.

 

          

 

  kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

GEN

GENETİK VERİLER, TOHUM;

ASTROLOJİK PROGRAMLAMA DA O TOHUMUN GELİŞMESİNİ

VE ÖZELLİKLERİNİN AÇIĞA ÇIKIŞINI SAĞLAYAN FAKTÖRDÜR!

Beyin temel yapısı itibariyle, aslının, yani varlığının "Hak" oluşu itibariyle, kendisindeki 99 ismin mânâsını ortaya çıkarmaya istidatlıdır. Bu 99 ismin mânâlarının değişik şiddetlerde ve değişik tertipler halinde ortaya çıkışı birimler arası farkları doğurmaktadır. Bu arada kişiden beş - on, ya da kırkbeş ismin ortaya çıkışı gibi anlatımlar, izah sadedinde ve teşbih yolludur.

Esas mânâda her beyinde bu 99 ismin mânâsı ortaya çıkmaktadır. Ancak bu ortaya çıkış değişik kuvvetlerde ve belirli bir terkip halinde oluştuğu için, sayısız farklılıkta insan meydana geliyor.

Bütün bunlar da bahsettiğimiz radyasyonların beyinde meydana getirdiği tesirler ile ve o kişide soyu yolundan oluşan genler vasıtasıyla meydana gelmede.

Ana - babadan intikal eden genler, ana - baba ve daha önceki cedlerden alınan tüm kayıtları beyne ulaştırırken; bu kayıtlar, ancak kendi özelliklerini ortaya çıkarabilecek kabiliyette bir devrenin açılması hâlinde o beyinden dışa vuruyor!..

Açmaya çalışalım bir misâlle.

Ana koç burcundan bir kafaya, baba kova burcundan bir kafa yapısına sahip ise, çocuk kafa olarak kova ise baba özelliklerini, Koç ise ana özelliklerini düşünce planında ortaya koyar. Ya da çocuk diyelim ki bir oğlak ise, bu defa dede veya nine oğlağın özelliklerinin, görülmesine vesile olur ki, bu yüzden nineye çekmiş denilir. Ya da halaya çekmiş denilir.

İşte bu durum, genlerle intikal eden bilgilerden çocuğun ancak kendi açılışı istikâmetinde yararlanabileceğini göstermektedir. Esasen bu konu çok geniş olmasına rağmen, bu kitapta daha fazla bu hususa yer veremiyoruz.

Evet, terkipten gelen mânâların kişide hissedilir hâle gelmesi, belirli ana duyguları meydana getirir. Meselâ hoşlanma, kızma, üzülme, sahip çıkma ve bu gibi. Duygular ise, şartlanmaları istikâmetinde ortaya çıkıyor, o anda aldığı tesirlerin, kozmik tesirlerin gücü oranında.

Kişiliğin temel özelliklerini, genlerindeki bilgiler meydana getirir..

Genetik veriler, tohum; tohumun gelişmesini ve özelliklerinin ortaya çıkış biçimini sağlayan toprak, gübre, su, nem gibi faktörler de "astrolojik programlama" gibidir.

ara.jpg (366 bytes)

 

GENETİK YAPI DAHİ

MELEKİ KÖKENLİ YAPIDIR!

İnsan organlarının tümünün çalışması dahi dinsel tabirle melekî tesirledir... Meselâ, “düşünme melekesi” der eskiler... Düşünme dahi melekî boyuta dair bir olaydır... Eğer bir kitabımda "MELEK"ler ile ilgili olarak yazdığım bölümü okursanız, Melek kelimesinin kapsamına giren, atomüstü boyutun tüm birimlerinin gerçekte “melek” diye anlatılmak istenen “boyut varlıkları” olduğunu farkedeceksiniz...

Dolayısıyla genetik yapının dahi bir melekî kökenli yapı olduğunu değerlendireceksiniz...

Burada bütün mesele, melek kavramını en kapsamlı biçimiyle algılamaktır sanırım...

 ara.jpg (366 bytes)

 

GENETİK ÖZELLİKLERİN ÇIKIŞINA YOL VEREN,

MELEKİ ETKİLERDİR

 (Soru:Gen'ler, bir anlamda Levhi Mahfuz'un zâhire çıkışı olur mu?.. Şayet böyle ise astrolojik tesirlerin altındaki melekî fonksiyonların esprisi ne olmaktadır?..)

