.

 

 

 

 

“KÂLÛ BEL”

  • Rabbinin varlığına şehâdet…

  • Fıtrat olarak rabbini bilme yetisi…

"RUH" HAKKINDA BİLMEDİĞİMİZ GERÇEKLER...

  • Ruh, bezmi elestte önceden yaratılmış da dışarıda sırasını bekleyip Dünyaya bu bedene giren birşey değildir!

  • Her beyin kendi ruhunu üretir...

  • Meleğin ruhu nefhetmesi(üflemesi), ceninin 120. günde kozmik ışınların etkisiyle dalga üretimine başlamasıdır...

  • Hz. Muhammed Mustafa aleyhisselâmın ruhu da Dünyaya gelmeden önce yaratılmış değildi...

  • Hz.Rasûlullah'ın açıklamasındaki "RUH", düşündüğünüz düşünemediğiniz herşeyin orijini olan "RUH-U Â'ZAM"dır...

  • "Madde" ile kayıtlı düşünce yapısı, elindekiyle kalmaya mahkûmdur!

 “ELESTİ BİRABBİKÜM” HİTABI

“Elestü birabbiküm” hitâbında gerçekten çok büyük bir SIR saklıdır.

“Ben sizin rabbiniz değil miyim” diye tercüme edilip, anlaşılan bu ifade gerçekte zâhir olan varlıkların bâtınındaki çok âzîm olan bir sırrı dile getirmektedir.

Bu büyük sır “birabbiküm” kelimesinin içinde gizlidir!!. Buradaki “B”, özünü teşkil eden “rabbin” değil miyim, anlamını taşımaktadır!.

Dolayısıyla kişinin ÖZ’ünden rabbini müşahede ve tesbit imkânına sahip olduğu müjdelenmektedir.

  

“ELEST BEZMİ (!)

Daha önce yayınlanmış olan kitaplarımızı okuyan bir kısım okurlarımızda, çok önemli bir konunun açıklık kazanmadığını, gelen sorular dolayısıyla farkettik.

İşte bu yüzden de bu hususu öncelikle açıklamak gereğini duyduk.

Konu şu:

A`raf Sûresinin 172. Âyetinde şöyle bir anlatım var:

“RABBİN, ÂDEMOĞULLARINDAN, ONLARIN BELLERİNDEN ZÜRRİYETLERİNİ ALMIŞ VE ONLARI KENDİLERİNE ŞÂHİT TUTMUŞTU;

-BEN SİZİN RABBİNİZ DEĞİL MİYİM (ELESTÜ BİRABBİKÜM)? DİYE.

-EVET, ŞÂHİDİZ (KÂLÛ BELÂ)!. DEDİLER..

KIYAMET GÜNÜ, “BİZ BUNDAN HABERSİZDİK” DEMEYESİNİZ!”

Bu âyeti kerimenin anlamı, âyetin esas vurgulamak istediği gerçeğin farkedilememesi yüzünden, saptırılarak tamamen alâkasız yorumlar ortaya çıkartılmış ve insanlarda çok önemli bir konuda yanlış anlamalara yol açılmıştır.

Bu yanlış anlama da şudur:

Allah, Dünyaya gelecek ne kadar insan varsa, onların bedenlerinden evvel, başka bir mekânda ruhlarını yaratmıştır... Ve onlara orada sormuştur, “ben sizin rabbiniz değil miyim –elestü birabbiküm-“ diye.. O insan ruhları da cevap vermişler, “evet buna şâhidiz –kâlû belâ-“ şeklinde..

Bu yanlış anlayıştan sonra da “ELEST BEZMİ” diye ikinci bir asılsız kanaat oluşmuştur konu hakkında derinliğine bilgisi olmayanlarda...

Güya, o ruhlar âleminde tanışıp ülfet edenler, burada da tanışırmış; orada tanışmamış olanlar da burada birbirleriyle görüşemezlermiş!.

Ve daha bu asılsız görüşe dayalı olarak uydurulmuş sayısız hikayeler!.

Önce işin aslını özetleyelim; sonra da bu husustaki delillerimizi belirtelim.

