"SÜNNET"

ALLAH RASÛLÜ'NÜN SÜNNETİ

  • "Allah Sünneti"

  • "Sünnetullah"(Mutlak-kesin-değişmez Sistem ve Düzen)...

  • Örf-âdet-zaman ve mekânüstü olan "Allah ahlâkı"...

  • Allah indindeki "Din"...

  • “Allah’ın mevcûdatı yaratma sistem ve düzeni”...

  • "Allah"ın zaman üstü yaratış hüküm ve sisteminin Allah Rasûlü tarafından farkedilip; Allah sistem ve düzeninin zaman üstü değerlerinin benimseniş ve bize farkettirilmek istenişi(kılık kıyafet değil!)...

  • Kurân'ın hükümlerine ters düşmeyen konularda, içinde bulunduğun toplumun sünnetine uygun hareket etmek...

  • Dünya - Güneş Sistemi - Kâinat var olmadan evvel Allah indinde Din...

  • "İslâm"

 

“ALLAH SÜNNETİ”,

ÖRF, ÂDET, ZAMAN VE MEKÂNÜSTÜ OLAN

“ALLAH AHLÂKI”DIR!

Rasûlullah aleyhisselâmın da sahip olduğu Kurân’da açıklanan "ALLAH"ın zamanüstü "AHLÂK" ve "SÜNNET" anlayışını hakkıyla anlayamazsak; konuyu fevkalâde basit ve dar kapsamlı değerlendirme vartasına düşeriz! ki bu değerlendirme yanlışının bize kaybettirdiklerini de bir daha hiç bir şey kazandıramaz!

"ALLAH indinde din İslam`dır"!.

"ALLAH SÜNNETİNDE ASLA YENİLENME (değişme) OLMAZ"!

Âyetleri dikkat ediniz, zamanüstü gerçeklere işaret buyurmaktadır!

Örf, âdet, zaman, mekân üstü "ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANIN!" buyuran Rasûlullah Aleyhisselâm, elbette ki "ALLAH Ahlâkıyla ahlâklanmıştı!

-"Benim sünnetimden yüzçeviren bizden değildir!"

buyuran o yüce Zât, acaba "SÜNNET" kelimesiyle neye işaret etmişti?

Toplumlara, zamana, örf ve âdetlere GÖRE değişebilen değerlerden mi sözediyordu "SÜNNETİM" diyerek?

Yoksa, "ALLAH AHLÂKIYLA AHLÂKLANMIŞ" bir kişi olarak, "ALLAH SÜNNETİNE" mi işaret ediyor; "ALLAH SÜNNETİ OLAN SÜNNETİMDEN YÜZÇEVİREN" mi demek istiyordu?

"ALLAH" beşeri kavram ve değer yargılarından beri olduğuna göre, acaba zamanüstülükte, "SÜNNET" kavramını nasıl anlamamız gerekir... Ki bu "SÜNNET", zamanla hiç değişmemektedir!

 

HERKES İÇİN TEK BİR SÜNNET VARDIR;

“ALLAH SÜNNETİ”!

Kesin kuraldır bu!

Çünkü senden meydana gelmeyen çalışmanın neticesi de asla senin için geçerli olmayacaktır...

Ayağını bir adım ileri attın mı, bir adım ileri gidersin; iki adım ileri attın mı, iki adım ileri gidersin! Çünkü ilâhi sistem, nizam, düzen, bu esas üzerine kurulmuştur..

"VELEN TECİDE Lİ SÜNNETALLAHİ TEBDİLÂ"...

"ALLAH`IN SÜNNETİNDE ASLA YENİLENME (değişiklik) OLMAZ"!

Falanca için "SÜNNET" başka türlü, filanca için "SÜNNET" başka türlü, fişmekanca için "SÜNNET" başka türlü olmaz..

Herkes için geçerli tek bir "SÜNNET" vardır!

"ALLAH SÜNNETİ"! 

 

 

“ALLAH İNDİNDE DİN” KELİMESİ KAPSAMINDA AÇIKLANAN,

“ALLAH SÜNNETİ”DİR

Âyet der ki;

“ALLAH İNDİNDE DİN İSLÂM’DIR!”

Fakat bu âyetin başında, “Hz.Muhammed’den itibaren Din İslâm’dır!” şeklinde bir tashih, bir açıklama yok!

Allah indinde Din, Hz.İsa’dan itibaren de değil!.

Allah indinde Din, İbrahim Nebi’den beri de değil..

Âyet, zaman koymamış; açık bırakmış... Başı ve sonu yok!..

Yani Dünya - Güneş Sistemi - Kâinat var olmadan evvel Allah indinde Din, İslâm’dı...

Sonsuz gelecekteki herhangi bir nokta itibariyle de Allah indinde Din, İslâm’dır!

Buradaki "DİN" kelimesi esasında “SÜNNETULLAH” diye bahsedilen “Allah’ın mevcûdatı yaratma sistem ve düzeni”dir!

