.

 

 

 

 

İLÂHİ SIFATLAR

  • Benliği Hüviyeti

  • Allah’ın âyetleri

  • Görüntü ve sesin ardındaki tek gerçek

  • Hakkani Sıfatlar

  • Rıdvan


Sıfat Boyutu (Sıfat mertebesi-Salt benliğini biliş mertebesi)
• Mutlak varlık, sıfatları yönünden sonsuz sınırsızdır.
• Sıfat mertebesi itibariyle yaratılma sözkonusu değildir.
Zâtî sıfatlar (“Rahmaniyet”-Esma mertebesini ayakta tutan ve oluşumunu anlatan sıfatlar)
• Zât'ın sıfatları ve Esmâsı, sınırsız bir şekilde tecelli etmektedir.
• Sınırsızlığı, benliğinin vasıfları itibariyledir.
• “Zât-ı Baht” (Zât'ın mutlakiyet sıfatı- Âlemlerden Ganî oluşu)
• Zâtını anlatan sıfat ("Ulûhiyet")...
• Zât'ının bir sıfatı (vasfı)... “Ahadiyet”!
•Sıfat, "Zât"a işaret eder ama asla Zât'ı kapsayamaz. (Allah Zâtının tefekkürü olanaksızdır!.)
• Sıfatları arasında öncelik vardır.
• Her "Zerre" adı altında "Hak", sıfatı ile (Benliği hüviyeti ile) mevcuttur.
• Hepimiz, Allah'ın Zâtî sıfatlarıyla varız!
• İlâhi Sıfatlar, "İlâhi Rahmet"in sonucudur.
•"İnsan", enfüste ve âfâkta, Zâtî vasıfları tanıyabilme istidad ve kâbiliyetine sahip bir varlıktır (Bkz.İ/İnsan)
• Arz'da (Bedende) açığa çıkan kuvveler, Allah'ın sıfatlarıdır.
• “Sıfatlar” asıldır... “İsimler” ise, onlara dikkati yöneltmek isteyen araçlar!
• Kendinde mevcud tüm mânâları “İlminde” seyreder… Seyreden biz değil; Mutlak Varlıktır!
• Sıfat mertebesinin sahip olduğu özellikler (Esmâ Mertebesi)
• İsimler perdesi arkasından değil; Bizâtihi sıfat mertebesi itibariyle Allah’ı bilmek...
• Celâl ve Cemâl sıfatları (Zâtî Tecelliler)
• Âlemleri var gösteren Esmâ ve sıfatlardan Gani olan “Allah İsmi” ile işaret edilenin Celâl ve Cemâl sıfatları…
Celâl Sıfatıyla->Kürsî ve Semâları, katmanları(dikey bir oluşla); Cemâl Sıfatıyla->Her bir Semâdaki (Katmandaki) yayımsal yaratışı(Yatay diyebileceğimiz) ile o âlemin halk olmuşlarını meydana getirir.
• İlâhi sıfatların “Cemâl kuvveleri”
• Kemâl sıfatlar

