALARI ŞEKLİNDE RUHA

YANSIR, YÜKLENİR

Beyindeki “akıl” dediğimiz özellik, ‘’bellek dalgaları’’ şeklinde ruha yansıtılıyor. Akıl gibi, fikir, hayâl, şekillendirme, vehmî benlik gibi hususlar gene beyin faaliyetinin neticesinde, ruha yükleniyor.

ara.jpg (366 bytes)

AKIL DERİN TEFEKKÜRE YÖNELDİĞİNDE...

Akıl, derin tefekküre yöneldiğinde; beden, zarûretsiz eylemlerden uzaklaşır!.

ara.jpg (366 bytes)

 

AKIL DURURSA EĞER…

Akıl durursa beden hareket eder, zekâ çalışır!.

ara.jpg (366 bytes)

 

AKIL ADAMI TERKEDERSE…

Akıl adamı terkederse, ‘’deli’’; adam, aklı terkederse, ‘’meczûb’’ derler!.

ara.jpg (366 bytes)

 

KUVVETLİ AKIL,

TEFEKKÜRE GÖTÜRÜR!

Kuvvetli bir akıl, tefekküre götürür. Kuvvetli tefekkür, haşyeti getirir.

Ne diyor âyette?.

“Allah’tan ancak âlim olanlar haşyet duyar!”

“Haşyet duyabilen” derken şunu unutmayalım…

Haşyet, duygu değildir!. Haşyet, tefekkür sonucu oluşur.

Tefekkürün sonucunda oluşan haşyetin hissettirdikleri vardır.

 ara.jpg (366 bytes)

AKIL, BİR BİLİNENİ DİĞER BİR BİLİNENE

BAĞLAMAK SURETİYLE TEFEKKÜRE ULAŞIR!

Eğer düşünen, akıllı bir insan olarak yaşamak istiyorsak, sadece fikirleri eleştireceğiz. İnsanlar hakkında hiçbir yorumda, değer yargısında bulunmayacağız. Çünkü, bir insanı yargılayıp hüküm verebilmemiz için, o insanın bütün düşünce dünyasına, niyetlerine âşina olmamız gerekir ki, bu da, mümkün değil!.

Demek ki, akıl olmadan iman olmaz!.

Akıl, bir bilineni diğer bir bilinene bağlamak suretiyle derin tefekküre ulaşır.

Tefekkür, düşünce devreye girince de, iman başlar.

Ancak elbette ki bu, tefekkürün en alt seviyesidir ki, semeresi de “Taklidî iman”dır. Bunun tahkike dönmesi ise çok daha kapsamlı aklı ve dolayısıyla tefekkürü gerektirir.

 ara.jpg (366 bytes)

AKLIN MUHATABI...

Aklın muhatabı, mantığa dayanan sistemdir!

ara.jpg (366 bytes)

 

AKIL-ŞUUR DEDİĞİN ŞEY İLÂHİ İSİMLERİN

MÂNÂLARININ DAYANDIĞI ZÂT’A GİDER!

Kur'ân-ı Kerîm'de sürekli olarak;

"Biz size çeşitli misâller serdediyoruz, bütün bunları hâlâ tefekkür etmeyecek misiniz, düşünmeyecek misiniz, bunlardan ibret almayacak mısınız" gibi ikazlar yer almaktadır.

İlâhî isimlerin terkip şekliyle, bizde varolması ve bu mânâların, belirli ölçülerle bizde âşikâre çıkması şunu gösterir;

Bizdeki bu isimlerin mânâları, çok daha geniş şekilde ortaya çıkabilir!.. Bu kadarıyla olduğuna göre, bunun çok daha geniş şekilde ortaya çıkabilir!.. Bu kadarıyla olduğuna göre, bunun çok daha geniş boyutlusu da olabilir!.. Bu isimlerin mânâlarının âşikâre çıktığı her mahalde, Allah zâtı ve sıfatıyla da mevcuttur! Ve o mahalden o isimleri izhar ettirirken, dilerse başka isimlerin mânâlarını da âşikâre çıkartır, ortaya koyar!..

Peki, senin aklın, şuurun, dediğin şey netice itibariyle bu isimlerin mânâlarının dayandığı zâta gider ise; ve sen bunu idrak eder isen; bu takdirde, kendinde âşikâre çıkmayan isimleri mânâlarını da âşikâre çıkarmak gücü var mıdır, yok mudur?

Elbette ki vardır!..

