KAVRAMLARLA KURÂN-I KERİM'E BAKIŞ

 

Ahmed Hulûsi'de Kavramlar-Av.Asuman Bayrakcı

Biz herşeyi İmam-ı Mubiyn (bir beyin)’de ıhsa ettik (tesbit-zabt-muhafaza ettik)!.(Yâsîn/12)

Muhakkak ki Allah tohumu ve çekirdekleri çatlatıp yarandır (Esmâ tohumundan varlık sûretlerini yaratan)! (En’âm/95)

BEYİN

  • "İNSAN"

  • MİCRO EVREN

  • "YERYÜZÜNDE HALİFE"

  • İsmi “ALLAH” olarak tanıtılanın, algıladığımız boyuttaki en büyük mucizesi...

  • Yeryüzündeki en mükemmel ve en muhteşem yapı ...

  • Allah’ın mahlûkatı (mikro evreni) oluşturduğu Arz’da (Bedende) var olan meyvedeki(İnsandaki) tomurcuklu (açılıma hazır) hurma ağacı…(55/10-11)

  • “Rasûl’ün Hakikati”ne(Kuantum potansiyele("Esmâ Mertebesi"ne) ayna olan yapı

  • Esmâ mertebesinin, yaşamakta olduğumuz boyuttaki aynası

  • Kişinin “Levh-i Mahfuz"u

  • Allah’ın Semâdan (Esmâ mânâlarının açığa çıkışı olan şuurdan) bir su (ilim) inzâl ettiği, arzdaki (bedendeki) kaynak….

  • Sabah-akşam (âfakî ve enfüsî seyirde) Allah'ı tesbih eden ev...(24/36)

  • Allah'ın, “Nur = Hakikat ilmi”nin  yükseltilmesine ve içlerinde (şuurda) kendi isminin (işaret ettiğinin) zikredilmesine (hatırlanıp müşahedesine, Esmâ'sının elvermesiyle) izin verdiği ev…(24/36)

  • Esmâ mertebesinde seyreden...

  • "Mutlak Ruh"tan oluşan yapı...

  • Her şeyin(Onların yaptıkları ve meydana getirdikleri eserlerin) tüm özellikleriyle kaydedildiği (ihsa edildiği-yazıldığı) “İmam-ı Mubiyn”...(36-12)

  • Zaman ve mekân kavramlarının ötesinde, derindeki bir varlığın hükmünün, başka bir boyuttan gönderdiği projeksiyonların girişim frekanslarını, matematiksel olarak değerlendirerek, gördüğümüz yapılara dönüştürücüsü..

  • Varoluş özelliği dolayısıyla insanda hayal yollu madde kabulünü oluşturan yapı...Boyutsal derinliği itibariyle “ruhlar âlemine” ait yapı...

  • “Yok”tan “var” olmuş bir “yok”... Orijinali “data-enerji” dalgasından, “esma terkibi”nden ibaret yapı...

  • Dalga boyu yapının bileşimsel -convertörü- dönüştürücüsü... Dalga çözücü...

  • “B” sırrı şuurunu açığa çıkarabilecek kemâliyle, “Yeryüzü”nde “Halife” olan yapı…

  • “Hologramik gerçeklik”ten kaynaklanan ve varlığındaki “esm┠hakikatinden projekte olan “ilmin şuuru” ile “iman nuru” olarak işlev gördüğünde, şuurunu "Kalp" diye adlandırdığımız yapı...

  • Şuuru, “Kalp” diye tanıtılan; bu açılımın sonucunda gördüğünü yalanlamayan ve o hakikate göre yaşayan yapı…

  • Kendi derûnundan gelen melekî kuvve(?) ile programlanan(fıtrat üzere) yapı...

  • "Esmâ mertebesindeki mânâların açığa çıkma özelliği bahşedilen("Ruh nefhedilen") yapı...

  • Allah'ın "Ruh"u yaratmada araç olarak kullandığı yapı...

  • Bir sırça (kalp-şuur)kapsamında olan, içinde lamba (bilinç) bulunan bir kandil…

  • Kendi özel şifresini taşıyan "Ruh"unu üreten yapı

  • Ürettiği tüm zihinsel mânâları, ürettiği mikrodalga bedene yükleyen yapı…

  • Hücreleri varoluşu(orijinali)  itibariyle ham halde olan(Belli bir mânâya programlanmamış) olup, kozmik ışınlarla genetik verilerin karışımı olarak oluşan yapı…

  • Doğarken, yüzde üç-beşi, gelen kozmik etkilerle, genetik tabandaki bilgilere göre formatlanan yapı...

  • “Bilgi” nin oluşturduğu yapı...

  • Sistematik oluşturma(var etme) mekanizması

  • İçinde görüntü ve ses olmayan; görüntüyü ve sesi kendisi oluşturan yapı...

  • İşleyiş sisteminde, bildiğimiz madde algılaması olmayan yapı...

  • Gördüklerinin değil; “Oku”duklarının (data) sentezini (anlamını) “Bilinç” olarak ortaya çıkaran yapı…

  • Bedendeki kuvveler merkezi

  • Bedende tasarruf eden-bedeni yönlendiren yapı...Bedenin tüm hareketlerini hükmü altında tutan yapı...

  • “Allah” ismiyle işaret edilenin, sayısız isimlerle işaret edilen özelliklerinin “nefh” olmasıyla oluşmuş bir kuvveler merkezi...

  • Çeşitli frekanslara açık alıcı-verici...

  • Yönlendirilmiş dalgalar üretebilen, dışarıdan da değişik dalgalarla değişik işlevlere yönlendirilebilen yapı...

  • Kendi kişiliği ile yaşayan yapı...

  • “Bilgi” yumağı, hazinesi...

  • Veritabanın derûnunda "çok boyutlu tek kare resim" olan, geçmiş ve gelecek kavramının olmadığı  yapı...

