.

 

kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

"NUR"

 

NUR BOYUT

(ENERJİNİN BİR ÜST BOYUTU)

Bu bahsettiğim, "Ruh" dediğim varlık ise, melekî boyut olan, "Nur" ismiyle târif edilen kuantsal enerjiye çok yakın plandaki bir boyut!. Yani, enerjinin bir üst boyutu oluyor.

ara.jpg (366 bytes)

 

NUR BOYUT, IŞIK HIZI BOYUTUDUR!

Cennette niçin zaman yok?

Şu anda madde bedendeyiz. Daha sonraki aşamada ruh bedendeyiz.

Ruh beden, dalgalardan ibaret, Dalgasal bir beden yapısı... Bu, hücresel beden; o, dalgasal beden yapısı..  Fakat “Nur beden” diye târif ettiği boyut ve nur ortamı hangi ortamdır?

Işık hızı ortamıdır!.

Işık hızında zaman durur.

Nur beden boyutu yani cennet boyutu ışık hızı boyutudur.

Orada olup biten herşey ışık hızında olup biter.

Işık hızında cereyan eden olaylar dolayısıyla orada zaman kavramı olmaz.

O Nûrani yapıda herşey düşünce boyutunda cereyan eder.

Düşünce boyutunda şöyle bir bedenim olsun dersin.. .Bedenin o düşüncenin şeklinde belirginleşir. Fakat o cennet boyutunda hâkim olan unsur, “düşünce”dir ve “düşünce boyutu”dur.

ara.jpg (366 bytes)

 

"NURLARIN NURU"

Arşın altındaki, yani, sırf mânânın çokluğa dönüştüğü mertebedeki ilk varlık "RUH" adlı melektir.. Ayrıca "RUH-U ÂZAM" diye tanınır.

Bu Melek sahip olduğu ilim itibarıyla "AKL-I EVVEL" adını alır. Bİr diğer ifadesiyle de "Nurların NURU"dur!.

ara.jpg (366 bytes)

 

NUR, İLİM NURUDUR !

Nur, ilim nurudur. “Nur”u, ampul ışığı, güneş ışığı zan etmeyin. “Nur” kelimesinin anlamı, iman nurudur. İnsanı Allah’a erdiren şey iman nurudur.

ara.jpg (366 bytes)

 

İNSANLAR CEHÂLET VE DUYGUSALLIK KARANLIĞINDAN

İLİM NURU İLE AYDINLIĞA ERERLER!

NUR, herkesin sandığı gibi ışık değil, ilimdir!.

Işık ile sembolize edilir.

İnsanlar nasıl karanlıktan ışıkla çıkarsa, cehalet veya duygusallık karanlığından da ilimle  aydınlığa ererler. NUR ilimdir.

ara.jpg (366 bytes)

 

NUR (GERÇEĞİ FARKETME-KAVRAMA GÜCÜ)

KİŞİYİ “EVRENSEL SİSTEM”İ TANIMA NOKTASINA ULAŞTIRIR!

Şu gördüğümüz, içinde yaşadığımız nizam, gerçeği itibarıyla, ilâhi hükmün âşikâre çıktığı bir nizam ve düzendir.

Kâinatın ve evren içindeki her birim...  Dikkat edin, burada "birim" kelimesi özellikle üzerinde durulması gereken bir kelimedir; zira insan, melek, cin, hayvan, nebat hep birim kelimesinin içine girer...

Evet, her birim, gerçek mânâsıyla "Allah"a kulluk hâlindedir.insanlar ve cinler için zaten bu, Kur’ân'da çok açık ve seçik vurgulanmıştır.

"BEN İNSİ VE CİNNİ KULLUK ETMELERİ iÇİN YARATTIM"

Allah'ın bir gaye için yarattığının, o gayeye hizmet vermemesi mümkün değildir!... Muhaldir!.

Dikkat ediniz, buradaki âyette hiç bir sınırlama yoktur!...

"Müminleri kulluk etsinler diye yarattım", demiyor!... "Sadece insanları.... "da demiyor!...

"Cinleri de... " diyor.

