HUZUR

  • Yokluk hâlinin   adı

  •  Gerçeğin âleminde yaşayanın hâli

“ONLAR KIYÂMET GÜNÜ HUZURUMUZA

BİR FERD OLARAK GELİRLER!”

"Dünyanın ruhu" da, tek bir "Ruh"dur!. Tek bir yapının, tek bir Ruhu...

"Onlar kıyâmet günü, huzurumuza BİR FERD olarak gelirler.." diyor, Âyeti Kerime’de...

Burada önemli bir olaya işaret var!.

Zira bir "insan ruhu" vardır, bir de "insanlık ruhu" vardır!. Bir de "Sistem`in "RUHU" vardır!.

Konu derine girdikçe karışıyor ve detaylanıyor. En iyisi biz bu konuyu şimdilik daha fazla deşmeyelim...

Evet, "Ruh-u A’zâm"ın fevkinde hiç bir şey yoktur!.

O, son noktadır!. O, tüm varlığın Özü aslı, hakikatı olan boyut!. O`nun ötesi diye bir şey yok!.

Gerisi, "ALLAH`ın İLMİDİR"!.

ara.jpg (366 bytes)

 

EBEDİ HUZURU MÜJDELİYOR SANA ARINMIŞ KİŞİ…

MUSTAFA!

Ölen bütün insanlar gibi diri diri o mezara koyacaklar seni...

Ölmeyeceksin!

Bak ne diyor sana?

Her kişi gibi sen de ölümü tadacaksın!

“Küllü nefsin zâlikatül mevt!”

“Her nefs ölümü tadacaktır!”

Sen de tadacaksın!

Ya kozanı del Ahadiyet âlemine kanat aç.. De ki:  

“Allah’tan gayrı hiçbir zaman mevcut değilmiş… Ben hiçbir zaman varolmamışım. Sadece varolan Allah imiş ve el ân da öyle!”

Veya bu gerçeğe eremeden, kendini bu et kemik beden sanarak ve bütün bu bilgiler beynin tarafından ruhuna yüklenerek bu bedenle ilişkin kesilsin ve sen de kendini bu beden sanmanın tabii cezası ve sonucu olarak diri diri o mezara gömül!

Bir kâbusun uyanışı vardır ama diri diri mezara girmenin uyanışı yoktur!

Kıyâmete kadar milyarlarla sene  belki de o mezarda kalacaksın!

Nasıl uyanacaksın o mezardan?

Hiç gördün mü o mezardan kalkanı, o kâbustan kurtulabileni?

Nasıl gözün, için, idrakın alabiliyor orada birinin kaldığını?

Oysa   sana ebedi huzur ve saadeti müjdeliyor Allah Rasûlü!

Arınmış kişi!

MUSTAFA!

Adıyla bile sana bir mesaj ulaşıyor!

Mustafa’nın sesine kulak ver!

O, ıstıfa etmişi arınmış, orijin, saf, hakikat olan varlık sana sesleniyor.. Diyor ki:

ÖLMEDEN EVVEL ÖL!

Fiziki ölüm, cebri ölüm sana gelmeden , bu beyinle bu bedenle alâkan kesilmeden sen gerçeğe ermek benliğinden arınmak suretiyle Hakikatin âlemine geç.ki böylece kozadan kurtulasın!!

ara.jpg (366 bytes)

 

RASÛLULLAH,

GÖKTEKİ BİR TANRININ HUZURUNA ÇIKMADI!

Yedi kat semâ dendiğinde, boyutsal derinlik ve katmandan habersiz, gökte yedi tabaka bulmaya çalışan; “Rasûlullah yedi göğü aştı mi'râc ‘ta” dendiğinde, gök tabakalarının yedisini aşıp, göktanının huzuruna gittiğini sanan; atomaltı boyutun değerlerinin "semâ" kelimesi ile anlatılmaya çalışıldığını hiç farketmeyen; "İslâm Dini"ni beş duyuya dayalı zaman-mekân kavramları içinde anlamaya çalışan materyalist müslümanlar!

