.

 

kavramlar.jpg (6719 bytes)

 

RIZA

  • Ötendeki değil, karşındaki Hakk'ın fiilinden razı olma...

  • Allah’a mutlak teslim olup, hükmünden ve tâkdirinden razı olmak...

  • Kendi “varsaydığın” benliğinden sıyrılıp, O’nda erime...

  • Takdire rıza...

  • “Sabır”a yer olmayan razı oluş...

  • İsyanın olmaması; yerinde görme...

  • Gelenlere razı olma...

  • Kınama, ayıplama, ters görme, yanlış görme gibi hallerin kalkması...

  • Olana isyan etmeyip, yersiz görmemek...

  • Mutmainne bilinçte oluşan hâl...

 

ÖTENDEKİNDEN DEĞİL,

KARŞINDAKİ HAKK’IN FİİLİNDEN RAZI OLMAK!

Ötendeki değil, karşındaki HAKK'ın fiilinden razı olmak, şirkten arınmaktır!.

 Ya "Allah kulu" olunduğunu fark edersin; ya da "tanrının kulu" olarak, geçer gidersin!

ara.jpg (366 bytes)

 

HERKES, PAYINA DÜŞENE RAZI OLMAK ZORUNDADIR

Bir velinin beyninden çıkan güçlü dalgaların diğer beyni kendi frekansına

"Allah adaleti"nde herkes, payına ne düşerse ona razı olmak zorundadır!.

ara.jpg (366 bytes)

 

TAKDİR”E RIZA

Tüm cehenneminin ateşini söndürecek olan tek şey, takdire rızadır!. 

ara.jpg (366 bytes)

Selâmet, Allah’a mutlak teslim olup, hükmünden ve tâkdirinden razı olmaktır.

ara.jpg (366 bytes)

 

AKILLI OLMUŞ BİTMİŞE RAZI OLUR

Akıllı olmuş-bitmişe razı olur... Ahmak, balığı kavakta yaşatma mücadelesi verir, başaramadıkça da kendine kahreder!

ara.jpg (366 bytes)

 

RIZA, İSYANIN OLMAMASIDIR; YERİNDE GÖRMEKTİR

(Soru: Olayların hakikatini bilen kişi itiraz etmez, karşı olmaz, rıza gösterir... ne olursa olsun rabbinden razıdır.. Fakat bu şuur hâli ilkel zihinler tarafından sömürülmeye çok açık değil mi?... Müslümanların bu kaderiyeci ve rıza halleri değil midir onları güdülen ve ezilen haline getiren? Şu geri kalmışlığın ardında gerçekte ne var? buna da mı rıza göstermeliyiz?)

Rıza ayrı şeydir, müdahale veya reaksiyon ayrı...

Rıza, isyanın olmamasıdır; yerinde görmektir. Reaksiyon ise hakkını vermektir, yaşanılan boyuta göre.

Rıza ise hakikati itibariyledir olayın.

ara.jpg (366 bytes)

 

“BİZİM UĞRUMUZDA MÜCAHEDE EDENİ BİZ DE GERÇEĞE ERDİRİRİZ.” (29-69)

Böylece yönelişin sonunda hidâyet verilmiş, yani anlayış kapıların açılmış, gerçek yolu bulmuş olursun.

“ALLAH KİME HİDÂYET VERİRSE, O, GERÇEK YOLU BULMUŞ OLUR.” (7-178)

Bunları idrak ettikten sonra, “gizli şirkin” kabacalarından kaçınmak gerek!...

Sakın, “süt içtim de midem ağrıdı”, diyen mübâreğin hâline düşme.

Sebebi, müsebbib görüp, ondan bilme!.. Sonra böyle düşünür de, “sebebi” tanrı edinmiş oluverirsin farkında olmadan!.

“ALLAH YANISIRA TANRI EDİNME.” (28-88)

Bil ki, Allah,  “şirk koşanları” sevmez ve tövbe etmedikçe affetmez.

“ŞÜPHESİZ Kİ ŞİRK ÇOK BÜYÜK BİR ZULÜMDÜR.” (31-13)

İşte bundan sonra nihayet öyle bir mertebeye erersin ki, ne nefsin kalmıştır ortada düşünebileceğin, ne de ehl-i ıyâlin. Sadece Yaradan kalır!. Ve onun dilediği!...

Bu mertebeye erdiğinde öyle bir hâl alırsın ki, bütün mevcûdat yok olur, sadece Allah kalır gözünde... Gerçeği müşahedeye başlarsın!.. Allah kalmıştır, basiretinde yalnızca!..

Görür gözün, işitir kulağın, tutar elin, yürür ayağın, söyleyen dilin hep “O” olur.

Çünkü sen, kendi “varsaydığın” benliğinden sıyrılmış, O’nda erimişsindir!. Çoktan razı olmuşsundur.

Burada dikkat et!. bu razı oluş, cebren boyun eğiş manâsında değildir. Yani, burada “sabır”a yer yoktur!.. Çünkü sabır, insanın hoşlanmadığı bir hal veya durumun zuhurunda, mecburen ona boyun eğerek, kabullenmesi, demektir.

Sabır daha evvelki derecelerde vardı... Halbuki, artık burada hoşlanılmayan bir hadise bahis mevzûu olamaz!.. Mâdem ki Rab dilemiş ve o olayı yaratmıştır, hepsi hoştur, hepsi güzeldir.!

Zaten bir eser, sahibine diyebilir mi ki, niye beni böyle yaptın.

İşte bundan dolayıdır, artık sabırla bile alâkan kalmamıştır!..

Bu mertebeye erince, artık kimseyi kınamazsın!. Kimseye, şunu niye böyle yaptın veya böyle yapsaydın ya, da demezsin!.

Tıpkı, Efendimiz gibi....

Efendimiz, on sene kendisine hizmet eden Hz. Enes’e; Bir defa olsun, “of”; veya “bunu niçin böyle yaptın”; ve yahut ta “şunu şöyle yapsaydın ya” dememiştir.

Çünkü O, kaderin ne olduğunu bilirdi!.. Ve sen de, burada biraz “kader” sırrına vakıf olmaya başlarsın.

ara.jpg (366 bytes)

 

“RIZA’YA ERMİŞ KUL”

-Kişi, arzularını terk ettiği zaman ‘’Hükmün âlemi’’ne;

gelenlere razı olduğu zaman da ‘’rızaya ermiş kul’’ mertebesine yükselir!.

ara.jpg (366 bytes)

 

"RIZA" HÂLİ,

MUTMAİNNE’NİN KEMÂLİNDE OLUŞUR

Mutmainne`de, kişide Allah`ın Tek`liği konusunda tam bir itminan hâsıl olur.

Nerede, ne fiil görürse görsün, "bu fiilin fâili hakîkisi Allah`tır" der ve nerede, kimde ne hâl görürse görsün, "Hak böyle yapmayı diliyor, böyle yapıyor" der...

Kınama, ayıplama, ters görme, yanlış görme gibi haller, Mutmainnede`ki Veli`de kalkmıştır... "

Bu, Mutmainne`de oturma hâli, yerleşme hâli neticesinde kişide "tecelli-i esmâ" meydana gelir ve "Rıza hâli" oluşur...

Ahmed Hulûsi

yazdir

 Tüm Kavramlar Programı

 

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org