• En mükemmel sıfatlar, "Allah"ındır!( Bütün yaratılmışlar âcz ile vasıflanmıştır…)
Kemâl sıfatlar zuhur eden kişilerin(Hakikat ve Sünnetullah bilgisine vâris kılınan-Bütün yaratılmışların âcz ile vasıflandığını, kendinin de âcz içinde olduğunu-Mutlak kudret ve kuvvetin yalnızca yaradan Allah’a ait olduğunu idrak eden-"Hakikat bilgisi"nin hakkını vererek yaşayan-Kendinde bir varlık görememenin; kendisinin acz içinde olduğunu görmenin sonucu, kendisindeki kemâl sıfatlarının Allah’a ait olduğu müşahedesi içinde olan-Kendini bir başka varlığa karşı büyük görmeyen-Kendinde büyüklenme, böbürlenme, gururlanma kalmayan-Hayırlar, yaşantıları ile öne geçen-Esmâ kuvveleriyle tahakkuk ederek "Adn Cenneti" yaşamına girenlerin) zikir ve yaşamları
• Acz içinde olduğunu idrâk etme, kendisindeki kemâl sıfatlarının Allah’a ait olduğu müşahedesini getirir.
• 7 ZÂTÎ SIFAT
• “Bilgi”nin (Esmâ Mertebesinin-“data”nın) varlığını oluşturan, 7 sıfattır. (Hayat, ilim, irade, kudret, kelâm, semi, basar vasıfları)
• 7 Zâtî sıfatla "Hakikat"i değerlendirme kuvvesi(Seb-ü Mesâni)
• (Beyinde görüntü yoktur-Beyinde ses yoktur-Beyinde kelime yoktur)-(Beyinde görme yoktur-Beyinde işitme yoktur-Beyinde şekil yoktur)… Beyinde sadece ve sadece “Kavramlar” sözkonusudur!. (Din dediğimiz olgunun, mânânın maddeye dönüşmesi noktası; tekniği)
“HAYAT" SIFATI ("El Hayy"->Esmâ âleminin kaynağı! Tüm isim özelliklerinin hayatını veren, varlığını oluşturan. Evrensel enerjinin kaynağı; enerjinin hakikati!)
• İlgili Âyetler
• "Hayy" İsmi özelliğiyle, (Hakikat İlmi yoksunu olan "Ölü"den), ölümsüzlüğünü fark edeni("Diri"yi) çıkarır!
• Hayat, yaradılmış için gereklidir… Mutlak Zât, “Hayat Sıfatı”ndan de münezzehtir!
• Tüm varlık, O’nun hayatı ile hayattadır.
• “Hayat Sıfatı”nın zuhuru (“Ruhullah”)
• Evrenin hayatiyet vasfı
• Kozmik Bilince göre bütün mevcûdat “Salt enerji”den ibarettir… Maddi varlıklar ise “Salt Enerji” dalgalarının yoğunlaşıp varlığa bürünmüş hâli! (Salt enerji, “elektromanyetik dalgalar” adıyla varlığa bürünüp, yoğunlaşır)
• “Allah’ın Hayat Sıfatı”nın “Sistem”deki zuhur kaynağı->Güneş!
• Birim, algılamayla "hayat" bulur.
"İLİM" SIFATI("El Aliym"->"İlim" özelliği sebebiyle sınırsız sonsuz her şeyi ve her boyutu, her yönüyle Bilen!)-(“Nokta”lar düzlemindeki ilmî, şuursal açılımlar-Sıfat mertebesindeki İlim-Allah'ın ilmî bakışı-Allah’ın kendine olan ilmi)
• İlgili Âyetler
• İlim sıfatı, "O"nundur!
"Allah'ın İlim Sıfatı"nın zuhuru["Evvel", "Âhir", "Zâhir", "Bâtın" isimleriyle ifade edilen "O Tek" mânâ -"İlim sıfatının tafsili"-"İlminde" yaratılanlar-İlmi ilâhideki “ilmî sûretler”-"İlim"de varolmuş “ilmî suret”ler-"Allah'ın ilmi"ndeki "İlmî Sûretler"-“Âlemler"-"İlim Sıfatı"nın açığa çıkışıyla varolan "ilmî sûretler"-Kâinat-İlim Sıfatının "Nokta"daki şuursal açılımı-“Nokta”nın varlığı-“Nokta”lar düzlemindeki, ilmî, şuursal açılımlar-"Küllî Akıl" denen "Tek Akıl"-Çok boyutlu “TEK KARE” bilginin; algılayan bilgi birikimlerinin algılamalarına GÖRE kabul edildiği çok kareler-Mânâ Sûretleri-"Musavvir"in meydana getirdiği "Mânâların sûretleri"-Seyretmeyi dilediği mânâlara uygun suretler-Esmâ âleminin tenezzülü (anlamın algılanışı) ile oluşan “melekût” âlemi ve tüm getirisi-Şuurlu ve bilinçli “NOKTA”nın varlığındaki isimlerin işaret ettiği özellikler(Algılanan ve algılanamayan, bilinen ve bilinmeyen her şey)-Ancak ve sadece, ilim boyutunda ve "İSMEN" var olan; bunun dışındaki varlıkları ise, "yok"tan ve "hayâl"den ibâret olanlar-Varlıkları emanet olanlar-(İlim boyutunda varlarsa...) "Var kabul edilişleri" itibariyle olanlar-Tüm varlıkların yalnızca “ilmî sûretler” (sanal=var olarak algılanan) hâli-“Var”lık kokusu dahi almamış olanlar-Sayısız Allah isimleri ile işaret edilen özelliklere sahip “TEK”illik boyutunda (“Vahidiyet”), yani, “tek kare resim”de mevcut bulunan özellikler]
• Varlığın aslı üzerinde "Allah’ın ilmi" ve kendisindeki esmâsının özellikleri hâkimdir ve tasarrufluk meydana getirir.
• Evrendeki holografik Bilinç, "Allah'ın İlim Sıfatı”ndandır!
• İlim sıfatının mânâsıyla oluşmuştur, diğer esmâlar bunu pekiştirmiştir.
•“Nokta”nın ilim mertebesinde ilmî açılımı ile “melekût âlemi”(evren içre evrenlerin meydana geldiği “salt enerji okyanusu”) meydana gelmiştir.
• İlim sıfatından programlanma
•"İlim Sıfatı"nın açığa çıkışı, Muhammed Aleyhisselâm ile gerçekleşmiştir.(İlim Sıfatı ancak Zât'ına seçtiklerinde(Muhammed Ümmetinde) açığa çıkar.)
• Kendini tanımak(“Hakikat”ini bilmek), ancak “İlim Sıfatı”nın açığa çıkışıyla mümkündür.
• İlim sıfatının tafsili (Küllî Akıl denen "Tek Akıl"-Nefsin kendini ilim sıfatı ile tanıması)
İlim sıfatına bürünme ["Nefs"in kendini "İlim Sıfatı" ile (kendi aslı ve orijinali, hakikatı ile) tanıması(Hakk`a bağlanan "ilim sıfatı"]...
• İlim, sıfat mertebesindeki varoluştur.
Mârifet İlmi(“Mârifet-i Billah”)
• "Ârif-i Billah" ta (Varlığındaki Allah`ın ilmi ile her şeye ârif olan Zât'ta-Hakikat ilminin mevcut olduğu şuurda) izhar olan ilim("İlm-i İlâhi"-Mârifet İlmi)
• Mârifet İlmi ile "Yaşamdaki Sistem"in nasıl var olduğu-nasıl işlediği-bu işleyişin gereği neler yapılması gerektiği fark ettirilir.
"İlim Sıfatı"nın neticesi olan düşünce
İRADE SIFATI ("Mürid"->"Allah" adıyla işaret olunanın "İrade" sıfatının adı-Dileyen(İrade eden)-Dilediğini gerçekleştiren-Zâtî sıfat-Sıfat mertebesindeki güç oluşturma ismi-Varoluşunu bilişinin devamı olarak; her varolan ve kendini bilen varlığın, arzusu ve iradesi, dilemesi...)
• Evrende ayrı-birbirinden mustakil varlıklar ve onların benlikleri ve iradeleri mevcud değildir.
• Tüm varlıkta(Her bir birimde) mevcut olan irade, "Sonsuz ve sınırsız"ın iradesidir!.
"Gizli İrade"(Varoluşun sonsuz basamakları-Herşeyin aslı)
• "Gizli İrade" saklı ve çok büyük doğası
• Gizli irade, maddenin her şekline-hayata-bilince-kuantlardan kişinin bilincine kadar herşeyin aslıdır.
• İrade edişi(Dilemesi), "Rububiyet"in kuvveden fiile dönüştüğü mertebedir.
•Bir şeyi irade ettiğinde, O'nun hükmü, ona "Kün = Ol!"dan (olmasını istemesinden) ibarettir!.. (O şey kolaylıkla) olur.
• Dilemesiyle(İrade etmesiyle) "Mürid" İsminin mânâsı ortaya çıkar.
• Sende dileyen, “O”dur! [Eğer sende bir hayır irade ederse, O'nun lütfunu geri çevirecek de yoktur! O, lütfunu kullarından dilediğine nasip eder]
Rabbin (Hakikatin olan Allah Esmâ'sının bileşimi) irade ettiğini fiile dönüştürür!
Kesinlikle Allah irade ettiğini yapar {ilminden açığa çıkmasını irade ettiğini kudretiyle oluşturur. (İlim-İrade-Kudret)}
• İradesini zorunlu kabul ettirendir (Cebbâr'dır).( "HÛ" Allah, tanrı yok, sadece "HÛ"!)