Bütün bildiğiniz duyduğunuz aklınıza gelen fark ettiğiniz “DOĞA KANUNU” diye isimlendirdiğiniz kanunlar, prensipler bu “Allah İndinde Din, İslâm’dır!” sözünün kapsamı içinde olan tanımlamalardır.

 

 

“ALLAH RASÛLU’NÜN SÜNNETİ”,

”ALLAH SÜNNETİ”DİR

Kur’an-ı Kerim’in hükümlerine ters düşmeyen konularda, içinde bulunduğun toplumun sünnetine uygun hareket etmek, “sünnet”e uygun olan davranıştır. “Sünnetin RUHU”nu anlayabilir ve değerlendirebilir isen eğer…

Dahası, şunu da düşünün!…

“Rasûlullah”, yani “Allah Rasûlü” diyoruz. “Allah’tan aldığını irsal eden”…

“Allah Rasûlü’nün sünneti” ise  ancak “Allah sünneti” olur!

"Allah sünneti"ninin ne oldugunu açıklayan Kurân’daki hüküm ise şudur:

“Velen tecide sünnetallahi tebdilâ"

"Allah sünnetinde asla değişiklik olmaz”

âyetidir…

İşte o “değişmeyen sünnet”, Rasûlullah’ın da gerçek sünnetidir.”

 

 

RASÛLULLAH’IN  SÜNNETİ”,

KILIK KIYAFET DEĞİL;

ALLAH SİSTEM VE DÜZENİNİN ZAMANÜSTÜ DEĞERLERİDİR

Şimdi burada üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir konu daha var gibi geliyor bize...

"SÜNNET" deyince, sadece Hz. Rasûlullah Aleyhisselâm’ın sakalını, bıyığını, entarisini, başına doladığı sargıyı, üzerine oturduğu hasır yaygıyı; ya da elle yemesini mi anlayacağız? Ya da diğer bir ifade ile, sadece O`nun "ÂDETLERİNİ" mi anlayacağız?

Bildiğimiz, inandığımız, kabul ettiğimiz kadarıyla; "Hz. Muhammed`in ahlâkı, ALLAH ahlâkı"dır!

Yine, bildiğimiz, inandığımız, kabul ettiğimiz kadarıyla, "Hz. Muhammed`in sünneti de ALLAH SÜNNETİ"dir...

Hz. RASÛLULLAH`ın "SÜNNETİ", "ALLAH SÜNNETİ" ise; acaba "ALLAH“ “SÜNNETİ" nedir ki, Rasûlullah "SÜNNETİ" de o ola?

Ki bu arada yukarıda naklettiğimiz ayette, "ALLAH SÜNNETİNİN HİÇ BİR ZAMAN DEĞİŞMEDİĞİ" vurgulanmaktadır!

Buna göre, hangi zamanda yaşanırsa yaşasın, yani ister bin küsur yıl önce ister beş bin yıl sonra, Rasûlullah Aleyhisselâm’ın da hiç değişmeyecek "SÜNNETİ"dir bu!

Yüzbin ya da onmilyon yıl önce de, sonra da "ALLAH SÜNNETİ" değişmediğine göre... Hz.Rasûlllah’ın "SÜNNETİ" de "ALLAH SÜNNETİ" olduğuna göre; hâlâ sadece, Allah Rasûlü’nün biçim, kıyafet ya da davranışlarını mı anlayacağız "SÜNNET" kelimesinden?

Yoksa, "ALLAH"ın zaman üstü yaratış hüküm ve sisteminin Allah Rasûlü tarafından farkedilip; ALLAH sistem ve düzeninin zaman üstü değerlerinin benimseniş ve bize farkettirilmek istenişinden mi sözedebileceğiz?

Unutmayalım ki!

Hatırlayalım ki!

Ya da farkedelim ki!

Allah Rasûlü bize "ALLAH"ı bildirmek, farkettirmek, kavratmak, hissettirmek ve sonuçlarını yaşattırmak için görevlendirilmiştir!

Allah Rasûlü’nün yaşadığı zaman ve ortam gereği zorunlu olarak ortaya koyduğu davranış ya da görünüşlerle "ALLAH"ı kayıt altına almak; bize "ALLAH"ı tanıma konusunda sayıya gelmez çok önemli gerçekleri kaybettirir.

Şunu çok net bir şekilde farkedelim ki!

"ALLAH"ı tanıma bâbında gerekli olan tüm ipuçları Kur`ân-ı Kerim’de bize bildirilmiştir...

Ayrıca, Hazreti Rasûlullah aleyhisselâmın dahi tarafımızdan nasıl değerlendirilmesi îcabettiği hususunda gerekli bütün işaretler gene Kur`ân-ı Kerim tarafından bize açıklanmıştır...

Bütün bunların ışığında; biz Rasûlullah Aleyhisselâm’ın da sahip olduğu Kur`anda açıklanan "ALLAH"ın zamanüstü "AHLÂK" ve "SÜNNET" anlayışını hakkıyla anlayamazsak; konuyu fevkalâde basit ve dar kapsamlı değerlendirme vartasına düşeriz! ki bu değerlendirme yanlışının bize kaybettirdiklerini de bir daha hiç bir şey kazandıramaz!