Mecâzı, "Hakikat" sanıp; "Hakikat"ı, mecâzda arayan saf müslüman kardeşlerim!

Artık, materyalist felsefenin de tesiriyle gelişmiş ötendeki tanrı anlayışına dayalı "müslümanlık"tan, Allah'ın evrensel sistem ve düzeni olan "İslâm Dini"ni farketme ve bunun gereklerini yaşama noktasşna gelmeliyiz! Bunun için de, bizi bu koza içine hapseden yanlış bilgilerden arınmalıyız!

"İslâm Dini"ni deşifre eden tasavvuf erenlerinin eserlerinde açıklanan düşünce sistemi ve bakış açısıyla, son yıllar bilim dünyasının verilerini bir araya getirerek "Allah indindeki Din"in ne olduğunu anlamaya çalışmalı; ve bunun gereklerini de elden geldiğince yaşamalıyız.

Rasûlullah'a gelen ilk âyet "OKU"dur! Rasûlullah'ın ve Kur'ân ‘ın müslümanlara tavsiyesi "ilim öğrenin"dir!

"Hikmet müminin yitiğidir; onu nerede bulursa alır"

uyarısı, ilmin hangi kaynaktan gelirse gelsin değerlendirilmesi yolundadır..

Soru sormayı yasaklayanlardan kaçın ve uzak durun!

İlmi yasaklayan ve kendini tabu kabul ettirenlerden kaçın ve uzak durun!

Dünyaya bir daha kesinlikle geri gelmeyecek ve bu defa edinemediğiniz ilmi bir daha asla elde edemiyeceksiniz..

"İslâm Dini"ni maddeci, şekilci; şartlanma yollu taklitçi bir zihniyetle değerlendirmek, bize, öğrenmiş olduklarımıza göre, kesinlikle mümkün değildir..

İlim her müslümana farzdır! Ezberleyerek değil; idrak ederek!

 ara.jpg (366 bytes)

 

"RAB"BİN HUZURU

   Hazreti Rasûlullah aleyhisselâm, "Mi`râc"da, bu melekler âlemini seyrettikten sonra, müşahede ettikten sonra, akıl almaz yaşantılarını seyrettikten sonra, Rabbinin huzuruna çıktı. Rabbini gördü!.

Rabbini görme mevzuu, zamanına göre tartışılan bir konu!.

Kimi diyor ki, "baş gözü ile gördü!." kimi diyor ki "baş gözü ile görmedi, kalb gözü ile gördü!."

ara.jpg (366 bytes)

 

RASÛLULLAH’IN

“ALLAH’IN HUZURU”NA ÇIKIŞI, BOYUTSALDIR!

"Mi`râc" bizim bu günkü anlayışımıza göre, bir tür, boyut değiştirme!. Madde boyutundan dalgasal boyuta geçerek, o boyutun yaşamını seyretme..

Daha sonraki, "Allah`ın huzuruna çıktı" diye târif edilen olaydaki "Mi`râc" yani yükseltici de "Refref"...

 ara.jpg (366 bytes)

 

GÖKTEKİ BİR TANRININ HUZURUNA ÇIKMAYI

BEKLEMEYİN!

“Mirâc”ı, at veya füzeyle uzayda seyahat, sonucunda da gökteki bir tanrı huzuruna çıkmak; ve dahi gökteki tanrıyla buluşup ondan buyruklar almak ve hatta onunla pazarlık etmek; diye anlayan kafa yapısı; Allah indindeki tek DİN hakkında, ilkel anlayışıyla sınırlı kişisel hükümler vererek, dünya ve âhretimizi düzenlemeye kalkmakta; biz de bütün bunları kerâmetmişçesine kabullenmekteyiz!. Bu ilkel anlayışla âdeta kabile dinine dönüştürülmüş Müslümanlık anlayışından, kıyâmete kadar geçerli evrensel gerçekleri vurgulayan İslâm Dini anlayışına ne zaman nasıl yükseleceğiz?

ara.jpg (366 bytes)

 

SANMA Kİ

SECCADENİN BAŞINA DURDUĞUNDA NAMAZA

 ALLAH’IN HUZURUNA ÇIKIYORSUN!!!