Genetik özelliklerin açığa çıkmasına yol veren, melekî etkilerdir...

 ara.jpg (366 bytes)

 

BEYİNDEKİ GENETİK DİZİN, BURÇLARDAN GELEN

KOZMİK IŞINIMLARIN GÜNEŞTEN YANSIMASIYLA

GENLERDE BİR MUTASYON OLUŞTURUR

 Rabbime şükürden âciz olduğumu, herkesin huzurunda bir kere daha itiraf ediyorum!.

1985 yılında açıklayıp, 1986 yılında “İNSAN ve SIRLARI” isimli kitabımda, Dünyada ilk defa olarak yazdığım, “insan beyninin çeşitli burçlardan ve güneş sistemimizdeki planetlerden gelen kozmik ışınlarla programlandığı” konusu, nihâyet bilim dünyası tarafından ispatlandı!.

Evet, yukarıda eli kalemli bir tanrı, beyinleri eline alıp, KADER yazmıyor kıvrımlar üzerine!…

Gökte tanrı var” kavramından kurtulamayanların; İSLÂM DİNİ’NDE anlatılan SİSTEMİ OKUYABİLMELERİ imkânsız!.

Onlar belki, mukallit Müslümanlar olarak yürümeye mahkûmlar…

14 sene evvel açıklayıp yazdıklarımı, ilim dünyası nasıl tasdik etmeye başlıyor, görelim:

ENGİN ARDIÇ yazıyor 11 Nisan 1999 Pazar günkü STAR Gazetesinde:

“…Elektronik mühendisi ve yazar Maurice Cotterell, dünyanın çevresini atmosfer gibi saran radyasyon kuşaklarını incelerken pirelenmiş... 1957 yılında NASA'da çalışan bilim adamı James Van Allen tarafından keşfedilen ve onun adıyla anılan bu kuşakların, güneşten gelen radyasyonu süzdüğünü ve dünyaya gönderdiğini, güneşin yıl boyunca 12 çeşit ışın gönderdiğini ve bunların da 12 çeşit çekim alanı yarattığını görmüş. (Bu manyetik alanları keşfeden de Profesör Iain Nicolson.)

12... Cotterell'in zihninde ampul yanmış: Yahu, burçlar da toplam 12 adet değil mi? 12 aya 12 burç, 12 ayrı manyetik alan! Bunda bir iş var!

Aramış taramış, eline Oakland Üniversitesi'nden Profesör A.Lieboff'un bir incelemesi geçmiş. Profesör Lieboff, tüp bebekler üzerinde yaptığı bir araştırmada, laboratuarındaki ışık düzenlemesinin, tüplerde büyümekte olan ceninlerin hücrelerini etkilediğini söyleyerek ilgilileri uyarıyormuş...

Maurice Cotterell, bu verilerden yola çıkarak, 12 ayrı çeşit güneş ışınımının cenin kromozomlarında 12 ayrı çeşit mutasyona yol açtığını (cenin ister tüpte ister ana rahminde olsun), bunun sonucu da ortaya 12 ayrı çeşit insan tipi çıktığını söylüyor.

Aha size burçlar!

Verileri bilgisayara yüklemiş. Belli ışınımların dalga boyları ve buna 'tekâbül eden' güneş lekeleriyle insanların belli davranış biçimleri ve doğum tarihleri arasında 'korelasyon' aramış. Bilgisayar buluşu doğrulamış. Güneşteki lekelerin (yâni radyasyon patlamalarının) belli bir şekil aldığı dönemde giriştiyse ananız babanız sizi yapma işlemine, belli bir karaktere sahip oluyorsunuz…. “

İşte böyle!…

Bu gelişme, bu ilmin saklı olduğu şatonun, kapısının aralanması!…

Kapı önümüzdeki yıllarda daha da açılacak ve içeri girildiğinde, bu konuda da, yazdıklarımızın tümünün doğruluğu tasdik edilecek!… “Ahmed Hulûsi bunu çok yıllar önce yazmıştı!” denecek…

Şu an için önemli olan, beyindeki genetik dizinin, burçlardan gelen kozmik ışınımların güneşten yansımasıyla, genlerde bir tür mutasyon oluşturduğunun tesbit edilmiş olması!… 

Daha sonraki aşamalarda, olayın bu kadarla kalmadığı; Güneş’le beraber, Güneş sistemindeki tüm planetlerin de bu yansıtmada görev aldığı fark ve tesbit edilecek…