Âyetin işaret etmek istediği mânâ Allahuâlem şudur:

“Allah insanı İslâm fıtratı üzere yaratmıştır” hükmü üzere, her insan henüz sperm hâlinde iken, kendisinde oluşan babasının geninden İslâm fıtratının programını alarak dünyaya gelir.

“onların bellerinden zürriyetlerini almış” ifadesi genetik olarak intikal eden İslam fıtratının sperm halindeki mevcudiyetinden sözeder.

Yani, sperm hâlindeyken insan, -bellerinden, zürriyet alındığında-, fıtrat olarak rabbini bilme yetisine sahip kılınmıştır.. Bu sebeple de “kâlû bel┠“rabbimin varlığına şehâdet ederim” diyebilen bir ana programa sahiptir.

Esasen, genetik olarak bu programla yüklenmiş olan cenin özünden gelen bir melekî etki ile “ruh” adı verilen, mikrodalga diyebileceğimiz ölümötesi bedenini üretmeğe ve tüm zihinsel fonksiyonlarını bu bedene yüklemeğe başlar.

Biyolojik beden ölüm olayıyla kullanılmaz hâle gelince de artık ruh bedenle berzah âleminde kıyamete kadar yaşar.. Yeniden bedenlenerek dünyaya geri gelme, tenasuh=reenkarnasyon kesinlikle sözkonusu olmaksızın!.

Zaten farkedileceği üzere, ruh dışarıdan gelip cenine girmemiştir ki, çıktıktan sonra tekrar başka bir bedene girsin!. Böyle bir sistem mevcut değildir, hiçbir varlık için!. Bu tamamen HİNDU inancına dayalı görüştür.

Dünyadan önceki ruhlar alemi görüşüne mesnet edilmek istenen yukarıdaki âyeti dikkatle okursak, görürüz ki, “Ademoğullarından, bellerinden” sözedilmektedir.. Bu ise dünya yaşamına ait bir olaydır.. Ruhlar Âlemiyle hiç alâkası olmayan bir konudur..

Allahu Teâlâ’nın gerek meleklerle konuşması, gerek buradaki hitaplaşması ve dahi gerekse ölüm sonrasında meydana gelecek tüm konuşmalar hep temsil yollu, benzetme yollu açıklamalardır!.

“İnsanın, meleklerin ve tüm varlığın hakikatı olan Allah”ın elbette ki dışarıdan öte bir varlıkmış gibi hitabı asla sözkonusu olamaz!.

“Nasût-melekût-ceberût-lahût” anlayışında varlığın özünden gelen bir şekilde “Zâhir Allah” müşahedesi de bunu ispat etmektedir.

Kısacası, Ruhların, bezmi elestte, bedenlerden önce topluca yaratılmaları ve sonra peyderpey dünyaya gelerek bedenlere girmeleri; ve hattâ bedenden ayrıldıktan sonra yeniden dünyaya geri gelerek bir bedenle yaşamaları hikayesi tamamiyle yanlış anlama sonucu meydana gelen uydurmadır!.

İmam Gazali de “Ravzatüt Tâlibin” isimli eserinde şöyle diyor:

“Çünkü Râsulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ruhu da anneleri tarafından dünyaya getirilmelerinden önce mevcut ve yaratılmış değildi....”

Bu konuda bizim dediklerimizi tamamiyle doğrulayan DİĞER bilgileri arzu edenler son devrin en kapsamlı Kur`an tefsiri olan Elmalılı Hamdi Efendinin “Hak Dini Kuran Dili” isimli tefsirinin 4. Cildinin 2324. Sayfasından itibaren bulabilirler... Ayrıca çağdaş müfessirlerden Sayın Süleyman Ateş`in “Yüce Kurân’ın Çağdaş Tefsiri” isimli eserinin 3. Cildinin 412. Sayfasından itibaren bu konuda bilgi alabilirler.

RUH, BEZMİ ELESTTE ÖNCEDEN YARATILMIŞ DA

DIŞARDA SIRASINI BEKLEYİP(!)

DÜNYAYA BU BEDENE GELİP GİREN BİR ŞEY DEĞİLDİR….

Sizin bedeninizin kullanılmaz hâle gelmesinden sonra yaşamınızın devam edeceği “Mikrodalga bedeninizi” oluşturuyor beyin!

