KAVRAMLARLA KURÂN-I KERİM'E BAKIŞ

 

Ahmed Hulûsi'de Kavramlar-Av.Asuman Bayrakcı

 

“Duygular” dediğimiz şey, İlâhi isimlerin mânâlarının duyuları ve duyguları meydana getirir bir biçimde âşikâre çıkış şeklidir

Beyin, temel kabiliyeti itibariyle aslının, zâtının yani kendinin Haktan olması dolayısıyla 99 ismin mânâsına sahip. Bu 99 ismin mânâlarının ise değişik kuvvetlerde ortaya çıkışı söz konusu.

Esas mânâda, her beyinde genellikle bu 99 isim ortaya çıkıyor. Fakat değişik kuvvetlerle ve belli bir terkib halinde. Bu terkibi de, bahsettiğimiz doğum sırasındaki oluşum meydana getiriyor!

Bu terkibin hissedilişi, "duygu" adını alıyor.

ara.jpg (366 bytes)

 

DUYGULARI OLUŞTURAN,

ALT BİLİNǒTİR!

Alt bilinç adını verdiğimiz, –bilinçaltı da denilen- fikir üreten ve duyguları oluşturan veri tabanımızın kaynakları birkaçtır.

Genetik yoldan bize intikal eden sevgi, korku, kıskançlık, doğal savunma güdüsü vs. gibi bizden öncekilerin bize gönderdiği veriler…

Doğum anından itibaren çevrenin beyin dalgalarının beynimizde yaptığı açılımlar…

İçinde yaşadığımız toplumun bizi şartlandırmaları…

Okuduklarımız, seyrettiklerimiz ve iletişimde olduklarımızdan bize yansıyan ve alıp kabullendiğimiz değerler.

ara.jpg (366 bytes)

 

DUYGULAR,

 KOZMİK TESİRLERİN ETKİSİYLE,

TERKİPTEN GELEN MÂNÂLARIN HİSSEDİLMESİDİR!

Öyle ise yaşam içinde oluşan duygusallıkları ve tepkileri neye bağlayacağız?

Duygusal hassasiyetimizi, doğum tarihimizde ayın bulunduğu burca ve hangi sahada daha duygusal olacağımızı da doğum saatimize göre, ayın haritamızda içine düştüğü evin konusunda bağlayacağız!

ara.jpg (366 bytes)

Evet, terkipten gelen mânâların kişide hissedilir hâle gelmesi, belirli ana duyguları meydana getirir. Meselâ hoşlanma, kızma, üzülme, sahip çıkma ve bu gibi. Duygular ise, şartlanmaları istikametinde ortaya çıkıyor, o anda aldığı tesirlerin, kozmik tesirlerin gücü oranında.

Kişiliğin temel özelliklerini, genlerindeki bilgiler meydana getirir..

Genetik veriler, tohum; tohumun gelişmesini ve özelliklerinin ortaya çıkış biçimini sağlayan toprak, gübre, su, nem gibi faktörler de "astrolojik programlama" gibidir.

ara.jpg (366 bytes)

 

DUYGULAR

BİOKİMYANIN PROGRAMLANMIŞ HÂLİDİR

Varlığındaki duygular, biokimyanın programlanmış hâlidir!.

ara.jpg (366 bytes)

DUYGULARININ KÖKENİNDE

DEĞER YARGILARIN YATIYOR…

DUYGULARINI OLUŞTURAN VEYA KÖRÜKLEYEN DE

ŞARTLANMALARIN!

 Şartlanmalar, kişinin isimler terkibi doğrultusunda onu etkiler.

Şartlanmalar, kişide belli değer yargılarını meydana getirir.