Namaz nedir diye sorun çevrenizdekilere… Yüzde doksanbeşi tanrıya tapınma olarak anlatacaktır… Bedensel bir faaliyettir!.. Huzurûna çıkmaktır!. Önünde secde ederek tanrının büyük(!)lüğünü kabul etmektir; diyeceklerdir…

Salât, yöneliştir!… Bâtının ve hakikatın olup, özünden Zâhir olanı hissedip, bunun sonuçlarını yaşamaktır!… O’nun indinde hiçliğini, yok olduğunu yaşamakla başlayıp; kıyâmda, kendini dillendirişinin; rükûda, kudretinin önünde yaratılmışın kulluk etmekten başka şansı olmadığını açığa çıkarmasının; secdede, “lillahil vâhidil kahhar” hükmünün eserini ortaya koyuşunun yaşanışıdır!..

ara.jpg (366 bytes)

 “Dua”nın yeri zamanı yurdu yoktur!.

 Yolda giderken edersin, araba kullanırken edersin, yatağa girdiğinde edersin...

 SANMA Kİ, seccadedin  başında durduğunda namaza,  Allah’ın huzuruna çıkıyorsun!

 Seccadenin başına durduğunda   ne kadar Allah’ın huzurundaysan; çırılçıplak yatakta yorganın altında iken de o kadar huzurunda ve   önündesin!

 Eğer kendini yataktayken O’nun huzurunda değil gibi düşünüyorsan, sen çok iyi bir putperestsin, müşriksin; adına müslüman diyorlarsa, kendini müslüman kabul ediyorsan da!

 ara.jpg (366 bytes)

 

HERBİRİMİZ; BİRBİRİMİZLE HUZURDAYIZ!

Her an huzurda olduğunun farkında huzurunda mısın?.

Her birimiz, birbirimizle de O`nun huzurundayız!. Farkında mıyız?..

Olayların ardındaki hakikat noktasını gören kişinin, huzurda olmamasına ihtimal mi vardır?. 

 ara.jpg (366 bytes)

 

HER DEM, HER AN, HER YERDE, HERKESLE BERABERKEN,

HER HÂLİMİZDE, HER MEKÂNDA “ALLAH HUZUR”UNDA

OLDUĞUMUZU HİSSETMEDİĞİMİZ TAKDİRDE

“KENDİ YARATTIĞIMIZ TANRI” İLE GÜNÜMÜZÜ DOLDURUYORUZ…

 Nerede ne zaman ne yaparsan yap, o anda Allah’ın  seni görmediğini düşünüyorsan, o anda imansızsın ve o anda ölürsen kesin olarak imansız olarak ölürsün ve yerin  ebedi olarak cehennemdir!.

 Bunu kesinlikle hatırınızdan, hafızanızdan çıkartmayın!.

 Nerede ne zaman ne yaparsanız yapın, o anda Allah’ın sizi görmediğini sakın ha düşünmeyin, o anda imansız olursunuz ve   ölüm o anda gelirse imansız gidersiniz!   

 Çünkü imanın en başta gelen şartı, Allah’ın her an heryerde hâzır ve nâzır olup seni gördüğünü; senin her yaptığını  bildiğini  kabul etmektir!

ara.jpg (366 bytes)

Bizim hayatımız  büyük bir çoğunlukla Tanrı’ya inanmakla geçiyor.

Şartlanmalara göre, çevrenin bize empozesine göre kendi hayalimiz-tasavvurumuza göre  bilgisizliğimiz dolayısıyla kafamızda yarattığımız Tanrı’ya tapnmakla, o kafamızda  yarattığımız Tanrı’dan bir şey ummakla, çoğu zaman Onu işlerimize karıştırıp pek çok zaman da dışardan bizi seyretmekle günü dolduran bir Tanrı’yla geçiyor!

Karşılaştığımız olayları hep karşımızdakinden biliyoruz...

Sonra da yarın da hep O’NUN HUZURUNA(!) gideceğimizi  ZAN ediyoruz!