• “İlâhi İrade"ye mutlak teslimiyet
• “İlâhi İrade"ye mutlak teslim hâlinde olduğunun bilincinde olan kul... “Müslim”!
• “Sizi Allah'ın iradesine karşı kim korur?” (Allah, Esmâ'sından yarattığı kuluna kâfi değil mi?)
• “Allah kulları için bir zulüm irade etmez!”
İrade-i Kül [Küllî İrade-Allah’a bağlanan irade-Ana sistemdeki irade-Bölünmez, parçalanmaz, cüzlere ayrılmaz Tek Külli irade-İlâhi İrade]
• "İrade-i Küll"ün tecellisi(Terkibinin sınırlarını genişletirsen, senden ilahî irâde sâdır olur)
İrade-i Cüz (Cüzî İrade-Allah'ın, "Mürid" isminin neticesi olarak, "Allah" muradının kuldan açığa çıkması- Allah kudret ve kuvvetinin kuldan açığa çıkışı(olaya dışarıdan bakmamız sebebiyle)-"Sistem"in oluşturduğu programın meydana getirdiği birimden ortaya çıkan irade-Külli irade`nin ve hükmün, birimden ortaya çıktığı haldeki adı(Külli programın, bir birimden ortaya çıkması hâli…)-Bireysel bakışla, cüz`de açığa çıkan irade-Sistemin oluşturduğu programın meydana getirdiği birimden ortaya çıkan irade-Birime takdir edilmiş programın oluşturduğu varsayım-Terkibe bağlanan irâde-Mâhiyeti olarak orijinin(İrade-i Küll"ün aynı, fakat potansiyel olarak farklı olan irade)
• Kişideki irade, mâhiyet olarak orijinin aynı-potansiyel olarak farklıdır.
"İrade-i Cüz"ün oluşumu[Bölünmez, parçalanmaz, cüzlere ayrılmaz "Tek İrade”(Külli irade) yanı sıra bizim cüz`ümüzdeki genel programın doğal sonuçlarının oluşması]
• İrade(İsteme-Dileme-Dilediğini gerçekleştirme-Kişideki uygulama yeteneği, azmi-İlmini kuvveden fiile, düşünceden eyleme dönüştürebilme gücü)
• “Allah İsmi” ile işaret olunanın “İrade” sıfatı…(“Mürid”!)
Sıfat mertebesindeki güç oluşturma ismi...‘’Mürid"! (İsteyen-Dileyen-Dilediğini gerçekleştiren-"Allah" İsmiyle işaret olunan Mutlak Zât'ın "İrade Sıfatı")
• Tüm varlıktaki (Her varolan ve kendini bilen varlıktaki)irade, (varoluşunu bilişinin devamı olarak), "Sonsuz ve sınırsız olan Mürid"in iradesidir.
“Birim”in irade sahibi olarak algılanması
• "Mürid" İsmi, senin varlığında zâhir oluyor.
• “Mürid” İsmi sonucu olarak “Allah’ı irade sıfatı”(Mürid) bizden ortaya çıkar ve “İrade sahibi” olarak algılanırız.
• "Mürid" İsmi, kişinin Allah'ı tanımasında en süratli yoldur.
İrade gücü (İrade kuvvesi-Melekî güç, kuvve-Dileme Gücü-Dileklerini gerçekleştirme gücü)
"İrade-i Cüz"ü kullanma (İlâhi isimlerin mânâlarını ortaya koyma)
İradeyi tetikleyen-tahrik eden, "İlim"dir! (İrade gücünün kullanılması, “İlim”e bağlıdır!-"Mürid" isminin işaret ettiği "İrade" sıfatıyla ilminin getirdiklerini dileyebilir)
• "İrade-i Cüz"ünü, kendindeki mevcud "İlâhi İsimler"in gücü kadar kullanabilirsin ancak...
“Mürid” İsminin tahakkuku [Birimde bir terkib değişikliği oluşumunun sonucu-Sıfat boyutunda varoluşunu bilişin devamı olarak kendini bile varlıkta açığa çıkan irade sıfatı(Dileme)-Dilemesiyle(İrade etmesiyle) "Mürid" İsminin mânâsının ortaya çıkışı-“Mürid” İsminin mânâsının(“İrade” sıfatının-Varoluşunu bilişinin devamı olarak; her varolan ve kendini bilen varlığın, arzusu ve iradesi, dilemesinin) ortaya çıkışı-Arzusunu, isteğini tahakkuk ettirme]
"Mürid" isminin zikri, irade gücünü(sıfatını) güçlendirir.(Allah’ın İrade sıfatı bizden açığa çıkar)
• Terkibine-tabiatına ters düşen hareketi yapman, irade gücünü ortaya koymanı sağlar.
•İnsanların cehennemde azap çekmelerinde en büyük faktör, irade gücünü kullanmayışlarıdır.
Özgür İrade!
• İrade zâfiyeti (İrade gücünü kullanamayış-İrade noksanlığı-İrade zayıflığı)
• Kişinin iradesini zorlayan dış etkenlere karşı korunmak için...
KUDRET SIFATI
Allah'ın Kudret sıfatı {"El Kaadir"->“Kudretiyle” kendisindeki manâları seyreden-İlmindekileri, kudretiyle bir nedenselliğe dayanmaksızın yaratıp seyreden! Bu hususta asla sınırlanmayan!}-{"İlâhi Kudret"-“Kudretullah”-“Kudret-i İlâhi”-“Kendindeki mânâları seyretme gücü”-“Melekût Âlemi”-“Melek”-“Ruh”-“Varlığın Özünü meydana getiren kaynak enerji”- Güç-kuvvet-DEHR kelimesiyle anlatılmak istenen boyut-Tüm varlığın kendisinden oluştuğu evrensel enerji-“Evrensel Enerji”-“Salt Enerji”-Kâinatın oluşmasında ilk basamak-ilk aşama olan “Enerji”-Evrenin kendisinden var olduğu; "zaman” ve “mekân” kavramlarının olmadığı “Enerji”-“Allah’ın İlmi”-“Bilinçli Enerji”-“Kozmik Bilinç”-”Nur”)
• İlgili Âyetler
• Enerji Allah değildir… “Kudret” sıfatının açığa çıkışıdır. (İlâhi Kudret, “Enerji” olarak algılanır)
• Allah’ın Kudret sıfatı olan enerji, bir sistem içinde çalışmaktadır.
"Dehr" (Tüm varlığın kendisinden oluştuğu evrensel enerji-“Kudret Sıfatı”-Sayısız boyut algılayıcılarının algıladığı sayısız evrenlerin içinde yer aldığı açının yaratıldığı TEK NOKTA, TEK AN)
Allah'ın Kudret vasfının (Sonsuz sınırsız güç- kuvvet-ilim-nur-Evren içre evrenlerin varlığını meydana getiren şuurlu enerjinin)kuvveden fiile çıkması("Allah'ın Vechi"-Melekût-Birimin derûnundan zahirine (bilincine) açığa çıkan, birimin varlığını meydana getiren mertebe]
Kudret Yurdu{"Kün" hükmünün çıktığı boyut-İlim boyutu (mertebesi)-"Hikmet" yurdunun bâtını-"İnsan"ın hakikatinin farkındalığını yaşadığı boyut-İlimde yaratılmış sûretlerle, seyir ve tedbirât yürümekte olduğu mertebe-"Âlemlerin vücudun kokusunu bile almadığı” mertebe-“Zerre”nin, seyreden; "Küll"ün seyredilen olduğu mertebe-Bilinçlerin konuştuğu boyut-Akıl, mantık, muhakemenin adım atamadığı boyut-Çokluk algılamasının oluşması için yaratılan aklın geçerliliğinin olmadığı boyut-[Allah ismiyle işaret edilenin(Esmâ ile işaret edilen bölünmez-cüzlere ayrılmaz-cüzlerden oluşmamış Mutlak Tek-sınırsız sonsuzun) ancak, vahiy veya ilham ilmi-bilgisi olarak şuura yansıyıp ilminde "seyri"ni oluşturduğu boyut]-Cebrail'in, "bir adım atarsam yanarım" diye dillendirdiği gerçeklik}
• "Kudret" ile kendindeki sayısız mânâları seyr eder.
• "Göz bebeği"nin algıladığı yoğunlaşmış atomik yapı..."Hücre"! (“Basar”ın algıladığı-Nötronlardan, nötrinolardan, kuarklardan, ışık zerreciklerinden ibaret “Enerji kütlesi”-“Kudret-i İlâhi”-“Melekût Âlemi”-“Melek”)
• Allah’ın kudret sıfatı vardır… Acz yoktur!
• Yaşamda Kudret hâkimdir. Sistemde her an ilmî veya fiilî kudret, âcize galebe çalıp onu bir şekilde imha etmektedir!
• Allah, bir birimde Kudret izhar ettiği içindir ki o birim güçlü gözükür.
• İnsanın zâhir ve bâtın dünyasında hâkim olan tek kudret, Allah'tır!
• Bilincimiz her an İlâhi Kudrete tâbiidir.
•“Rabbim… Hakikati gösterip idrâk ettirdikten sonra şuurumuzu nefsaniyete-egoya döndürme ve bize ledünnünden bir rahmet bağışla!”
• Kudret olmazsa, irade tahakkuk etmez!
"Nokta"ndaki Kudret
• "Kudret" sıfatının izharı