Ayrıca, olayın, yalnızca sperm-yumurta bileşmesi anında değil; 120. Günde; doğum gününde ve dünyaya çıkış dakikasında da çeşitli programlamalara yol açtığı anlaşılacak…

ER, YA DA GEÇ!…

ara.jpg (366 bytes)

 

KOZMİK IŞINLAR,

BEYİN HÜCRE GENETİĞİNDE “DNA” VE “RNA” DİZİNLERİNİ

ETKİLEYEREK GENETİK PROGRAMLAMALARA YOL AÇARLAR

Her biri canlı ve bilinçli bir yapı olan, çeşitli "ALLAH" isimlerinin mânâlarını havi "BURÇLAR"ın, yani günümüz deyimiyle “takım yıldızların”, yaymış oldukları bir kısım kozmik ışınlar, sürekli olarak birbirlerini ve bu arada dünyamızı da etkilemektedir!.

Semâdan, yıldızlardan gelen ve "ALLAH" isimlerinin çeşitli mânâlarını ihtiva eden kozmik ışınlar, hiç farkında olmadığımız bir biçimde, bütün canlıların beyin hücre genetiğindeki “DNA” ve “RNA” dizinlerini etkileyerek, onlardaki çeşitli yönelişlere ve genetik programlamalara yol açmaktadır..

İşte bu sebepledir ki, büyük keşif sahibi evliyaullahtan ve o devrin "OKU"muşlarından olan Muhyiddin A'rabi, "Fütuhat'ı Mekkiye" isimli eserinde;

"Dünyada, berzahta ve cennetlerde tekevvün etmekte olan ve edecek (oluşacak) her şey BURÇLARDAN İNEN TESIRLERLE meydana gelir." demiştir!.

Ve işte bu sebepledir ki, "EMİR", yani "HÜKÜM", yani, o hükmü oluşturacak tesirler semâdan yıldızlardan inmektedir, denmiştir...

ara.jpg (366 bytes)

 

KUANTSAL EVRENİN KUANTLARI,

ALGILADIĞIMIZ BOYUT(BEDENSEL BOYUT)UN GENLERİ GİBİDİR!

Zaman ve mekân kayıtları ötesindeki “insan”!

Evrensel değil, galaktik boyuta göre et-kemik ömrü birkaç saniye olan “insan”ın bundan sonraki yaşamı acaba nerede ve nasıl?

Ne diyor KURÂN?

“-Biz her şeyi çift yarattık; umulur ki tezekkür edersiniz!

“-Bütün çiftleri yaratan, gemi ve hayvanlarınızı yaratan…”

“-Subhandır O ki, hepsini çiftler hâlinde yarattı; yerin bitirdiklerinden, nefislerinden, ve bilmediklerinden!”

“-Onları ve zürriyetlerini dolu gemilerde taşıyoruz!

1970 yılında yazdığım “RUH İNSAN CİN” isimli kitap ile 1995 yılında kaleme aldığım “TEK’İN SEYRİ” kitapta Kuantum fiziğinden evrenin holografik yapısından söz etmiştim bir miktar…

Kurân’ın, bu konulara nasıl işaret ettiğini elimden geldiği kadarıyla anlatmaya çalışmıştım özellikle “TEK’İN SEYRİ”nde…

Algıladığımız madde boyutunun ve her “şey”in orijini ve hakikati, aslı olan Kuantsal boyutta-evrende, her parçacık ÇİFT olarak vardır.

Şimdi önce şunu hatırlayalım…

Allah” kelimesi bir “isim” kelimesidir ve bir işaret kelimesidir.

Atan Allah’tı” âyetinde olduğu gibi, her şey, aynı orijin ve hakikatten meydana geldiği için, madde, et-kemik kol boyutunda olay bu kelimeye bağlanmakta olduğu gibi; “nokta” diye tarif edilen Kuantsal boyutuyla TEKİL bir yapı olan evren de elbette “Allah” kelimesiyle işaret edilene bağlanır.

Ancak ne var ki, gene “ALLAHismi ile işaret edilenin, yaratmış olduğu her “şey”den münezzeh-beri olduğu da başka bir gerçektir.

Yani…

Kuantsal boyut olan, “RUH” ya da “Ruh-u Â’zâm” ismiyle tasavvufta işaret edilen mertebe, tüm algıladığımız ya da algılayamadığımız her şeyin hakikati olan TEKİL bir yapıdır; ve “Vitriyet” mertebesidir; ki, bundaki bilinç “her an yeni bir şan'dadır”; kuantların her anki değişkenliği dolayısıyla!.

