kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

FETİH

  • Işık hızını aşma

  • “Mânevi Ölüm”

  • “Şuursal Şehidlik”

  • İlâhi Sıfatlarla tahakkuk etme

  • Bâtınî kapanıklıkların fethi

  • Kişinin şuur boyutunda kıyametinin kopması

  • Ölmeden evvel ölme

  • “Mutû kalbe en temûtu”

  • Allah’a rucû etmek

FETİH ise, fizik - biyolojik beden yaşamına devam ederken, ruh dediğimiz dalga bedenin -ışınsal bedenin- bağımsızlığını kazanma hâlidir ki, bu durum tasavvufta, “ÖLMEDEN ÖLMEK” diye tanımlanır.

ara.jpg (366 bytes)

 

FETİH,

FİİLİ ÖLÜMÜN NETİCESİNDE MEYDANA GELİR

 Senin şuur boyutunda varlıkta Hakk’ın varlığının dışında birşey görmez hale gelerek herşeyden her olandan razı bir halde ancak aksiyona reaksiyon verir bir halde yaşamandır. Hükmi ölümün neticesi, tasavvufta KEŞİF dediğimiz haldir. Keşfin 7 mertebesi vardır. Hükmi ölümün sonunda eğer o birimin mânâ boyutunda görev alması sözkonusuysa, Ricali Gayb denilen Evliyaullah arasına girmesi sözkonusuysa, bu görevi almasıyla birlikte onda fiili ölüm olur. Fiili ölümün sonunda da onda FETİH dediğimiz hâl meydana gelir.

ara.jpg (366 bytes)

 

 FETİH,

BERZAH ÂLEMİ’NİN FETHİDİR;

Kİ BU FETİH ANCAK

“YAŞARKEN ÖLMEK” SURETİYLE GERÇEKLEŞİR

“Sana öyle bir FETİH verdik ki, bu kesin ve apaçık FETHE eriştir!. Ki böylece Allah senin geçmiş ve gelecek tüm zenbini bağışlar; ve sana olan nimetini tamamlar; ve seni gerçek yola erdirir. Ve sana öyle bir zafer verir ki, hiç kimse karşı koyamaz!.’

Nakletmiş olduğumuz bu üç âyet-i kerîmenin zâhir yâni ilk anda anlaşılan manâsı bütün tefsir ve meâllerde mevcût olduğu için burada bunun üzerinde durmayacağım. Allahü Teâlâ’nın bize ihsan buyurduğu açıklık ve irfan nisbetinde buradan anladığımız mânânın açıklayabileceğimiz kadarına gelince…

FETH, kapalı olan bir şeyin açılması, ya da kişinin elde edemediği bir şeyi elde etmesi anlamlarına gelir. Bu anlamlarladır ki, dünya hayatı içinde bir kişinin elde edebileceği en büyük FETH, âhıret âleminden bir bölüm olan berzah âleminin FETH’idir. Ki bu FETH’de ancak “yaşarken ölmek” suretiyle gerçekleşir!.

hf

FETİH ÖZELLİĞİ,

IŞIK HIZINI AŞMAKTIR

(Soru: Işık hızını aşmak Fetih özelliğine sahip olmak anlamına gelir mi?..)

Evet!.

ara.jpg (366 bytes)

FETİH EHLİNDE YAŞANAN İLİM,

“LEDÜN İLMİ”DİR

 Ledün ilmi, Zâtın, esmâsına olan ilimdir...

Taalluku a’yân-ı sâbite’yedir! İkram yollu bir kula verilirse bu ilim –Hızır ve Zâtiyyûn- gibi bir insanın tüm geçmişini ve gelecekte cennet veya cehennemdeki hâlini ve bütün mertebelerde nereye ulaşacağını icmâlen bilir...

Bu ilim, kişide “FETİH” denilen bir hâl sonunda yaşanır hâle gelir...

ara.jpg (366 bytes)

 FETİH,

HAKKEL YAKİN’İN SONUCUDUR

Ölmeden önce ölmek” denen sırrın “hakk-el yakini” ancak “mardiye nefs” kemâlinde gerçekleşir!. “FETH” hâli de bunun sonucudur!. Bunun ehli de dünya üzerinde ancak onlarla sayılır!.

“Fetih” ehli olan görevliler dünya üzerinde tüm cereyan eden işlere vâkıftırlar. “Keşif” ehli ise sadece görev alanı ile sınırlıdırlar.

ara.jpg (366 bytes)

“FETİH”İN AŞAMALARI

 FETİH 7 AŞAMADIR

FETH esas itibariyle yedi derecedir. Bu yedi derecenin birinci dereceden olanının gerçekleşmesiyle birlikte kişi FETH sahibi olmuş olur.

ara.jpg (366 bytes)

FETHİN 7 DERECESİ

EVLİYAULLAH ARASINDAKİ 7 MERTEBEYE

TEKABÜL EDER

Fetih de yine 7 kademedir aşamadır. Evliyaullah arasındaki 7 mertebeye tekâbül eder.