Şöyle düşünün bu olayı;

Siz çevreniz tarafından bir şey hakkında, “bu değerlidir” diye şartlandırılmışsınız. Böyle şartlandırıldığınız sırada sizin gerçek kişiliğiniz, gerçek benliğiniz ortaya çıkmamış; henüz gelişmemiş durumdasınız. Bir zeki mahlûk hâlinde yaşıyorsunuz... Çevren de sana, “bu değerlidir, bunu al; sana bu lazım, sen şuna lâyıksın, sen şöylesin, sen böylesin” diyor. Sen de bu şartlanmalara tâbi bir birim olarak, onu ele geçirmek istiyorsun!

Benlik, dilediğini yapıyor!

Nasıl yapıyor?

Hangi istikâmette şartlandırılırsa onu ele geçirmek için yapıyor.

Bu yüzdendir ki sen, onu ele geçirmek için mücadele veriyorsun. Bu mücadeleyi verirken, şartlanmanın getirdiği değer yargıları ile mücadeleyi verirken, bu defa, onu elde edip edememe hâl sende “duygu”ları meydana getiriyor.

Eğer o şeyi ele geçirirsen bu, sende sevinç dediğimiz duyguyu meydana getiriyor.

Yok, o nesneyi elde edemezsen, şartlandırıldığın, o nesneyi ele geçiremezsen, bu defa sende üzüntü dediğimiz duygu meydana geliyor. Ya da, “şuna sahip ol” telkini doğrultusunda sen o şeye sahip oldun... Sonra da o şeyi senin elinden alıyorlar.

Oysa, sende bir sahiplik düşüncesi oluşmuştu daha önceden! Sahiplik düşüncene karşılık o şey de senin elinden alındı mı? alındı! Senin için ızdırap ve azap başladı işte!

Yani, duygularının kökeninde senin değer yargıların yatıyor! Duygularını oluşturan veya körükleyen değer yargılarını meydana getiren faktörde şartlanmaların!

ara.jpg (366 bytes)

 

KİŞİYİ DUYGUSALLIK BATAĞINDA PERİŞAN EDEN,

ŞARTLANMA YOLLU BİLGİLERDİR!

İnsan beynindeki, genetikten gelen veya sonradan şartlanma yollu edinilmiş bilgiler, PC deki virüslere benzer!.

Bu virüsler bazen kapalı kalıp harekete geçirecek bir dış etki beklerler ve dışarıdan virüs yok sanılırlar; bazen de hemen yayılıp kişiyi duygusallık batağında perişan edip, tüm harddiski çökertirler... Yeniden harddiskin çalışır hâle gelmesi uzun yıllar alır!.

Virüs şartlanması yerleşmiştir hard diskinin bir köşesine, farkında değilsindir... İlim gelir, harddiskinin çoğunluğunu kaplar... Sonra öyle bir olayla, “imtihan” derler tasavvuf dilinde buna, karşılaşırsın; ki, o olay gider virüsü aktive eder!.

Haydi al başına!. Virüs bir anda bütün bilgilerini imha eder ve hard disk güm!. Yanarsın!. İlim bana faydalı olmadı dersin!.

Oysa, ilim öncesinde edindiğin –şartlanman, değer yargın- beynine yerleşmiş virüsü temizlemediğin için, o virüsü aktive eden olay PC ni darmadağın etmiştir ve yapabileceğin de hiçbir şey yoktur artık, PC ni yeni baştan formatlamaktan başka!.

Evrensel Sırlar kitabının başına ise, tüm virüsleri imha edecek ana “ANTİ-VİRÜS” programını koymuştuk!.(*)

Onu kullanmazsanız, PC niz her an bir olayla aktive olacak virüsle çökmeğe mahkûmdur!.

Ayrıca bilgisayar bağlantıları ile de birbirine virüs geçebilir dosya alış-verişiyle!.

Virüsün beyinden beyine geçişi vardır ve çok önemli bir konudur!.

Beyinler arasındaki bilgi alışverişinde, virüslü bilgiyi siz bile farkında olmadan karşınızdaki PC nin beynine yüklersiniz!