  • Yüklenen verilere göre çalışan yapı… Yüklenmiş olan verilere göre kendi doğrusunda devam eden(Yanlış veriler yüklendiğinde kendini aldatan)yani kendi sıratı üzerine devam eden yapı…

  • Mecazlardan hakikate uzanabilmek için, mutlaka yeni açılımlar kazanması ve bilmediklerini fark etmesi gereken yapı...

  • Yeni bir anlayış  için, yeni bir "Kelime"ye gereksinim duyan yapı...

  • Tasavvurun canlılık kazandığı-canlandığı yapı...

  • Algıladığı görüntülerin her biri, kesitsel verilen imajı olan yapı…

  • Kabul ettiği her şey, algılama araçlarına GÖRE olan yapı…

  • Mâbed...

  • Güneş’te yaşayan yapı… (Doğal açılımını “Hayy” isminin mazharı olan Güneş içinde oluşturan yapı…

  • Tümüyle Güneşte yaşamasına karşın aynı zamanda Cehennem de olabilen yapı...

  • Gelen bioelektrik mesajları, hücreleri arasında değerlendirerek bir tasavvur "Hayâl" oluşturan yapı...

  • Programlanışı esnasında bilgilendirilmediği konuda algılasa bile değerlendiremeyen yapı...

  • Kendisinin açılmamış alanlarının değerlendireceği sayısız dalga boylarını  değerlendiremeyen yapı

  • Genlerin ve biyokimyasının sonucu olarak faaliyetini sürdürmekte olan yapı...

  • Varlığında Evrenin katmanları mevcud olan insanda, o korunmuş-saklı ilmin kayıtlı olduğu yer...

  • Gerektiğinde "Bilgi"yi "Ruh"tan alan yapı...

  • Kozmik yağmurlar ile çeşitli programlamalar istikametinde  değerlendirmeler yapan-değer yargıları oluşturan ve bu değer yargıları da " Görüyorum" şeklinde ifade edilen yapı...

  • Programlanmış veri tabanları olan yapı... (Bilinç bunlardan hangisine yönelirse ekranında -üst yapı şuurda o meydana çıkar)

  • Şifa kuvvesinin kaynaklandığı yapı...

 

PROGRAMLAYANI->Fâtır {Beyin kendi derûnundan gelen melekî kuvve(?) ile programlanır (fıtrat)...}

PROGRAMI->"Allah Fıtratı"="İslâm Fıtratı"->Allah yaratışı-Tek "Din"-Allah Dini-Haniflik tabanlı Fıtrat Dini-Din-i Kayyım(Hep payidar, daim geçerli Sistem)-Allah’ın varettiği “Sistem Düzen”-İlk yaratış sistem ve düzeni-İnsanların ekseriyetinin bilmediği "Sistem"---Ana Program-Mânevi Sûret-Rabbini bilme yetisi-Haniflik-Yaratılış programına kayıtsız şartsız uyum zorunluluğu...

Tüm varlık, "Hakikat-i Muhammediye" için tasarlanmış ve sûretlenmiştir. {Bütün bu varlık, "Hakikat-ı Muhammediye" denilen, Hazreti "Muhammed`in hakikatı" denilen, kendini seyreden "Akl-ı Evvel" için dilenilmiş, tasarlanmış, sûretlenmiş bir yapıdır.}

ÖĞRETİCİSİ(Velisi-terbiye ile gayeye yönlendireni-yetiştiricisi-belli bir olgunluğa, kemâle sürükleyeni-terbiye edeni)->("Rabbi"-“Terbiyeyi oluşturan”-"Hakikat"ini esmâsıyla oluşturan Rabbi-"Hakikat"indeki esmâ bileşimi-Tüm yaratılmışın da Rabbi olan "Allah" İsmiyle işaret olunan Mutlak Varlık-"Rabbül Âlemiyn")

İÇİNE ALLAH'IN ÜFLEDİĞİ("Nefh ettiği) "RUH"->Esmâ Mânâlarının bütünü-Esmâ Mânâlarının özellikleri{Nefh = üfleme içten dışadır; nefholan yani açığa çıkarılan Esmâ mânâlarının özellikleridir ki, varlık âlemindeki "Allâh'ın ruhu" diye işaret edilen de budur Allâhu Âlem)... 32/9-38/72)

YÜKLENDİĞİ ŞEY->İlâhi Mânâlar!-Esmâ şuuruyla yaşam-Nübüvvet ve risâlet ile  ulaşan ilim ve marifetler...

KENDİSİNE HATIRLATILAN->"Allah Zikri"-Kurân

"OKU"MASI İSTENİLEN->"Bilmedikleri"-"Allah İsimleri"nin tümü-"Ümmül Kitap"-Ana Kitap-Evren Kitabı-Kurân-"Rabbinin, âyetleri (Âlemlerinde esmânın açığa çıkışı)-Bilgi' ve açığa çıkış sistemi (Hikmeti)

"OKU"DUKLARININ SENTEZİ->Bilinç!

"YERYÜZÜNDE HALİFE” OLMASININ SEBEBİ->Yeryüzünde, "B" sırrı şuurunu açığa çıkarabilecek kemâl ile yaratılmış olması… "İNSAN" adı ve vasfıyla...

VAROLUŞ AMACI->Kulluk!

KULLUĞU(Fıtrî Kulluğu-Fıtrî İbadeti-Varoluş gayesine ve programına göre, davranış ortaya koyuşu)->Rabbi olan Allah'a!İsmi Allah olan yegâne var”a-(Rasûlullah merkezli Din anlayışındaki kulluk-Sistem ve düzeninde O'ndan başka etken görmemek üzere kulluk-Her “Şey”in ortaya koyduğu işleviyle kendisini var eden “El Esm┠özelliklerine kulluk-“Din”i O’na hâlis kılarak (vahdet bilinci ile) kulluk-Sadece Ulûhiyeti TEK olana(“Allah İsmi” ile işaret olunan mutlak varlığa) kulluğunun farkındalığını yaşamak)

BAĞLANDIĞI->Esmâsıyla Hakikati olan Allah!

DOSTU->Allah!

