kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

 “HALK”

  • "Halk edilmişler"

  • Halkolmuş, yaratılmış, eskiden yokken, sonradan varedilmiş ...

  • İlâhî isimlerin terkibiyet hükmüyle âşikâre çıktığı andaki hâlin adı...

  • Sınırsız bir platformdaki sonsuz "Nokta"lardan yalnızca bir "Nokta"dan meydana gelmiş bir açının içinde meydana gelen sonsuz açılar...

KÂİNATTA YARATILMIŞ NE VARSA

HEPSİ DE, HEPİMİZ DE, HERŞEY DE ALLAH’IN ESMÂSIYLA

VARLIK VE HAYAT BULURUZ.

ARAMIZDAKİ FARK, OLUŞUM FORMÜLÜMÜZDEKİ

İSİMLERİN GÜÇ FARKIDIR!

Kâinatta yaratılmış olan her birim her an var olduğu sürece Allah’a kulluk hâlindedir. Bunun farkında olup olmama meselesidir olay, Allah’a kul olduğunun farkında olma ya da olmama meselesidir. Yoksa kulluk edip etmeme değil!

Firavunda O’na kulluk ediyor, İblis de O na kulluk ediyor, Ebu Bekir de O’ na kulluk ediyor...

Kısacası aklınıza gelen yaratılmış her varlık Allah’a kulluk halindedir!

Ne demek bu?...

Şu demek; Yaratılmış olan her varlık Allah’ın İsimlerinin işaret ettiği mânâları ortaya çıkartan mahallerdir

Var olan bütün varlıklar Allah’ın İsimlerinden meydana gelmiş birer terkip, birer formüldür! Biz bu terkiplere değişik isimler takarız...”hayvan”deriz, ”İnsan” deriz,”Cin “ deriz,“Melek” deriz, nebat deriz, vs... Ama bu isimler ardındaki varlık, Allah’ın Esmâ Terkipleridir ,

Allah’ın bize bildirilen 99 isminin değişik formüller şeklinde bir araya gelmiş hâlidir!

Yani kâinatta yaratılmış ne varsa hepsi de-hepimiz de-her şey de Allah’ın esmâsıyla varlık ve hayat buluruz!

Birbirimiz arasındaki fark; bizim oluşum formülümüzdeki isimlerin güç farkıdır!

Bazı isimler birimizde daha fazla ağırlıktadır, bazı isimler diğerimizde daha fazla ağırlıktadır. Dolayısıyla de birbirinden farklı varlıklar meydana gelmiştir.

Esas itibariyle bu esmâ bileşiminin değişik formülleri, sayısızdır! Onun içindir ki Allah’ın hiç bir yarattığı bir diğerine benzemez…Milyarlar kere milyarlar kere milyarlarca kar tanesi düşer yeryüzüne, bir tek kar tanesi bir diğeriyle benzer değildir, eş değildir. Bir yaprak bir diğeriyle eş değildir.

Bir insan bir diğeriyle eş değildir. Ama hepsinin de ham maddesi, o Allah’ın işaret ettiği, bize öğrettiği o belli isimlerdir. Nasıl ki insan bedenine baktığınız zaman çeşitli isimlerle andığımız çeşitli organları-yapıları-uzantıları var.. ama neticede “ tek bir bedendir diyoruz… Veya atomlardan ibarettir diyoruz,110 atomdan ibaret bir kitledir diyoruz.

İşte bu varlığın esası da 110 atom değil, 99 isimdir “ diyoruz.

ara.jpg (366 bytes)

 

KÂİNATIN HAMMADDESİ OLAN 99 İSİM DAHİ

ALLAH İNDİNDE YARATILMIŞTIR!

Esasında burada anlaşılması gereken çok önemli bir nokta var;

Bu 99 isim de bize bazı şeyleri anlamamız için verilmiş ana örneklerdir! Esas, bu 99 ‘dan ibaret değildir! Konuyu anlayabilmemiz için bu 99 isim verilmiştir ve de daha önemli bir noktaya geliyorum, dikkatinizi çekerim;

Bu 99 isim dahi yaratılmıştır!

