AllahSistemi.jpg (9412 bytes)

... DEĞİL

ara2.jpg (484 bytes)İçinde yaşamakta olduğumuz SİSTEM VE DÜZENi farkettirmeye çalışıyorum... Bu evreni ve içinde yaşadığımız sistem ve düzeni yaratan varlık, sizin düşündüğünüz gibi yukarıda merhametli tonton dede değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)"ARŞ"ın boyutsal altı için, bir diğer tanımlama ile "kâinat" ya da "evren" diyebiliriz... Ama, mutlak mânâsıyla "evren"; yoksa bugün dünya üzerinde konuşulagelen "evren" yani "İNSANIN EVRENİ" değil!.

 

ara2.jpg (484 bytes)Dışardan gelen çeşitli verilerin beyinde değerlenerek hayâl âleminde bir sûret oluşmasıdır, “Dünya”! Dolayısıyla hiçbirimiz dışardaki Dünyayı değil; beynimizdeki DünyaMIZI görüyoruz!.

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah’ı tefekkür eden dimağ, HİÇLİKte HİÇ olduğunu görür! İşte “Allah Bâki’dir!”in mânâsı, “bugün sen varsın da, sen fâni olacaksın, yok olacaksın da geride Allah kalacaktır” değil! “Sen yoksun! Sen hiçbir zaman var olmadın! Senin ismin altında varolan, Bâki olan Allah’tır. Ezelden ebede her an her dem varolan, Allah’tır” mânâsına!

 

ara2.jpg (484 bytes)"Allah indinde Din, falanca tarihe kadar filancaydı... fişmekânca tarihte falanca din oldu...  falanca tarihten sonra  filanca oldu!!!"   değil!. Allah indinde din, İslamdır!.

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah   yukardaki bizi yöneten uzaktaki bir Tanrı değil, kâinatta varolan herşeyi  kendi varlığıyla kendi özellikleriyle meydana getiren ana güç- ana şuur-ana bilinç- ana ilimdir.

 

ara2.jpg (484 bytes)Sizin BENİM RUHUM dediğiniz Ruh, dışardan gelmiş bir nesne değil; bir yapı değil, ana rahminde beyin çekirdeği tarafından üretilen mikrodalga yapıdır mikrodalga bedendir.

 

ara2.jpg (484 bytes)Ruh diye bahsetttikleri şey, biz doğarken eskiden yaratılmışda(!) dışarda sırasını bekleyip dünyaya bu bedene gelip giren bir şey değil! O “Ruh” ismiyle işaret edilen yapı bir “mikrodalga bedendir “ki, beyin tarafından üretilir.

 

ara2.jpg (484 bytes)Evrende geçerli olan, kaos değil; SİSTEM!  Her boyutta geçerli olan bir  Sistem mevcut!

 

ara2.jpg (484 bytes)Güdümlü tarih insana gerçeği değil; saptırmaları gösterir!

 

ara2.jpg (484 bytes)Bizim temel prensibimiz, DÜŞÜN!

   Yanlış düşün, önemli değil!

   Yalnız, düşünmeye başla

 

ara2.jpg (484 bytes)İnsanlar birbirlerine değil, Allah Rasûlü’ne yönelmeli; Allah'a yönelmeli... Allah'la arasını iyi etmelidir!.

 

ara2.jpg (484 bytes)Esasen Din adıyla anlatılan olgu, tamamen fizikoşimik bilimsel gerçeklere işaret eden bir sistem manzumesi! Hiçbir hüküm, havadan konmuş karakuşi bir hüküm değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)100 milyar Güneşlik bir Galakside bizim Güneşimizi toplu iğneyle göstermek mümkün değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)Gerçek keramet, kevni değil; yani 5 duyuya hitap eden maddi olaylar, yapılan olağanüstülükler değil; ilmi kabililiyettir. O ilmi kerameti değerlendirebilmek de yapı istidat ve kabiliyete dayanır.

 

ara2.jpg (484 bytes)Ötedeki Allah’ın ilâh’ın, Tanrı’nın isimleri değildir onlar; sende mevcud olan mânâlardır onlar..  Bu mânâlar sende açıldığı kadar, bu özellikler senden dışarı taşar. Bunun yolu da zikirden geçer, bilgiden değil!.

