.

 

 

 

kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

“MÜEZZİN”

  • “Bilgi Kitabı Kurân"’ı tebliğ eden Allah Rasûlü...

  • Ezanı seslendiren...

  • “Müminin Mi’râcı salâ”ya dâvet eden...

  • Günde beş ayrı zamanda, insanları "Salât"la yaşanan "Mi'râc"a dâvet eden...

  • Haccı Ekber Günü "Hakikat"e "Tam dâvet" eden...

  • "Göktanrı" anlayışından arınmaya dâvet eden...

  • "Tanrı” ve tanrılık kavramı mevcut değildir" temeline dayalı olarak, “insan”lara yol gösteren...

  • “Oku”maya davet eden...

 

GERÇEK “MÜEZZİN”

Düz mantıkla okursa Kur’ân-ı Kerîm’i; “biz size misâllerle anlattık” uyarısını dikkate almadan…

Kıyâmetten sonra gene toprak-madde yapılı bedenler var…

Bir yangın yerinde (cehennem) yaşayanlar…

İçinde envâi çeşit meyve ve huri ve gılman isimli cinsi lâtiflerin dolaştığı bostanlar, bahçeler (cennet)!

Yukarıda bizi seyreden, eli olan bir tanrı!.

Ya Berzah ve Kıyâmet evresi?

Dünya prese girmişçesine dümdüz olmuş; kenarsız tepsi gibi!

Üstünde toplanmış gelmiş geçmiş tüm insanlar…

Uzayda dökülen(?) batan yıldızlar!

Cehennemi tutmuş kulplarından getirmiş bir tür sûretli melekler… Cehennem kaynıyor alev alev altında dünya tepsisinin!

Kolcular, insanları alıyor teker teker bir terazinin başına; koyuyor günah ve sevaplarını terazinin kefelerine… Orada elektronik terazi kalmamış; ya da kullanılmıyor elektrikler kesik olduğundan!!!

Tartı işleminden geçtikten sonra insanların milyar kere milyarlarcası; bir köprü kuruluyor dünyanın kenarından, ateşin üstünden,  ateşin öte yakasındaki cennet denilen bahçeye doğru…

Ateşin sardığı dünya çevresi milyonlarla kilometre…

“Kim neye tapıyorsa onun peşine takılsın” komutu geliyor oranın genel kurmay başkanından; herkes, dünyada iken tapındığı kişinin canlı heykelinin peşinden yürüyor!… O tapınılan, köprü yerine dünyanın sonuna gelip, ateşe düşüyor; takipçileri de ardından!.

Belli bir sûrete tapınmayıp, “Allah”a secde ederek, onun için toprağa baş koyduklarını söyleyenler ise oldukları yerde bekliyorlar…

Sonra onlara, “tâbi olduğunuz Rasûl veya Nebî’yi takip ediniz” deniyor… Onlar da, tâbi oldukları Nebî veya Rasûl’ün arkasından sıratın-köprünün üzerine giriyorlar…

Kimi şimşek, kimi de topal hızıyla ateşin üzerinden geçiyorlar köprü boyunca!.

Bostana-bahçeye yâni cennete giriyorlar!

Özetle, Kur’ân ve Rasûl açıklamalarına dayalı gelecek anlatımı böyle; olduğu gibi kelime anlamıyla!.

Mirâc’da, peygamber göğe çıkıp uzayda bir yerde tanrı ile mi buluşmuş!?

Namazda, kafatasını toprağa koymakla secde edilmiş mi olunuyor!?

Anlayacağınız, namazın anlamı dinsel jimnastik olmuş!. Jimnastik hocası da imam!

Dünya imamını duyduk belki de; ya gerçek “müezzin” kimdir dünyada?

 

EZANI SESLENDİREN("Müezzin"-Allah Rasûlü)

"SALÂT"LA YAŞANAN "Mİ'RÂC"A DÂVET EDİYOR...

“İnsanların en kayıpta olanı salâtta secde ve rükûnun hakkını vermeyendir”

şeklindeki Rasûlullah uyarısından söz eden “imam” etiketliye sordum:

-Secdenin hakkını vermek, kafatasını, alnını toprak üstünde uzunca tutmak mıdır?

Bilgisiz insanın, “insan” olduğunu fark etmesi için önce bilgiye ihtiyacı vardır.

“Kur’ân” bilgi kitabıdır!

“Allah Rasûlü”, Allah’tan zâhir olan ilim ile, algıladığı vahiy ile “insan”ı uyaran; HAKİKATE TAM DÂVET EDENDİR!