99 İsmin mânâsı dahi Allah indinde yaratılmıştır!

Allah o 99 ismin manâsı ile de kayda girmez!.

99 isim, bu kâinatın hammaddesidir! Bir anlık ilimde yaratışın neticesi bu kâinat, bu 99 isim diye işaret ettiğimiz özelliklerle meydana gelmiştir. Bir başka Allah indindeki “AN” da varolmuş bir başka kâinat bizim hiçbir şekilde akledemeyeceğimiz-kavrayamayacağımız-hayâl edemeyeceğimiz bambaşka mânâlardan oluşmuştur! Onun içinde zaten böyle bir kâinata bizim muttalî olmamız mümkün değildir.

ara.jpg (366 bytes)

SINIRSIZ BİR PLATFORMDAKİ SONSUZ NOKTALARDAN

YALNIZCA BİR NOKTADAN MEYDANA GELMİŞ BİR AÇININ

İÇİNDE MEYDANA GELEN SONSUZ AÇILAR….

“HALK EDİLMİŞLERDİR!”

Bir misal vermeğe çalışayım; K harfini düşünün...”K harfi”.. Bir uzun çizgi...Bu çizginin düşünün ki üstü sonsuz, altı sonsuz... Şimdi K harfinin şöyle bir açısı var... Bu açı, bu çizgi üzerinde bir noktadan çıkar.

Allah’ın sonsuz ve sınırsız varlığı ve ilmini bu çizgi gibi düşünsek, bunun bir an’ından meydana gelen bu açı (“üçgen” demiyorum dikkat edin, açı!... Üçgen dersem bir yerde kapanacak, kâinatın sonu vardır anlamı çıkar, kâinatın sonu yoktur!) Allah’ın bir AN’lık ilminden varolmuş sonsuz halk edilmişlerdir, halk edilmişlerin sonu yoktur ve bu, bir an’dır.. Bunun gibi sayısız an’ lardan oluşan sayısız da kâinatlar vardır!

Bu sayısız kâinatların her birisi, Allah’ın sonsuz yaratıcılık ilminin eseridir!

Haydi şimdi farz edelim ki, Allah’ı anlatıp konuşmaya başlayalım!!!.

Bizim bu konuda söyleyebileceğimizi Kur’ân açık-net bir şekilde söylüyor, meleklerin dilinden ;

“Allah’ım... bize izhar etmiş olduğun ilim kadarıyla biz seni bilebiliriz.

Bize izhar ettiğin ilim, şuur- anlayış ne kadarsa biz o kadarıyla Seni bilebiliriz, Seni bilmemiz asla mümkün değildir!”

Allah ilminde bizim bu kâinat ve bu kâinatın bir yerinde şu algılanan, görünen hayâli sùretleriz ve bunun gibi sayısız sùretleri vardır!

Bu sùretlerden âşikâr olan her şey Allah’ın yaratması ile meydana gelir.

“Sizi de, yapageldiklerinizi de Allah yaratmıştır”

âyeti bunu vurgular. Anlaması bunu zor değil!.

Biraz önce misâlini verdim.. Kafanızda yarattığınız o insanları birbiriyle karşılaştırın…

Şimdi o insanlar birbirleriyle karşılaşıp, birbirlerine çeşitli davranışlar ortaya koyduğu zaman onların müstakil - bağımsız varlığı var da onlar mı bunu koyuyorlar, yoksa sizin yaratışınıza göre onlarda meydana gelen o özelliklerin sonucu olan o davranışları mı ortaya koyuyorlar?

Elbette ki, ikincisi..

Öyleyse bizim her birimiz Allah’ın yarattığı varlıklar olmamız hasebiyle her an O’nun hükmünün âşikâre çıkmasına- O’nun dilediği özelliklerin âşikâre çıkmasına aracı olan varlıklarız.

Ve bu yaptığımız iş, Hakiki Kulluk” un tâ kendisidir!

Ben seni, sen beni ne kadar bilebilirsin? Ben seni kendim kadar bilebilirim! Sen de beni kendindeki kadarıyla bilebilirsin. Bende, sende hiç olmayan bir özellik varsa Sen onu hiç bilemezsin... Sende, bende hiç olmayan bir özellik varsa, ben onu bilemem...