Fetih gelmiş olan yani ölmeden evvel ölmüş olan yani fiili ölümü tatmış olan kişi sanki şehidler gibi şehidler nasıl fizik bedeni terketmekle birlikte o anda ruh boyutunda serbest olarak yaşarlar dünya üzerinde her olayı görür bilir müdahale edebilirse işte fiili ölümü tatmış olanda  ki ölmeden evvel ölmenin tahakkukudur bu, kişi fizik bedenden kendini kurtarmıştır ruh beden boyutunda yaşar, dilerse herhangi bir yerde bedenlenir, bedenlenerek orada tasarrufta bulunur, dilerse bulunduğu yerden dünya üzerinde olan bir olayı sanki orada yaşıyormuşçasına bilir görür yaşar dilerse müdahale eder veya etmez. Yani ruh beden olarak sanki fizik beden ölmüş gibi, fizik bedenden kurtulmuş bir yaşam içine girmiştir Fetih dediğimiz olaydır bu.

ara.jpg (366 bytes)

FETİH İKİ TÜRLÜDÜR

FETH iki türlüdür;

1-Zâhir FETH.

2-Bâtın FETH.

  1- ZÂHİR FETİH

FETİH Sûresi, zâhir anlamı itibariyle Hudeybiye anlaşması ve Mekke’nin fethi ile alâkalı bir çok hususu açıklar. Ancak ne var ki, asla bu kadarıyla da değildir kapsamındaki anlamlar.

Bu sûrenin derinliklerinde öyle önemli bâtınî yâni iç anlamlar söz konusudur ki, bunları ancak ehli kişiler bilir.

Biz bir iş’arî tefsir hazırlamadığımız için burada bu derinliğe girmeyeceğiz. Ancak, ilk üç âyetin bâtınî anlamından da sözetmeden geçmemiz mümkün değildir!. Zirâ, bu üç âyet tasavvuftaki çok önemli bir hususa işaret etmektedir.

2- BÂTINİ FETİH

 Bâtın FETH dahi iki türlüdür.

a-FETH

b-FETH-İ MÜBİN

ara.jpg (366 bytes)

FETİH

KİŞİNİN RUHTAKİ ÖZELLİKLERLE

YAŞAMINI BU DÜNYADA SÜRDÜRMESİ HÂLİDİR

FETH nedir?.

Kişinin içinde bulunduğumuz şu boyutta, bu bedenle yaşarken; bir anda, beden bağımlılığından kurtularak, sanki ölmüş gibi, tamamiyle ruh beden yaşamına geçmesi ve ruhtaki özellikleriyle yaşamını bu dünyada sürdürmesi hâlidir.

ara.jpg (366 bytes)

NURÂNİ FETİH SAHİPLERİNİN SAYISI

YERYÜZÜNDE 40 I BİLE BULMAZ!

“Ölmeden evvel ölmek” denilen hâlin hakkel yakîn yaşanmasıdır. Bize öğretilene göre, böyle kişilerin yeryüzünde sayıları kırkı bile bulmazmış, nurânî FETH sahipleri olarak.

Evet, FETH bu yönüyle de ikiye ayrılır:

A. FETH-i zulmânî

B. FETH-i nûrânî

ara.jpg (366 bytes)

 A- FETHİ ZULMÂNİ

FETH-i Zulmânî, müslim ya da gayrı müslim tüm insanlarda meydana gelebilir. Özellikle, hindularda, Budist felsefe mensuplarında görülen ve FETH eseri olan bazı haller hep bu FETH-i zulmanî neticesidir ki, din terminolojisinde bu hallere “istidraç” adı verilir.

FETH-i Zulmânî’nin iki büyük işareti vardır. Birincisi bu tür FETH kendisinde meydana gelmiş kişi Hazreti Rasûlullah aleyhisselâm’ı kabul etmez. İkincisi de, birimsellikten, yâni kendini bir birim olarak görmek perdesinden kurtulamamıştır!.

FETH-i Zulmânî sahipleri, kişinin tüm geçmişini bilebildiği gibi, aynı anda birkaç yerde bulunabilme, kabir ahvalini anlatabilme, CİNlerle rahatlıkla iletişim kurabilme ve daha başka bazı akıl almaz davranışlar ortaya koyabilme özelliklerine sahiptirler.

ara.jpg (366 bytes)

İstidraç yollu oluşan “fetih”te 7 mertebeden yalnızca iki mertebesi mevcuttur.

ara.jpg (366 bytes)

 B- FETHİ NURÂNİ

  (FETHİ MÜBİN)

FETH-i Nûrânîde dahi benzer özellikler meydana gelir!. Ancak bir farkla ki, bu zevât kısa sürede bu yaşama adepte olduktan sonra gelişmelerine devam ederler, FETH’in üçüncü derecesinde Hazreti Rasûlullah ile ve sâir Nebi ve Evliyâ ile buluşurlar ve berzah âleminin çeşitli sırlarını âgâh olurlar.