Bana, PC uzmanı Hacker ..... tavsiyede bulundu; “hemen antivirüsü yükle” diye ve yolladı... Hemen yükledim... Antivirüsüm hayli güçlü şimdi... Eğer siz de antivirüs yüklemezseniz, ne zaman içinizdeki virüs hangi olayla aktive olup beyninizi dağıtır bilemem... sonra da cinci dolaşıp beyninizi tamire uğraşırsınız!.

Bilin ki PC nizin beyni yaşamdaki en kıymetli aracınızdır ve onu derhal antivirüsle koruma altına alın!.

- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

(*) Bütün toplumsal şartlanmalardan; toplumsal şartlanmalardan doğan değer yargılarından; ve bu değer yargıları sonucu oluşan duygulardan arınmayan ÖZÜNDEKİ EVRENSEL SIRLARA eremez!. (EVRENSEL SIRLAR- A.Hulûsi)

 ara.jpg (366 bytes)

 

TASAVVUF, “SİSTEM”,
ASLA DUYGUSALLIĞI KABUL ETMEZ!

Allahın yaratmış olduğu bu “Sistem”de 2 şey yoktur:

Duygusallığa yer yoktur!

Mâzerete yer yoktur!

ara.jpg (366 bytes)

Tasavvuf-sistem asla duygusallığı kabul etmez...

Duygusallığa bürünülebilir ancak sistemle bütünleştikten, sistem kadar duygusuz bakabilir olduktan sonra.

ara.jpg (366 bytes)

 

DUYGULARIYLA YAŞAYAN->YER EHLİ!

Yer ehli duygularıyla, semâ ehli aklıyla yaşayandır!

ara.jpg (366 bytes)

 

DUYGULARI YÖNLENDİREN-> ŞARTLANMALARIN!

 

ara.jpg (366 bytes)

 

İNSANIN HELÂKI, DUYGUSALLIKTADIR!

İnsanın kurtuluşu ilimde, helâkı duygusallıktadır!.

 ara.jpg (366 bytes)

 

DUYGULARIN KABARDIĞINDA…

Duyguların kabardığında, şuurun onu kontrol edemiyorsa, diğer mahlûkattan ayrıcalığın nedir?.           

 ara.jpg (366 bytes)

Bedeninin- organlarının olmadığı ortamda sana gerekli olan nedir?.

ara.jpg (366 bytes)

Duyguların kabardığında aklın örtülüyorsa; bil ki, hataya çok yakınsın!.

ara.jpg (366 bytes)

DUYGULAR,

AKIL GÖZÜNÜ KÖR EDER!

Duygulardan arınılmadığı zaman da, bunun otomatik sonucu dengesizliktir. Duygular akıl gözünü kör eder.

İlmi değerlendiren ise her mertebede hep akıldır. İster aklı maâd, ister aklı kül, ister aklı evvel Hiç değişmez!

Çünkü, ilmi değerlendiren hep akıldır.

ara.jpg (366 bytes)

 

DUYGULARIN ESİRİ OLMANIN SONUCU-> CEHENNEM!

Tabiatının ve duygularının istediği şeylere tâbi olması demek, terkibiyetinden doğan davranışların kendisinden çıkması demektir!..Bu şartlar altında da onun bildiği, ancak "terkibinin hakikatı" yani "Rabbı"dır. Ve bu da onun cehennemini meydana getirir!..

ara.jpg (366 bytes)

 

SAHİPLİK DUYGUSU

- Peki, ya o duygulardan arınma aşaması şartlanmanın?

- Evet, o da çok mühim!

Dikkatle üzerinde durduğun zaman, pek çok duygunun altında şartlanmaların etkin güç olarak yer aldığını tesbit edebilirsin...

Meselâ, sahip olduğun şeye, başka bir şahıs el attığı zaman, kızarsın! Bu kızışının altında, o şeye karşı beslediğin sahiplik duygusu yatar!

Sahiplik duygusu ise, sende, çevrenin şartlandırdığı hükümlerle meydana gelmiştir! Bunun da sebebi, seni çevrenin bu hükümlerle şartlandırmasıdır!