Bu kâinatın haritasında, aslında-orijininde olmayan özelliklerle var olmuş bir başka kâinat varsa, onu, bu kâinata ait hiç bir varlık bilemez.

İşte bu noktadan hareket eder, olayı düşünürsek …

Allah’ın o sonsuz varlığı dediğimiz varlık dahi bizde izharla bu mânâlara göre sonsuz sınırsızlık kavramıdır. Yoksa hakikati itibariyle Allah sonsuz-sınırsız kavramından da münezzehtir.

Ben, anlatma sadedinde K diye verdim misali… Bunu tek bir çizgi diye de alma..Bunu sınırsız bir plâtform olarak düşün, bu sınırsız platformun bir noktasından meydana gelen bir açı olarak alın.. Bir çizgi olarak alırsan, nihayet belli açılardır. Kolay anlaşılsın diye ben böyle söyledim. Esasında bunu sınırsız bir plâtform düşün, öyle bir geometrik şekil düşün ki sonsuz olsun! o sonsuzda meydana gelen bir açı diye düşün...

Şimdi, bunun biraz daha ilerisine gidelim...O noktadan meydana gelen açının içinde -o açı, sonsuz bir açı-açının içinde meydana gelen sonsuz açılar düşün..

O Tek açının içinden meydana gelen sonsuz açılar, “halk edilmişler”dir!.

ara.jpg (366 bytes)

 

TÜM “HALK EDİLMİŞLER”,

ALLAH İNDİNDE BİR “HİǔTİR!

Peki, bu kadar varlık nereden-nasıl meydana geldi!?

Varlık orijini itibariyle o sonsuz-sınırsız Tek’de çokluk nasıl meydana geldi?...

 Bu “hayâl” adını verdiğimiz “varsayımlar ortamı ve varsayılan varlıklar” nasıl meydana geldi?...

Bunu son derece basite ve herkesin anlayabileceği bir hâle getirebilmek için misâl vereyim…  Bu misâl Allah’a uygulanmaz elbette ama konuya yaklaşım sağlayabilmek için böyle bir misâl veriyorum...

Kafanızda düşünün, ister şimdi, ister yatağa girdiğinizde gece, düşünün...

Bir dünya düşünün, o dünyanın üzerinde bir tane zengin-tane fakir, bir tane güzel- bir tane çirkin, bir tane yakışıklı -bir tane yakışıksız sanal insanlar yaratın kafanızda ve onlara kendi kapasitenize göre belli özellikler bahşedin… Sonra bunları birbiriyle kapıştırın...

Şimdi o kafanızda yarattığınız dünya ve üzerindeki insanlar, kendi başlarına müstakil bir varlığa sahip midir?..

Hayır!

Varlıklarını nereden alıyorlar?...

Sizden alıyorlar, siz kendiniz onları kafanızda yarattınız!”...

Peki, onlardaki bu özellikler, görülen-algılanan bu özellikler kime aittir?..

Size aittir!

Siz onlarda o özellikleri meydana getirdiniz!

Peki, onlardaki bu özelliklere bakarak ben bu özelliklere bakarak “Onları meydana getiren sen bu özelliklerden ibaretsin!” diyebilir miyim?...

Hayır!.

Sen onda bu özellikleri meydana getirdiğin gibi bir başkasında da başka özellikler meydana getirirsin... Hem onların varlığı sana aitti, senin varlığın dışında onların hiçbir varlığı yoktu, onlardaki bütün özelikler de sana aitti, o özellikleri de sen meydana getirmişindir... Onların kendi başlarına varlıkları olmadığı gibi özellikleri de yoktur!

Ama onlara ve onların o özelliklerine bakarak seni de kayıtlayamam ve ”Sen bu özelliklerle varsın”da diyemem, sen bu özelliklerden ibaretsin de diyemem..

İşte, âlemin varoluşunu, kâinatın ve içindeki çokluğun eseri olan “çok”ların özelliklerini bu şekilde anlamağa çalışalım...