Bundan sonra da ricâli gayb arasında yerlerini alırlar.

ara.jpg (366 bytes)

FETHİ MÜBİN ODUR Kİ,

KİŞİ BU FETHİ KALDIRABİLİR

FETH-İ MÜBÎN odur ki, gelen kişi bu FETHİ kaldırabilir. Bu ne demektir?.

Kişiye FETH geldiği zaman, yâni fizik - biyolojik beden bağından kurtulduğu zaman, bu yaşam şeklini hazmedemeyip kendini içinde bulunduğu boyutun şartlarına kaptırabildiği gibi, buna güç yetiremeyip bedenden tümüyle de kopabilirler; ki bu da onun mutlak manâda ölümü tadışına yolaçabilir.

FETH geldikten sonra, mutlak manâda ölüm gelmediği takdirde, o kişi beyin aracılığıyla gücünü arttırmaya, ilmini çok daha üst seviyeye yükseltmeye devam eder yâni ilerleme devam eder. FETH’in arkasından ölümün gelişi ise onu bulunduğu yerde sınırlar.

ara.jpg (366 bytes)

DÜNYADA BİR KİŞİDE AÇIĞA ÇIKACAK EN BÜYÜK NİMET,

“FETHİ NURÂNİ”DİR

“Ebrarın güzellikleri, mukarreblerin kusurlarıdır” hükmünce, Allah’ın Vahdâniyetini seyirden, beşerî yaşam şartlarınca perdelenmekten ileri gelen kusurlarını bağışlar. Ve tam kemâliyle ihsan ettiği bu FETH ile dünyada oluşabilecek en mükemmel nimeti ihsan etmek suretiyle sana olan nimetini tamamlar. Zirâ, dünyada bir kişide açığa çıkacak en büyük nimet FETH-i Nûrânîdir. Adetâ, dünyada yaşarken cennete girmek gibi bir şeydir bu.

“Ve sana öyle bir zafer verir ki, hiç kimse karşı koyamaz”!. Yâni bu FETHİ-i Mübîne nâil olarak yaptığın çalışmalar ile seni öyle bir zafere, başarıya ulaştırır ki Allah hiç bir aklı selîm sahibi sana, açıkladıklarına, bildirdiklerine karşı koyamaz.

ara.jpg (366 bytes)

FETİH,

ÇALIŞMAYA BAĞLI DEĞİLDİR

FETH kesinlikle kişinin çalışmasına bağlı, yâni çalışmakla elde edilir bir şey değildir.

Hakkal yakin, çalışmaya bağlı değildir. Saidlik gibi “kişi varolurken nasip olmuşsa” dır. yani “feth” dir!

ara.jpg (366 bytes)

 “FETİH EHLİ”,

FETİH KENDİLERİNDE AÇIĞA ÇIKTIĞI SIRADA

 KABİR SORGULAMASINI YAŞADIĞI İÇİN ARTIK

İKİNCİ BİR DEFA DAHA BU SORGULAMAYI YAŞAMAZ

“Ölmeden önce ölmek” denen hâlin üç mertebesi vardır.

a-İlm-el yakîn;

b-Ayn-el yakîn;

c-Hakk-el yakîn.

Birincisi –İLM-, konuyu yakîn derecesinde müşahede ederek olaya ikân kazanmış olmaktır. Bu yukarda bahsettiğimiz şartlara tâbidir. Ne var ki, o olayları çok farklı tepkimelerle geçiştirir.

İkincisiAYN-, olayı kendindeki kuvvelerle âdeta yaşamış gibi görür, algılar, hisseder ve hazırdır o şartlara... Ama gene de aynen birincide olduğu  gibi aynı aşamalardan geçerek yaşar.

ÜçüncüsüHakk-, ise –ki bu zevâtın sayısı fevkâlâde azdır- “Mardiyye” mertebesindeki evliyâullahta; veya bazı ender sıra dışı inançsız insanlarda istidraç denen bir biçimde  gerçekleşir. Buna tasavvufta “fetih” denilir. İstidraç yollu oluşan “fetih”te 7 mertebeden yalnızca iki mertebesi mevcutur.

Bunlar, dünyada, bildiğimiz biyolojik bedenle yaşarlarken; aynı anda, biyolojik bedenden tam bağımsızmışçasına da yaşama özelliğini elde etmişlerdir. Bunlar bahsi geçen sorgulama olayını “fetih” kendilerinde açığa çıktığı sırada bir şekilde geçmişlerdir ki, artık onlar için ikinci bir defa kabîr âlemi sorgulaması söz konusu olmaz.