"VÂSİ"Sİ->Esmâ özellikleriyle tüm âlemleri kapsamış olan Allah!.

YOLU->Hakikate erdiren yol="Sırat-ı Müstakim"-Nefslerinin hakikati olan Allâh Esmâ'sına iman edip, ondaki kuvvelerin farkındalığını yaşayanların yolu{Gazaba uğrayanların (âlemlerin ve nefsinin hakikatini göremeyip benlikleriyle kayıtlananların) ve (Hakikatten-Vâhid-ül AHAD üs Samed olan Allâh ismiyle işaret edilen, anlayışından) saparak şirk koşanların yolu değil}

ALLAH’I TANIMA KAPASİTESİ-> Zikir denilen kelime tekrarları, holografik esasa göre varlığında mevcut olan evrensel özellikleri -Allah isimlerinin mânâlarını- beyin kapasitesini artırmak suretiyle sana farkettirir. Beyin kapasitesini ve enerjisini artırır. Beyinde kapasite genişledikçe, kişi, açığa çıkan özelliklerinin hakikatı olan ALLAH’ı daha iyi farkedip tanımağa başlar.

ALLAH'A BAKIŞI->Fikir!

AHLÂKI->Allah’ın ahlâkı(Kemâli ahlâk-Bütün ilâhi isimleri cem etme)

FARKINDALIĞI->"İslâm" {Teslim olmuşluğunun farkındalığı-Sadece Allah kulluk ettiği gerçeği-“Fâtiha”daki “İyyake na’budu ve iyyake nesta’iyn” sırrı->”Sadece Sana kulluk ederiz ve bunun farkındalığı-Algılananın ötesi olduğu farkındalığı"-İman ettiği, nefsinin hakikati olan Allâh Esmâ'sındaki kuvvelerin farkındalığı}

FARKINDALIĞI YAŞADIĞI SÜREÇ->"Rabbinin likâsına kavuşması"...

ÖĞRENME METODU->Beyin düşünerek öğrenir, ruhsa defalarca tatbik ederek öğrenir. (Rabbini nefsinde, haddini bilerek, hissederek ve gizlice, gösterişsiz, sesini yükseltmeden, sabah-akşam zikret, hatırla ve derinliğine düşün! Gâfillerden olma!(7/205)

KENDİNE HATIRLATILAN BİÇİMDE PROGRAMLADIKLARI->Yeni hücre gruplarını, zikredilen mânâ istikametinde programlar!

 İHTİYACI OLAN KENDİNE ÖZEL FORMÜL->Her beynin kendine özel bir formüle ihtiyacı vardır ki çok kısa sürelerde büyük gelişmeler elde etsin. Ama bunun için de elbette, bu konudan anlayan, bu konu hakkında bilgi sahibi kişiyi bulmak zorunluluğu mevcuttur.

KULLANILIR KAPASİTESİNİN İSTENEN İSTİKAMETTE GELİŞTİRİLMESİNİN TEK YOLU->Zikir!

ANA ÇALIŞMA SİSTEM VE MEKANİZMASI(Allah Fıtratı-Bir üst boyutla ilişki yöntemi)->Beyinde, ne kelime vardır, ne resim vardır, ne görüntü vardır... Beyinde her bir anlamın, belli hücre grupları içinde yerleşik belli frekansta bir titreşimi vardır. Beyin hücreleri sürekli titreşim hâlindedir. Bir elektriksel titreşim hâlindedir.

Bilelim ki, sesle duyduğumuz bir kelime, yapılan işin en son safhasıdır! Olay beyinde, o anda içten, yani kozmik boyuttan; veya kozmik âleme ait bir varlıktan gelen; ya da dıştan yani çevremizdeki algılamakta olduğumuz herhangi bir varlıktan gelen bir impalsla yani bir dalga ışınsal etki ile başlar.

Bu gelen etki neticesinde, önce beynin biomanyetiği, sonra bioelektriği ve daha sonra da bioşimik yapısı tesir alır. Bioşimik yapı aldığı tesir ile kendisindeki verileri bir araya getirdikten sonra, çıkan neticeyi tekrar bioelektrik kata dönüştürerek, ilgili sinir sistemini uyarır ve hangi organla ilgili bir durum sözkonusu ise olayı ona aktarır. Ve biz, o organdan yansıyan bir eylem olarak, sonucu algılarız!.

Yani esas olan, dışta algıladığımız ses, görüntü değil; bir üst boyutta cereyan eden dalga-bioelektrik-bioşimik üçlü sistemidir!.

Şâyet, beynin bu ana çalışma sistemini kavrayabildiysek; anlayacağız ki, önemli olan, kelimenin harf dizilişinden oluşan lisan değil, kelimeleri meydana getiren frekans-titreşimdir!

İŞLEYİŞ DÜZENİ->Akıl, çokluk algılamasının oluşması için yaratılmış olan beyin işleyiş düzenine verilen isimdir! Esasen "Akl-ı Küll" veya "Akl-ı Evvel" tanımlamaları dahi mecazî ve izafeten kullanılır; gerçekte "İlim" vasfının açığa çıkması sisteminin aldığı isimden başka bir şey değildir. Birimin derûnundaki, hakikatindeki "İlim" boyutunun tanımlaması "Akl-ı Küll"dür ki, "Vahiy"in kökeni dahi budur. "Akl-ı Evvel" ise tamamıyla yakıştırma bir tâbir olup, ehli olmayana Esmâ mertebesinin "şe'n"deki "ilim" boyutunu tarif için kullanılmıştır. "AN" içre geçerli "ilim"e işaret yollu olarak.

YAŞAM PLATFORMU-> Beyin tümüyle güneşle yaşıyor. Beyin doğal açılımını güneş içinde oluşturuyor o şartlara bağlı olarak…

BOYUTSAL DERİNLİĞİ->“Ruhlar âlemine” ait bir yapıdır! (“Bedenleriniz ruhlarınızdır, ruhlarınız bedenlerinizdir” hadisi ve “Zâhir Bâtındır” uyarısı)…

VERİ TABANININ DERÛNUNDA VAR OLAN->“Çok boyutlu tek kare resim”… Burada geçmiş ve gelecek kavramı bulunmaz. Dejavu’nun kökeninde bu derinlikle iletişim yatar. Holografik gerçeklik, bunun temelini anlatır.