Allah, sonsuz-sınırsız ilim ve kudret sahibi olan mutlak varlık kendi ilminde -nasıl ben sana diyorum ki kendi şuurunda yarat!..

İşte Allah kendi ilminde yaratmış olduğu sayısız özelliklerle bu çokluk âleminin sayısız varlıklarını meydana getirmiştir!.

Bizler Allah’ın ilminde yaratılmış tek tek’leriz!

Bizim bütün varlığımız, bütün özelliklerimiz-herşeyimiz Allah’a aittir…  Ama Allah bizim varlığımızdaki bu özelliklerle kayıtlanmaktan-târif ve tasnif edilmekten münezzehtir, beridir, ötedir!

Eğer bu misâli size anlatabildiysem şunu anlayacaksınız, şuraya geleceksiniz; Biz Allah indinde bir Hİǒiz!

Resim, Ressamı ne kadar ihatâ eder? Ressam bir an düşünür, ”şöyle bir resim yapıcam” der, oturup birkaç saat çalışır veya bir kaç gün çalışır bir resim ortaya çıkarır. Ortaya çıkan resim aslında ressamın bir anlık düşüncesinin eseridir. Ressamın çok kısa süreli bir tasavvurunun-şekillendirmesinin bir eseridir. O resim ressamı ne kadar anlatır yansıtır?

Bütün bu varolmuş olan kâinat, ilk insanlar değil, tüm insanların üzerinde yaşamakta olduğu dünya ve dünyada varolmuş canlılar değil, bütün güneş sistemi değil, güneş sisteminin içinde bir zerre olduğu 400 milyar yıldızdan oluşan galaksi değil, milyarlarla galaksiden varolduğunu hissettiğimiz- algıladığımız kâinat, ucu-bucağı-başı -sonu olmayan kâinat esas itibariyle Allah’ın kendi indindeki bir AN’ lık bir düşüncesinin hâsılasıdır!

Tasavvufta İnsan-ı Kâmil; veyahut da “Ruh-u A’zam”; veyahut da “Akl-ı Evvel”diye anlatılan, hakikat itibariyle anlatılan, bizim “KÂİNAT” adını verdiğimiz sonsuz-sınırsız olarak bize gelen, tüm yaratılmışlardan oluşan kâinat, Allah indindeki “BİR AN’LIK YARATIŞ”dır!

Bu bir anlık yaratışın sonucunda bu bize sonsuz gelen kâinat ve içindekilerin hepsi varolmuştur!

Oysa o bir anlık ilmin ve düşüncenin eseri olan sonsuz-sınırsız kâinat gibi sayısız kâinatlar dahi Allah indinde mevcuttur!

 ara.jpg (366 bytes)

 

TAHKİKİ İMANA VARDIĞIMIZDA İTİRAF EDERİZ Kİ…

“ALLAH VAR, GAYRI YOK!”

GAYRI BİR HAYÂLDEN İBARETTİR!

Galaksinin büyüklüğünü hiç bir yeryüzüne gelmiş insan aklı-hafsalası alamaz...

Dört yüz milyar yıldız!.

Aralarındaki mesafe, her birinin arasındaki mesafe ışık yılları ile ölçülüyor. İnsan ömrü birinden diğerine gitmeğe müsait değil.

Hele ki bu galaksi gibi milyarla galaksi var, Evrende bilebildiğimiz...

Peki... Bu sonsuz, bize göre sonsuz olan bu büyüklüğü aklımız-hafsalanız almazken, mekânsal mânâdaki bu büyüklüğü hafsalamız almazken, insan vücuduna gelelim..

“Hücrelerden oluşmuş bir biyolojik beden” diyoruz...

Halbuki bu hücrelerden oluşmuş biyolojik beden tamamen bir atomik kitle, biyolojik beden aynı zamanda da bir atomik bedendir.. Bütün hücreler, bedenimizin tamamı atomlardan meydana gelmiş bir kitledir!