Nitekim, Hz. Rasulullah aleyhisselâmın boyut değiştirmesi sırasında “Allah sana ikinci bir ölümü tattırmaz” denerek bu gerçeğe işaret edilmiştir. Yani, sen yaşarken “fetih”  yoluyla bu aşamayı geçtiğin için, normalde herkesin yaşadığı ölümü tatma olayı sırasında yaşanacakları yaşamazsın; anlamındadır. “FETİH” Sûresinin başında da bu olaya işaret edilmiştir zaten. Ne var ki, olayın bu derinliği açılmamış olanlar konuyu Mekke’nin fethiyle ilgili olarak değerlendirmişlerdir. Bu gerçeği bilmeyenler, ikinci ölüm olayını gelecekte ilerde bir zamanda oluşacak başka bir ölüm olayına bağlamışlardır.

ara.jpg (366 bytes)

FETİH GELMİŞ KİŞİLER

DİLEDİKLERİ TAKDİRDE

IŞINSAL BEDENLERİNİ YOĞUNLAŞTIRARAK

ARAMIZDA BİYOLOJİK BEDENLE GÖRÜNEBİLİRLER

İşte bu fetih gelmiş, yani ölmeden ölmüş, ruhuyla, ışınsal âlemde yaşama yeteneğini elde etmiş kişiler; diledikleri takdirde bu bedeni yoğunlaştırmak suretiyle aramızda biyolojik bedenle görünebilirler ve çeşitli işler başarabilirler.

Nitekim bunun bir örneği de HIZIR aleyhisselâmdır!. Dilediği anda biyolojik bedene geçip görünür, dilediği anda da dalga boyutta yaşamına devam eder.

Bu esastan olmak üzere gerek Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin ve gerekse daha başka fetih ehli zevâtın aynı anda birkaç yerde görülüp yemek yemeleri, hep bu türden olaylardır.

Hazreti İSA’da, şu anda yaşamakta olduğu RUH ya da bir tür hologramik ışınsal bedenini tekrar yoğunlaştırmak suretiyle yeni baştan aramıza dönecektir ki, bu dönüş yaşı da, ayrıldığı andaki 33 yaşın sureti ve şekliyle gerçekleşecektir. Muhakkak gerçeği en mükemmel şekilde bilen Allah’tır.

ara.jpg (366 bytes)

 FETİH EHLİ

“VECHULLAH”I DAİMİ MÜŞAHEDE İÇİNDEDİR

Helâk olma” ifadesi ile anlatılan mânâ, esasen içinde yaşadığımız şu anda ve her anda geçerlidir... Ve bu durum keşif ve fetih sahibi basîret ehli zâtlar tarafından daimi olarak müşahede edilebilmektedir.

“Başını ne yana döndürürsen ALLAH’ın VECH’ini görürsün” (2/115)

Âyeti zâten bu durumu açık-seçik vurgulamaktadır.

ara.jpg (366 bytes)

FETİH EHLİNİN

GEÇMİŞ VE GELECEK TÜM GÜNAHLARI

BAĞIŞLANMIŞTIR

 “Sana öyle bir FETH verdik ki”. Kişide bu FETH’in oluşması onun hiç bir çalışmasına bağlı olmaksızın tamamiyle Allah tarafındandır. Allah vergisidir ki, “bu kesin ve apaçık bir FETH’e eriştir”. Böylece sen artık berzah âleminin bir ferdi olarak dünyada yaşarsın her şeyin içyüzünü ve hikmetini bilirsin, dolayısıyla bundan sonra senden hiç bir “zenb” meydana gelmez. O gerçekler içinde yaşayan bir Ferd olarak, “Allah senin geçmiş ve gelecek tüm zenbini bağışlar”.

ara.jpg (366 bytes)

FETİH EHLİNDE

GÜNAHIN HÂTIRASI DAHİ ÇIKMIŞTIR

Kendini var kabul ettiğin sürece, günah fiîlî varolmasa dahi hâtıraları “benliğini” meşgul edecektir! Bu meşguliyet ise “günah hâtırası”dır ki, benliğinin yaşamıyla bağlantılıdır.

Ne zamandır ki, “benliğinin” varolmadığını, hakikatını yaşarsın, işte o zaman, nefsinden günah da, hâtırası da çıkmış olur.

“SANA AÇIK-SEÇİK FETİH İHSÂN ETTİK: ALLAH GEÇMİŞ VE GELECEK TÜM GÜNAHLARINI BAĞIŞLADI.”

Âyetlerinde işaret edilen mânâ da anladığımız kadarıyla bu hususa işaret eder.

Fetih” tasavvuftaki anlamıyla, kişinin benliğinin ve benliğinin oluşturduğu perdelerin ortadan kalkması ve Hakkânî sıfatlarla tahakkuk etmesi hâlidir ki, bir devirde ancak çok çok ender kişilerde oluşur! Bunlar, “Hakkın gözüyle görür, işitir, söyler, tutar, yürürler!”

Fetih” gelmiş kişiler, “benliklerinden” kurtulmuş oldukları için, geçmiş ve gelecek günahlarından da bağışlanmışlardır.

Çünkü, onlardan günah ve hâtırası çıkmıştır... Çünkü benlikleri ortadan kalkmıştır! Beden ve bedensel değerler onlar için hiçbir anlam taşımadığı gibi, ruhsal değerler dahi onlardan düşmüştür! Onlar mukarreblerdir, Ferdiyet sahipleridir.

