Allah ve Sistemibeyaz.jpg (7735 bytes)

... GİBİ

ara.jpg (368 bytes)Siz, bir birime dışarıdan baktığınız zaman, ondan çıkan iradeyi görerek, "irade-i cüzdür bu", dersiniz! Fakat, çıkış noktasında gördüğünüz o irade, gerçekte, O, Tek olan, Küll olan iradenin, ta kendisidir! Musluktan akan suyun geldiği barajdaki sudan ayrı bir şey sanılması gibi!

ara.jpg (368 bytes)Bütün âlemler, fâni, "yok"dan var olmuş ve "yok"luğa gidici olan, denizin üstündeki dalgalar gibidir! Denizde, denizin suyundan dalgalar oluşur ve sonra tekrar denize döner.. Dalgaların bağımsız varlığı, görenin gözünde, hayâlinde, zannındadır! Dalga, fâni; deniz ise Bâkî gibidir!

ara.jpg (368 bytes)Gerçek "Halife", Tek`dir. Ve O da, İnsan-ı Kâmil ismi ile tanıdığımız Ruh-u A`zâm`dır. Veya bir diğer ifade ile Hakikatı Muhammedi`dir. Veya ilim yönüyle, Aklı Evvel`dir. O`nun minyatürizesi, yeryüzünde, Adem! Adı bile "Adem"=Yok! İsmi var, cisminin varlığı "yok"tan! Sanki, Anka kuşu gibi.. Adı var, kendi yok!

ara.jpg (368 bytes)İlminde, dilediği gibi hükmetmek sûreti ile dilediği mânâları icad etmiş ve bu mânâlardan oluşan âlemleri yaratmıştır. Yani, âlem, ef`âl mertebesi itibariyle değil, esmâ mertebesi itibariyle yaratılmış; hakikatı itibariyle "yok"tan var olmuş, "yok" olan âlemlerdir!

ara.jpg (368 bytes)Geçmişte ve günümüzde bu noktaya gelen pek çok kişi, tıpkı Firavun gibi kendi vehmi benliğini Hak olarak kabul etmiş; nefsin özüne ait "tenzih" hakikatından gaflete düşmüş; bu bilincinin hükmü altındaki bedeninin istek ve arzuları doğrultusunda kendini salıvermiş; kendini yemeye içmeye, sekse, sigaraya, içkiye koyuvermiş, böylece de tabiat bataklığında boğulacak hâle gelmiştir!

ara.jpg (368 bytes)Hakikatta "Secde", kulun varsaydığı varlığının ortadan kalktığı "yok"luğunu idrâk ederek "Bâkî"yi müşahede ettiği "Fakr" hâlidir! "Fakr" hâlini yaşayamayan, "secde" etmiş olmaz, bâtınen! Zâhirde alnı topraktadır amma, benliği ile "dimdik" ayaktadır. "Sırtları tahta gibi olmuştur, secde edemezler; secde etmek istedikçe yerlere yuvarlanırlar!" diye anlatılan hâli bir hatırlayıverin!

ara.jpg (368 bytes)İnsanlar, yüzyıllardır, yaşadıkları şartlara ve edindikleri fikrî altyapıya dayalı olarak, kendileri gibi düşündüğünü tasavvur ettikleri “Tanrı varsayımı” peşindeler!. Meselâ, uyuması ya da uyuklaması söz konusu olan, dalgınlığı anında, o farkında olmadan bir şeyler vukû bulan bir “TANRI”! Böylesine ilkel düşünen insanlara cevaben, uyuyan ya da uyuklayan bir “tanrı” olamayacağı vurgulanıyor Kurân’da...

ara.jpg (368 bytes)Allah ilminde, bizim bu kâinat ve bizler ve algıladığımız her şey, hayâlî sûretleriz; ve bunun gibi nîce sayısız ilmî sûretler vardır! Bu sûretlerden âşikâr olan her şey, Allah’ın yaratması ile meydana gelir.

ara.jpg (368 bytes)Nasıl bizim bir biyolojik, maddi, atomüstü boyuta ait bir bedenimiz var ve buna karşılık bu bedenin dalga atomaltı boyuta ait "İKİZİ" mevcut ise; aynı şekilde Güneşin de bir atomaltı boyuta ait ışınsal ikizi mevcuttur ki, işte esas "CEHENNEM" oluşu o boyutu itibariyledir. Ve bu sebepledir ki biz şu anda bu bedenin duyularıyla cehennemi göremeyiz!. Tıpkı atomaltı boyuta ait ışınsal türler olan insan ruhlarını, cinleri ve melekleri göremeyişimiz gibi!.

ara.jpg (368 bytes)Buna karşılık «Cennet»ler  diye târif edilen   boyuta geçen insanlar ise kendi türünden olan oradaki sayısız varlıklarla görüşüp konuşmak, ilişki kurmak; orada kendisindeki üstün güçler dolayısıyla dilediği gibi tasarruf edebilmek imkânına kavuşacaklardır!. Âdeta tâbiri câizse, o gittiği gezegenlerin tanrısı (!) gibi olacaktır!.