 

ara2.jpg (484 bytes)TEHECCÜD NAMAZI, Hz.Rasulallah’a ait farzlardan bir tanesidir; Ümmete değil!  Uyuyup uyandıktan sonra kılınan namaza, “Teheccüd Namazı” denir.

 İnsanlar, uyuyup uyandıktan sonra Teheccüd kılmakla görevlendirilirler.

 

ara2.jpg (484 bytes)Tatbikat, idrâka bağlıdır. Tatbikat olmuyorsa idrâk yeterli bir biçimde yoktur. O idrâkı oluşturacak bir biçimde olayı vermek gerekir. İşte bu sebeple bilmek değil, idrâk etmek gerekir. Yani görmek değil, tanımak!

 

ara2.jpg (484 bytes)Eğer Hacca gitmezsek, bu Hacca gitmeyişin pahasını akıl almayacak kadar ağır öderiz. Hacca da kendimiz için gidiyoruz, Allah için değil.

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah'ın indindeki Allah'ın değer verdiği o kişiler "TAHKİK EHLİ" olan kişilerdir; taklid ehlli değil!... Papağan gibi kelimeleri tekrar edenler değil!. "Allah büyüktür... yücedir... Uludur!!!!" diyenler değil! "Şükrolsun.. .Elhamdülillah!!!" diyenler değil! Bu kelimelerin mânâsını anlayıp, idrâk edip,  kavrayıp, hissedip, yaşayanlardır "Tahkik ehli"!

 

ara2.jpg (484 bytes)Kıyafeti, şekli, görünüşü, yaşı, yaşamı ne olursa olsun bizi insanların dış yaşam ve görünüşleri değil; beyinlerindeki tefekkür kapasiteleri ilgilendirsin!

 

ara2.jpg (484 bytes)Hayatta size ne azap veriyorsa, ızdırap veriyorsa, size azap ve ızdırap veren nesne esasında o karşınızdaki nesne değil, kendinizdeki azap alma mekanizması! Çünkü siz ya yanlış bir şartlanmayla ya yanlış bir değer yargısıyla o nesneye karşı bir yapı oluşturmuşsunuz kendinizde… O yapıya ters düşüyor o nesne ve bu sefer size azap veriyor diye kabul ediyorsunuz... O nesnenin ortadan kalkması, sizi azaptan kurtarmaz!

 

ara2.jpg (484 bytes)Din hükümlerinin geçerli olduğu her boyutta ve zamanda Mâlik, TEK’TİR!

“Maliki yevmiddiyn” ise... eğer sistem, o zaman bunun doğal sonucu, “iyyake nabüdü” – “Her an kulluk etmekteyiz!.” Etmememiz mümkün değil! Çünkü Mâliki yevmiddiyn!.

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah indinde Din, Hz.İsa’dan itibaren de değil!... Allah indinde Din, İbrahim Nebi’den beri de değil!... Âyet, zaman koymamış; açık bırakmış... Başı ve sonu yok!. Yani Dünya - Güneş Sistemi - Kâinat varolmadan evvel Allah indinde Din, İslâm’dı... Sonsuz gelecekteki herhangi bir nokta itibariyle de “Allah indinde Din, İslâm’dır!”

 

ara2.jpg (484 bytes)Kendinizi bu kozada bulduğunuz sürece, uykudasınız! ‘’İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar!’’ uyarısı size mutlaka ulaşmalıdır!. Kulağınıza değil; gönlünüze, idrâkınıza, bilincinize ulaşmalıdır; ki, siz bu beden değilsiniz!

 

ara2.jpg (484 bytes)İnsanın beyninde bir kavram oluşur... O kavram dile dökülür! Önce dil düşünür, beyine hükmeder değil! Önce beyin onu değerlendirir ve bu olay dile dökülür.

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah korkulacak ötedeki bir Tanrı değil, kendisinden haşyet duyulacak “Vâhidül Ahad”dır!

 

ara2.jpg (484 bytes)Bir MUTLAK VARLIK var..

Bu mutlak varlık, insanın hafsalasının alamadığı galaksi kadar büyük değil!.

O galaksi gibi milyarlarla galaksinin oluşturduğu büyüklük kadar da büyük değil!.  Hattâ hattâ o Allah ismiyle işaret edilen varlık, BÜYÜK DEĞİL!