DERÛNUNDA "ÇOK BOYUTLU TEK RESİM" OLMASINA KARŞIN, "TEK"İ "ÇOK" OLARAK ALGILAMASININ SEBEBİ->FÂTIR, beyinlerimizi, "TEK"i çok olarak algılayacak bir özellikle yarattığı içindir ki, biz "TEK"i çok görmeye sonsuz dek devam edeceğiz!. Ancak, şuurda, bunu aşıp, "TEK"i hissetme" imkânımız da yok değil!...

"MUTLAK BEN"("Derûnundaki Ben"-"Öz"ündeki Ana Varlık) İLE İLİŞKİSİ-> "Beynimiz, Zaman ve mekân kavramlarının ötesinde, derindeki bir varlığın hükmünün, başka bir boyuttan gönderdiği projeksiyonların girişim frekanslarını, matematiksel olarak değerlendirerek, gördüğümüz yapılara dönüştürücüsü.."

Zaman ve mekân kavramlarını ortadan kaldırıp, bir yana koyalım!.

"Derindeki bir varlığın hükmünün”, yani, senin varlığının özü`ndeki ana varlık, bize göre mutlak varlık!.

Senin geçici, vehmî, göresel, bireysel varlığına "ben" diyorsun ya.. "Bir Ben var ya, ben`den içeri!." Hepimizin özündeki ortak Ben, Mutlak Ben; bu derûnumuzdaki ben!..

Bir, ben var, sen var, o var!.. Bir de, ben, sen ve onun özündeki ortak "Ben" var!..

Beyin, mutlak Tek Ben`in hükmünün başka boyuttan gönderdiği projeksiyonların girişim frekanslarını; yani, O Ben`in kendi boyutundan gönderdiği projeksiyonların girişim frekanslarını; yani, O Ben`in ortaya çıkmasını istediği görüntüleri, mânâları, mânâları ihtiva eden frekansları, matematiksel olarak değerlendirerek, gördüğümüz yapılara dönüştürür.

BURÇLAR VE PLANETLERLE İLGİSİ->Beyinlerimizin çalışma düzeni üzerinde ilâhi Takdir ve tedbir gereği Burçlar ve planetlerin tesiri vardır.

BİRİMİ KORUYAN MELEKÎ BOYUTLA İLİŞKİSİ(Esmâ kuvvelerinin kendinde açığa çıkışı)->Yapacağın korunma duaları beyninde üretilen bir tür dalgalarla çevrende korunma kalkanı oluşturmak amacına dönüktür!. Koruyucu meleklerin, özündeki melekî boyuttan bu çalışmalarla zâhirine çıkmakta ve seni korumaktadır. (Evrende tek canlı türü insan değildir!. Korunmaya muhtaçsın! Bunu anla artık!)-{Hani Rabbin, melâikeye: "Muhakkak ki ben kuru balçıktan, değişip dönüşen balçıktan (hücre) bir beşer halkedeceğim" demişti."Onu tesviye edip (beden ve beyni kemâle erdirip), ona Ruhumdan (Esmâ mânâlarımın özelliklerinden) nefhettim (üfledim); (böylece buyurdum) Ona secdeye kapanın (Onun kuvveleri olarak hizmetine girin)!"O meleklerin (kuvvelerin) hepsi, toptan secde ettiler (bir kısım Esmâ kuvveleri beyinle açığa çıkmaya başladı). İblis hariç! (O) secde eden (kuvveler) ile beraber olmadı.(Hicr/28-31)}

120.Cİ GÜNDE ALDIĞI  KOZMİK IŞINLARI DEĞERLENDİRMEYE BAŞLAMASI->Beynin bu 120. günde aldığı tesir neticesinde “Ruh”unu meydana getirmesi yanısıra; ikinci olarak da bu ışınlar geliş gücü ve mahiyeti ve açıları itibariyle, beyinde mevcut olan ikinci bir devreyi açar.

MÂRUZ KALDIĞI MELEKÎ MÜDAHALE-> "Kadir hâli"-"Secde hâli"ne en yakın bir hâl

EVRENDEKİ SAYISIZ DALGA BOYLARINI("Melekî Yapı"yı) DEŞİFRESİ("Hakikat"i "Oku"ması) VE DEŞİFRESİNİN SENTEZİ(Bilinç)-> {OKU”nan “Hakikat” neydi; ve dahi mecazlarla, işaretlerle, misâllerle anlatılmaya çalışılanlar nelerdi acaba? ...Gerçekte, “görülenler” mi vardı, yoksa “OKU”nanlar mı "OKU”mak harfleri yan yana algılamak mıdır; yoksa, içsel veya dışsal ulaşıların beyin tarafından deşifre edilmesi midir?..Beyin “görmekte” miydi, yoksa, “OKU”duklarının (data) sentezini mi açığa çıkarmakta idi “bilinç” adı altında?}

ÖZEL ŞİFRESİNİN(Kendi parmak izinin) TAŞIYICISI->Ruh!

ÜRETTİĞİ MÂNÂLARI YÜKLEDİĞİ YER->Beynin ürettiği tüm zihinsel mânâlar, beyin tarafından beynin ürettiği mikrodalga bedene yükleniyor... Yani ruhumuza yükleniyor ve ÖLÜM denen olay bizim bilincimizde  hiç birşey değiştirmiyor ve biz o ana kadar ruhumuza yüklenmiş olan herşeyi ölümün akabinde daha da rahat bir biçimde görüp hissedip yaşıyoruz.  Buna Din dilinde “KİTABINI OKUMA” olarak işaret edilmiş.