ara.jpg (368 bytes)Dün dünde kalıyor, gece gecede kalıyor!. Şâyet hapiste işkence görüyorsan, gece en güzel rüyayı görsen de, uyandığın ortamda bu ne ifade eder?.. İşte bu madde dünyasına gözlerini kapattığın anda, yeni ortamında gözlerini açacaksın ve bu dünya yaşantısı senin için az evvel yaşadığın bir rüya gibi olacak... Uykudan kalkmışçasına, dünyada yaşadıkların bir değer ifade etmeyecek ve içinde bulunduğun ortamın şartları ile başbaşa kalacaksın!.

ara.jpg (368 bytes)Yaşam boyunca kişinin beyninden geçen tüm faaliyetler, ses ve görüntü dalgalarıyla yüklenmiş televizyon dalgaları gibi, RUH'a, yani bir tür hologramik ışınsal bedene yüklenmiş olduğu için, kendisinde hiç bir değişiklik hissetmeden, ruh boyutunda yaşama geçiliverir... Ve kişi, RUH olarak, aynen bedende olduğu gibi yaşamına devam eder!.

ara.jpg (368 bytes)ÖLÜM tadıldığı anda kişi bir süre çevresindeki dünyayı algılamağa devam eder... Çevresinde olup bitenleri, yapılan konuşmaları, üzüntü ve feryatları aynen biyolojik bedenle yaşıyormuşçasına algılar. Bu devrede âdeta bitkisel hayattaki bir insan gibidir...

ara.jpg (368 bytes)Nasıl dünya yaşamını gerçek yaşammış gibi algılarsa kişi dünyada yaşarken; ayni şekilde, kendi kabir âlemine geçen kişi de o boyutu gerçek yaşam gibi hisseder...

ara.jpg (368 bytes)Esasen, beyin, bir yönüyle çeşitli frekanstaki dalgaları, kozmik ışınımı değerlendirerek, programı istikametinde yorumlayan değerlendirme mekanizmasıdır. Beyin, bu değerlendirmeyle birlikte, tüm verileri bir yandan üretmekte olduğu hologramik dalga bedene yüklerken, diğer yandan da tıpkı bir radyo vericisi gibi gücü nispetinde dışarı yayar. Bu dışa yayılan dalgalar, her kişinin kendi beyin şifresine göre sanki bir kitap gibi atmosferde muhafaza olur.

ara.jpg (368 bytes)Dünya...
Dünya adlı uydunun tâbi olduğu, kendinden 1.333.000 defa daha büyük olan Güneş...
Güneş gibi, 400 küsur milyar yıldızdan oluşan bir galaksi...
Bu galaksi gibi milyarlarla galaksiyi barındıran, varlığını algıladığımız evren...
Algılama boyutumuza hitâb eden bu evren gibi sayısız algılama boyutuna hitâb eden evren içre evrenler...
Ve nihâyet bu sayısız evrenlerin içinde yer aldığı açının yaratıldığı TEK NOKTA, TEK AN… “DEHR”!
İndinde sayısız noktalar-anlar ve o noktalardan meydana gelen açılar içinde sayısız evren içre evrenler yaratan varlığa işaret amacıyla kullanılan “ALLAH” ismi!

ara.jpg (368 bytes)Batı dünyası, "ALLAH’’ ismiyle işaret edileni, daha önce duydukları TANRI'nın, daha bir büyüğü gibi anlayarak, tamamiyle ters bir yönden konuya yaklaşmakta; ve bu yüzden de gerçek hedeften çok uzaklara rota çizmektedir!.

ara.jpg (368 bytes)Zîra "ALLAH" isminin bize işaret ettiği varlığın özellikleri, kendi dışında bir mevcut kabul etmediği gibi, hele hele, Varlığı yanısıra başka bir vücud sahibinden söz etmeyi hiç kabul etmez!.

ara.jpg (368 bytes)“Ölüm” denen bedeninin kullanılmaz hâle gelmesi dolayısıyla, artık bedenini kullanamama ve dünya ile iletişiminin kopması hâlini her bilinç yaşayacaktır... Bilinci en sağlıklı zamanındaki gibi, şuuru yerinde olarak. Tattıktan sonra da, gene aynı şekilde şuuru yerinde, bilinçli olarak yaşamına devam edecektir kabir boyutunda.

 

ara.jpg (368 bytes)“ALLAH” adıyla işaret edilenin dilemesi ve programlamasıyla oluşmuş bir sistem içinde yer alan bizler, algılama kapasitemizin sınırları içinde, kozamızda yaşarken; bir yandan da haddimizi bilemeyip, sanki evrenin hükümdarı gibi evrene ve yaşama dönük değerlendirmelerimizi sürdürmekteyiz!.