Kişilik isimlerinin ardında, seyreden-seyredilen ve seyr hep aynı TEK olmuştur!

ara.jpg (366 bytes)

FETH,

İLÂHİ SIFATLARLA TAHAKKUKTUR

 ”Feth”in birisi “zulmânî” olmak üzere yedi basamağı vardır... Keşif basîrete aittir. “Fetih” ise tahakkukla alâkalıdır! İlâhî sıfatlarla tahakkukla, demek istedim...

ara.jpg (366 bytes)

 İLÂHİ SIFATLARLA TAHAKKUK

ANCAK “ZİKİR” İLE MÜMKÜNDÜR

ZİKİR, bize göre, dünyada bir insanın yapabileceği, en yararlı çalışma türüdür.

ZİKİR, “Allah'ı anma” diye her ne kadar tercüme edilirse de, böyle bir tercüme son derece yetersizdir.

1. ZİKİR, beyinde tekrar edilen kelimenin mânâsı istikametinde, beyin kapasitesini arttırır.

2. ZİKİR, beyinden üretilen dalga enerjinin RUH'a, yani hologramik dalga bedene yüklenmesini ve böylece ölümötesi yaşamda güçlü bir RUH'a sahip olunmasını sağlar.

3. ZİKİR, tekrar edilen mânâlar istikâmetinde beyinde anlayış, idrak ve o mânâların hazmedilmesi gibi özellikleri geliştirir.

4. ZİKİR, Allah'a yakîn sağlar.

5. ZİKİR, ilâhî mânâlar ile tahakkuku temin eder.

ara.jpg (366 bytes)

“REŞİD” İSMİ, EN ALT SINIRDAN BAŞLAYIP,

 İLÂHİ SIFATLARLA TAHAKKUK HÂLİ OLAN

“FETİH” HÂLİNE KADAR DEVAM EDER...

"REŞÎD" ismi insanda "RÜŞD" hâlinin oluşmasını sağlar.

Fizik bedende "rüşd" bir tanımlamaya göre, "bülûğ" ile başlar; çünkü o zaman cinsiyet hormonları faaliyete geçerek zihinsel fonksiyonlarda "aklı" güçlendirir; ve aynı zamanda da cinsiyet hormonları beynin biokimyasını etkileyerek, "günah" dediğimiz "negatif yüklü mikrodalga enerjinin" ruha yâni mikrodalga bedene yüklenmesini sağlar. Bir diğer tanımlamaya göre de, sebebi her ne hikmetse, 18 yaşında başlar!

Olgunluğun tabanı, insanın ölümötesi yaşam olabileceği ihtimalini düşünerek, hayatına ona göre yön vermesi, bu konuda araştırmalar yapmasıyla başlar!

İşte "REŞÎD" ismi bu en alt sınırdan başlayıp, "İlâhî sıfatlarla tahakkuk etme" hâli olan "FETİH" hâline kadar devam eder. Ondan sonra bir başka şekilde hükmünü icra eder.

ara.jpg (366 bytes)

SIFAT MERTEBESİNDE GÜÇ OLUŞTURMA İSMİ İSE,

“MÜRİD”DİR

Olayın kilit noktası, ZİKİR olayı!

Âyeti kerimeyi hemen hatırla...

“Kim ki Rahman’ın zikrinden yüzçevirirse biz ona şeytanı musallat ederiz!”

Bu âyette çok büyük bir sır var.

Kim ki RAHMANın zikrinden yüz çevirirse....”

Burda “Allah’ın zikrinden” demiyor. Çünkü Rahman’ın zikri, esmâ mertebesindeki ilâhi isimlere işaret eder.

Rahmaniyet mertebesi, sıfat mertebesidir.

Sıfat mertebesindeki güç oluşturma ismi de MÜRİD ismidir!.

Yani insanın varlığındaki bu ilâhi sıfatlara tekâbül eden isimlerin zikrinden kişi vazgeçtiği zaman o ilâhi güçten mahrum kalıyor ve cinlerin etkileri altına giriyor. O tesirleri almaya başlıyor .

İşte, “Rahman’ın zikrinden yüz çevirene biz şeytanı musallat ederiz ederiz. O, onda evham vesvese korku vesâireyi arttırır” âyetinin sırrı da budur.

ara.jpg (366 bytes)

 BÂTIN KAPANIKLIKLARIN AÇILMASI,

“FETTAH” İSMİ İLE MÜMKÜNDÜR

Aynı şey bıkkınlık doğurur, tıkanıklığı getirir.

Peki, insanın kendini yenilemesi yeni şeyleri ortaya getirmesi, yeni şeyleri açması nasıl mümkündür?

Burda demek ki bu sorunla karşılaşıyoruz...

İşte o “yeni”yi ortaya çıkarabilmenin yolu, FETTAH’tan geçer.