ŞUURU İTİBARİYLE ALDIĞI İSİM->“Kalp”

"ALÂYI İLLİYYİN" VE "ESFELİ SÂFİLİYN" İLE İLİŞKİSİ->“Esma mertebesi”nden oluşmuş mutlak RUH’un hakikatinden (alâyı illîyin), yani sembolik anlatımla dairenin en üstünden başlayan katmansal algılama, beyinde esfeli safiline inmiş; beynin ürettiği ruh (dalga) bedendeki şuurla da tekrar yaratıldığı noktaya “alayı illiyine” doğru daireyi tamamlamak üzere yolculuğa başlamıştır.(Kelimeler, “esfeli sâfiliyn”dir! Ne çare ki, “esfeli sâfiliyn”de olanların da, mânâların yüceliklerine erişebilmeleri için, kelimelerden başka basamakları yoktur!)

ALDIĞI İLHAMLAR->Âfâkî ve enfüsî ...

ÂLEMİ->Gözünün, kulağının, organlarının âlemleri çok; beyninin âlemi ise tektir!

KENDİNİ SEYREDİŞİ->Kuvveden fiile çıkarabildiği mânâlar nisbetinde kayıtlılık veya kayıtsızlık hükmüyle kendini seyredebilir.

SONSUZ SINIRSIZ ÖZELLİKLERİNİN NUMUNESİ->Nasıl ki beynin sınırsız sonsuz gibi görünen özelliklerine bir numûne olsun diye beş duyu meydana gelmişse; Ahad`ın ihâta ettiği sayısız mânâlara bir numûne olsun diye de 99 isimden söz edilmiştir...

ŞEHÂDETİ->Ne düzeyde gelişme gösterirse, o düzeyde algılama freskansına sahip olur ve o frekansa tekâbül eden varlıkların varlığına da şehâdet eder.

SESLENİŞİ-> Şuur...(Öğrenilecek şeylerin sonu olmadığı için  hiç bir zaman tatmin olmayan ve olmayacak olan şuur)

YENİ BİR AÇILIM KAZANMASI VE BİLMEDİKLERİNİ FARK ETMESİ(Yeni bir anlayış) İÇİN GEREKLİ OLAN->Yeni bir kelime…

ÜRETTİĞİ DALGALAR->Melekî tüm bir yapı...

“KENDİNE HAS ŞİFREYLE YAYDIĞI DALGALARDAN OLUŞMUŞ KİTABI-> Beyin, bu değerlendirmeyle birlikte, tüm verileri ve bir yandan halogramik dalga bedene yüklerken, diğer yandan da tıpkı bir radyo vericisi gibi gücü nisbetinde dışarı yayar. Bu dışa yayılan dalgalar, her kişinin kendi beyin şifresine göre sanki bir kitap gibi atmosferde muhafaza olur.

ÜRETTİĞİ DALGALARDAN OLUŞAN(Veri tabanının ölümün tadılmasının akabinde suretlenmesiyle oluşan) SÛRETLER VE BU SÛRETLERİN ÂLEMİ-> İnsanlar, beyin dalgalarıyla yani düşünceleriyle dalgalar yayarken bu andaki düşüncelerine göre, düşüncelerinin müsbet veya menfi olmasına göre o dalgalar belli suretleri meydana getirir. Bu suretler çok güzel ona zevk veren nesneler olabileceği gibi ona büyük azap ve ızdırap veren yılanlar .çıyanlar akrepler dev boyutlarda, varlıklar şeklinde de olabilir.

ÜRETTİĞİ DALGALARLA OLUŞAN  KORUYUCU KALKAN-> Yapacağın korunma duaları beyninde üretilen bir tür dalgalarla çevrende korunma kalkanı oluşturmak amacına dönüktür!. Koruyucu meleklerin, özündeki melekî boyuttan bu çalışmalarla zâhirine çıkmakta ve seni korumaktadır. Evrende tek canlı türü insan değildir!. Korunmaya muhtaçsın!

OLUŞTURDUĞU MÂNÂLARIN NETİCESİNİN BİZİM TARAFIMIZDAN ALGILANIŞI-> Belirli bir mânâyı hâvi olan kitlelerin yaydığı radyasyon, oluşması devresinde beyinde, kendi yapısına uygun mânâların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu radyasyonlar beyne ulaştığı zaman, kendi anlamı türünden bir çalışma tarzını beyinde meydana getirir. Ve beyinde oluşturduğu mânânın neticesini de biz fiil ya da düşünce şeklinde o birimde müşahede ederiz!..

ZÂHİRDEKİ FİZİK BULGULARI-> Bütün ruha atfedilen hâller, gerçekte fıtrî tecelliler; zâhirde ise beyne ait fizik bulgulardır.

YÖNLENDİRİLMİŞ DALGALARININ YOĞUNLAŞMASININ SONUCU-> insanın bütün istek ve arzuları dahi, bilincin ilim boyutundan kaynaklanan istek ve arzularının beynin yönlendirilmiş dalgalarıyla yoğunlaştırılması suretiyle meydana gelir.

İŞLEYİŞ SİSTEMİNDE MADDE ALGISININ YERİ->Gerçekte toprak veya madde bir dünyanın, beyinde ve ruhta asla yeri yoktur.(Beynin işleyiş sisteminde, bildiğimiz madde algılaması olmadığını fark edebilmek…Kurân isimli, tek defada nâzil olmuş (inmemiş), vahye dayalı zaman üstü bilgi kaynağının, algılayabilecek istidat ve kabiliyette olana neyi kavratmak istediğini tefekkür etmek…)

SONSUZLUK SKALASINDAKİ SADECE BİR KATMANA BAĞIMLI(Beş duyu kaydı) OLDUĞUNDA DÜŞTÜĞÜ YANILGI->GERÇEKTE, mevcûd olan ek; bölünmez, parçalanmaz, sınırsız-sonsuz olan TEK’tir! AHAD’dır! Eşi, misli, benzeri, mikro ya da makro plânda kendisinin dışında hiç birşey olmayan “ALLAH AHAD” dır! Ancak biz, mevcut algılama araçlarımıza bağımlı olarak, o TEK yapıyı, çok parçalardan oluşmuş bir bütün gibi değerlendirme yanılgısı içindeyiz… Çünkü, beynimiz kesitsel algılama araçlarına göre hüküm vermekte!

