CEBRÂİLİYET
(İlim)
“Hanîf” kökenli Muhammed aleyhisselâm, tanrı ve tanrılık kavramının aslâ söz konusu olmadığını idrâk etmiş bir kişi olarak putperest kavmi içinde yaşarken, nihâyet 39 yaşında “Tanrı ve tanrılık kavramı yoktur yalnızca ismi “Allah” olan vardır” (La ilâhe illa-Allah) gerçeğini çeşitli tanrılara tapınan putperest topluma ilân etti!.
Burada en öncelikli konu, ismi “ALLAH” olanın ne olduğunu fark etmektir. İsmi “ALLAH” olan, bu konu eğer iyi irdelenirse, görülecektir ki idrâk edilesi ötelerdeki bir tanrı olmayıp, her birimin ve şeyin derûnundaki, özünde bir kuvvedir, kudrettir!. Her şey ve birim kendi dışına afâkına yönelerek değil, kendi özüne ve derûnuna yönelerek o kuvve ve kudrete ulaşır ve ulaşabilirse de O varlık indinde birimsel “yok”luğunu fark eder!. “Var olan yalnızca ALLAH imiş” der bir muvahhid olarak!...
Bu anlayışta, göklerden insana inen melekler değil, insanın özünden, derûnundan bilincine tenezzül eden kuvveler, ilim (cebrâiliyet) söz konusudur. Beyin daima kendi veri tabanına ulaşanları ve veri tabanından açığa çıkanları —Musavvir ismi sonucu— suretlendirerek bilinçte açığa çıkardığı için, beyinler melekleri sûretler şeklinde görür.