”Fettah” isminin mânâsı sende açılır, hükmünü icra ederse,  sende yeni yeni şeyler açılmaya başlar; yeni yeni şeyleri görür, hisseder, yaşar ve ortaya koyarsın.

“FETTAH” isminin zikri, insanda açılımlar yapar!. Hem zâhîri problemlerin çözümlenmesi yönünden, hem de “BÂTIN” kapanıklıkların açılması fetholması cihetinden!

Konuşmamızın başında ne dedik?..

Sendekileri ortaya çıkarabilmen için ayna olarak karşına konmuştur ESMÂ’ÜL HÜSNÂ!

Yani “esmâ’ül hüsnâ”, yani “Allah’ın isimleri”, sendeki vasıflara ayna olarak karşına konmuştur!.

Ötedeki Allah’ın(!), ilâh’ın, Tanrı’nın isimleri değildir onlar! Sende mevcud olan mânâlardır onlar!.

Bu mânâlar sende açıldığı kadar, bu özellikler senden dışarı taşar!. Bunun yolu da zikirden geçer, bilgiden değil!.

ara.jpg (366 bytes)

FETİH SÛRESİ

Bu sûreyi hergün bir defa okumalıyız.

Ayrıca bu ilk üç âyeti hergün aynı sayıda olmak üzere 300-500 ya da 1000’e kadar olmak üzere okumakta çok büyük fayda vardır mânevî açılım isteyene.

Bismi’llâhi’r-Rahmân’ir-Rahîm

(1) İnna fetahna leke fethan mübiynen (2) liyağfire lekellahü ma tekaddeme min zenbike ve ma teahhare ve yütimme nığmetehu aleyke ve yehdiyeke sıraten müstekıymen (3) ve yensurekellahü nasren aziyza (4) hüvelleziy enzeles sekiynete fiy kulubil mü’miniyne liyezdadû iymanen meğa iymanihim ve lillâhi cünudüs semavati vel’ard ve kânallahü aliymen hakiyma (5) liyüdhılel mü’miniyne velmü’minati cennatin tecriy min tahtihel’enharü halidiyne fiyha ve yükeffire anhüm seyyiatihim ve kane zalike ındallahi fevzen azıyma (6) ve yüğazzibel münafikıyne velmünafikati velmüşrikiyne velmüşrikatiz zanniyne billâhi zannessev aleyhim dairetüssev ve ğadıballahü aleyhim ve leğanehüm ve eğadde lehüm cehennem ve saet masıyra (7) ve lillâhi cünudüs semavati vel’ard ve kanallahü aziyzen hakiyma (8) inna erselnake şahiden ve mübeşşiren ve neziyra (9) litü’minu billâhi ve resulihi ve tüğazziruhü ve tüvekkıruh ve tüsebbihuhü bükreten ve asıyla (10) innelleziyne yübayiğuneke innema yübayiğunallah, yedullahi fevka eydiyhim, femen nekese feinnema yenküsü alâ nefsih ve men evfa bima ahede ğaleyhullahe feseyü’tiyhi ecren azıyma (11) seyekulü lekel muhallefune minel’ağrabi şeğeletna emvalüna ve ehluna festağfir lena, yekulune bielsinetihim ma leyse fiy kulubihim kul femen yemlikü leküm minallahi şey’en in erade biküm darren ev erade biküm nef’a bel kanallahü bima tağmelune habiyra (12) bel zanentüm en len yenkaliber rasulü velmü’minune ila ehliyhim ebeden ve züyyine zalike fiy kulubiküm ve zanen tüm zannessev ve küntüm kavmen bûra (13) ve men lem yü’min billâhi ve rasûlihi feinna a’tedna zilkâfiriyne saiyra (14) ve lillâhi mülküs semavati vel’ard yağfirü limen yeşaü ve yüğazzibü men yeşa ve kanallahü ğafurur rahıyma (15) seyekülül muhallefune izentalaktüm ilâ meğanime lite’huzuha zeruna nettibığküm yüriydune en yübeddilu kelamallah kul len tettebiğuna kezaliküm kalellahu min kabl feseyekulune bel tahsüdunena bel kanu lâ yefkahune illâ kaliyla (16) kul lilmuhallefiyne minel’ağrabi setüdavne ilâ kavmin uliy be’sin şediydin tükatilunehüm ev yüslimun fein tütıyğu yü’tikümullahü ecren hasena ve in teteellev kema tevelleytüm min kablü yüğazzibküm azaben eliyma (17) leyse alel’ağma harecün ve lâ alel’areci harecün ve lâ alelmeriydı harec ve men yütığıllâhe ve rasulehu yüdhılhü cennatin tecriy min tahtihel’enhar ve men yetevelle yüazzibhü azaben eliyma (18) lekad radıyallahü anilmü’miniyne iz yübayiğuneke tahteşşecereti feğalime ma fiy kulubihim feenzelessekiynete aleyhim ve esabehüm fethan kariyben (19) ve meğanime kesiyreten ye’huzuneha ve kânallahü aziyzen hakiyma (20) veadekümullahü meğanime kesiyreten te’huzuneha feaccele leküm hazihî ve keffe eydiyennasi anküm ve litekune ayeten lilmü’miniyne ve yehdiyeküm sıratan müstekıymen (21) ve uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanallahü alâ külli şey’in kadiyr (22) ve lev katelekümülleziyne keferu levellevül edbare sümme lâ yecidune veliyyen ve lâ nasıyra (23) sünnetallahilletiy kad halet min kabl ve len tecide lisünnetillâhi tebdiyla (24) ve hüvelleziy keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bibatni mekkete min bağdi en azfereküm aleyhim ve kanallahü bima tağmelune basıyra (25) hümülleziyne keferu ve sadduküm anilmescidil harami velhedye mağkufen en yeblüğa mahıllehu velevlâ ricalün mü’minune ve nisaün mü’minatün lem tağlemuhüm en tetauhüm fetüsıybeküm minhüm meğarretün biğayri ılm, liyüdhılellahü fiy rahmetihî men yeşa lev tezeyyelu leazzebnelleziyne keferu minhüm azaben eliyma (26) iz ceğalelleziyne keferu fiy kulubihimül hamiyyete hamiyyetel cahiliyyeti feenzelellahü sakiynetehu alâ rasulihî ve alelmü’miniyne ve elzemehüm kelimetet takva ve kanû ehakka biha ve ehleha ve kanallahü bikülli şey’in aliyma (27) lekad sadekallahü rasulehür rü’ya bilhakk letedhulün nelmescidel harame inşaallahü aminiyne muhallikıyne rüuseküm ve mukassıriyne lâ tehâfun, fealime ma lem tağlemu feceale min duni zalike fethan kariyba (28) hüvelleziy ersele rasulehu bilhüda ve diynil hakkı liyuzhirehu aleddiyni küllihi ve kefa billahi şehiyda (29) muhammedün rasulullahi velleziyne meahu eşiddaü alelküffari rühamaü beynehüm terahüm rükkean süccedaen yebteğune fadlen minellahi ve rıdvan siymahüm fiy vücuhihim min eserissücud zalike meselühüm fiyttevrat ve meselühüm fiyl’inciyl kezerın ahrece şat’ehu feazerehu festağleza festeva alâ sukıhî yucibüzzürrağa liyeğıyza bihimülküffar veadallahülleziyne amenu ve amilussalihati minhüm mağfireten ve ecren azıyma