"Cinleri de..." dediği zaman, "şeytan ve iblis" tavsifleriyle anlatılan tüm cinler dahi bunun içine giriyor!..

Melekler, zaten mutlak kulluk halinde!... Bütün melekler doğal olarak ALLAH hükümlerinin gereğini uyguluyor, yerine getiriyor.. Onlar için zaten tartışma yok.

"İnsanlar ve cinler" için, acaba kulluğu yerine getiriyor mu getirmiyor mu tartışması var!. Halbuki bu tartışma da abes!.

Âyet var Kur’ân-ı Kerim’de!.

Âyete göre "İNS" ve "CİN" türleri istisnasız ve sınırlamasız hepsi de "Allah"a kulluk etmeleri için yaratılmıştır.

"Allah" bir nesneyi, bir birimi ne iş için yaratmışsa, o birim yaratılış gayesinin gereğini mutlaka, olduğu gibi yerine getirecektir!. Bunda hiç bir tereddüt yoktur!.

İşte bu yüzdendir ki, ALLAH muradına uygun olarak yaratılmış olan bütün varlıklar "Allah"ın dileğine uygun olarak, gereken fiilleri ortaya koymaktadırlar.

Bu "Din"dir ve bu "İslam"dır.

Onun içindir ki âyette:

"KESİNLİKLE ALLAH İNDİNDE DİN İSLAM`DIR". (3-19)

denmiştir.

Ve ayrıca vurgulanmıştır ki:

"İSLAM`IN GAYRINI DİN SEÇENDEN BU KABUL EDİLMEZ"!.. (3-85)

"KİMİN ANLAYIŞINI İSLAM’I KAVRAMAK ÜZERE AÇARSA ALLAH, BU ONA RABBİNDEN BİR NURDUR" (39-22)

Evet, "İslam"ı gerçek anlamıyla kavrayabilmek son derece büyük ve önemli bir iştir; ki, Rabbinden kendisinde açığa çıkan bu "NUR", yani gerçeği farketme-kavrama gücü, kişiyi evrensel sistemi tanıma noktasına ulaştırır!..

ara.jpg (366 bytes)

 

KİŞİYİ TEK MUTLAK NUR’A KAVUŞTURAN,

“ACZ”DİR!

"- Yâ Gavs. Acz, nur menbâıdır; ucûb, kendini beğenme de kederlere mahâldir, zulmet kaynağıdır."

Acz, yokluğa yakındır; ucûb, yani kendini beğenme de varlığa yakındir! Kişinin, kendini var kabul etmesinin sonucudur kendini beğenmesi! Kendini beğenmenin ise sonu gelmez, git gide artar. Bu artış ise benliği kuvvetlendirdiği gibi, kişiyi kendini bir birim olarak görme hâlinde de sâbitler! Bunun neticesi ise, gerçekten o kişi için hüsrandır!

Buna karşılık acz ise, kişiyi yokluğa ve gerçek varlığa götürür...

Kişi kendisinin çeşitli olaylar karşısında âciz kaldığını farkedince, ister istemez güç kudret sahibi arayış içine girer ki; kendisinde olmayanı oradan telâfi etsin.

İşte bu arayış, hem kendisini yokluğa götürür, hem de mutlak kudreti araştırmaya ve tanımaya sevkeder. Ve böylece acz kişinin Tek mutlak NUR'a kavuşmasına vesile olur!

Demek oluyor ki, acz duygusu, kişiyi mutlak kudrete kendini beğenme hâli de ebeden Allah'tan perdeli olarak yaşamaya yol açan iki hâldir.

ara.jpg (366 bytes)

 

NUR(ÖLÜMÖTESİ YAŞAM BEDENİNİN ENERJİSİ),

BEYİN ÇALIŞMALARI İLE ELDE EDİLİR!

Konu buraya kadar gelmişken, akla takılabilecek şu sualin de cevabını vermeden geçmeyelim:

"Ben vuslata erdim, gerçeği gördüm, hakikatı idrâk ettim, artık bundan sonra ben ibadet etmiyorum! Ne yukarıda bir tanrı var ve ne de ibadete ihtiyacı olan bir varlığım." diyerek bir kişinin ibadetleri terketmesi hoş görülebilir mi?.. Bu hâli yerinde midir?.. Yaptığı bu iş doğru mudur?..