Ve bunu sanki televizyon dalgaları misalinde olduğu gibi, tüm zihinsel faaliyetleri ses ve görüntü dalgalarını elektrik dalgasına çevirerek televizyon dalgası şekline dönüşmesi gibi, tüm zihinsel faaliyetlerini ana taşıyıcı dalgalara yüklemek suretiyle eskilerin “RUH” adını verdiği maddeötesi bedeninizi meydana getiriyor.

Yani ruh diye bahsetttikleri şey, biz doğarken eskiden yaratılmış da(!) dışarda sırasını bekleyip dünyaya bu bedene gelip giren bir şey değil!

“Ruh” ismiyle işaret edilen yapı, bir mikrodalga bedendir ki, beyin tarafından üretilir.

HZ. MUHAMMED MUSTAFA ALEYHİSSELÂMIN RUHU DA

DÜNYAYA GELMESİNDEN ÖNCE YARATILMIŞ DEĞİLDİ...

İnsanın ruhunun, bedenin ana rahminde oluşmasından sonra meydana geldiğini; ruhların daha önceden yaratılıp, sonra da peyderpey dünyaya gönderilmesi diye bir şeyin asla sözkonusu olmadığını da İMAM GAZALİ şöyle anlatır:

"Allah Teâlâ’nın fiillerini ve melâike vasıtasıyla yıldızları semâvâtı hareket ettirerek, yeryüzündeki canlıları ve bitkileri nasıl vücuda getirdiğini bilen kimse; hem Ademin kendi âlemindeki tasarrufunun, Halik Teâlâ’nın büyük âlemdeki tasarrufuna benzediğini, ve hem de Rasûlullah'ın;

"Allah, Adem’i kendi sûretinde yarattı"

açıklamasının mânâsını anlar...

Denilirse ki, ruhlar bedenlerle yaratıldığı halde, Rasûlullah'ın;

-"Ben yaradılışça Nebilerin ilkiyim. Nebilikçe de sonuncusuyum.. Ben Nebiyken, Adem su ile çamur arasında bulunmaktaydı !"

sözünün mânâsı nedir?

Hakikat şu ki:

Bunların hiç birisinde, ruhun kadim olduğuna, dair bir delil yoktur!

Fakat, "yaradılışça Nebilerin ilkiyim..." sözünün zâhiri mânâsına göre, onun varlığının cesedinden önce yaratıldığına delâlet ihtimali mevcuttur..

Zâhiri olmayan mânâsı ise bellidir... Tevili, açıklaması da mümkündür.. Fakat kati delil, zahire meyletmez.. Bilakis zahirin teviline hükmetmede kullanılır....

Nitekim Allahu Teâlâ hakkındaki teşbihin zâhirlerinde olduğu gibi...

"Allahu Teâlâ ruhları, cesedlerden iki bin yıl önce yarattı..." sözüne gelince...

Buradaki “Ruhlar”dan maksad, “melâikenin ruhları”dır!

Cesedlerden maksad da, Arş, kürsi, semâvât, yıldızlar topluluğu, hava, su, yeryüzü gibi âlemlerin cesedi, bünyesidir..

"Ben yaratılışça Nebilerin ilkiyim" sözüne gelince... Buradaki "yaradılışça"(halk) kelimesi "TAKDİR" mânâsınadır... "İCAD", yaratıp vücudlandırma mânâsına değildir...

Çünkü, Rasûlullah sallalllahu aleyhi ve sellem, anneleri tarafından dünyaya GETİRİLMELERİNDEN önce mevcut ve yaratılmış değildİ! Fakat, gayeler ve kemâller, takdir hususunda önce, varlık hususunda sonradır... Zira Allah Teâlâ ilâhi meseleleri hadisleri, kendi ilmine uygun olarak, önce lehvi mahfuzda takdir eder, şekillendirir..

Buraya kadar, şayet varlığın iki şeklini de anladıysan; Rasûlullah’ın varlığının, Ademin varlığından önce; yani gözle görülen varlık olarak değil de, ilk takdir edilen varlık olarak önce olduğunu da anlamış olursun..." (İmam GAZALİ - Ravzatüt Talibin)

Sanki birbiri ile ilgisizmiş gibi görünen yukaridaki alıntıları size naklettiten sonra, şimdi de konuyu toparlayıp, olayı bir sistem şeklinde izaha çalışalım...