Yâni, neticede, çevrenin çeşitli hükümlerle seni şartlandırmaları, sende çeşitli duyguların kaynağı olmuştur!

Demek ki senin, temelde çevre şartlandırmalarına dayanan değer yargıları dolayısıyla oluşan duygularından dahi arınman mecburiyeti vardır; ki böylelikle gerçek kişiliğine bir adım daha yaklaşasın!

ara.jpg (366 bytes)

 

SEVİNÇ VE ÜZÜNTÜNÜN KAYNAĞI,

SAHİPLİK DUYGUSUDUR!

Benlik, dilediğini yapıyor!

Nasıl yapıyor?

Hangi istikâmette şartlandırılırsa onu ele geçirmek için yapıyor.

Bu yüzdendir ki sen, onu ele geçirmek için mücadele veriyorsun. Bu mücadeleyi verirken, şartlanmanın getirdiği değer yargıları ile mücadeleyi verirken, bu defa, onu elde edip edememe hâl sende duyguları meydana getiriyor.

Eğer o şeyi ele geçirirsen bu, sende “sevinç” dediğimiz duyguyu meydana getiriyor. Yok, o nesneyi elde edemezsen, şartlandırıldığın, o nesneyi ele geçiremezsen, bu defa sende “üzüntü” dediğimiz duygu meydana geliyor.

ara.jpg (366 bytes)

 

SAHİPLİK DUYGUSUNDAN KURTULMANIN YOLU

Bu duygudan kurtulmanın formülünü ise, İslâm düşüncesi şöyle vermiştir:

Elinde ne varsa, hepsi Allah bağışıdır!... Diler verir, diler geri alır!... Vermesinde de almasında da bir hikmet vardır...

Siz bu gerçeği bilerek; elinizdeki her şeyin geçici bir süre için emanet olarak verildiğinin bilinci içinde olarak, “ne elinize girenle sevinip şımarın, ne de elinizden çıkandan dolayı üzülüp kendinizi yıpratın”...

Esasen, rızık tamamiyle ALLAH takdiridir... Nedeni, niçini sorulmaz!.. Dilediğne dilediği kadar verir ve dilediğinden de dilediğini alır...

Aklı başında insana yakışan odur ki, aldığında da verdiğinde de daima ön planda Allah takdirini tespit eder; ve, her şey O'nun takdiriyledir, diyerek hiç bir şeyi sahiplenmez!..

Sana ilham eder, bana verdirir; bana ilham eder, ona verdirir!.. Ancak, kesin olarak bilelim ki, kim kime ne vermiş ise, gerçekte hüküm ve takdir kesinlikle Allah'ındır!.. Bizler ise arada sadece vesileyiz...

Ne takdirde olmayanı verebiliriz; ne de takdir edilmiş olanı vermemezlik edebiliriz!..

İşte bu gerçeği kavrayabilirsek; “infak” çok kolaylaşır!...

ara.jpg (366 bytes)

 

DAVRANIŞLARINI DUYGUSALLIKLA DÜZENLEYENLER

SIKINTIDAN KURTULAMAZLAR

Karşınızdakini suçlamadan önce kendinizi onun yerine koyup; onun penceresinden olaya bakarak değerlendirme yapabiliyor musunuz?

Olgun kişi, kendini, karşısındakinin yerine de koyarak olayı değerlendirebilen insandır.

Bugün, birilerine karşı dün yaptıklarınızdan pişmanlık duymaktaysanız; aynı şekilde, yarın da, bugün yaptıklarınızdan, pişmanlık duyabilirsiniz!.

İlmin ve aklın yolundan ayrılarak; davranışlarını duygusallıkla düzenleyenler, bu tutumlarını değiştirmedikçe sıkıntıdan kurtulamazlar.

 KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ

2012 ® RADYO YANSIMALAR web sitesi. 24 saat yayın

www.allahvesistemi.org