Tüm Kuantlar bir çift hâlinde ve algılayana göre foton ya da dalga biçiminde yaşamlarına devam etmektedirler… Her an birbirleriyle iletişim halindedirler biri galaksinin öbür ucunda olsa bile!

Kuantsal evrenin kuantları, bizim algıladığımız hayvan boyut(bedensel boyut)un genleri gibidir!.

ara.jpg (366 bytes)

 

KURÂN’DA “GEMİ” OLARAK SEMBOLİZE EDİLEN GENLER

“KUANTSAL UZAY”DAN, IŞIK HIZIYLA

MADDE BOYUTUMUZA “ANLAM” YOLCULARI TAŞIRLAR!

 

“GEN”ler, Kurân’da, “gemi” olarak sembolize edilmiştir!. Çeşitli anlamları Kuantsal boyuttan madde boyutuna “taşıyıcı” olarak “gemi”! Öyle “Uzay gemi”leridir bunlar ki; “kuantsal uzay”dan ışık hızıyla madde boyutumuza “anlam” yolcularını taşır!.

Çiftler hâlindeki “gen”lerden, hayvanlarınızı-bineklerinizi yani madde bedenlerinizi yaratmıştır. Kromozomlar da hücre stoplazması içinde taşıdıklarıyla yüzmektedir “gemi” olarak!.

Nefislerinizden, yani varlığınızı oluşturan genlerinizin –çiftlerin- eseri olan bilinç dalgalarınızdan da, gene çiftler hâlinde kişisel ruhlarınızı yani ebediyet bineklerinizi yaratmaktadır… Ve daha bilmediklerinizi..

ara.jpg (366 bytes)

 

GENLER KANALIYLA GELEN TÜM BİLGİLER,

KİŞİNİN BEYNİNDE KENDİLERİNİ GÖSTEREBİLECEK AÇIKLIK

BULABİLİRLERSE ORTAYA ÇIKARLAR!

 Genetik (irsiyet) diye bir olay var! Genlerin ne olduğunu biliyoruz. Bu yolla gelen ana bilgilerin kişideki rolü nedir?..

Genler kanalıyla gelen tüm bilgiler, şayet o kişinin beyninde kendilerini gösterebilecekleri uygun açıklıklar bulabilirlerse ortaya çıkarlar. Yok eğer o beyin, genleri kanalıyla sahip olduğu bilgileri, ortaya koyabileceği bir biçimde uygun açılım burçlardan almamışsa, onları aynen kapalı olarak muhafaza eder ve kendisinden sonrakilere iletir.

Tâ ki genlerdeki bilgilerin ortaya çıkmasına uygun açılımda bir beyin bulana kadar bu böylece devam eder.

ara.jpg (366 bytes)

 

GENETİK ARINMA

SORU: Hz. Rasül’deki üç aşamalı gerçekleşen genetik arınma, ”Ferdiyet sahipleri”nin her biri için gerçekleşiyor mu?.

CEVAP: Evet!. Hepsi için geçerli; ancak, hepsinde aynı derece olmaz. Kemâlâtına göre arınmaları da farklı olacaktır!.

ara.jpg (366 bytes)

 (Soru: Genetik temizlenme hakkında ne düşünüyorsunuz?..)

Olanaksız!...

Tek şansınız, antivirüsü devreye sokmanız!... (*)

(*) Bütün toplumsal şartlanmalardan; toplumsal şartlanmalardan doğan değer yargılarından; ve bu değer yargıları sonucu oluşan duygulardan arınmayan ÖZÜNDEKİ EVRENSEL SIRLARA eremez!. (EVRENSEL SIRLAR- A.Hulûsi)

ara.jpg (366 bytes)

 

GENETİK BİLGİ,

“ÖZ”DEN GELEN İLİMLERDEN BİRİDİR!

(Soru:Genetik yolla intikal eden ilim, nakli midir? Özden gelen bir ilim midir?..)

Özden gelen ilimlerden biridir, genetik bilgi!..

ara.jpg (366 bytes)

 

GENETİK VERİ TABANI

VELÂYETTE YÜKSEK MERTEBELER İÇİN ÖNEMLİDİR!

-"Ehlibeyt"; Hazreti Rasûlullah’ın zâhirde sulbünden gelenlerdir... Bâtın mânâsı itibariyle ise, Verâseti Muhammediyi devam ettiren ehlullahtır..