Öyle ise, senin, tabiî yaşantının meydana getirdiği fiillerin ötesinde; ilâhi hükümler olan Allah'ın emirleri ve yasaklara uyman şartı ile Allah’a "yakîn" elde etmen mümkündür!..

ara.jpg (366 bytes)

 

İNSAN AKLININ ORİJİNİ

“KOZMİK BİLİNÇ”TİR!

Aklınız ise, bu kâinatın tamamında mevcut düzeni yürüten “Tümel Akıl” yâni “Kozmik Bilinç”tir.

 ara.jpg (366 bytes)

AKLIN EN KISASI…

Aklın en kısası, ölümün ötesinde başına gelebilecekleri düşünendir.

ara.jpg (366 bytes)

AKIL, TERKETMEYİ EMREDER!

 Sevgin, sahip olmayı; aklın ise, terketmeyi emreder!..

ara.jpg (366 bytes)

 

AKLIN İRADEYE SÖZ GEÇİREMEMESİNİN SONUCU...

Zaafların, aklının iradene söz geçirememesindendir..

ara.jpg (366 bytes)

AKIL SİSTEMLİ DÜŞÜNCEYE YÖNELİR!

Aklın çalışma sistemi, muhakeme ve tefekkürdür!

Muhakeme, tefekkürü meydana getirir; yâni geniş ve derin düşünmeyi.

ara.jpg (366 bytes)

Zekâ fikirlerle uğraşırken, akıl sistemli düşünceye yönelir!

Zekâ fikirler arasında çelişkilerden kurtulamazken; akıl tefekkür okyanusuna açılır, kapasitesi ve ilmi nispetinde!.

ara.jpg (366 bytes)

“SİSTEM”İ GÖREMEYEN AKIL

Sistemsiz eleştiri, sistemi göremeyen aklın, gerçekleri lokalize inkârıdır!.

Aklı olan fikirleri; aklı yetmeyen insanları eleştirir!.

Eleştiri, yol göstermek için olmalı, yanlışı buldurmalıdır!.

Yanlış, yanındakine ya da şartlanmana göre değil; tüm sistem içindeki yerine göre olmalıdır ki, eleştirilebilsin….

Yoksa, bulunduğun açıdan sana yanlış gelen, nîce şeyler vardır ki, onlar hep yerli yerinde doğrulardır!. Ama şaşının biri iki görmesi gibi; tüm sistemi göremeyen bulunduğu yerden, az ötesindekini yanlış görür…

ara.jpg (366 bytes)

AKIL,

ALT BİLİNCİ KONTROL EDEN MEKANİZMADIR!

Alt bilinç aynı zamanda “kişinin şeytanı” diye de tanımlanır. Alt bilincin üretimi olan fikrî faaliyetin kaynağı zekâdır.

Bunu kontrol edebilen mekanizma ise üst bilinç yâni akıldır.

ara.jpg (366 bytes)

AKIL, UZUN VÂDELİ BAKIŞLAR

VE DEĞERLENDİRMELER GETİRİR!

Zeki kişi o anki menfaatine göre ne gerekiyorsa onu derhal bulup gereğini tatbik eder.

Zekâ kısa vadelidir, günlük çözümler içindir.

Akıl ise uzun vadeli bakışlar ve değerlendirmeler getirir.

Zeki kişi günlük menfaatlerinin gerektirdiği bir biçimde yaşar.

Akıllı kişi ise geleceği düşünerek hayatına yön verir.

Zeki insanlar, geçici dünya menfaatleri peşinde koşarlar!Hırslıdırlar... Doyumsuzdurlar… Kriterleri, insanların beğenisi ve alkışlarıdır! Beyinlerinde ördükleri kozanın sonuçta bilinçlerine ne getireceğini idrâk edecek akıldan da yoksundurlar!

Akıllı insanlar, ebedî yaşamı esas alarak, içinde bulundukları günleri bu esasa göre değerlendirirler… Siyaset, para vs. gibi geçici dünyalık çıkarlar umurlarında değildir! Amaçları kozalarını kalınlaştırmak değil, Allah’a ermelerine engel olan kozalarından kurtulmaktır!

ara.jpg (366 bytes)

ZEKÂ, EGONA DÖNÜK ÇALIŞIR;

AKIL İSE HAKİKATİNİN HİZMETİNDE OLUR!

 Zekâ, aklın hizmetinde değilse, kişinin cehennem taşıtıdır! Hızıyla, yakış kuvveti doğru orantılıdır!

Akıl yeterli değilse, zekâ hüsranın hammaddesi olur!