Kişideki enerji dalgaları ("Kudret" sıfatının açığa çıkışı-Güç-Enerji-İbadetle, zikirle oluşan dalgalar-“Sevap”-“Pozitif Enerji”-“Ruh’taki Kudret”)
Enerjik kuvveler(Gençlik dolu hizmetliler-Sanki saklı inci!)
Kişide kudret sıfatının açığa çıkışı (Kişinin bâtın sırları ile tahakkuku-“Pişmiş balığın” canlanması)
• Kişinin bâtın sırları ile tahakkuku(Kendindekini açığa çıkarmaya dönük özelliklerin meydana gelişi), ancak kudret sıfatının kendisinde açığa çıkmasıyla mümkündür.
• "Kudret Sıfatı"nın izharı, "Ledün İlmi"ne(“Öz”den gelen ilme) bağlıdır.
• “Nokta”daki kudret ile hikmet yurdu seyredilir
"Nokta"larındaki kudrete ermiş olanlar{“Ulâikel Mukarrebûn”-“Nokta”sındaki kudretin ehli olarak yaratılmış olanlar-(“Allah” adıyla işaret olunanın esmâsının özelliklerini) "Nokta"larındaki kudret ile seyir hâlinde olanlar-Kudret nazarıyla hikmet yurdunu seyredenler-“M”leri kalkmış; “N” ile âlemi seyredenler-Ateş içinde selâmette olanlar-Ateşin ulaşamadıkları-“Hasbiyallahu...” sırrı olanlar}
• Muhammedî ilmin yer almadığı kudret zuhuru
• İsa Aleyhisselâm “Kudret” sıfatıyla zâhir olmuştur(Bkz. İ/İsa a.s)
Deccal'de açığa çıkan Kudret Sıfatı, onun zehiri olmuş ve helâkına vesile olmuştur.
• (Cin ve ins topluluğuna hitap)Kudret sıfatı sizde açığa çıkmadıkça, bedenlerin çekim gücünden çıkıp gidemezsiniz...
"İŞİTME" SIFATI ["Es Semi"- Sesin ardındaki tek gerçek->Algılama- Açığa çıkardığı Esmâ özelliklerini her an algılamakta olan. Farkındalığı ve kavramayı yaşatan. Bunun sonucu olarak Basîr ismi özelliğini tetikleyen!)
• İlgili Âyetler
• "O", işitmesi akılla kavranılmayandır.
• Üç (Kişi aralarında) fısıldaşmaya görsün, dördüncüsü O'dur... Beş (Kişi fısıldaşacak) olsalar, onlarda altıncı O'dur!
İşitme kuvvesi (Algılama kuvvesi-Algılama melekesi)
• Cennet ehli, cennette boş lâf işitmez.
• {Yıldırımlardan ölüm korkusu (hakikatin açığa çıkmasıyla benliklerinin yok olması) düşüncesiyle} kulaklarını tıkamak (Hakikat bilgisine kendini kapatmak)
Allah'ın işitme (Algılama) kuvvelerini kilitlediği kimseler [Allah’ın, kendini dillendiren işaretlerine iman etmeyenler-(Sınırlı-sefil) dünya hayatını sonsuz geleceğe tercih edenler-Hakikat bilgisini inkâr edenler-Kozalarında yaşayanlar-Şeytanı velî edinenler (İlham ettiği fikirlere uyanlar)-Rablerine ortak koşanlar-Şirk ehli-Yalancılar-Gelecek yaşam boyutunda hüsrana uğrayanlar-Allah gazabı üzerlerine olanlar]
• (Anlayış itibariyle) Sağırlar [Kur’ân’dan yüz çevirenler-Varlığındaki işaretleri iman etmeyip teslim olmayanlar-Vahiy ile uyarıldıkları halde çağrıyı işitmeyenler-Taklitle yaşayan-Hakikatlerini algılayamayanlar-Karanlıklar içinde kalmışlar-Allah işaretleri kendilerine bildirildiğinde benlikle yüz çevirenler-İlme dayanmayan bir şekilde, Allah yolundan (insanları) saptırmak için işin laf yanını satın alan ve onu eğlence (keyif aracı) edinenler-Kendileri için hor-hakir edici bir azap olanlar-Kendini aldatanlar-Allah indînde canlıların en şerlisi-Aklını kullanmayanlar]
• Vahiy ile uyarılırlar…(Ne var ki) sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler!
• Kur’ân’dan yüz çevirenler, “Kulaklarımızda ağır işitme var!” dediler…
• Allah işaretlerini kendilerine bildirdiğimizde duymazlıktan gelenler, işin lâf yanını satın alır ve onu eğlence (Keyif aracı) edinir.
• İşitme âzalarının(Sem’ilerinin) aleyhlerine şâhitlik yapmasını ummadıklarından keyiflerine göre yaşadılar.
• Sağırlar (Dünyadaki sağırlıklarının devamı olarak) cehennemde de işitmezler.
• Her kendini aldatan(Hakikatini inkâr ederek, bedensellikle, içgüdüleri ve dürtüleriyle yaşayan), Allah işaretlerini işitir, sonra da işitmemiş gibi (üstüne alınmadan) şirk düşüncesinde ısrar eder.
• Allah dûnunda yöneldikleriniz (Var zannettikleriniz), seslenirseniz çağrınızı işitmezler… Diyelim ki işitseler, size cevap veremezler!
İşitme kuvvenizin sahibi kim? ("Allah" diyecekler…)
• Sesler, (Kıyamet sürecinde) Rahman’ın korkusuyla kesilir.
• Allah işitmenizi (Algılamanızı) alsa, Allah’ın gayrı onu size getirecek bir Tanrı mı var?
• Suçluların(Şirk ehlinin) gizlediklerini ve fısıltılarını yanlarındaki Rasûller yazmaktadır.
• İşitip durduğunuz hâlde O'ndan yüz çevirmeyin! Kendileri işitip de (algılamadıkları hâlde), "işittik" diyenler gibi olmayın!
• İşitme hırsızlığı
"GÖRME" SIFATI ("El Basiyr"-Görüntünün ardındaki tek gerçek->Açığa çıkan Esmâ özelliklerini her an seyir ile onlardan çıkanları değerlendirip sonuçlarını oluşturan)
Basir (Gören)
• Allah, "Basîr"dir!
• Rabbi, İnsanda Basirdir!
"Basar" (Göz-Görme hassası-Görme azası-Göz bebeği-Görüp değerlendirme)
Görme kuvvesi (Görme melekesi-değerlendirme kuvvesi-Basiret-“Gönül gözü”-Kalb Gözü”-Şuur gözü-Şuurdaki idrâk özelliği-“Sistem ve Düzeni” fark edip gereğini yaşayabilme kapasitesi-Gördüğünün anlamını çözüp onu değerlendirmek-İlmi değerlendiren bilinç-İlim-Allah`ın vechini görme özelliği-Hakk’ı görme özelliği-"Tek"ten "Çok"a bakış)
•Allah’ı Zâtıyla göremezsiniz... O’nun ilmini, O’nun nurlarını içinizde hissedebilirsiniz ancak!
• Basiret ve Basar hükmünü nasıl icra eder?
İlim dışındaki görme, hayâle girer (Tahayyül sùretiyledir!.)… Ancak Allah kendisi, kendisini görür
• Allah’ı dışarıda açıkça göremezsin! (Bkz.İ/İman/İman, görülmeyene olur)
