kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

HİMMET

“İnsan”ı zirveye götüren kuvveye eskiler “Himmet” demişler…

“İnsan”ı tüketen kuvveye ise “HIRS”!

Bunları, kısaca, “daha….” ile tanımlayabiliriz…

ara.jpg (366 bytes)

 

HİMMETİ ÂLİ KİŞİ

“İnsan” için bedene dönük hedefler, olursa olur, olmazsa aldırma; türündendir.

“İnsansı” için bedene dönük hedefler, tek  amaçtır!… Hatta bedenin arzuları için, parasını, adını, yuvasını ve değerli bildiği ne varsa hepsini feda edebilir. Dinini, inancını bile terkedebilir. Çünkü onlar zaten lâfta  mevcuttu! Çevresindekiler hiç önemli değildir; “insansı” sırf bedeni, zevk organları için yaşar!… Lâyığını da bulur!.

“İnsan” ise bilinç için yaşar… “Allah” adıyla işaret edilene ermek en büyük ideâlidir!. Dünyevi ve maddî kayıplar onu hiç üzmez… Para, seks, nam-isim onda fazla bir değer taşımaz.

Yaşadığı her an kimlere ne kazandırabilirim ebedî yaşamı itibariyle; diye düşünür ve her anını  bu yolda değerlendirir.

Bunlara “himmeti âli kişiler” derler… Onlarda “Daha…” ebedî yaşama dönük olarak geçerlidir.

“İnsansı”da ise “daha…” ya paraya dönüktür ya sekse, ya da isim yapmaya… “Hırslı adam” ya da “hırslı kadın” derler…

ara.jpg (366 bytes)

 

HİMMET, JÜPİTER VE ŞİRON’UN TESİRLERİYLEDİR!

 Kişinin himmeti (azmi) jüpiter`in ve Şiron`un tesirleri iledir.

Güçlü olarak Jüpiter`in ruhâniyetini almışsa o kişi, maddeye dönük bir şekilde şanslı hayat sürer. Maddi sıkıntıları az, refahı fazla olur.. Şiron`un tesirini güçlü almışsa kişi, mâneviyata yönelir ve mâneviyatta büyük derecelere ulaşma imkânını elde eder.

ara.jpg (366 bytes)

 

HİMMETİNİ O KONU ÜZERİNDE TOPLUYORSUN

VE ÖYLECE TALEP EDİYORSUN.. VE DİLEĞİN OLUYOR!

“Bâtın”ın, zâhirde gizli olduğunu… Sâfiye’nin, emmârede, kabın rengine göre açığa çıktığını… Tüm mertebelerin, aslında tek bir mertebe olup; “Ganî” orijinin, zâhirin şekil ve kalıbına büründüğünü…

Güneş ışığının tek renk olmasına rağmen, prizmayla çok renkliliğinin açığa çıkması gibi; Sâfiye’nin de, alt bilinç tezâhürlerinde renklenmesi olayını…

Elektriğin, ampulün camının renginde görünmesini… ve dahi ortaya koymak istediğini ortaya koyduğunu… anlatmıştık!.

Bunları göz önünde tutarak eğilelim konuya…

Kişi, kurabiyesinden, toteminden, ya da bir türbeden bir şey istemeğe gittiği zaman…

Âhrete geçmiş olanların Gavs mertebesi düzeyindekileri bir yana koyarsak… Diğerlerinin de bu yaşama müdahale etme kuvveleri olmadığını hatırlarsak…

Oraya gidip dilekte bulunan kişinin dileğine kim icâbet etmektedir? Ki, böylece o kişinin arzusu yerine gelmekte?

Bundan önceki iki yazıda, hükmün nereden ve nasıl geldiğinden söz etmiştik… Anlatmaya çalışmıştık ki…

Dışarıdan değil, senden!

Varlığından açığa çıkan her şey, “sen”den kaynaklanıyor!.

Allah, sana dışarıdan müdahale etmiyor!… Özünden geliyor zâhirine, Allah’ın takdiri…

Başaramıyorsan, nedenini kendinde ara!. Gerçekten, tüm kalbinle istesen, o şeyin oluşmamasına engel ancak takdir olabilir!.

Evet bunu da anladıysak…

Sanırım, “kurabiyedeki güç kaynağı” çıktı ortaya!.

“Sen”deki Allah’ın yaratıcılığı!.

Yöneliyorsun, vereceğine İNANÇLI olarak diliyorsun; oluşması için himmetini o konu üzerinde topluyorsun ve öylece talep ediyorsun… Dileğin oluyor!.

Kurabiyen sana icâbet etmiş oluyor!!!.

Putuna yaktığın mum; türbeye bağladığın çaput; adadığın horoz ya da kurban, senin dileğini yerine getirdi sanıyorsun!. Alnındaki gözlüğü sokakta arıyorsun!. Oysa o şey, senin konsantrasyon objen!

ara.jpg (366 bytes)

 

KİŞİYİ HEDEFE ULAŞTIRAN,

DÜŞÜNDÜĞÜ ŞEYİ BAŞARMA KONUSUNDAKİ

ŞÜPHE GÖTÜRMEYEN AZMİDİR!

(Soru: Ra’d/28; ”İşte onlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır. Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur.”)

Üstadım , buradaki “Allah'ı anma”dan ne anlamalıyız?..

"ALLAH” isminin işaret ettiği mânâyı anlamak için yapılan tefekkür, burada zikir olarak anlatılmakta ve bu tefekkürün sonunda erilen gerçek ile iman ehlinin huzur bulacağına işaret edilmektedir..

“İnsanların, idrâka dayanan ilimden mahrum kalıp ezbere dayanan bilgi birikimiyle mukallit olarak yaşamaması” demektir.

(Soru: Özür dileyerek; bunu sağken gerçekleştirme imkânı olabilir mi?.. Teşekkürler.)

Evet... Kişinin herhangi bir şeyi başarma konusundaki "şüphe" ihtiva etmeyen azmi bunu gerçekleştirir...

Nasıl ki, bir kişi suda boğulacakken bulduğu bir dala o anda başka hiç bir şey düşünmeden sadece yakalamayı düşünerek uzanırsa, isteğe böyle uzanmak gerekir!.

Ahmed Hulûsi

yazdir

    Tüm Kavramlar Programı

 

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücresiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org