Çoğunlukta zekâ vardır, pek az insanda akıl!

İçgüdü ve dürtülerine hizmet veren zekân ile gittiğin yeri kavrayamayacak kadar yetersizsen, yanmaktan seni kimse kurtaramayacak, demektir!

Zekâsına güvenerek tasavvufa giren, hüsranla çıkar!

Dünyalık şeylere zekânla ulaşabilirsin belki, ama “Allah”a asla!

Zekâ, egona dönük çalışır; akıl ise hakikatinin hizmetinde olur!

Zekânla kavuştuğun pek çok şeyi gene zekân ve hırsın, dürtülerin doğrultusundaki davranışların yüzünden çok kısa sürede yitirebilirsin!

Kayıplarının nedenini araştıracak kadar aklın varsa geçmişine dön!

Geçmişinin muhasebesini yaptığında, hâlâ karşındakileri suçlayabiliyorsan, tedavi kapın elân kapalı demektir!

ara.jpg (366 bytes)

AKLIN SUKÛT ETTİĞİ NOKTA

Mutlak gayb, Allah’ın Zâtıdır Gaybı Mutlak yani üzerinde düşünülmesi sezilmesi çözülmesi mümkün olmayan; aklın ve sezginin sukût ettiği nokta!

Aklın ve sezginin sukût ettiği nokta!

Bu, Mutlak Gayb!

ara.jpg (366 bytes)

 

OLAN AKIL GELİŞİR!

(Soru: İnsan aklını geliştirebilir mi?.. Beyin kapasitesini geliştirmek, aklı geliştirmek midir?..)

Olan akıl gelişir elbette!.

ara.jpg (366 bytes)

AKILLI KİŞİ

“Bu, akıllı bir kişidir” demek, yâni birtakım nesneleri, birtakım bilgileri, cevherleri birbirine bağlayarak ortaya bir sonuç çıkartıp buna göre kendine yön verebiliyor demektir.

ara.jpg (366 bytes)

 

İslâm’ı, akıllı insan değerlendirebilir!.

ara.jpg (366 bytes)

 

Nasihat, akıllı içindir.

ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI ADAM,

SIKINTILI ÂNI KEYFE DÖNÜŞTÜRÜR!

Aptal insan, değiştiremeyeceği ânın sıkıntıları içinde boğulur; Akıllı adam da, değiştiremeyeceği sıkıntılı ânı keyife dönüştürür..

ara.jpg (366 bytes)

AKILLI MI?…

HAKİKATİNİ DEĞERLENDİREBİLEN!

Sarhoş mu kim?..

Seyrinde kendini kaybeden!..

Mutlu mu?..

Dileği olmayan!..

Huzur mu?...

Gerçeğin âleminde yaşayanın hâli!..

Budala mı?...

Benliğini gösterme çabasında olan!..

İlim mi?..

Özündeki mükemmeliyet!..

Akıllı mı?..

Hakikatını değerlendirebilen!..

ara.jpg (366 bytes)

 

EĞER AKILLI İSEN…

Akıllı isen, yarınlarda değer vermeyeceğin şeyin peşinde koşarak tükenme!..

 ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI İNSAN HİÇ DEĞİLSE

AKŞAMDAN AKŞAMA ALLAH’LA KONUŞUR…

Akıllı insan, hiç değilse akşamdan akşama Allah'la konuşur; yatağa girip de, kendi başına kaldığında.. İşte o zaman, kapa gözlerini, içinden başla konuşmağa!.

 ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI İBRET ALANDIR!

"Akıllı", ibret alan; "ahmak" da aynı hataya sürekli devam edendir!.

ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI

KARŞISINDAKİNİ NASIL DEĞERLENDİRİR?

Aptal, karşısındakinin sözlerine bakarak onu değerlendirir; akıllı, karşısındakinin davranışlarıyla onu değerlendirir! Karşısındaki gerçekleri değerlendirmeyip hayâlindekinin peşinde koşan, hem elindekini yitirir hem de hayâlindekini!

 ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI DÜZEYİNDE(!) NELER YAPIYORSUN?!….

Rasûlullah'a bu yolda yaptığı çalışmalar yüzünden "cinne uğramıs, deli " dedilerdi...

Sen, bırak delilik derecesini, akıllı düzeyinde(!) neler yapıyorsun?!

ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI KİŞİ

İLİM BİRİKTİRMEK İÇİN UĞRAŞIR!

Âhirete inanmayan kişi, nasıl para ve mal biriktirme peşinde koşarsa ; akıllı insan da ilim biriktirmek için uğraşır.Çünkü, ölüm ötesinde artık yeni ilim elde etme şansının olmadığını bilir!