Onlar bâtıni mânâdaki hâne halkıdır!. Ehlullah, diyorum, dikkat edin “Ehlir Rab” değil!..

 

(Soru Bu ehlullah aynı zamanda zâhirde Rasûlullah'ın sülbünden gelenler midir?)

Zâhiren çoğunluğu öyledir; ama istisnalar da vardır...

Esasen ancak o genetik taban o kemâlâtı getiriyor...

Genetik veri tabanı, velayette yüksek kemâlâtlar için çok önemli...

ara.jpg (366 bytes)

 

GENETİK HÂFIZA İLE RUH HÂFIZASI

FARKLI ŞEYLERDİR!

Ruhu olanın hâfızası vardır; fakat her hâfızası olanın ruhu yoktur... Yani ölümötesi yaşamını sağlayacak olan beyin üretimi kişilik ruhu, demek istiyorum... Unutmayın ki, genetik hâfıza başka şeydir; ruh hâfızası başka şeydir.

ara.jpg (366 bytes)

 

SAHNEDE ROLÜNÜ OYNUYORSUN…

BU ARADA DA RUHSAL GENLERİNİ DÜZENLİYORSUN!

Doğuyoruz, büyüyoruz; büyürken, içinde yaşadığımız toplumun doğru ve eğrileriyle şartlanıp; onları doğru ve eğri kabul ediyoruz!… Sonra genetiğimizin de yönlendirdiği karakterle, başlıyoruz en iyi şekilde yaşamak amacıyla savaş vermeye…

Kâh aldatıyoruz, kâh kandırıyoruz; kâh ezip geçiyoruz; kâh vurup geçiyoruz; kâh egomuzu tatmin için birilerinin üstünden geçiyoruz!…

Kimimiz için, dünya, o olmasa dönmez, hâle geliyor! Kimimiz, yorumları olmasa, insanlar yönlerini tâyin edemeyecek sanıyor!…

Kimimiz cep, kimimiz koltuk veya etiket uğruna nice savaşlar verip; hep vatan uğruna millet uğruna yaşıyoruz!!!…

Millet deyip, cebimizi dolduruyoruz; Din deyip, cebimizi dolduruyoruz!… Cebimiz olmazsa, etiketimizi; şânımızı dolduruyoruz!

Yaşamın evrensel amacı ne mi olmuş?… Para… Koltuk… Nâm… Dişi…

Tüm oyunlar bunun üzerine kuruluyor…

Her şey, eline geçene kadar değerli!.. Satın alana kadar, değerli!.

Elde ettin mi, değeri tükeniyor; haydi yenisine!… Satın alınmayacak, elde edilip hükmedilmeyecek yok sanıyoruz!. “Kaça?” demekte devam ediyoruz!… Allah’a bile, paha biçmeye kalkıyoruz!

Paraya doymuyoruz!

Koltuğa doymuyoruz!

Nâma doymuyoruz!

Dişiye doymuyoruz!…

Ötesini, bilmiyoruz ki!…

Allah Rasûlü’ne de imanımız yok ki, gösterdiği hedefe ulaşmak gibi bir amacımız olsun!…

Doyasıya, patlayasıya, çatlayasıya, yiyip içip, çiftleşmenin yollarını arayıp duruyoruz!.

Tanrı korkusu olmasa, ne zekât vereceğiz, ne bir iyilik yapacağız!.

Ama ya varsa, öte dünya?

İşte bu korku bazılarımızı biraz dizginliyor!.

Hayvânî arzularımızı frenliyor!.

Ateş ve azap korkusu tanrı korkusuyla birleşince, disk fren gibi işlev görüyor!.. Bu korkuları olmayansa dolu dizgin, patlamış frensiz araba gibi!. Nereye kadar?… Toslayacağı yere kadar!.

Ama tüm bunlar, oyunun bir sahnesi daha… Farkında değiliz!. Arkada, bu sahneye göre gelişecek çok sahne var daha!.

Bu sahnede kimlerle olduğun, kimlere hükmettiğin; kimlere vurup geçtiğin; kimlerin sırtında kimleri ezip tükettiğin, gelecek sahnelere göre çok önemli… Tohumunu, ruhsal genlerini düzenliyorsun bu arada… Bak o tohum sana neler yaşatacak zorunlu olarak genetiği istikâmetinde sana!

Dedesi erik yemiş; torunun dişi kamaşmış!.

Dedesi vurup geçmiş; torunu delinip geçmiş!