Anlamı:

1. Sana öyle bir fetih verdik ki, bu kesin ve apaçık fethe eriştir!.

2. Ki böylece Allah senin geçmiş ve gelecek tüm zenbini bağışlar; ve sana olan nimetini tamamlar; ve seni gerçek yola erdirir;

3. ve sana öyle bir zafer verir ki hiç kimse karşı koyamaz!.

4. İmanlarının kat kat artması için mü’minlerin şuûrunda güven duygusunu oluşturan O’dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah hükmünü yerine getirmek için görevlendirilmiştir. Allah Alîmdir, hakîmdir.

5. İman eden erkek ve kadınları altında ırmaklar akan cennetlere ebediyyen kalmak üzere sokar ve onların kusurlarını örter. İşte bu Allah’tan en büyük bağıştır.

6. Bir de Allah’a karşı kötü ZANda bulunan ikiyüzlüler ile ŞİRK koşanları hakkettikleri azaba erdirir. Zanları kendi başlarında patlasın!. Allah’ın gazabı ve lâneti onlarda açığa çıkar ve cehennem onlar için hazırlanmıştır. Ne berbat dönüş yeridir!.

7. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah hükmünü yerine getirmek için görevlendirilmiştir. Allah Azîz ve Hakîm’dir.

8. Biz seni, şehadet edici, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik!

9. Hakkıyla Allah’a ve Resûlüne iman edin, yardımcı olun, saygı gösterin ve O’nu sabah akşam tesbih edin.

10. Gerçektir ki sana biat edenler Allah’a biat etmişlerdir ve Allah’ın eli onların eli üzerindedir. Verdiği sözden dönen bununla kendine zarar vermiş olur. Sözüne sadık kalana ise Allah’tan büyük ecir vardır.

11.Bedevilerden (savaştan) geri kalanlar, “bizi mallarımız ve çoluk çocuğumuz geri bıraktırdı; Allah’tan bağışlanmamızı dile” diyecekler. İçlerinde olmayanı dilleriyle söylüyorlar. De ki, -Allah size bir zarar ya da bir fayda dilerse kimin onu geri çevirmeğe gücü yeter?.. Kaldı ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır’.

12. Belki siz, Rasûlün ve iman edenlerin ailelerine geri dönmeyeceklerini zannettiniz. Bu zan size hoş geldi de kabullendiniz; ve helâka liyâkat kazandınız.

13. Kim hakkıyla Allah’a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz gerçeği örtenlere alevli ateşi hazırlamışızdır.