•İlmî algılayıcılar dahi işlem kapasitelerini genişlettikleri ölçüde muhite yaklaşırlar. (Bkz.İ/İlim/İlmî algılayıcılar)
• Tekil yapının kendine bakan gözü (Bilinç)
• "Hakikat"i tek ve net görmek için gerekli olan "İlim Gözlüğü"(İki camından birisi, "B" harfi ilmi, diğeri "el AHAD-üs SAMED" ilmi olan "İlim gözlüğü")
Baş gözü, gördüğüyle “eşyanın hakikati”nden perdeler {Semâlar ve arzın melekûtunu (derûnundaki, onları oluşturan kuvveleri) görecek basîretten yoksun kılar-“Gece” (bilgisizlik-cehl), semâlar ve arzın derûnundaki, onları oluşturan kuvveleri görecek basîreti bürüyüp örter-İkân sahibi olmaktan mahrum kılar}
• Uyarılma sürecinde görme kuvvesi keskinleşir.(Perde kalkar)
• Sende yeterli açılım sağlamışsa, 72 milleti bir gözle görmeye başlarsın…
•Basiretinle Tekliği müşahede edebilirsin ama göz de bu çokluk âlemini görmeye, varolduğu sürece devam eder (Çokluk görüntüleri aynen ruhuna kaydolmuştur)
Göz aydınlığı(Cennet yaşamı)
“Çokluk” görme basiretsizliği
•Beyinde görme yoktur… Beyinde şekil yoktur. Beyinde sadece ve sadece “KAVRAMLAR” sözkonusudur!.
• Beyin gelen bioelektrik mesajları, hücreler arasında değerlendirerek bir “Hayâl” oluşturur.
Allah’ın basiretlerini(değerlendirme kuvvelerini) kilitlediği kimseler [Allah’ın, kendini dillendiren işaretlerine iman etmeyenler-(Sınırlı-sefil) dünya hayatını sonsuz geleceğe tercih edenler-Hakikat bilgisini inkâr edenler-Kozalarında yaşayanlar-Şeytanı velî edinenler (İlham ettiği fikirlere uyanlar)-Rablerine ortak koşanlar-Şirk ehli-Yalancılar-Gelecek yaşam boyutunda hüsrana uğrayanlar-Allah gazabı üzerlerine olanlar]
Mânevi körlük (“A’mâ”lık-"Basiretlerin" yani algılama ve değerlendirme kapasitelerinin yetersizliği-Basîretin “Sünnetullah”ı-“Sistem ve Düzen”i görememesi)
Kör {“Â’mâ”-“Hakikat”e kör olan-Mânevi kör-Sonsuz gelecek yaşamlarına iman etmeyen-Yaptıkları işleri kendilerine süsleyip (keyifli)gösterilen-Şaşkın, (ortalıkta) bocalayıp duran-Azabın kötüsü kendilerine olan-Gelecekteki yaşamda en çok hüsrana uğrayacak olan-Bilinci sınırlanmış, şartlanmalarla bloke olmuş ve gerçekleri algılayamayacak duruma gelmiş kişi-Yaratılmışın hakikatine eremeden giden-Gösterildiği halde gerçeği değerlendiremeyen-Takdiri görmeyen-Basiret yoksunu}
Sağ gözü kör varlık (Deccal)
Körlüğün sebebi
• Kör (Âmâ) ile gören (Basir) bir olmaz!
• Gözler kör olmaz, içlerindeki kalp gözleri körleşir!
Rahman'ın zikrinden kör(Âmâ) olmak (Dünyevî-dışa dönük şeylerle, Allah Esmâ'sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan kör olmak)
Rahman'ın zikrinden kör (Âmâ) olanın yeni kişiliği {Vehim-Kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri-(Hakikate erme) yolundan alıkoyduğu halde hâlâ kendini doğru yolda olduğunu zannettiren varsayımlar}
Körlüğü sevip "Hakikat"e tercih edenlerin âkibeti {Esmâ kuvvelerini vehmettikleri benliklerine ait sanmaları nedeniyle bilerek (kasten) Rabbinin işaretlerini inkâr etmeleri-Üzerlerine sonsuz gelecek yaşamın azabının irsali-Kazandıkları ile horlayıcı-alçaltıcı azabın yıldırımının kendilerini yakalaması-Toplanıp Nâr'a sevk olunmaları-Her şeyi konuşturan Allah’ın görme hassalarını konuşturması-Rableri hakkında besledikleri yanlış zannın (Rablerini kabullenmemelerinin) onları uçuruma mahvetmesi -hüsrana uğrayanlardan olmaları-Kendileri için hazırlanan yakın arkadaşların (şeytanî fikirlilerin {cin veya ins}) yapmakta olduklarını ve yapmayı hayal ettikleri arzularını onlara süslü göstermesi-Cin ve insten, onlardan önce gelip-geçmiş ümmetler hakkındaki hükmün, kendileri aleyhine de hak olması-Şiddetli azabı tatmaları ve yaptıklarının en kötü sonuçlarını yaşamaları-Sonsuzluk vatanlarının ateş olması}
• (Saptıkları yanlış yoldan çıkarmak için) körlere doğru yolu gösteremezsin!
• Dileseydik gözlerini silme kör ederdik de yolda (öylece) koşuşurlardı...
Görme kuvvenizin sahibi kim?
Sakın gözlerini kaydırma!{Kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak (verilmiş) geçici fâni zenginliğe!}
• Bakışını döndür de bak… Sonra bakışını iki kere döndür de bak!
• Basiretinle (İlim ile) gördüğünde, (Esmâsı yönünden) “Allah’ın Vechi”ni (“Mânâ sûreti”ni Esmâ-i İlâhi”yi-Tek’i-Hak’kı) görmüş olursun!
• Basar, mesûldür!
• (Allah’ın bilmediğini zannedip keyiflerine göre yaşayanların) görme âzâları, bedenleri aleyhine şâhitlik yapar!
(İnsanın) her düşüncesini gözleyen (kaydeden) bir gözcüsü vardır.
Mânevi körlükten kurtulup sonsuzluk boyutuna geçmenin yolları {Şuura yerleşmiş olan isimlere varlık vermemek-Dalgaların, “her an yeni şanda yeni dalgalarla görünen” görüntüsünden; Global tek deniz değerlendirmesine sıçramak-Gerçeklerin gerektirdiği biçimdeki yaşam düzenine girmek-Bilincimizi yarın bizim için hiç bir şey ifade etmeyecek şeylerle harcayıp bloke ederek perdelememek-Bilincimizi gereksiz ve yanlış bilgilerden arındırmak(ilim ile, şartlanmalardan, değer yargılarından ve bu değer yargılarının getirdiği duygulardan arındırıp; blokajdan ve sınırlarından kurtulmak-Sürekli ilim alıp, sürekli o ilim üzerinde düşünmek ve yaşamımıza o ilim doğrultusunda yön vermek-Dünyayı boşa geçirmeyip İlme sarılmak}
“KELÂM” SIFATI (“Kelim” oluşu-"El Mütekellim"-> Kendini bilişin tafsilâtlı müşahedesi)
Kelâm (Enfüsünden ve âfâkından gelen hitap-İlâhi Hitap-Sesleniş-Konuşma)
• Allah’ın konuşması