Ve önce şu kesin tesbiti yapalım...

İmam GAZALİ'nin de yukarıda bahsettiği gibi, gerek Hazreti Rasûlullah Aleyhisselâm’ın olsun, gerekse bütün insanların olsun, biyolojik-hücresel bedenleri varolmadan önce "ruh" bedenleri mevcut değildi !

Yani, önce belli bir mekânda insanların ruhları yaratılmış, sonra da bu ruhlar peyderpey dünyada ana rahimlerinde oluşan bedenlerin içine gönderilmiştir, görüşü tamamiyle yanlıştır!

İnsanların ruhlarının önceden yaratılıp sonradan peyderpey dünyaya gönderilmesi görüşü İslam'dan çok önceki BUDİST FELSEFİ EKOLLERİNE dayanır...

Bu masalın gerekçesi de, büyük yoksulluklar içindeki halkı, isyandan uzak tutup, haline razı ederek, şayet, itaatkar ve haline razı yaşarsa, yeniden dünyaya geldiğinde bir üst sınıftan, zengin, güzel bir bedenle geri gelme şansı olduğuna inandırıp, böylece sömürmektir... Ve daha sonraları reenkarnasyonun türlü biçimleri öne sürülmüttür...

Ölümü tadmış bir kişinin ruhunun herhangi bir gerekçe ile yeniden bir biolojik bedene bürünerek dünyaya geri gelmesi görüşünün adı, eski dilde TENASUH, yeni dilde ise REENKARNASYON'dur.. İSLÂM inanç sistemine göre, tamamiyle UYDURMA, asılsız bir düşünce şeklidir!

 

 “KİŞİLİK TAŞIYAN RUH” ,

ANNE KARNINDA 120.GÜNDE MEYDANA GELİR

Anne karnındaki ceninde 120. günden itibaren beynin önemli bir kısmı dış kozmik ışınları değerlendirecek bir düzeye gelir; ve bu düzeydeki faaliyetleri ve kozmik ışın yapıların tesiri ile sizin "RUH" adını verdiğiniz, bedenin hologromik mikrodalga ikizini, bedene yaydığı dalgalar ile oluşturur.

Böylece 120. günden itibaren bir kişilik taşıyacak ruh dünyaya gelmiş kabul edilir.

 

BEYİN VE RUH ARASINDAKİ İLİŞKİ

Beyin, bedeni yönlendirdiği gibi; aynı zamanda da “RUH”u üretir!.

Nasıl, “telepati” dediğimiz olay beyinlerin ürettiği dalgasal iletişim ise, “ruh” da aynı şekilde beynin ürettiği dalgalardan oluşmuş ikinci bir bedendir!.

Beyinle ruh arasında sürekli bir iletişim ve karşılıklı enerji ve bilgi alışverişi vardır. Beyin, kendisinde oluşan enerji ve tüm zihinsel fonksiyonların hâsılasını ruhu oluşturan dalga(wave) bedene yükler.

Beyin-ruh ilişkisinde, daha önceki açıklamalarımda; beynin, 120.nci günden itibaren kişinin kendi dalgasal bedenini meydana getirdiğini; bu dalgasal yapının, beyindeki tüm özellikler ve kuvvetlerle yüklenmiş olduğunu; ve bu ruhun bedenden ayrılacağını, anlatmıştım.. Ancak, açıklamadığım bir husus vardı, o da şu;

Beyin ile ruh arasındaki karşılıklı ilişki!.

Beyin de aldığı gıdalarla, glikoz ve oksijenlerle yaşam enerjisini temin ederken; Güneş’ten yayılan hayat enerjisi olan “CAN”la beslenir ve gelişir.

Bu arada beyinde oluşan tüm faaliyetler, dalgaya çevrilerek, “RUH” adıyla bilinen “halogramik dalga bedenimize” yüklenir.

Beyin, enerjiyi üretiyor, dalgasal bedene yüklüyor.

Ahmed Hulûsi

Tüm Kavramlar Programı

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org