KENDİNİ BEŞ DUYU VERİLERİYLE BLOKE OLMAKTAN KURTARABİLDİĞİNDE VARACAĞI GERÇEK{Derin ve kapsamlı düşünce yoluyla, madde sanısından "Evrensel Öze" doğru, bilim artı sezgi gücüyle kullanabilmesinin sonucunda ereceği gerek}->Evrende mevcut olan her birim, yapısına ve algılama aracına göre yer aldığı katmanda, tüm evrensel özdeğerlere sahiptir. "Evrensel öz"e sahip bulunan her birim, kendi algılama araçlarının oluşturduğu katmanda yaşadığı sürece, o katman kendi "madde" dünyası olarak mevcuttur; diğer katmanlar ise, "yok" hükmünü alır algılama aracının kapasite yetersizliği dolayısıyla!.Gerçekte, Evrende mevcut bulunan her şey, aynı özden meydana geldiği için, ister yaratan güç denilsin, ister günümüz deyişiyle "Salt Bilinç" diyelim bu Evrensel kudret ve ilim, halogramik bir biçimde, evrenin her katmanındaki her birimin her noktasında aynı şekilde mevcuttur!.

ALGILAMA SİSTEMLERİ->Sayısız! Beynin sadece beş duyuyla çalıştığını öğrenmişiz ve her şeyi bundan ibaret sanıyoruz.. Yani, görme, işitme, koklama, tad alma, dokunma... Sonra bir de 6. duyu diye bir şey kabul etmişiz; ama onun da ne olduğundan habersiziz.. Oysa beynin, bunun dışında sayısız algılama sistemleri var!. Tıb, henüz bunu çözemedi... Çünkü tıb, beynin mikrodalga faaliyetleri alanına giremedi!.

TÜM ALGILADIĞININ ESASI->Tamamıyla bir elektromanyetik dalga çözümüdür...

VAROLDUĞUNU KABUL ETTİĞİ ŞEYLER->Kesitsel algılama araçlarına GÖREdir; ve o görüntülerin her biri, kesitsel verilerin imajlarıdır!..

İÇİNDEKİ(!) VARLIKLAR-> (Dışarıda olarak algılanan varlıklar-Beyinde, Kelime ve İsimlere karşılık oluşan sûretler)-> (Yalnızca “bilgi” ihtiva eden dalgalar-Beynin içinde var olmayıp, beyindeki varlıkları yalnızca bilgi ihtiva eden dalgalardan ibaret olan suretler)

İÇİNDEKİ GÖRÜNTÜ VE SESİN OLUŞTURUCUSU->Bildiğiniz gibi, beynin içinde görüntü veya ses yoktur!. Beyin görüntüyü kendisi oluşturur… Sesi de!...Dışarıda gördüğünüzü sandığınız HER ŞEY, gerçekte beynin kendi içinde oluşturduğu şeylerdir. Madde veya mânâ, cin veya melek!. Hangi isimle neyi kastederseniz edin, hepsi de beynin kendi oluşturduğu kendine göre olan suret veya sestir!.

HAYÂL GÜCÜYLE BELLİ BİR GÖRÜNTÜ TAHAYYÜL ETMESİNİN SEBEBİ-> Göz, beynine birtakım veriler ulaştırıyor; beyne belli bir bioelektrik mesaj ulaşıyor ve beyin tahayyül yoluyla bu nesneyi değerlendiriyor.. Bu mânâyı algılıyor. Algıladığı mânâyı, algılamasına yardımcı olması yönünden de hayâl gücüyle belli bir görüntü tahayyül ediyor...Gerçekte beyin için görüntü sözkonusu mu?..Beyin için, algılama, idrâk sözkonusu… Görüntü, algılamaya yardımcı bir faktör.

VERİ TABANI->Ellerinle yaptığın! (Âyet: “Herkes elleriyle yaptıklarının karşılığını alır” gerçeğini vurgular!. Ellerinle yaptığından kasıt, oluşmuş “beynin veri tabanı”dır.)

DÜNYADAKİ GÖREVİ->İnsan yaşamını düzenlemek!

YAŞAMINI SÜRDÜREN ŞEY->Bedeni ve beyni oluşturan da, gerçekte, “bilgi”den başka bir şey değildir!... Beyin, yapısı itibarıyla, veri tabanını oluşturan genetik bilgiler, şartlanmalar, değer yargıları ve bunun getirisi duygular ile çeşitli fikirler doğrultusunda açığa çıkan bilincin, akıl kuvvesini değerlendirmesiyle yaşar.

ESERİ->Mevcud bilinç

ESERİ İLE İLİŞKİSİ->Mevcut olan bilinciniz, beynin eseri, beyin faaliyetinin eseridir. Beyin ne ile meşgul olursa bilinç o şekilde oluşur ve gelişir.

MENSUP OLDUĞU BOYUT->Bireysel bilinci oluşturan beyin ise, çalışma kapasitesini yönlendiren algılama devrelerine göre çeşitli boyutları değerlendirir; ve o değerlendirmelere göre de kendini o boyutun mensûbu kabul eder!

VARSAYIMI-> Efâl boyutu, beyindeki varsayımdır.

DEĞER YARGISI->“Görüyorum”= “algılıyorum”!..

DÜNYASI->Hiçbirimiz dışardaki Dünyayı değil; beynimizdeki DünyaMIZI görüyoruz!.

FİİLİ->Düşüncedir... (Düşünce de beynin bir fiilidir! Ve kişi, fiîlinden mesuldür, bunun sonucunu kaçınılmaz bir biçimde yaşayacaktır!)

