KAVRAMLARLA KURÂN-I KERİM'E BAKIŞ

 

Ahmed Hulûsi'de Kavramlar-Av.Asuman Bayrakcı

 

SEMPATİ-ANTİPATİİ

BEYİN DALGALARIMIZ UYUŞURSA BİRBİRİMİZE SEMPATİ,

UYUŞMAZSA ANTİPATİ DUYARIZ!

Varlığın aslı ve orijini enerji yapıya indiği zaman , “melekî güç”tür ve bu melekî gücün şuurlu bir yapı olduğunu izah ettik.

Nasıl şuurlu?

Allah; bölünmez-parçalanmaz-cüzlere ayrılmaz bir sonsuzdur, bir kuvvet ve kudret.

Bunun gibi.. cüzlere ayrılmaz, parçalanmaz, sonsuz bir ilim; bilinç!.

 “Beyin dalgaları” dediğimiz şey, esasında, meleki bir tüm yapıdır!

 “Evliyaullah”, bize göre “perdesi kalkmış” dediğimiz, aslında beyni çok yüksek frekanslı dalgaları alıp değerlendirebilen birimlerdir .

Hepimizde bu melekî güç açığa çıkıyor fakat biz farkında değiliz. Hep kulakla duymağa, dille konuşmağa alıştığımız için dilsiz, kulaksız olan birbirimizle olan iletişimimizin farkında değiliz.

Bir odaya girersin... Hiç kimse bir şey konuşmaz... Üç kişiye sempati duyarsın, bir kişiye antipati duyarsın...

Nereden oluşuyor bu sempati, antipati?..

Sen daha odaya girdiğin anda senin beyin dalgaların iletişim kuruyor. Senin beyin dalgalarınla onun beyin dalgaları uyuşuyorsa, sen buna “sempati” adını veriyorsun; uyuşmuyorsa “antipati” adını veriyorsun.

İletişim, dalga boyutunda biz konuşmadan oluyor! Benim meleğim senin meleğinle uyuşursa sevişiyorsun, anlaşıyorsun; uyuşmazsa zıtlaşıyorsun. Ama hiç farkında değiliz!

 

ara.jpg (366 bytes)

 

İNSANLARIN BİRBİRLERİNE SEMPATİ VEYA

ANTİPATİ DUYMALARININ KÖKENİNDE,

BURÇLARININ BİRBİRİYLE UYUŞUP UYUŞMAMASI YATAR

İnsanların şu yaşam sırasında birbirlerine olan sempatilerinin ve antipatilerinin altında tamamiyle burçlarının birbiriyle uyuşup uyuşmaması hususu yatar.

Halk arasında “Yıldızı barışmadı” ya da “yıldızı uydu” denilen tâbirlerin kökeninde, o kişilerin burçlarının etkileri ile birbirleri arasındaki ya çekim ya da itiş kastedilir.

Bu husus Müslim’deki bir hadîs-i şerîf’te, Ebû Hüreyre radıyallahu anh tarafından şöyle nakledilir:

Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ruhlar, (âhirette sınıf sınıf) toplanmış cemaatlerdir. Bundan ötürü, içlerinden birbirleri ile tanışanlar, sevişip anlamışlardır. Birbirleriyle birleşmeyenler ise ihtilâfa düşmüşler, anlaşamamışlardır”!.

Böyle olunca insanlardan kimler birbirlerini severler ve kimler de birbirlerine yaklaşamazlar, iterler.

İki insanın şâyet;

“İç” burçları aynı guruptan, “dış” burçları aynı guruptan ise birbirlerine sempati duyarlar.

“İç” burçları aynı, “dış burçları” ayrı, biri ateş öteki hava ise, yahût biri su diğeri toprak ise birbirlerine çekerler.

“İç” burçları biri ateş diğeri su ya da toprak ise bir araya kolay kolay gelemezler kafaca. Hele dışları da ateşe karşı su ise âdeta iterler birbirlerini.

“İç burçları” birbirine yakın fakat “dış” burçlar ters ise beraber arkadaşlık etmeleri zordur. Meselâ iç hava- suya dış ateş – su. Ya da iç hava – ateşe dış ateş – toprak, dış ateş – su.

Bir de şu husus vardır; Çaprazlama bakış açıları...

Meselâ siz “düşünce” yapınızla yani “İç” burcunuzla karşınızdakinin davranışsal yâni “dış” burcuna bakarsınız ve beğenirsiniz, ama kafaca uyuşamazsınız. Sebep ?..

Çünkü sizin içinizle – dışınız çaprazdır. Yâni iç burcunuz hava ya da ateş, yahût bunun aksi su veya toprak; buna mukabil karşınızdakinin de bunun gibi zıt bir durumdur. Diyelim ki sizin içiniz hava dışınız sudur, onun da dışı ateş içi topraktır. Şimdi siz hava gurubundan olan kafa yapınız ile onun ateşsel “dış”ını seveceksiniz ama konuşup anlaşmaya gelince sizin kafa yapınız ile onun kafa yapısı da bağdaşmayacaktır. Daima yaşama ve olaylara apayrı pencerelerden bakacaksınız..

Demek ki iki insanın bir aradaki yaşamı, iş ve arkadaşlık ya da evlilik olsun hep bu burçlarının; yâni beyin açılımlarının birbirine uyması ve dolayısıyla beyinlerinin yaydığı radyasyonların birbirini en azından itmemesine bağlıdır. “İç” ya da “dış”ları birbirini çekmeyen insanların ise birarada bulunmaları imkân dışıdır.

“Dünyada kim kimle beraber ise ölüm ötesinde de onu arar ve onunla beraber olmak ister”

sırrı kısmen bu esasa dayanır.

Demek oluyor ki insanların arasındaki münasebetler ve sempati–antipati konusu dahi beyinler arası benzer açılımlar dolayısıyla ortaya çıkmakta.

Şimdi bakın, bir kişiyi seviyorsunuz arıyorsunuz, mutlaka burçlarınız arasında benzerliği tespit edeceksiniz. Ki bu, daha ziyade dış burçların benzer – yakın karakterli olmasındandır.

Şimdi belirgin olarak ortaya şu husus çıkmış oldu;

İnsanların gerek kendi yapıları ve gerekse birbirleriyle olan ilişkileri hep beyinlerinin burçlar tarafından programlanma biçimine bağlı!.

Ahmed Hulûsi

 

www.allahvesistemi.org