Ruhta,ölümötesinde kapasite artırma imkânı yok!

İşte onun içindir ki,

Beşikten mezara kadar ilim tahsil et!”;

“Ilim Çin`de bile olsa git al!”;

“Kendi önünde olduğunu bildiğin, senden daha fazla bilgili kimselerle beraber ol! “

diye tavsiye ediliyor.

 ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI OLMUŞ BİTMİŞE RAZI OLUR!

Akıllı olmuş-bitmişe razı olur... Ahmak, balığı kavakta yaşatma mücadelesi verir, başaramadıkça  da  kendine kahreder!..

 ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI İNSAN ALLAH’A İMAN EDER

Zeki insan, ateist olur; akıllı insan, "Allah"a imân eder!. "Bühl" ise tanrısıyladır!.

Aptallar arasında en az aptal olan, akıllı demek değildir!.... Aptallar arasında en az aptal olan, akıllı kabul edilse bile!.

ara.jpg (366 bytes)

İNSAN, AKIL İLE İMAN ŞEREFİNE ULAŞIR!

Başka bir hadîs-i şerîfte de Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

- AKILLI, Allahû Teâlâ’ya imân edip, Rasûlü’ne inanan ve emirlerini yerine getirendir."

Evet, yukarıdaki hadîste ashabın sordukları özellikler, kişide dünya yaşamı ile alâkalı özelliklerdir.

AKIL ise, esas yapısı itibariyle geniş boyutlarda düşünebilmeyi, düşündüklerin değerlendirebilmeyi, ölümötesi yaşamı idrâk etmeyi ve bu idrâkın gerektiği şekilde ölümötesine hazırlanabilmeyi sağlar.

İşte bu sebeple insan "akıl" ile "iman" şerefine ulaşır.

Akıl ile Allah’a ulaşılır!.. Kim "aklı" ve "ilmi" inkâr ederse, o ancak câhildir ki; "Allahü Teâlâ onu cehil batağından kurtarıp, ilim ile şereflendirsin, akıl ihsan eylesin" demekten başka bir şey elimizden gelmez!..

ara.jpg (366 bytes)

AKILLI İNSANLAR İÇİN DAİMA ÖNEMLİ OLAN,

“KAVRAM”DIR; “İŞLEV”DİR!

DÜŞÜNEMEYENLER İSE “İSİM”LERE TAKILIR KALIR!

İnsanların, düşünemeyen türünün perdesidir “İsim”ler…

Düşünemeyen insanlar, “isim”lere takılır ve orada kalır!… İsim ile işaret olunan “Kavram”lar onlar için çok bir şey ifade etmez.

O “ismin işaret ettiği anlam ya da kavramı, herkes, kendi kafasında, diğerinden bir başka türlü anladığı için de, hiç bir ortak sonuca varılamaz…

Oysa akıllı adamlar tartışırken, önce “kavram”da mutâbakat arar; sonra o kavrama işaret eden çeşitli isimleri bire indirgerler.

Yaşamda, akıllı insanlar için daima önemli olan, “kavram”dır; “işlev”dir!.

Eğer, hâlâ isimlerle, lâkap ve ünvanlarla uğraşıp; “kavram” ve “işlev”i değerlendirerek, ona göre sonuca gidemiyorsak; iki sağırın banka diyaloğu devam ediyor demektir.

ara.jpg (366 bytes)

SADECE AKIL GÜCÜNE DAYALI ÇALIŞMA...

Tasavvuf ise, iman nuruna dayanan bir tarzdaki çalışmalar bütünüdür.

Felsefe, daha önce de izah ettiğimiz gibi ise iman nurunu esas almaksızın, sırf akıl gücü ile yapılan çalışmalardır.

ara.jpg (366 bytes)

AKLIN ZAYIF NOKTASI,

ZEKÂ OYUNLARINA GELEREK

VEHMİN HÜKMÜ ALTINA DÜŞMESİDİR!

Aklın bir zayıf noktası vardır. O zayıf noktası dolayısı ile de zekâ oyunlarına gelerek vehmin hükmü altına girmesi ihtimali sözkonusudur.

Akıl, daima eldeki mevcut donelere göre, bunları birbirine bağlayarak bir sonuç elde eder. Beş duyu kanalından gelen bilgiler bir kaba konur. Akıl onları bileştirir ve neticede bir sonuç çıkarır; buna göre de kendine bir yön çizer.