Oynadığın rolün, sana gelecekte hangi sahneleri yaşatacağını düşünecek kadar çalışmıyorsa artık beynin; ister biraz daha bu hâliyle kullan; faturanı yükselt!… İstersen bir sakatatçıya sat!… Mezelik ya da salatalık niyetine değerlendirilsin!.

Ölümötesi yaşamı idrâk edemeyip; gelecek yaşamına göre hayatına yön vermeyen; yalnızca, para, dişi, nâm, koltuk için gününü gün eden beyin; gelecek sahnelerde, ateşte kızartılıp, ya da haşlanıp, “ötekilerin” sofrasını süsleyecektir!.

Bu senaryoda, sana hangi rolün verildiği benim hiç derdim değil!.

Ama sen, senaryoda sana verilen rolün, gerisini de düşün; diğer sahnelerde başına gelecekleri de artık idrâk etmeye çalış!.

Senaryoyu anlayamasan, okumamış olsan da; hiç olmazsa, yaşamdaki rolün iyi olsun; buna çalış!. Başarıyorsan, nasip demektir!. Başarmak için gayret sarf etmiyorsan veya gerek duymuyorsan; şimdiden sakatatçının yolunu öğren!.

ara.jpg (366 bytes)

 

NE GENETİĞİN EVRENSEL DUYGUSUZLUĞUNDAN HABERİMİZ VAR…

NE DE GENETİĞİN EVRENSEL BOYUTLARDAKİ YAPISINI DÜZENLEMİŞ OLAN

"EVRENSEL TEK ŞUUR"DAN!

Lûtfen bakmayın bize sakın, gökteki göksüzler, yerdeki yersizler! Değerlendirme yapmayın bizler hakkında!…

Değmeyiz!

Biz, kendi minik dünyamızda, küçük mutluluklarla ya da üzüntülerle yaşamımızı kâh cennet kâh da cehennem eden; evrendeki yerinden ruhunun bile haberi olmayan kozalarımızın imparatorlarıyız!!!

Tek yaptığımız, kendi cehâlet karamızla önümüze gelene kara sürerek, onun seviyemize düştüğünü sanmaktır!

Kafamızda yarattığımız tanrımızla çok mutluyuz biz, zaman zaman onu beğenmesek, eleştirsek de!

Çöle sosyal düzen kuralları getirdiğini sandığımız peygamber(?), ona gökten inen bir melek ve nihayet gökteki tanrımız ile geçinip gidiyoruz işte!

Ne genetiğin evrensel duygusuz hükümranlığından haberimiz var; ne de genetiğin evrensel boyutlardaki yapısını düzenlemiş olan evrensel tek şuurdan!

Kozamdaki ben, gökteki dev pençe eli olan tanrım; sahip olduklarım(!?), ve onları yitirmekten dolayı yangınlarım, cehennemim!

Ha, bir de, tabiatıma uygun ele geçirdiklerimden dolayı hayâlimde yaşadığım cennetim!

Sakın arkanıza dönüp bize bakmayın yarınlardakiler; gökteki göksüzler; yerdeki yersizler!… Zamansız ve Mekânsızın ahlâkıyla ahlâklanmış olarak varlığı devam edenler!

ara.jpg (366 bytes)

 

YARIN, "DÜN"DE GİZLİDİR...

BELKİ BİR DAKİKA, BELKİ BİR NESİL ÖNCEKİ "DÜN"DE!

 Yarın ne getirecek?”

Çoğumuzun kafasında bu soru vardır…

Acaba cevabı ne?

Kesinlikle bilin ki, bu sorunun cevabı “DÜN”ünüzde gizlidir!.

Belki bir dakika, belki bir nesil önceki “dün”de!.

Dedesi erik yemiş torunun dişi kamaşmış, uyarısından başlayıp, bir an önceki davranışınıza kadar gelen bir çizgiyle…

Gen” ilmi hakkında bilgimiz arttıkça göreceğiz ki, “irsiyet”in rolü tahminlerimizin çok fevkinde önemli.

Siz, bu gerçeği bilin; ister bir nefes sonraki “yarın”, ister bir yıl sonraki “yarın” için şu “an”ınızı ilminize göre en mükemmel şekilde değerlendirmeye çalışın!…

Ki böylelikle, torunlarınıza kamaşmış bir diş değil; gür sesli bir “vicdan” bırakmış olursunuz!

Ahmed Hulûsi

 

yazdir

  AB1.jpg (952 bytes)

www.allahvesistemi.org

internet kitapçınız kitapyurdu.com