ALGILAMA SİSTEMİNİ-DÜŞÜNME SİSTEMİNİ TERBİYE EDEMEYİŞİNİN SONUCU(Veri tabanı yeterince kapsamlı olmazsa)->Çok katmanlı veya çok boyutlu veya evren içre evrenler veya paralel evrenler kavramlarını kabul ediş..

"RUH"TAN TAKVİYE ALMAMASININ SONUCU->Enerji düşmesi ile âni ölümler meydana gelir.

RIZKI->{İsmi Allâh olanın iliminin, insan adı altında açığa çıkardığı en değerli “rızık”-Altın çağ”ı oluşturan beyinlerin rızık-Bilimsel bulgular}

BESLENME VE YÖNLENME SİSTEMİ->Genetik verilerle oluşmuş insan beyni, gerek astrolojik tesirler, gerekse yer altındaki bu manyetik akım kanallarının yaydığı radyasyonlarla beslenen ve yönlenen bir yapı olarak çalışır.

 HAM MADDESİ->Gıda adı altında alınan nesnelerin vücutta analiz olarak dönüştüğü bioelektrik enerji...(Bu bioelektrik enerji beyni çalıştırır fakat beyin bu bioelektrik enerjiyi dalgasal enerjiye çevirir.)

AÇIK OLDUĞU BİLGİ TÜRÜ->Her tür!... İnsan beyni, doğuştan her türlü bilgiye açıktır.

ALDIĞI VERİLER->Kompleks, sistematik verilerdir.

VERİ ALMA ZAMANI->Beyin, uyku esnasında da veri alır.

DAHA İLK BÖLÜMLERİNİ KULLANMAYA BAŞLAYINCA ERİLECEK GERÇEK->Boş duran o muazzam kapasitenin daha ilk bölümlerini kullanmaya başladığında ilk evrensel sırra ve gerçeğe ereceksin... Ki o da, BİR TANRININ VAROLMAYIŞIDIR!

GELİŞMİŞLİĞİNİN ÖLÇÜSÜ->Basit beyinler, kişilerle ve doğal sonucu dedikoduyla; gelişmiş beyinler ise fikirlerle ve düşünce dünyasıyla yaşamlarını değerlendirir.

KENDİNİ "MADDE" KABULÜNÜN GETİRİSİ->Sınırlı-kayıtlı cehennemî bedensel yaşam; şuur boyutundaki melekî boyuttaki seyir ise cennet yaşamı olarak tanımlanmaktadır. Bütün bu olaylar ve cennet-cehennem tasvirleri bir kısım âyetlerde vurgulandığı üzere, tamamıyla misal yollu benzetme ve işaret yollu anlatımdır. Cennet şuur yaşamı ve şuurdan, El Esmâ özelliklerinin açığa çıktığı bir yaşam olduğu içindir ki; biyolojik-hayvansı beden var olmadığı ve dahi söz konusu olmadığı içindir ki; buna dair oluşlar da o boyutta yer almaz. Onun için cennetin gerçekte, çok algı dışı bir yaşam boyutu olduğuna işaret edilmiştir. Konunun detayları ayrı bir kitap mevzuudur. Ancak Kurân'daki işaretlerin yerli yerinde değerlendirilip anlaşılması için bu kadar bir özet anlayışımızı buraya eklemeyi uygun gördüm. Eksik veya yanlış müşahedem oluşmuşsa bağışlanma dilerim. Hakikatini bilen Allâh'tır. A.H.)

DİĞER BEYİNLER İLE İLİŞKİSİ->Telepati!... Beyinler arasında zaman ve mekân mefhumu yoktur.

"HERKES" İLE İLİŞKİSİ->Kuvvetli kişiliğin, kapsamlı düşünen beynin, “herkes”e ihtiyacı yoktur!.

SAVAŞI-> Esmânın birbiriyle savaşımı

ÜZERİNDE BÜYÜK BASKI VE STRES OLUŞTURAN STATİK ELEKTRİĞİN ATILMA YOLU->Abdest!

KİLİTLENMESİNİN-KÖRLEŞMESİNİN SEBEBİ->Düşünce de beynin bir fiilidir! Ve kişi, fiîlinden mesuldür, bunun sonucunu kaçınılmaz bir biçimde yaşayacaktır! "Kötü düşünce” ilk aklına geldiği anda, kişi mes’ûl olmaz; ama onu devam ettirmeye başladığı andan itibaren sistem gereği, özünden gelen bir biçimde beyin kendisini o konuda körleştirmeye, kilitlemeye başlar!

KENDİNİ ALDATMA SEBEBİ->Ona yüklediğin programlar onun veri tabanı ve o bilgisayar o veri tabanına göre çalışma yapıyor... Eğer sen yanlış veriler yüklemişsen beyin o yanlış verilere göre çalışıyor ama doğru çalıştığını sanıyor.

KULLANILMAMASININ SONUCU->Beynini yani ilminin gereğini ister duygusallık, ister başka bir sebeple değerlendiremezsen, bunun sonuçları otomatik yaşanır; kimse de bunu değiştiremez!.

Eğer bu dünyada yaşarken, sana verilmiş bu ilâhî güçleri, beynine bahşedilmiş bu ilâhî özellikleri keşfedip kullanamazsan, ölümü tattıktan sonra bir daha bunları ortaya çıkarabilmen kesinlikle mümkün değildir.

BEDENE YAYDIĞI BİOELEKTRİK ENERJİNİN KESİLMESİNİN SONUCU-> Bedende de çekicilik kalkıyor!... Bedenden çekicilik kalktığı zaman, zaten otomatik olarak kişilik ruhu bedenden ayrılıyor!..

ÖLÜMÜNÜN SONUCU->Ruhun, dünyada beyinle ne kadar yükleme yapılmışsa onunla kalır! Beyin gittikten sonra ruhunun yeni kayıt alması imkânsızdır.