Gerçekte aklı başında bir adam Allah için “BÜYÜK” kelimesini kullanmaz!

Çünkü “büyüklük” bir şeye göredir, izâfidir, göreseldir.

Allah’ı kıyas edeceğiniz bir varlık yoktur ki, O ona göre ondan daha büyük olsun!

 

ara2.jpg (484 bytes)Kurân Arapça değil, “ALLAHÇA”dır!

 

ara2.jpg (484 bytes)Hakilkate eren kişi görür ki; ben dediği varlık mevcud değil... Gerçekte ayrı ayrı birçok birimler yok; varolan, sadece Allah’tır! Ve “sadece varolan Allah’tır!” anlayışı içinde kendi birimselliği kavramı silinir gider!

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah ismini herhangi bir lisana çevirebilmek mümkün değildir. Allah’ı “ALLAH” olarak, orijinal olarak kullanabilirsiniz ancak, hangi lisanda olursa olsun onun yerine başka kelime kullandığınız zaman “ALLAH” kavramını değil; “Tanrı” kavramını ifade etmiş olursunuz.

 

ara2.jpg (484 bytes)Rasulallah’ın insanlara olan uyarısı: Yukarıda ötede bir tanrı yok gözüne girip hoşuna gidip de onu kandırıp da birşeyler koparabileceğin.. Sakın böyle bir tanrıılık kavramı varsanma böyle bir tanrıya tapınarak boşuna ömrünü harcama… Çünkü bu varlık Allah ismiyle işaret  edilen bir mutlak varlıktan meydana gelmiştir. O da senin kendi özündedir. Onu bulmak istiyorsan özünde ara. Dışarıda ona dönük olarak yapacağın hiçbir ibadet  çalışma sözkonusu değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah’ın yaratmış olduğu ve bizim değil; tüm insanların, hangi mertebede olursa olsun, anlamaktan idrâk etmekten kavramaktan âciz olduğu bu Kâinat, Allah’ın ilmindeki yaratmış olduğu âlemlerden sadece bir âlemdir!.

 

ara2.jpg (484 bytes)İşte “Tarikat”ın gerçek anlamı; bir yere bir kişiye bir yola girme değil; “senin Allah’a ermeyi hedefleyerek o yolda yürümen”  demektir! 

Ben seni kendi yolumdan Allah’a erdiremem... Sen beni kendi yolundan Allah’a erdiremezsin.  Ben sana bu bilgiyi aktarırırm, sen kendi özünde kendinde Allah’ı bulacaksın.  Benden değil!... Kendinden!

ÖTENDEKİ bir varlık!

Ne kadar ötende veya ötede?

MEÇHUL!

Böyle bir varlığı kendimiz yaratıyoruz...

İşte   Hz. Muhammed diyor ki:

Böyle bir tanrı mevcud değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)"Mâliki yevmiddiyn!" diyor...

Ve bizim kuş beyinliller de "Mâliki Yevmiddin"i, "Kıyâmet gününün sahibi" diye çeviriyor....!?

Her dem Mâlik değil de,

her dem hükmü geçerli değil de,

her dem dilediğini yapmıyor da,

ötede bir gelecekte bir gün var da

Ona göre (!!!), o günün sahibi!!!!!

 

ara2.jpg (484 bytes)Rasûller, dışardaki bir Tanrıdan almamışlardır!.

Nebiler, dışardaki bir Tanrıdan vahiy almamışlardır!

Vahiy, dışardan insana değil; insanın özündeki melekî güç kanalıyla kendi zâhirine doğrudur!.

 

ara2.jpg (484 bytes)Sıralama, uzayın derinliklerine gökyüzüne doğru giden bir sıralama değil; içine özüne derinliğine giden bir sıralamadır. Yani melekler her varlığın kendi özünden gelen bir biçimde dışına doğru tasarruf eder!.

 

ara2.jpg (484 bytes)Dışardaki ötedekinden değil!

Özündeki varlığındakinden istiyorsun!.

İşte onun için Özündekine yönelmelisin!

