kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

MEKÂN

Mekân kavramı, Güneş sistemi dışında, galaksiye uzanır...

“Din”deki bunun dışında kalan tüm tanımlamalar varlıklar ise tamamiyle BOYUTSALDIR!

ara.jpg (366 bytes)

 

“KENDİM” KELİMESİNİN BİR ANLAMI DA

“MEKÂN”DIR!

(Soru: Üstadım, kendimi tanımak amacıyla bazı özelliklerimi farketmeye çalışmak ve karşımdakinin de TÜMün çeşitli özelliklerini yansıttığını gözlemek işin başı anladığım kadarıyla...  Ya sonra farkedilmesi gereken ne? Nasıl ? )

 “Kendim” kelimesinin bir anlamı da mekândır zaten!.

ara.jpg (366 bytes)

 

GERÇEKTE,

ZAMAN VE MEKÂNIN OLMADIĞI BİR ÂLEM İÇİNDE YAŞAMAKTAYIZ!

Esasen bizim kullanmakta olduğumuz "KOZMİK" kelimesi dahi günümüzdeki kullanım şekliyle, “BOYUTSALLIĞI” ifade içindir... Yoksa kastımız, bu kelimenin orijinalinden gelen "Evrene ait" anlamında olarak “mekân” ifade eder bir anlam değildir...

“Kozmik ışınlar” dediğimizde de işaret etmek istediğimiz mânâ, “uzaydan gelen ışınlar” olmayıp, “uzayın boyutsal katmanlarına ait varlıkların yaydıkları dalgalar”,  yani “alt boyut katmanlarına ait ışınlar” anlamındadır.

Gerçekte, zamanın ve mekânın olmadığı bir âlemin içinde yaşamaktayız da, bunun bilincinde değiliz! Ve belki de şartlanmalarımız o kadar ağır basmakta ki; idrakımızın önünde olan bu gerçeği gene yapımız ve şartlanmalarımız sebebiyle inkâra kalkışmaktayız.

ara.jpg (366 bytes)

Einstein ilk olarak uzay ve zamanla ilgili düşüncelerimizin yanlışlığını ortaya koydu...

Mekânın, maddi şeylerin olanaklar içindeki tertibine verilen bir addan başka bir şey olmadığını anlatırken; zamanın da, dışarıda değil bizim kendi zihnimizde yaşayan bir şey olduğunu; olayların birbiri ardınca dizilişinden başka birşey olmadığını söylüyordu...

Einstein bunları daha açık bir şekilde de şöyle izaha çalışıyordu:

"Mekân dediğimiz şey, hariçte mevcut olan bir şey değildir... Bizim, mekânda idrak ettiğimiz şeyler, aslında mevcudatın öz yapısından dış yapısına, yahut da, dış yapısından öz yapısına doğru bir dizilme içinde bir bütündür; ve zaman dahi bu diziliş içinde yer alan, birini ötekine göre kıyaslama metodundan başka birşey değildir..."

İşte bilimin bu şekilde yepyeni bir gelişme hızına kavuştuğu sırada, 1915'de evrenin de - daha doğrusu evrende madde olarak tesbit edilmiş bulunan şeylerin - tek bir asıldan meydana gelmiş olduğu, Langevin tarafından ispat edilmişti...

Ki bu da, gene Einstein'in nazariyesi sayesinde ortaya çıkıyordu...

ara.jpg (366 bytes)

 

GÖZÜNDEKİ PERDEDEN KURTULURSAN,

MEKÂNIN OLMADIĞINI FARKEDERSİN!

“MEKAN” DİYE BİLİNEN, ALLAH’IN VARLIĞIYLE KÂİMDİR!

"Sonra sordum Rabbime, dedim ki:

-Hiç mekânın olur mu?. dedi ki:

-Yâ Gavs-ı Â'zâm, ben mekânın mekânıyım! Benim mekânım olmaz! Ben insanın sırrıyım!"

"Ben mekânın mekânıyım" yani mekân diye bildiğin şey benim varlığım ile kâimdir. Dolayısıyla senin mekân diye gördüğün şey; özü, gerçeği itibariyle benim!

Senin göz dediğin algılama aracının kapasitesi dolayısıyla mekân diye bir şey görüyorsun. Eğer gözündeki perdeden kurtulursan, mekân diye bir şeyin varolmadığını görürsün.

İşte bu sebeple gerçekte "mekân" diye bir şey yoktur!

ara.jpg (366 bytes)

“MEKÂNSIZLIK”

BOHM’un, KUANTUM açıklamasında yeni boyut dediği ve “KUANTUM POTANSİYELİ” diye adlandırdığı bu görüşe göre;

-Atomaltı parçacıklarda sâbit bir yer sözkonusu olmadığından, uzayda heryer eşittir.. Bu özelliğe mekânsızlık diyoruz. Bütün atomaltı parçacıklar birbiri ile ilişkili ve iletişimlidir.

-Holografik özelliğinden dolayı da küçük bir parçanın tümdeki bilgiyi taşıması, bilginin de mekân kavramı sözkonusu olmaksızın tümde eşit olarak dağıldığını göstermektedir.

Bütün bunların sonucunda ortaya çıkan gerçek, evrende mekânı olan herhangi bir yerdeki bir TANRININ varlığından söz edilemeyeceğidir.

ara.jpg (366 bytes)

Bohm'un kuantum fiziği açıklamasına göre; atomaltı parçacıklarında sâbit bir yer söz konusu olmayacağı için uzayda her yer eşittir ve herhangi birşeyi başkasından ayırmak imkansızdır. Bu özelliğe fizikçiler "mekânsızlık" (Non-Locality) demektedirler.

Bohm, mekânsızlığı açıklamak için şöyle bir deney geliştirdi. Bir akvaryum içindeki balığı iki ayrı kamera ile iki ayrı açıdan görüntüledi. İki kamerayı, ayrı ayrı izleyen birisi, önce bu iki balığın ayrı olduğunu düşünebilir ama zamanla hareketlerin benzerliğinden, iki görüntünün de aynı balığa ait olduğunu anlayacaktır.

Bohm, bunu pozitronium atomunun iki zıt yöne ayrılmasındaki özelliğin ışığın hızı konusuna girmeden, açıklanması olarak izah etti. Gerçekten Kuantum Potansiyeli uzayda geçerli olduğuna göre, bütün parçacıklar, mekânsız olarak birbiri ile ilişkidedir.

Ahmed Hulûsi

yazdir

 

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org