Allâh, semâların ve arzın nurudur (NUR ilimdir, semâlar ve arzın hakikati ilimden ibarettir)! O'nun nurunun (ilminin varlığı ve açığa çıkışı) misali şuna benzer: İçinde lamba (bilinç) bulunan bir kandil (beyin) gibidir... O lamba da bir sırça (kalp-şuur) kapsamındadır! O sırça (şuur) sanki inciden bir yıldız (yaradılış amacına göre işlevlenmiş Esmâ bileşimi) gibidir ki, doğu ve batıya (mekân ve zamana) ait olmayan mübarek bir ağaçtan (insanî hakikatin), yani zeytinden (TEK'lik şuuruna sahip olması) tutuşturulur! O ağacın yağı (şuurdaki hakikat müşahedesi) neredeyse kendisine bir nâr (arınma çalışmaları) dokunmasa da ışık saçar! Nur'un alâ nur'dur (Esmâ ilminin birimsel ilim sûretinde açığa çıkışı)... Allâh (insanın hakikati olan Esmâ mertebesi) dilediği kimseyi kendi nuruna (kendi hakikati ilmine) erdirir! Allâh insanlar için misaller veriyor...

 

ALLAH HER ŞEYİ (Esmâ özellikleriyle, o şey olduğu için) BİLEN'DİR.(Nûr/35)

"RABBİM YANLIŞ YAPMAZ VE UNUTMAZ"(Tâhâ/52)

 

 

 

UNUTMA!

 

  • SEMÂLAR VE ARZ (şuur ve madde-beden boyutu) ALLAH'IN MÜLKÜDÜR(her an dilediği gibi tasarruf etmektedir, tamamında)...

  • ALLAH, MÜLKÜNDE HÜKMEDENDİR!

  • TEK MELİK’TİR! ORTAĞI OLMAZ.

  • HİÇBİR BİRİME HESAP VERMEDEN MÜLKÜNDE DİLEDİĞİNİ UYGULAR!

  • HÜKMÜNÜ ZORUNLU OLARAK YAŞATIR! Âlemler Cebbar'ın hükmü altında, dilenileni uygulamak zorundadır! Uygulamama gibi bir seçenekleri yoktur! Cebr, onların varoluş sistem ve özlerinden gelen bir şekilde açığa çıkar ve hükmünü yaşatır!

  • ESMÂ KUVVELERİNDEN SÜREKLİ OLUŞAN HER ŞEY(Semâlar ve arzın mirası),  ALLAH'INDIR!

  • ESMÂ KUVVELERİNİ, VEHMETTİĞİNİZ BENLİĞİNİZE AİT SANMAYIN!{Bilerek (kasten) Allah işaretlerini inkâr etmeyin}

  • SİZDE AÇIĞA ÇIKAN KUVVET, SADECE ALLAH'A AİTTİR!(“Lâ havle velâ kuvvete illâ Billah”)

  • ALLAH, HER BİRİMİ HER AN KONTROL ALTINDA TUTAR

 

“EL MELİK”->Mülkü hükmünde olan Esmâ mertebesinde dilediğince şe'n alarak fiiller âlemi sûretlerinde tedbir edendir! "Her şeyin melekûtu (Esmâ kuvveleri) elinde olan (tedbirâtın bu mertebeden açığa çıktığına işaret) Subhan'dır... O'na rücu ettirileceksiniz" (36. Yâsiyn: 83). Tek Melik'tir! Ortağı olmaz.

“EL MALİK'ÜL MÜLK”->Mülkünde dilediğini tedbir edip, hiçbir birime hesap verme kavramı olmadan dilediğini uygulayan.

"EL CEBBAR"->Hükmü zorunlu olarak uygulamada olandır. Âlemler Cebbar'ın hükmü altında, dilenileni uygulamak zorundadır! Uygulamama gibi bir seçenekleri yoktur! Cebr, onların varoluş sistem ve özlerinden gelen bir şekilde açığa çıkar ve hükmünü yaşatır!

“ER RAKIYB”->Allah her şey üzerine Rakıyb’dır)

"EL MÜHEYMİN"->"Esmâ" mertebesinden açığa çıkanları kendi sistemi içinde koruyup sürdürendir.

 

EY İNSANLAR!

SİZ, ALLAH'A (mutlak muhtaç) "YOK"SULLARSINIZ

(Esmâ'sıyla varsınız)!

Allah ise Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.

Eğer dilerse sizi ortadan kaldırır ve halk-ı cedîd olarak (Esmâ'sının yepyeni bir açığa çıkışıyla) gelir! Bu, Aziyz (karşı konulmaz kuvve sahibi) Allah'a (sorun) değildir.(Fâtır/15-17)

KURÂN'I BIRAKIP NEREYE GİDİYORSUNUZ?

{O, âlemler(İnsanlar) için yalnızca bir Zikir'dir (HATIRLATMADIR!)-Tekvir/26}!

 

 
 

 

"Rabbim... Gerçekten bana Mülk'ten verdin ve bana yaşamdaki olayların hakikatini görmeyi öğrettin... Semâlar ve Arz'ın (1. Evrensel anlamda: Evrenin hakikati olan ilim boyutu ve yaradılmışlarının algılamalarına göre var olan madde boyutu; 2. Dünyevî mânâda: Gökler {boyutsallığı ile} ve yeryüzü; 3. İnsanî mânâda: İnsandaki bilinç boyutları {yedi nefs mertebesi bilinci} ve beden) Fâtır'ı; Dünya'da ve sonsuz gelecek sürecinde sensin Veliyy’im (her anımda hakikatimi oluşturan isimlerinden Veliyy isminin anlamının açığa çıkışının farkındalığını yaşamaktayım)... Bu teslimiyetle beni vefat ettir (madde beden boyutundan çıkart) ve beni sâlihlerin arasına kat!"(Yusuf/101)

Word olarak yükle

 
 

"B" SIRRI

Yönel ve Kurân'ı algıla

İnsan

Gönül

Hatırla
Yaşa

Doğrusu biz sizinle BİRlikteyiz, işiticileriz."(26/15)

 
 

KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ

2012 ® RADYO YANSIMALAR web sitesi. 24 saat yayın

 

www.allahvesistemi.org