Bu gerçekten tasavvufta son derece önemli bir konudur.

Bir çokları, bu hususta kendilerine örnek olarak gösterilen kişilerin davranışlarını da kabul etmezler. Meselâ, derseniz ki; hakikata ermiş bulunan Abdülkâdir Geylânî, Bahaeddin Nakşıbendî, İmam Gazalî, Muhyiddin Arabî, Hacı Bektaş Veli gibi zevâtın hiç biri de ibadetlerini terketmemişlerdir. Hemen buna kılıf takıp, onlar örnek kişilerdi, bunun için yapmışlardı, derler.

Oysa "ibadet" adı verilen bu çalışmalar, Allah'ın esmâ ve sıfatını izhar kanunları gereği ve sonucu olarak zorunludur ki, bunu idrâk edemezler.

"ALLAH'IN SİSTEMİNDE ASLA DEĞİŞİKLİK OLMAZ"

Madde bedenimiz, fizik bedenimiz nasıl enerji ihtiyacını karşılamak için yemek - içmek zorunda ise; "RUH" dediğimiz "Halogramik dalga bedenimiz" de enerji ihtiyacını yani "nûr"unu, ibadet denilen beyin çalışmaları sonucu elde eder.

ara.jpg (366 bytes)

 

NUR EKSİKLİĞİNİN SONUÇLARI

Şâyet bu çalışmaları ihmal ederseniz, "nur"unuz, yani ölümötesi yaşam bedeninizin enerjisi yetersiz kalır. Bunun neticesinde de hiç hoşlanmayacağınız, size azâb verecek şartlar içinde hapis kalırsınız.

Hakikatı yaşamakta olan bir mahal, şu anda yeryüzünde hayatına devam ederken, yaşadığı hâlin değil, bedenin içinde bulunduğu şartlar sonucu nasıl yiyip içmeğe devam etmek zorunda ise; ve bu yiyip-içişi nasıl hakikatı yaşamasına engel değil ise; aynı şekilde ruh bedeninin ihtiyacı için de o ibadetlere devam etmek zorundadır! Aksi takdirde, hakikatı ne kadar bilirse bilsin, o enerji ya da "nur" eksikliğinin sonuçlarına katlanmak mecburiyetinde kalacaktır!

Esasen, "hakikat", şuur boyutunda yaşanan bir şeydir! Her boyut kendi varoluş sistem ve kuralına göre yaşanır! Gerçekten hakikata ermiş yakîn sahiplerine de bu gizli kalan bir durum değildir.

Bu sebeple de, eğer bir kişi de bu tür eksiklikler görülürse, genellikle onun henüz tam anlamıyla hakikata ermemiş olduğu, olaya kulaktan dolma kuru bilgiyle yaklaşmakta olduğu düşünülür!

Zirâ, hakikatta, şeriâta ters düşen bir durum görülmez!

ara.jpg (366 bytes)

 

MÜMİNİN NURU,

MÜSLÜMANIN NURUNDAN GÜÇLÜDÜR!

(Soru: “Sarı boya Müslümanların, kırmızı da müminlerin boyasıdır ...” Hadisini biraz açar mısınız?...)

Sarı ile kırmızıyı yanyana koyduğunda hangisi daha dikkat çekicidir?... Bana göre kırmızı... Müminin nûru, müslümanın nûrundan daha güçlü ve dikkat çekicidir anlamında bir benzetme...

ara.jpg (366 bytes)

 

“NUR” ESMÂSI

Açığa çıkaran ; idrâk ettiren; kendisiyle irşad olunan.

“NÛR” ismi insanın idrâk gücünü, kapasitesini artıran bir isimdir. Kişinin hem ruh gücünün artması, hem de idrâk gücünün gelişmesi hep bu ismin neticesidir.

Ahmed Hulûsi

yazdir

  AB1.jpg (952 bytes)

 

www.allahvesistemi.org

internet kitapçınız kitapyurdu.com