Ya da O’nun huzurunu “seccadenin başı” olarak kabul ediyoruz; seccadeye durduğumuz zaman huzuruna çıkacağımzı düşünüyoruz!

Böylece de ÇOK KALİTELİ, ÇOK MÜKEMMEL  bir MÜŞRİK olarak hayatımızı  sürdürmeye devam ediyoruz!

Örtülü bir halde seccadede durduğun an ile yatağında çırılçıplak olduğun an arasında hiçbir fark olmaksızın her iki anda ve ortamda da aynı şekilde Allah huzurunda olduğunu düşünen kaç kişimiz var acaba?

Kendi kendinize sorun bakalım!....

Her an her ortamde her yerde her şartta Allah huzurunda olduğumuzun idrâkıyla yaşayan kaçımız var acaba?

Her dem her an her yerde herkesle beraberken her hâlimizde her mekânda Allah huzurunda olduğumuzu hissetmediğimiz taktirde, “kendi yarattığımız Tanrı”yla günümüzü dolduruyoruz demektir!

 Bırakın çırılçıplak yatakta yatarken Allah huzurunda olduğumuzu, namazdayken namazda durduğumuzda  bile çoğu zaman huzurunda olduğumuzun farkında ve  bilincinde olamıyoruz!

Sonra da Allah’a inandığımızı, “Allah  Ehli” olduğumuzu , “Tevhid Ehli” olduğumuzu  hiç değilse kendi kendimize  söylüyoruz, kendimizi tatmin ediyoruz...

Veya bir diğer ifadeyle KENDİMİZİ ALDATIYORUZ!

Gizli şirkin her türlüsünden arınmış olarak bu Dünyadan ayrılmak bana göre erişebileceğim en büyük nimettir! Ondan daha büyük  bir nimet düşünemiyorum ben...

Nasip  olur mu bana olmaz mı onu da bilemiyorum?!......

ara.jpg (366 bytes)

 

“HUZUR”UN VESİLESİ

“Allah” kavramı içinde "Hiç" olduğunu müşahede hâli

"B" harfinin işaret ettiği mânâyı anlamamış kişiler, "ALLAH"ı kendisinin dışında, ötesinde ve hatta "gökyüzünde bir TANRI" olarak düşünüp, daha sonra da işlerine akıl erdiremedikleri için hesap sormaya kalkarlar!.

"B" sırrına erdirilmişler ise, "sonsuz-sınırsız ALLAH" kavramı içinde, hem kendilerini hem de tüm evrenin bir "hiç" olduğunu farkedip, "an"sız bir biçimde "varolan yegâne vücud Allah imiş" gerçeğinin zevkini sürerler!.

Bütün azab ve ızdırabları oluşturan, yanlışa şartlanmış "benlik" olduğu gibi; huzur ve zevkin vesilesi de "Allah" kavramı içinde "hiç" olduğunu müşahede halidir! ...

ara.jpg (366 bytes)

ONLAR ÖLÜMÜ ÇOKTAN TATMIŞ,

“SIRAT”I GEÇMİŞ VE

HUZUR ÂLEMİNE GİRMİŞLERDİR…

Onlar, birer “ayna” olmuşlardır! Kim baksa, onlarda, kendinden başkasını göremez olur!

Onların sadece Efendileri ve Rableri vardır. Aralarına kimse giremez. Birbirlerini tanırlar onlar, bazan buluşur konuşurlar... Ama bilirler ki hepsi de tek bir gerçektendirler.

“Müferridun sizi geçti” diyerek, Efendimizin ashabına bahsettiği kişilerdir bunlar!

Ne, bir tarikatları vardır; ne de, bir mezhepleri!

Gazalî’nin (selâm olsun) ölürken, Kur’ân’ı göğsüne koyup “Benim mezhebim budur” dediği gibi; onlar da, bunu farketmişlerdir... ve ehlini bu konuda uyarırlar!

Yaradılmışlar, ölmüşlerdir onlar; ve bundan dolayıdır ki. artık bir daha düşünmezler ölümü, çünkü onlar bir daha ölümü tatmazlar!