Evrenin gerçek boyutlarına, bir açıklamasında “yedi kat semânın her biri bir diğeri içinde çöldeki yüzük gibi kalır” diyerek işaret eden Allah Rasûlü’nün bildirdiği Din’den bîhaber; 1400 küsur yıl öncenin bedevisi bakışıyla, geçen süreç şartlarının getirdiği sınırlı anlayış yorumları ve dahi araya karışmış safsatalarla meczolmuş Müslümanlık anlayışı ile 2002’lerde yaşamımızı düzenlemekteyiz!.

 ara.jpg (368 bytes)Kur’ân nâzil olmadan önce, o toplulukta bir erkek, çok sayıda kadını mal gibi (!) alıp satarken, bunları çocuklarına miras bırakırken, Kur’ân ‘ın erkekleri, âzamî dört eş ile sınırlaması ne kadar büyük bir devrimdir, acaba farkında mıyız?.

ara.jpg (368 bytes)İşte, “Allah” isminin işaret ettiği anlamların, kafamızdaki “tanrı” kavramına enjekte edilmesi, beynimizdeki “tanrı” kavramının ve düşüncesinin sanki kanserleşmesi gibi olay meydana getiriyor; “Allah”a ait özelliklerle bezenen “tanrı” kavramı günden güne gelişip büyüyor, yayılıyor;!. Zira düşüncedeki “Tanrımız” gittikçe “Allah’laşıyor”! Beden hücrelerinin kanserleşmesi dünya yaşantısını kaybettirirken; “tanrı” bilincinin kanserleşmesi ve kişinin “Allah” ismiyle işaret edilen mânâyı idrak edememesi ebedi hayatını değerlendirememesi sonucunu getirir!

ara.jpg (368 bytes)Vâhidiyet mertebesinin yaşamı olan mardiyye bilincinde, varlıktaki tüm sûretler, o bilincin organları gibidir ve tümünde tasarruf eden O bilinçtir!

 ara.jpg (368 bytes)Senin kendini, “Allah”tan ayrı bir varlık kabul etmen; kendi ötende bir tanrı gibi “Allah”ı değerlendirmen, “tardolmuşluk” denilen hâlin tâ kendisidir!

ara.jpg (368 bytes)Bize, beyin özelliğimiz dolayısı ile varmış gibi gelen görüntüler aslında ilmi şifrelerdir.

ara.jpg (368 bytes)Öyle ise biz, takdiri bilmediğimize göre… Sanki takdirimizde varmış gibi bunu idrâk edip yaşamaya çalışarak ömrümüzü değerlendirip; daha başta, “biz anlayışı kıt olarak yaratılanlardanız” kabûlünden geçip; yaşamı kendimize ve çevremizdekilere Cehennem etmekten kurtulmaya bakalım…

ara.jpg (368 bytes)Dünya dönmeye devam edecek ardından, dün yürüyen 50-100 kilonun bugün mezarında yatar olmasından hiç etkilenmeyerek! Yakınların, aynen senin ana-babanı defnettiğin günkü gibi, dönecekler senin ardından sevdiklerine, bağlandıklarına, Deccal’ın cennetine! Sen ise, bugün olduğunca, yanmaya devam edeceksin kabrinde; sabahı gelmeyen diş ağrılı gibi; yapacak başka bir işin dahi olmaksızın… Bunca bilgi yüküne rağmen, son vagonu da kaçırmana sebep olan tutkularına lânet ederek!. Tıpkı, bugün  bazı gerçekleri görerek, üzülen; ne var ki geçmişindeki tutkularının pahasını da çok ağır ödeyenler gibi!

ara.jpg (368 bytes)Değerlendirmelerin, "ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in değerlendirmesi gibi olmadıkça, şirki hafî bitmez!.

ara.jpg (368 bytes)Oturup kalkmanızdan yiyip içmenizden, kıyafetinizden, çevreye bakış açısından tutun, ibadetlerinize inancınıza kadar şartlanmalar istikametinde yaşadığınız zaman toplumun programladığı bir android gibi yaşarsınız.  

ara.jpg (368 bytes)"Allah ahlâkıyla, ahlâklanmak", birimsellik duygu ve değer yargılarından arınmak; Allah gibi düşünüp, Allah gibi değerlendirmektir!.

 ara.jpg (368 bytes)Vâhidiyet mertebesinin yaşamı olan mardiyye bilincinde, varlıktaki tüm sûretler, o bilincin organları gibidir ve tümünde tasarruf eden O bilinçtir! Bu sebepledir ki, O'nun yanında tümü de bağışlanmaya değerdir! Kendi tecellilerini seyreden, görür ki, görmektedir ki, onlardaki tüm fiillerin hakiki mutasarrıfı kendisidir, elbette ki bağışlayıcı olur. Esasen, bu mertebede, yanlış-doğru yok, hikmetlerin zuhûru vardır.

Ahmed Hulûsi

ileri.jpg (615 bytes)

UNUTMA Kİ...

 

AB.jpg (988 bytes)

www.allahvesistemi.org