 

ara2.jpg (484 bytes)“Âlemlerin aslı, hayâldir! Bu âlemlerde her ne görüyorsan, biliyorsan, aslı-hakikati  Allah’tır! Çünkü senin bütün bu gördüklerini varsanman, gözbebeğindir; beynin değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)İsim, müsemmanın orijini ve kendisi değil; müsemmaya işaret eden kelimedir.

 

ara2.jpg (484 bytes)Elinde alanın Allah olduğunu; verenin de FALANCA VEYA FİLANCA KİŞİ DEĞİL, Allah olduğunu farkedersen ne gelenle sevinip şımarırsın; ne de elinden çıkanla üzülüp yanarsın!

 

ara2.jpg (484 bytes)İçinde yaşamakta olduğumuz SİSTEM VE DÜZENİ farkettirmeğe çalışıyorum!.  Bu Evreni ve bu içinde yaşadığımız Dünyayı ve Düzeni ve Sistem’i yaratan varlık, sizin bahsettiğiniz veya düşündüğünüz gibi “yukarıdaki hayâli  bir merhametli tonton dede” değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)Biz biribirimizle bilgiyi paylaşmak için varız;  dedikodu yapmak için değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)İlmi öğreneceğiz; akıl ve mantığın gereğiyle yaşayacağız; duygusallıkla değil!  Hislerimizle değil!  Akıl mantık ve ilim!..   Bu üçünün senteziyle her an adım atacağız!.

 

ara2.jpg (484 bytes)İllâ duramıyorsan, dedikodu yapacaksan,  çok sevdiğin birinin dedikodusunu yap ki hiç olmazsa sevapların, o güç belâ kazandığın-dirhem dirhem kazandığın sevapların sevdiğine gitsin; sevmediğine değil!.

 

ara2.jpg (484 bytes)İnsanlığımızın farkında olarak yaşamak, her an her hareketimizi ortaya koymadan evvel o hareketin nedenleri düşünmeye  başlamakla yaşanır! Ne hareket yapıyorsak, yapmadan evvel; “ben bunu neden yapıyorum? Hangi ortam ve şartlar içinde ben bunu yapıyorum? Kime karşı yapıyorum? Bu hareketi yaptığım varlık gerçekte kimin varlığı? Yukarıdakinin(!) yerdeki bir kulu-bir varlığı mı, yoksa karşımdakinin her zerresinde mevcud olan Allah’a karşı mı ben bu hareketi yapıyorum?”

 

ara2.jpg (484 bytes)Beyin aynı anda dışardan gelen sayısız dalgaları da alıyor... Bu dalgalar gerek dünya üzerinde sayısız insanların yaydığı dalgalar ve gerekse “astrolojik” dediğimiz Evrenden gelen dalgalar ve gerekse cin dediğimiz sayısız varlıklardan gelen dalgalar ve gerekse “cennet” dediğimiz meleki ortamlardan gelen dalgalar… yani beynin veri tabanı sadece 5  duyuya dayalı dünyadan aldığı veriler değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah dilediğine, şirk dışındaki bütün günahları affeder fakat şirki asla affetmez. Çünkü, şirk koşan yani Allah'tan gayrı bir varlığı kabul eden, kim olursa olsun, hayalindeki bir ilâha tapmaktadır, Hz. Muhammed'in bildirdiği, Kurân'ın bildirdiği Allah'a değil

 

ara2.jpg (484 bytes)Basarınla değil, basiretinle Tekliği müşahede edebilirsin! İlâhi Rüyet, “İLİM”dir!

 

ara2.jpg (484 bytes)Hak’kın TEKLİĞİNİ müşâhedesi, İLİM makamıdır! Yani bugünki ifadeyle, bilinç düzeyinde olur; çokluk düzeyinde değil!

 

ara2.jpg (484 bytes)Nefse zulmetmek nedir?

Aç bırakmak değil!..

Kuru ekmek yedirmek, sert yerde yatırmak değil! Bunlar nefse zulmetmek değil! Nefse zulmetmek demek, nefsin hakkını vermemek demektir. Nefsin  hakkını vermek demek, nefsin hakikatine ârif olmak demektir.