• Bir beşer için Allah'ın kendisiyle konuşması mümkün değildir!(Ancak vahiy yollu yahut perde arkasından ya da bir Rasûl (melek) irsâl edip izniyle dilediğini vahyetmesi hariç)
• (Tanrı olmayan) Allah’ın Rasûlüne hitabı gökten midir, özünden mi?
Apaçık bir lisân… Kurân!
Evrensel Sırlarla dolu hitap… Ve “Oku”yanları…
İnsan algılama boyutuna hitap
• Kurân’da insanların anlayış seviyelerine göre hitap vardır
• Hitabı değerlendirebilmen için hitap edeni algılayabilmen gerek!
“Allah’ın Kelimeleri” (Vaadettiği sözleri-“Vahiy”in orijinali)
“Rabbinin Kelimeleri” (Açığa çıkardıkları)
“Tayyib Kelime”(Hakikat bilgisi)
“Habis Kelime”(Hakikati inkâr eden)
• Allah’ın Kelimelerini (Vaadettiği sözlerini) değiştirecek yoktur.
• Rabbinin Kelimelerini (Açığa çıkardıklarını)değiştirecek yoktur.
• "Eğer Rabbimin Kelimeleri (açığa çıkardığı mânâlar) için deniz mürekkep olsa, Rabbimin kelimeleri tükenmeden önce elbette deniz tükenirdi!
• "Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa ve deniz de (mürekkep olsa), Allah'ın kelimeleri tükenmez!"
• “Kelâm” sıfatı “İfade” yeteneği kazandırır.
Konuşan Kuran("İnsan")
• Rahman, Esmâ özelliklerini insanda açığa çıkardı.(Ona beyanı öğretti)
Kelâmullah(Hz.Musa)
Musa’ya hitap
• Allah, Musa’ya Kelime Kelime konuştu…
• Kelâmı ile Musa’yı insanlar üzerine seçti.
• "Rabbim… Lisanımdaki tutukluğu çöz. Ki sözümü (derinliğine) anlasınlar." (Hz.Musa’nın duası)
Allah’tan Bi-Kelime (Özel kuvvelerin açığa çıktığı Allah kelimesi-Kendisini tanımladığı Esmâ'sından kendisine vasfettiği bazı mânâları açığa çıkaracağı bir kulu-İsa-Meryemoğlu İsa Mesih)
• “O’nun Kelimesi” (Meryemoğlu İsa Mesih), Kendinden(El Esmâ ül Hüsnâ'sından) bir mânâdır(Ruhtur).
• Rabbine yöneliş hâlindeyken “Allah’tan Bi-Kelime”yi tasdik edici (kuvvelerinin efendisi- nefsaniyetini kontrol eden-varlığındaki Hakk'ı yaşayan) bir neslin müjdelenişi
Bebek İsa'nın konuşması
Hz.Zekeriyya'nın, sorunu olmadığı halde, insanlarla "3 Gece" süresince(İnsanlarla el-yüz işaretleri dışında) konuşmaması
Allah Rasûlü’nün konuşması
• Allah Rasûlü, hevâsından(hayalî şeyleri) konuşmaz!
Rasûl ile özel (baş başa) konuşma
• Sesini (fikirlerini) Rasûlullah'ın sesinin üstüne yükseltmek {Allah Rasûlünün önüne (beşerî düşünce ve yorumlarla, değerlendirmelerle) geçmek-Birbirine hitap ettikleri gibi (lâubali şekilde) yüksek sesle O'na hitap etmek-Farkında olmadan yaptıkları boşa gitmek}
Rasûlullah'ın katında sesini kısanlar {Allah'ın anlayışlarının ne seviyede olduğunu ortaya çıkarttığı kimseler-Kendileriiçin bir bağışlanma ve çok büyük karşılık olanlar(Seslenip yanlarına çağırmak, aklını kullanmamak olarak değerlendiriliyor! Dikkat edilesi bir konu! A.H.)
Rasûlullah'a evinin dışından (dışarıdan) seslenenler {(Çoğunluğu) Aklını kullanmayan-Rasûlullah yanlarına çıkıncaya kadar sabretmeyenler}
• Seslerin kesilmesi
• (Rahman'ın izin verdiği hariç) Hiç kimsenin konuşamadığı süreç
• Sesler (Kıyamet sürecinde) Rahman'ın korkusuyla kesilir.
Kelime-i Takva (Lâ ilâhe illâllah-İlim)
• Allah, Rasûlünü ve iman edenleri(Bu sözü bizâtihi yaşayarak hak etmiş ve ehil kimseleri) “Kelime-i Takva” ilke sâbitledi!
“Salât”ta (Namazda) Kelâm(İlâhi Hitap-Sesleniş-Konuşma)
•Salât”ta(Namazda) sana “Hitap” gelir(Varlığında-özünde mevcud olan hakikatlerden bahseden "Bilgi", bir Rasûl aracılığıyla sana ulaşır)… Sen de “Hitab”ı seslendirirsin…
• “Salât”ta beşeriyetin ortadan kalktığında “İlâhi Hitap”, sendeki Nebi’ye gider! ("Sen var" olduğun zaman ise, o hitap sana ulaşmaz!. Çünkü, o hitap "Nebi"yedir)
• Cennetlikler boş lâf duymazlar.
• İman edip imanın gereğini uygulayanların cennetlerde birbirlerine hitabı…“Selâm”’!
Allah adına konuşmak
• Hiç kimse “Allah adına” konuşamaz! (Ama hakkında konuşabilir)
“Kelimeler” ile tevbe etmek(Yapmaması gerekeni fark edip, kendisinden açığa çıkan vehmine tâbi olma hatasını itiraf etmek)
• “Rabbinin Kelimelerindeki Esmâsı”yla varlığını tasdik edip teslim olup itaat etmek
Konuşma(Mânânın maddeye dönüşmesi-Düşünceleri ifade edebilme -“İnsan”a has bir özellik)
• Konuşma nasıl meydana gelir?
Oruç ve konuşma
• Rahman için oruç adayıp o "Gün" kimseyle konuşmamak
• Hac ve konuşma
• "Hac"da seviyesiz konuşmalar yapmamalıdır.
Rabbin sözünün (Ezelî hükmünün) gerçekleşmesi
• "Benim Rabbim semâda ve arzda konuşulanı bilir…”
• Allah, “Kelimeleri” olarak, “Hakk”ı gerçekleştirecektir. (Suçluların hiç hoşuna gitmese de!)
• Allah bâtılı mahveder ve “Kendi Kelimeleri olarak Hakk”ı sâbit kılar. (O, Esmâ'sıyla Zât'ınız olarak Alîm'dir!)
•“Kelime”leri tahrif etmek {Vahyin orijinalliğini koruyamamak-Hakikat bilgisini koruyamamak-“Kelimeleri” esas anlamlarından kaydırmak-Telaffuzunu eğip bükmek-Din'de kötü kavramlar oluşturmak-"İşittik ve isyan ettik", "Dinle, dinlemez olası" ve "Raina-anlayışı sınırlı" mânâsına gelecek şekilde vurgulama yapmak-[Size şu verilirse alın, eğer o verilmez (Allah hükmü ile hükmedilir) ise sakın yanaşmayın" demek]-Hatırlatıldıkları şeyden bir hisse almayı unutmak}
• (Yahudi olanlardan öyleleri var ki) Kelimeleri esas anlamlarından kaydırırlar (Vahyin orijinalliğini korumazlar)… Telâffuzlarını eğip bükerler ve Din'de kötü kavramlar oluştururlar.
• (Yahudi olanlardan öylesi var ki), yerli yerince söylenen Kelimeleri tahrif eder.