Eğer insan vücudunu imkân olsa da bir elektron mikroskobuna koyup 60 milyar defa büyütülmüş olarak o vücudu görsek, vücut dediğimiz şey ortadan kaybolur, sadece atomik bir kitle kalır! Hidrojen, oksijen, helyum, azot vs... atomlardan ibaret , 110 çeşit atomdan ibaret bir kitle kalır. Mikroskobun üstünden baktığımızda... bugün biyolojik bedendir“ de dediğimiz Ahmed, Mehmet, elektron mikroskobunun altında 110 atomdan ibaret bir kitledir!.

Ahmed, Mehmed atomdan ibaret de Hulùsi farklı bir şey mi?...

Hayır!

Bu da atomlardan ibaret bir kitle, bu da atomlardan ibaret bir kitle, bu da atomlardan ibaret bir kitle ..

Bunlar atomlardan ibaret birer kitle de şu “hava” dediğimiz, ”boşluk”dediğimiz şey atomlardan ibaret bir kitle değil mi?..

O da atomlardan ibaret bir kitle!.

O zaman bu bedeni değil de bütün burayı o mikroskobun lâmına yatırdığımız  zaman ortada ne sen-ne ben-ne başkası var sadece 110 çeşit atomlardan ibaret bir kitle var.

Benim gözüme göre bu insanlar varken elektron mikroskobunun gözüne göre insanlar kavramı kalktı, atomlar dan ibaret bir kitle kaldı. Bu “göz bebeği” dediğim nesne, geçirdiği ışık dalgaları dolayısıyla beyine nesnelerin var olduğu zannını-vehmini veriyor ve beyinde oluşan hayâlde böyle ayrı ayrı varlıkların varlığını var sandırıyor insana!

Elektron mikroskobunda ben-sen-o-biz-siz-onlar yok oldu; atomlardan ibaret bir dünya kaldı!. Elektron kere elektron mikroskobunun lâmına dünyayı koyarsak-güneşi koyarsak-galaksiyi koyarsak bunların tümü; sadece ışınlardan ibaret tekil bir yapı olarak kalır!.

Tekil yapı daha da üst alıcı düzeyiyle değerlendirilirse, sonsuz-sınırsız bir kudret hâlini alır! Bir başka bakış açısı ile; sonsuz-sınırsız kudret, kendinden gayrının olmadığını dile getirmektedir!

Nerede?...

Kitap’ta!.

“Limenil mülkül yevm?” (Bu anda mülk kimindir?)

“lillâhil Vâhidil Kahhar”... (Tek ve Kahhar olan Allah’ındır!)

 Biz sanıyoruz ki Kıyâmetin belli bir aşamasında yukarıdaki megafonla seslenilecek de o megafon kendi kendisine duyurulacak.. !!!

 Bu dediğim boyutlar itibariyle, HER AN kıyâmet kopmakta ve o kıyâmetin hakikatin de Allah tarafından kendi varlığı dışında başka bir varlığın olmadığı dile getirilmekte!

“Şehidallahù ennehù lâ ilâhe illâ hù”

Şehâdet etmektedir ki Allah kendisinden gayrı varlık mevcut değildir Amma bizdeki tecelli gereği var sanmaktayız ki;bir O var, bir de bizler var! Ne zamanki bu gerçeği anlayıp-idrak edip- hissedip-fark edip-hissederiz, işte o zaman “tahkiki iman”a varırız ve itiraf ederiz ki; “Allah var, gayrı yok”.. . Gayrı, bir hayâlden ibarettir...

İşte onun içindir ki Evliyaullahtan geçmiş pek çok zevat ”Bütün âlemlerin varlığı -aslı -hakikati hayâldir” demişlerdir.

ara.jpg (366 bytes)

HALK EDİLMİŞLERİN EN SEVGİLİSİ

    "Halkolmuşların en sevgilisi" Zâtımda, ehadiyyetimde yaşarken kendi sonsuz mânâlarımı seyretmeyi murad ettiğim için esmâ mertebesine tenezzülüm dolayısıyla var kıldığım birimlerin en sevgilisi yani beni izhar istidadına sahip olanı.

Ahmed Hulûsi

yazdir

 Tüm Kavramlar Programı

 

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org