 

 

KURÂN’IN HÜKÜMLERİNE TERS DÜŞMEYEN KONULARDA,

İÇİNDE BULUNDUĞUN TOPLUMUN SÜNNETİNE UYGUN

HAREKET ETMEK, “SÜNNET”E UYGUN OLAN DAVRANIŞTIR

“Düşünün bakalım!…

Hazreti Muhammed aleyhisselâm bundan 1400 küsur sene evvel, içinde bulunduğu toplumun yaşam biçimine, giyim-kuşamına, saçına-sakalına uygun mu yaşıyordu; yoksa, onların giyim-kuşamlarına karşı çıkıp, onlardan tamamiyle farklı bir şekilde mi giyiniyordu?

Biliyoruz ki, Hazreti Muhammed aleyhisselâm’ın geldiği toplum putperest bir topluluktu; ve o topluluktaki bireyler putlara tapınmaktaydılar. Hatta o devirde, Kâbe’nin içerisinde 360 ayrı put vardı ve o topluluk bu putlara tapınarak yaşamaktaydılar birer putperest olarak... 8-10 hanif hariç…

Hazreti Rasûlullah aleyhisselâm da, içinde bulunduğu o putperest topluluğun giyindiği gibi sarık, cüppe, entari giyinip, onlar gibi sakal bırakmış, onlar gibi yiyip içmiştir…

Peki, Nübüvvetinden önce o topluluğun bireyleri gibi entari, sarık giyinmiş, kuşanmış da; Risâletin gelmesinden sonra kendi giyim-kuşamında bir değişiklik yapmış mıdır?... Yoksa aynen öncesindeki gibi içinde bulunduğu toplumun giyim kuşamına uygun şekilde mi giyimine devam etmiştir?…

Risaletinden sonra da giyim kuşamında bir değişiklik yapmayıp; önceden oldugu gibi, yaşamı boyunca içinde bulunduğu toplumun giyim kuşamına uygun hareket etmiştir…

O halde, Hazreti Muhammed aleyhisselâm bu konuda yeni bir giyim kuralı getirmemiş, bu konu önemli olmadıgı için putperestlerin sünnetini yerine getirmiştir… Yani, Hazreti Muhammed aleyhisselâm yaşadığı devirde, içinde bulunduğu putperest topluluğun giyim-kuşam sünnetine göre hareket etmiştir…

Eğer Hazreti Rasûlullah, o süreçte, yaşadığı toplumun giyim kuşamına uymayıp ta, onlara karşı çıkıp, mesela şort giyse idi, o zaman, o karşı çıkıp ta değiştirdiği tarz kendine ait bir sünnet olurdu! Oysa, putperest topluma bu konuda karşı çıkmayıp, onların benimsemiş olduğu kurallara uygun hareket etmiştir…

Demek ki bugün, 1400 sene öncesinin kılık-kıyafetine bağlı kalmak, Hazreti Muhammed aleyhisselâm’ın değil, O’nun karşı çıkmadığı putperestlerin sünnetini yerine getirmek olur… Rasûlullah’ın kendine özgü sünnetine uymak değil!

 

 

HERKES,

“SÜNNETULLAH”TAN ALGILAYABİLDİĞİ KADARINI KAVRAR

"İslâm Dini", göresel; yani izâfî, relatif yani algılayana göre değişken değildir!. Mutlaktır, kesindir, değişmezdir!. "Sünnetullah" da denir bu "SİSTEM ve DÜZEN"e Kur'ân-ı Kerîm’de.

Hangi mertebedeki kim olursa olsun herkes, bu "Sistem"den algılayabildiği kadarını kavrar!. Galaktik yapıların oluşumu ve varlığından, genetik veri tabanlarındaki bilince kadar her şey bu "Sistem" içinde yer alır ve görev yapar!. Genden galaksiye ulaşan bir zincir içinde insan kopuk tek başına bir halka değildir elbette akıl sahiplerince!. Basireti açıklarca... Materyalist zihniyetten kurtulmuş bilimsel altyapılı kişilerce...

Ahmed Hulûsi

yazdir

 

Yayınlarımızın Telif Hakkı Yoktur. Sitemizdeki tüm bilgiler, Hz. MUHAMMED'in (aleyhisselâm) bildirip açıkladığı "ALLAH" ismiyle işaret edilenin hakikatinin ne olduğunun öğrenilmesi ve "DİN" denilen yaşam sisteminin bu vizyonla değerlendirilebilmesi için, tüm insanlarla karşılıksız paylaşılmak üzere hazırlanmıştır. Tüm yayınlarımızı ücresiz okur; dinler, bilgisayarınıza indirebilir, çoğaltabilir; YAZAR ve KAYNAK BELİRTMEK ŞARTIYLA her yoldan bütün çevrenizle paylaşabilirsiniz. Allah ilmine karşılık alınmaz. Prensibimiz maddî ya da manevî karşılıksız paylaşımdır.

www.allahvesistemi.org