Akıl seni daima maddenin ötesindeki bir boyutta kendini bulup değerlendirmeye yönelik biçimde düşünmeğe sevk eder. Çünkü akıl çok geniş boyutta düşünür. Çok kapsamlı olarak meseleleri ele alarak, bunları birbirine bağlayarak yeni yeni sonuçlar çıkartmağa sevk eder... Bu çalışmayı yaptığın zaman otomatikman mânevi âleme girersin; madde dünyasından çıkarsın!

Ne varki aklın, bu gelen fikirleri her an gerektiği gibi değerlendirememesi tehlikesi vardır. Zira vehim "nefs" üzerinde ağır basar.

İnsan için eğer “şer” diye kabul edilebilecek bir şey varsa o da vehim’dir. Vehimden daha şerli bir şey yoktur!

Eğer aklınla vehmi hükmün altına alırsan velâyetin en üst mertebesine çıkarsın!

ara.jpg (366 bytes) 

AKLIN GÜCÜNÜ KESEN,

VEHİMDİR!

Akıl herhangi bir noktayı düşünürken, bütün bağlantıları gereği gibi kuramayıp, herhangi bir yanlış fikrin etkisi altında kalma tehlikesi ile yüzyüzedir!

İşte o anda da vehim, onun üzerinde hükmünü icra eder; yâni nefsin, benliğin üzerinde tesirini icra eder. Aklın gücünü, tesirini keser, geleceğe ve bilince dönük biçim yerine; bedene ve benliğe dönük istikamette bir harekete sürükler.. O zararlı hareketi yararlıymış gibi gösterir! Çünkü vehim, her şeyi tersine gösterir...

İşte bu yüzden de zararlı hareketi yararlıymış gibi sandırıp, seni yanlışa çekebilir.

ara.jpg (366 bytes)

AKIL, TEFEKKÜR VE İBRETE YÖNELMEZSE,

VEHMİN HÜKMÜ ALTINA DÜŞER

VE HERŞEYİ TERS DEĞERLENDİRİR!

Hakikat ilmine perde olan şeyler ise, aklın, vehim hükmü altında yorumda bulunmasıdır.

Akıl, kendisine beş duyudan gelen verileri esas alıp, tefekküre ve ibrete yönelmezse; vehmin hükmü altına düşer ki, bu takdirde herşeyi ters değerlendirir! Böylece de Hakikat’ten perdelenmiş olur.

Bu şekilde perdelenmiş olan bir akıl için, vehmin oluşturduğu değer yargılarından arınmak, hakikati görmek ve yaşamak için zorunlu olur...

ara.jpg (366 bytes)

 

ZAYIF AKLIN SAVUNMA KALKANIDIR, “HERKES”!

KAPSAMLI DÜŞÜNEN AKILLI BEYNİN

“HERKES”E İHTİYACI YOKTUR!

Herkes”in kaç kişi?.

Kendimizi aldatmak, yaptığımız işi mâzur göstermek için çoğumuz pek çok zaman bu kelimenin, kavramın ardına sığınırız…

Herkes”!

Bazen birkaç arkadaşındır “herkes”… Bazen anan-baban; bazen kardeşlerin… Bazen komşundur; bazen işyerindeki birkaç insan!

Ya geride kalan milyarlarca insan?. Onların değer yargıları, bakış açıları?...

Esasen bu kelimeyi, hep kendi fikrimizi güçlü göstermek istediğimizde kullanırız, başkalarına karşı!.

Zayıf insanın, ya da zayıf aklın, zayıf düşüncenin, aczin savunma kalkanıdır,herkes”!.

Kuvvetli kişiliğin, kapsamlı düşünen akıllı beynin, “herkes”e ihtiyacı yoktur!.

Bu beyinler, kişiler, araştırırlar, soruştururlar, düşünürler ve doğruluğuna hükmettikleri şeyi herkese rağmen uygularlar!. Onların ağzından “herkes” kelimesini duymazsınız!… Onlar yaşamlarına “herkes”e göre yön vermezler!.

Fazilet, “herkes” gibi, “herkes”e göre değil; ilme göre, ilmin doğrultusunda kendi aklınla ve mantığınla yaşamaktadır!.

ara.jpg (366 bytes)

AKIL, YASAKLARDAN KAÇINMAK

VE EMİRLERİ TUTMAKLA ARTTIRILABİLİR ANCAK!

Hz.Rasûlullah Efendimiz:

-Allahû Teâlâ AKILDAN daha değerli bir şey yaratmamıştır!.. buyurmuştur.