 

ara2.jpg (484 bytes)Halifenin  özelliği odur ki, (silâhlı halife değil!!!) ALLAH HALİFESİ yani ALLAH KULU!  Beşeri duygulardan, beşeri değerlerden arınmış, Hz. İsa’nın tâbiriyle insan gibi düşünen değil varlığındaki Allah’ı bulup Onun varlığa bakışıyla bakabilen!.  Halife karşısındakini kendisinden fazla seven ve karşısındakine kendinden fazla değer verendir, onlarla birşeyleri paylaşandır.

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah’ı tanımanın yolu, âfakta-dışa dönük değil; enfüste öze  dönük; enfüste içinde bulmak suretiyledir.

 

ara2.jpg (484 bytes)Aydın kişi, gerçek kimden gelirse gelsin ona açıktır! Kişiye değil, ilme açıktır!

 

ara2.jpg (484 bytes)Demek ki, varlığımızın hakikati, aslı, orijini olan sınırsız Tek`e ayna olabilmek; ya da o mânânın aynamıza yansıması, ancak aynanın varlık ve beşeriyet kirlerinden, kayıtlarından arınması ile mümkün olur. Hazreti İsa Aleyhisselâm’ın; "Sen, insan gibi düşünüyorsun, insanca düşünüyorsun; ALLAH  gibi değil"!  şeklindeki işareti üzere, beşeri değer yargılarıyla varlığa ya da özüne bakan kimse için bu konuştuklarımız elbette müyesser değildir!

 

ara2.jpg (484 bytes)2000 devrimini hayâllerinde, öteden bir balon olarak düşünenler, hâlâ o balonun gökten inmesini bekliyorlar… Ya da bir UFO’nun gelmesini… Devrimlerin tüm şiddetiyle başladığının farkında değil kimse, çünkü başka türlü hayâl ediliyor ve bekleniyordu!.

 

ara2.jpg (484 bytes)İnsanı yarına baktırtan umutlar, hayâllerdir! Kesin bir gerçek bu! Hepimizde var! Ama bunun ötesinde bir gerçek daha vardır; Sukûtu hayâl, yaşamın gerçeğidir! “Sükût-u hayâle uğramak” demek, yaşamın gerçeği ile karşı karşıya, yüz yüze gelmek demektir!. Çünkü, yaşamın pek çok gerçeği, bizim hayâl ettiğimiz gibi değildir.

 

ara2.jpg (484 bytes)Akıl, imân nuruna basamaktır. Akıl imân nurunu değerlendirir. Fakat imân nuru olmaz ise, kişi cennete giremez!. Cennetin anahtarı imân nurudur, akıl değildir.

Okulda öğretilen fizik veya fakültede öğretilen tasavvuf dersi değildir “ilim”!

ara2.jpg (484 bytes)Atom boyutu itibariyle insan, o boyuttaki tüm varlıklarla bileşik tekil bir varlık olarak yaşamasına rağmen; bedenselliği ve bilincinin varolduğu boyut itibariyle, tüm varlıklardan bağımsız olarak kendi dünyasının (beden ve bilincinin) şartları içinde yaşamaktadır... Yani insan, bir alt katmandaki atom boyutunun algılamalarıyla, atom boyutunun şartlarına göre değil; moleküler yapısının şartlarına göre değil; hücresel beden boyutunun şartlarına göre ve bu boyutun oluşturduğu bilince bağlı olarak oluşan bilinciyle yaşamını sürdürmektedir. Demek ki, bir alt asla göre dahi gerçek olan tekillik, üst katmanın yaşamına yön vermemekte; her katmanın kendi oluşum şartlarına göre yaşam geçerli olmaktadır.

 

ara2.jpg (484 bytes)Allah Rasûlü,namaz”ı değil, “salât”ı tavsiye etmiş; Kur’ân, namazı değil, “salât”ı teklif etmiştir!. Amaç, Tanrının huzurunda başını toprağa koyarak onu şereflendirmek(!) değil. Özünde de bulunan Allah’a yönelerek, secde ile, indinde hiçliğini yaşamaktır! Birincisi tapınmadır, namazdır; ikincisi kulluk ve salât!. Birincisi ötendeki Tanrıya dır; ikincisi hakikatın dahi olan Allah’a… Yani, birincisi ötendekinedir; ikincisi hakikâtine!

Ahmed Hulûsi

ara2.jpg (484 bytes) 

UNUTMA Kİ... 

ABayrakci.jpg (1264 bytes)
www.allahvesistemi.org