• İsrailoğulları (Ahdlerini bozarlar), “Kelimeler”deki mânâları asıl anlamlarından saptırırlar (Hatırlatıldıkları şeyden bir hisse almayı unutmak)
Haram konuşmalar (Allah üzerine konuştuğunuz bilmediğiniz şeyler- Allah üzerine uydurulan yalanlar - Küfür kelimesini söylemek(Hakikat bilgisini inkâr)- Allah işaretlerini amacından saptırmak-Kendine gelen, hakikatini hatırlatıcıyı inkâr etmek-Fısıldaşma-Suç olan fiskoslar -seviyesiz, haram konuşmalar-çirkin söylentiler-boş lâflar-Edâlı, işveli konuşmalar-Yalan-Gıybet-İftira-Dedikodu)
• Fısıldaşma şeytandandır! (şeytanî fikirler)
• Allah,Hakikati inkâr edenlerin fısıldaşmalarını (Onların gaybları-derûnî boyutları yaratanı olarak) en detaylı bilendir!
• Allah üzerine bilmediğiniz şeyleri konuşmanız, haram kılınmıştır.
• Allah'ın işaretleri hakkında uygunsuz konuşmalara dalanları gördüğünde, başka bir konuya geçene kadar, onlardan yüz çevir!
•İftirayı dedikodu edinip, bunu sıradan bir konuşma sanmak!(Çirkin söylentilerin yayılmasını sevenler var ya, onlar için dünyada da sonsuz gelecek süreçte de elim bir azap vardır)
• Korunmak istiyorsanız edâlı-işveli konuşmayın!
• Konuşmasını bilmeyen insanın misâli
Dilsizler (Allah işaretlerindekileri yalanlayanlar-Hakk'ı itiraf etmeyenler-Karanlıklar içinde kalmışlar-Allah indînde canlıların en şerrlisi)
• İnsanlardan kimine İlâhi Hitap(Kitap) ermez… (Kimine ise bakış bıçak gibi saplanır!.)
Susun ki size rahmet edilsin! (Kur'ân kıraat edildiğinde, Onu dinleyin ve susun)
• Putlar konuşamazlar!
Sıfat Tecellisi {Tecelli-i Sıfat mertebesi-[Ruh'tan kalbe yansımaları anlatan letâifler sıralamasındaki(Ahfâ-Hafî-Sır-Ruh-Kalp-Nefs) "Hafî" diye ifade edilen "şuurda" oluşan bir hâl, hissediş]-Mâiyet sırrının yaşandığı mertebe-Salt benliği biliş mertebesi-Benliğindeki mânâları buluş-"Rabbin kurbu"nda olgunluğa erme-İlâhi sıfatlarla tahakkuk-İndînde Hakikat BİLGİSİnden bir ilim-Mardiye yaşamı-Yücelik makamı-Rahman’ın kullarına gayblarından vaat ettiği Adn Cennetleri-Esmâ kuvvesiyle tahakkuk etme özelliği-“Selâm”ın işitildiği boyut-[“Selâm” İsminin mânâsının açığa çıktığı ve böylece kendi hakikatlerinden açığa çıkan kuvvelerin konuştuğu (sabah-akşam, yaşam gıdalarıyla beslenmenin olduğu)boyut…]-Korunanların (yalnızca fiillerde değil, düşünsel anlamda korunanların) mirasçı yapılacağı cennet boyutu-Kendi varlığının varolduğunu, kendisinin olmaması diye bir şeyin söz konusu olamayacağını bilmesi hâli-Rahmete ermek-"Samediyyet tecellisi”-Kişinin birimsel varlığının ortadan kalkması-"Hakk-el Yakîn" hâli-“Sıfat Cenneti”}
• Sıfat mertebesinde kendini bilen bir varlık kastedilir.
• İlâhi Sıfatlarla tahakkuk ancak Ledün ile mümkündür.
• Kul, Allah yanında vehmî benliğinin “yok”luğunu yaşadığı zaman artık ikram yollu Hakkani Sıfatlar zâhir olmaya başlar.
• "Umarım Rabbim beni kurbunda olgunluğa (Mâiyet sırrının yaşandığı Tecelli-i Sıfat mertebesine) erdirir..."
• “Şuur”un kendini beden kayıtlarından kurtarmasıyla (Benliğinin yokluğunu yaşamasıyla-Vehmin kaydından kendini kurtarmasıyla), ondan Hakkani Sıfatlar zâhir olmaya başlar(İlâhi sıfatlar tahakkuk eder-Fiili ölümle şuur boyutu yaşamına geçilir-Ölmeden evvel ölme tahakkuk eder)
• Sıfat mertebesinden gelen hükümler(Terkipsizliğin gereği olan hükümler), Esmâ mertebesindeki terkipleri bozar, yıkar, atar!
"Allah'ın iki eli"{“Rahmaniyeti ve Rahîmiyeti”nin sonucu-İlim(Data) ve Kudret(Enerji)-İlim ve Kudret sıfatları-(“Esmâ mertebesi”ni -Stringler boyutunu oluşturan İlim ve Kudret)}
• ("Allah İsmi”yle işaret olunanın) “iki eli” ile (ilim ve kudret-data ve enerji) “Esmâ mertebesi” (“Tek kare resim” olarak tanımladığımız stringler boyutu) hâsıl olmuş; (bu boyutun her an yeni bir şan alışı ile de) tüm evren içre evrenler ve içindekiler olarak birbirlerince algılananlar meydana gelmiştir.
“El" ile Onda tasarruf eden "Beyin"i, birbirinden ayıramazsın( “Allah” ismiyle işaret edilen ile Muhammed’i de birbirinden ayıramazsın- Zât ile “gayrı” adını verdiğini birbirinden ayıramazsın.)
"El"in, "Yokluk Denizi"ne girmesi(Varlığında açığa çıkan İlim ve Enerjinin (güç ve kuvvetin) bağımsız, bireysel, kendine özgü bir varlığı -vücudu olmadığını fark etmek)
"Allah'ın iki parmağı" (Beyinde tasarruf)
• Müminin kalbi(Bilinci), "Allah'ın iki parmağı" arasındadır (Her an ilâhî kudrete tabiîdir)
"Rahman'ın iki eli"( Celâl ve Cemâl sıfatları)
Parmak izi(Her beynin, kendi özel şifresi)
• Her beyin, kendi parmak izini(“özel şifresini”) taşıyan ruhunu üretir.
• Elleriniz, yalnızca beyninizin aracıdır(Yaşadıklarınızın tümü, beyninizdeki –aynıyla ruha da kaydı giren- veri tabanınızın sizden açığa çıkışıdır.)
"Tutan El"(Kâinatta hâkim olan tek ilmin, bütün varlıklarda-çoğul varlıklarda-organlarda-herbirinde dilediği gibi hükmünü icra etmesi, tasarruf etmesi, hükmünü icra etmesi)
• "Tutan El"inin Hakikat noktası, "Allah"tır!
• "Allah'ın iki eli" de açıktır.("Allah'ın eli bağlıdır" diyen Yahudilerin kendi elleri bağlandı!)
• Kulun rızkı, her an "Allah Eli"yle kendisine ulaşmaktadır.
• "İki El"in takdim ettiği...
• “İki El"i ile hazırlayıp önceden gönderdiği şeyleri unutan (Rabbinin delilleri (Rabbanî özellikleri) hatırlatıldığı hâlde, onlardan yüz çeviren- zâlim)
“İki el”i kurumak (Zenginliği ve kazandığı kendisine fayda vermemek-Alevli bir ateşe mâruz kalmak)