14. Göklerin ve yerin varlığı Allah’ındır. Dilediğini bağışlar ve dilediğine azab verir. Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.

15. Bu geride kalanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde, -bırakın biz de sizinle gelelim’, derler. Onlar, Allah hükmünü deiştirmek isterler. De ki, -Siz bizimle gelemezsiniz, Allah böyle hükmetti’. Size, “bizi çekemiyorsunuz” derler. Hayır, onlar anlayışları kıt insanlar!.

16. Geri kalan o bedevîlere de ki, -siz son derece güçlü, cengaver bir kavimle savaşa davet olunacaksınız. Onlarla İslâmı kabul edesiye vuruşacaksınız. İtaat ederseniz, Allah size büyük ecir verir. Ama daha önce yüzçevirdiğiniz gibi gene döneklik yaparsanız, sizi acıklı bir azaba uğratacak.’

17. Gözleri görmeyene, topala ve hasta olana mes’uliyet yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, O’nu altında ırmaklar akan cennete sokar. Kim de yüzçevirirse, can yakıcı azaba sokar.

18. Mü’minler ağaç altında sana biat ettiklerinde Allah hoşnud oldu!. Gönüllerinde olanı bildi de onlara huzur ve itminan verdi. Onları pek yakın bir fetih ve zafer ile mükâfaata mazhar kıldı.

19. Onları, alacakları bir çok ganimetlere nâil etti. Allah, Azîz ve Hakîm’dir!.

20. Allah size ele geçireceğiniz bol bol ganimetler vâadetmiştir. Bunu da size pek çabuk nasibetti. İnsanların elini üzerinizden çekti!. Ki bu size bir işaret olsun!. Ve sizi gerçek yola eriştirsin!.

21. Daha başka şeyler de vâad etti ki, onlara henüz gücünüz yetmez. Allah onları kuşattı. Allah her şeye gücü yetendir.

22.Gerçeği örtenler sizinle savaşsalardı, arkalarını dönüp kaçacaklardı. Sonra hiç bir yardımcı ve koruyucu da bulamazlardı!.

23. Allah’ın sistemi önceden beri hep böyledir. Allah sisteminden asla değişiklik olmaz.

24. Sizi, onlara galip getirdikten sonra, Mekke’nin göbeğinde onların elini sizden, sizin elinizi de onlardan çeken O’dur!. Allah bütün yaptıklarınızı görür.

25.Gerçeği örtenler, sizi Mescîd-i Harâm’dan alakoyanlar, hediye kurbanınızın yerine ulaşmasını engelleyenler onlardı. Şayed, aralarındaki henüz tanımadığınız inanmış kadın ve erkekleri ezmeniz ihtimali olmasaydı, -ki bu takdirde çok üzülürdünüz- Allah savaşı önlemezdi. Dilediklerini rahmetine kavuşturmak içindi bu!. Onlar birbirinden ayrılabilir olsaydı, gerçeği örtenleri yakıcı bir azâba atardık.

26. Gerçeği örtenlerin şuûrlarına yerleşmiş olan gayretkeşlik ve cahiliye asabiyetiydi!. Allah, Resûlüne ve mü’minlerin kalplerine sekîne indindirdi; onları takvâ sözü üzere sabit kıldı. Onlar bu söze lâyık kimselerdi. Allah her şeyi, o şeyin zâtı olarak bilir!.

27. Andolsun ki, Allah peygamberinin rüyasının gerçek olduğunu tasdik eder. Dilerse Allah, kesinlikle kiminiz başı traşlı, kiminiz de saçları kırkılmış bir halde kimseden çekinmeden, tam emniyet içinde, Mescîd-i Harâm’a girersiniz. Allah, sizin bilmediğinizi biliyordu. Onun için size yakın zamanda yeni bir zafer müyesser etmiştir.

28. O Allah, Rasûlünü irsâl eylemiştir ki hidâyet ile, Hak din bütün dinlere ağır basarak insanlara gerçeği göstersin. Şahid olarak Allah yeter!.

29. Muhammed, Allah Rasûlüdür!. Onunla beraber bulunanlar, gerçeği örtenlere karşı sert, birbirlerine karşı merhametlidirler. Onları rükû ve secde halinde görürsün; Allah’ın fazlını ve hoşnudluğunu isterler. Onları yüzlerindeki secde izinden tanırsın. Tevrat’ta ve İncil’de onların vasıfları şudur:

Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış gövdesiyle dikilmiştir: ekincilerin hoşuna gider. Allah bunların sayısını arttırmakla, gerçeği örtenleri çatlatır. Allah, iman edip yararlı çalışmalarda bulunanlara bağışlama ve büyük ecir vaad etmiştir.

Ahmed Hulûsi

yazdir

     word olarak yükle                      Tüm Kavramlar Programı 

  AB1.jpg (952 bytes)

.A  B  C  D  E  F  G  H  I-İ  K  L M N  O-Ö P R  S-Ş  T U-Ü  V  Y  Z

www.allahvesistemi.org

earth.gif (69507 bytes)