“Tanrı ve tanrılık kavramı yoktur sadece ALLAH” vardır vurgulamasıyla nâzil olan bu Bilgi Kitabı'nı; “tanrı” fikrinden “arınmamış” olanların algılaması ise asla mümkün değildir!

Kur’ân, baştan sona, “Tanrı” ve tanrılık kavramı mevcut değildir temeline dayalı olarak, “insan”lara yol göstermeye çalışmaktadır.

Kur’ân NUR’dur!… Işıktır!… Karanlıkta kalmış beyinlere, ışık tutmaktadır gerçekleri görmeleri için!

Kurân kıyâmete kadar, nasıl geçerli olabilir?

Bu çağdışı göktanrı anlayışımızla mı? Yoksa yukarıda anlatılan senaryoyu yazıyor denerek mi?

Yoksa işaret ettiği gizli sırlar deşifre edilerek; mecazlar, semboller çözümlenerek mi?

Sır ,

“Biz size her şeyi misâllerle anlattık”

 uyarısında!

Eğer bu sırrın ipucunu değerlendirmezsek, bir çok saçma fikirlere saplanır; kendi anlayışımızdaki bu saçmalıklar yüzünden de, zaman üstü Bilgi Kitabı’ndan hiç yararlanmadan; özümüzdeki gerçeklere ve kuvvelere eremeden; hayâlimizde varsayıp içinde yaşadığımız uydurma bir dünya ile cehennemi boylarız!

Kitab’ı tebliğ eden Allah Rasulü…

“Salâta dâvet edildiğinizde….” Uyarısında bulunuyor!

Kitab’ı, günde en az beş defa “oku”maya dâvet ediliyoruz!

Apdestsiz “salât”, niye olmaz?… nedir apdest; nasıl alınır?

Niçin, “FÂTİHA’sız “salât” olmaz”?

Acaba farkında mıyız?…

Müezzin…

Ezan…

İle çağrıda bulunuyor inananlara…

Neye dâvet ediliyoruz?

Müezzin vâkıf mı, neye dâvet ettiğine?

Dinleyen farkında mı neye dâvet olunduğuna? Niye dâvet edildiğine?

Nasıl abdest almak, yani neden ARINMAK gerekiyor, müezzinin dâvetine icabet için?

Allah Rasûlü, “DUA ve ZİKİR” kitabında naklettiğim üzere, her ezan arkasından şöyle başlayan bir duayı “oku”mamızı tavsiye ediyor:

“Bu TAM dâvetin Rabbi olan Allah’ım….”

Neden, TAM dâvet?… Neye, TAM dâvet?

Müezzin, neye dâvet ediyor?

Sakın, “namaza” demeyin, tüm ezan duymamışlar gibi!

Her “namaza” duran, müezzinin dâvetine icabet etmiş midir?

Farkında mısınız, müezzinin sizi, “müminin mi’râcı olan salâ”ya dâvet ettiğinin!

Artık fark edin ki, ezanı seslendiren, “salât”la yaşanan “mi’râc”a dâvet ediyor günde beş ayrı zamanda!

“Mi’âc” mı “salât”; salât” mı “mi’râc”?

“Mi’râc”a dâvet edene mi, “müezzin” deniyor yoksa?

Gavsı ’zam Abdulkadir Geylânî, “Risâle-i GAVSİYE” isimli eserinde, “mi’râcı olmayanın namazı yoktur” diyordu!.

“Mi’râc” araçtır; amaç olan, yaşanılması istenilen, nedir?

Vitriyet mertebesine ulaşmayanın “mi’râc”ı olur mu?

Ahmed Hulûsi

 

Allahümme rabbe hâzihid da’vetit tâmmeti, ves salâtil kâimeti, âti Muhammedanil vesiylete vel faziylete ved dereceter refiy’ate veb’ashu makamen mahmuda, elleziy veattehu inneke lâ tuhliful miy’ad…

”Ey şu TAM da’vetin ve ikâme olunan salât’ın(namazın) Rabbi olan Allahım!.. (Efendimiz) Muhammed’e VESİLEyi, FAZİLETi, DERECE-i RAFİEyi ver ve Onu MAKAM-I MAHMUD olarak ba’set (bu dört isim, ilahi vasıflarla yaşanan üst cennet boyutlarına işarettir)... Ki bunu sen va’dettin; kesinlikle sen sözüne muhalefet etmezsin...

yazdir

Tüm Kavramlar Programı

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org