İlâhi Kuvvelerle tahakkuk Bayramı {Ramazan ("Oruç") ayının yaşanmasının sonucu-Bedenselliği en alt sınıra indirip hakikatini yaşayanların-korunanların Bayramı-“İman”ın gereğini hakkıyla yaşayarak “ORUÇ” tutanların Bayramı-Salâtı mi’rac olup, iman ettiğinin hakikatini yaşamak suretiyle “oruç” hissedişi açığa çıkışı-Bedeniyle, şartlandırıldıkları doğrularla programlanan ve “yenilenenlere” adapte olamamanın sonuçlarını yaşayanların aralarında ama hakikatiyle arşın gölgesinde, yaşamına devam edenlerin Bayramı-“Orucun mükâfatını ben veririm” sırrının Müminde açığa çıkışı-“Müminin iftar sevinci”}
Sıfat boyutunda (Mertebesinde) yaşayan varlık (“B” Sırrıyla “Oku”yan-“Kendini bilen varlık”-Kendini tanıyan varlık-Hakikatini İhlâs aynasında seyreden-Kendilerindeki ilmi ilâhi ile her şeyin sırrını bilen Zât-Birimsel varlığı ortadan kalkmış, İlâhi sıfatlarla tahakkuk etmiş varlık-Kendi varlığının varolduğunu, kendisinin olmaması diye bir şeyin söz konusu olamayacağını bilen varlık-Varoluşunu bilişinin devamı olarak; arzusu ve iradesi, dilemesi söz konusu olan varlık-Dilemesi yani “irade” sıfatı (“Mürid” isminin mânâsı) varlığında ortaya çıkan varlık-Mardiye kemâlâtını yaşayan veli-İlâhi sıfatların gereği olan halleri kendinden(Kişiselliğinden değil; Nefs-i Küll olarak varlığından) ortaya koyan Zât-Hakkel Yakîn ehli-Nazarında gizli şirk kalkmış veli-Ârif-i Billah)
• Sıfat mertebesi itibariyle “Seyr” mümkün değildir
• Kişi, yaşadığı kemâlin oluşturduğu vasıfla belli bir “İsim”e hak kazanır.
• Ârif-i Billâh,(Sıfatlarla tahakkuk ortamında) sıfatların gereği olan halleri kendiliğinden ortaya koyar.
İlâhi sıfatlarla yaşam ortamı(İlâhi sıfatlarla tahakkuk edebilme ortamı-Nefslerinin hakikati olan Allah Esmâ'sına iman edip, onlardaki kuvveleri şuurlu olarak açığa çıkarma yolu-Cennet yaşantısı-"Rıdvan"(İnsandaki Esmâ hakikatiyle tahakkuk kuvvesi, melekesi-Hakikatinin farkındalığıyla bunun sonuçlarını kuvveden fiile çıkarma özelliği)-“Âhiret”-Yolun, yurdun sonu…-Adn cennetleri-Nebîler’in, Sıddıklar’ın, Veliler’in yolu-Kudret-bilinç boyutu)
Kuvvelerinizi keşfedesiniz diye sizi şerr ve hayır ile deneriz...
•Birbirinizle zıtlaşmayın; (yoksa) korkuya kapılırsınız ve kuvvetiniz gider. (Allah'a ve Rasûlüne itaat edin!)
Kendindeki İlâhi Sıfatları yaşamak (Kendini Tanımak)
İlâhi sıfatların kişiden zuhuru[İlâhi vasıflarla(Sıfatlarla) tahakkuk etme- Kuvvelerin birimin kendisinden izharı ile açığa çıkan ahvâl-"Samediyyet tecellisi”-Kişinin birimsel varlığının ortadan kalkması-"Hakk-el Yakîn" hâli-Rahman'ın kullarına gayblarından vadettiği "Adn cennetleri"-“Sıfat Cenneti”]
İlâhi sıfatların kişiden zuhuru hâlinde yaşanılanlar
Durak ve makamları->Hayat ve Esmâ kuvvelerinin tahakkuk ettiği üst seviyedeki yaşam boyutudur(Yüksek köşklerdir)
Melekler karşılar
• Kendilerine güzellik-saadet takdir edilmiş (Salâha ermiş) kulları (velâyet hakikati) melekler karşılar. [Hayat ve selâm (Esmâ kuvvelerinin tahakkuku) ile karşılanır-Bedende Esmâ kuvveleriyle tasarrufa vâris olur]
Melekler tesbih ve dua ederler
•Allah kudretinin açığa çıkış mahalleri [Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunan (şuurlu) kuvveler], Rablerinin hamdı ile olarak tesbih eder; O’na iman eder; O’ndan mağfiret ister ve vaad olunan Adn Cennetleri için O’na dua ederler…
• Melekler boyutsal geçiş yaparlar (Tenezzül eder)
• İman edenlere Rablerinin izni ile her “Hüküm”den melekler ve “Ruh” boyutsal geçiş yapar(Tenezzül eder)-Hakikati yaşatarak(“Selâm”)… Hakikatin zuhuru ile şuurun vechi tanımasına kadar …
Kendi Hakikatlerinden açığa çıkan kuvveler konuşurlar... Onlar dedikodu değil; "Selâm" işitirler...
• “Selâm” İsminin özelliğini, Rableri olan Esmâ Hakikatlerinden açığa çıkan yolla yaşarlar… (Rahîm Rab'den "Selâm" sözü ulaşır)
• “Rabbimiz Allah’tır!” deyip, o doğrultuda yaşayanların üzerine “İlâhi sıfatların cemâl kuvveleri” zâhir olur…
Bütün ruhlar rakseder(Kıyamete kadar)… Ve “Rabbimizi gördük!" derler...[Varoluş aslî görevleri itibarîyle her an kendilerinden dileneni yaparlar(zikir hâllerini muhafaza ederler) ve her an kendilerine ulaşan yeni yeni tecellîlerin hükmü altında kulluklarını yerine getirmelerinin oluşturduğu sırrî neş'e içindedirler…]
Çevrelerinde enerjik kuvveler (Gençlik dolu hizmetliler) koşuşurlar… Sarhoşlatıp ne söylediğini bilmez hâle getirmeyen içkileri kapışırlar…
O boyutta bedensel duyular yoktur… Nereye baksan(Sırf) nimet ve büyük bir mülk görürsün…
• Dünya yaşamında gerçeği görüp yaşamış bilinçler, gerçeği yaşamanın getirisi kuvvelerle "Beyinötesi boyut"ta(“Berzah boyutu”nda-Kabir âleminde) yaşamlarına devam ederler.
Cüziyet görüşü... (Cüz'i Hayat... Cüz'i İlim... Cüz'i İrade... Cüz'i Kudret... )->(Gizli Şirk)
İlâhi Sıfatları örtme(İzhar olanın Hakikatini yaşayamama-İlâhi sıfatlardan gelen büyüklüğü müşahede edememe-“Küfür”)
Sıfatlardan mahrum kalacak olanlar (Arz’da benlik taslayanlar)
Kötü sıfatlar (Gelecek sonsuz yaşam süreçlerine iman etmeyenlerin vasıfları)-(Bkz.Kemâl sıfatlar)
El Esmâ kuvvelerini inkâr
• Yaşam gıdanızı Allah veriyor… Allah nimetini (nefslerindeki El Esmâ kuvvelerini) inkâr ederek nankörlük yapmayın!


 

Word olarak yükle

         Tüm Kavramlar Programı

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücretsiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org