“ONLAR, iLK ÖLÜMDEN BAŞKA ÖLÜM TATMAZLAR” (44-56)

Ölümü, çoktan tatmışlar, sıratı geçmişler, cennete, huzur âlemine, girmişlerdir.

Onlar, Rablerini seyirle meşguldürler... Her an O’nu temaşa etmektedirler... O’nunla beraber!

İşte bunlar, Rabbin örtüsü altındaki veli kulları, sıddîklar, müferridundur.

ara.jpg (366 bytes)

HUZUR ÂLEMİ

Huzur, sevgi ve nefretin ötesindeki âlemin adıdır.

ara.jpg (366 bytes)

GERÇEĞİN ÂLEMİNDE YAŞAYANIN HÂLİ…

HUZUR!

   Sarhoş mu kim?...

   Seyrinde kendini kaybeden!..

   Mutlu mu?...

   Dileği olmayan!..

   Huzur mu?...

   Gerçeğin âleminde yaşayanın hâli!..

ara.jpg (366 bytes)

YÂRİN İLE HUZURDA MISIN?...

Yönelişinizin, kime ve niye olduğunu sorun kendinize... İsabetinizin işareti, huzurdur. 

Yaş ile kuru fark etmiyorsa, Yârin ile huzurdasın.

ara.jpg (366 bytes)

EBEDİ HUZUR

   Sükûn ve ebedî huzur,  "ÖZ"ün  göz’ün olduğunda başlar!.

ara.jpg (366 bytes)

HUZUR İSTİYORSANIZ, DERİNE DALINIZ!...

Dalga, yüzeyde olur... Huzur ve sükûn istiyorsanız, derine dalınız!.

ara.jpg (366 bytes)

VERENİN HUZURUNDA VERİLENLERE VASITA OL!

Yaratılmışlar arasında fark görmeyi kaldırdıktan sonra yapılacak ikinci iş, verenin huzurunda verilenlere vasıta olmaktır!.

Daima Yaradanın huzurunda, yaratılmışların gerçeğe yönelen hizmetinde olmaya çalış!

ara.jpg (366 bytes)

HUZURU BULDUĞUN YER, CENNET’TIR!

Bil ki, Cehennem, şuurun ve bedenin azap duyacağı; Cennet ise huzur bulacağı yerdir!.
Fakat orada ne odun vardır, ne de kömür!.
ara.jpg (366 bytes)
Huzura eren,  huzurdadır..
ara.jpg (366 bytes)
Huzurda pişmanlık olmaz!.

ara.jpg (366 bytes)

 

“İLÂHİ HUZUR”DAN UZAKLAŞTIRILMA

İblis`in, insanın maddeden, topraktan meydana gelmesi, kendi yapısının ışınsal bir yapı olması sûretiyle onu rahatlıkla etkileyebilmesi yönündeki görüş, her ne kadar haklı ise de; insanın bu madde bedenini yönlendiren beyninin, ilâhi isimlerin hepsini açığa çıkartabilecek bir kâbiliyet ve kapasitede var oluşunu değerlendiremeyişinin neticesinde de, "insan"ı ve ondaki "Halife" olma özelliğini inkâr etmiştir!

Bütün bu idrâk edemediklerini inkâr sonucunda da "insan"ın Öz`ündeki, Zât`ındaki, varlığındaki ilâhî mertebeleri müşahede edememek sûretiyle "Allah"tan uzağa düşmüştür! Burada geçen "Uzağa düşmek" acaba "mesafe-mekân" anlamında mıdır?

Şeytan, "Allah"ı anlayamamış, idrâk edememiş, neticede "insan"dan o yüce kemâlin zuhûrunu inkâr etmiş; böylece de "Allah"tan ayrı düşmüş, ilâhî huzurdan tardedilmiş"tir.

İblis`in "tardedilme"sinin anlamı; "Ulûhiyet kemâlâtının özelliklerinin zuhûrunu hakkıyla değerlendirememesi yüzünden gerçeklerden uzaklaşması" şeklinde değerlendirilir.

yazdir

Tüm Kavramlar Programı

 

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

 

www.allahvesistemi.org