AllahveSistemi1.jpg (8116 bytes)

... GÖRE 

ara.jpg (466 bytes)Nur boyutundaki cennette yaşayanların tümü, gerçekte nur yapılı şekilden beri bilinç varlıklardır; algılayanın veri tabanına göre görüntü verirler

ara.jpg (466 bytes)Güneş, Dünya’yı yutmaya başladığında; Dünya’nın manyetik alanı ortadan kalktığında, bütün insan ruhları, otomatik olarak kendilerini bizim anlayışımıza ve yapımıza göre “Cehennem” olarak tanımlanan, Güneşin, dalga boyutlu yapısı içinde bulacaklardır.

ara.jpg (466 bytes)“Kur’ân-ı Kerîm'in RÛHU”nu anlayanlara göre, bu Kitap, insanlık yaşadıkça, onlara ışık tutacak ve âhiret saadetini sağlayacak bilgileri ihtiva etmektedir!. Ayrıca, çok büyük bölümüyle, Cehennem ve Cennet boyutlarında dahi sonsuza dek yararlanılacak bilgi ve yaşam gereklerini kişiye açmaktadır... Kişinin kendi hakikatını; “ALLAH İsmiyle İşaret Edilen”in ne olduğunu açıklamaktadır!.

ara.jpg (466 bytes)Zulmetmeyin ona!.
Beynini çalıştırmasını istemeyin!.
Aklını kullanmasını önermeyin!.
Yaşamını ölüm ötesi değerlere göre değerlendirmesini teklif etmeyin!
Zulmedersiniz!.
Kişinin kapasitesinin üstünde olan şeyi ondan istemek, zulümdür!.

ara.jpg (466 bytes)Herkes ne iş için yaratılmışsa, ondan yalnızca yaradılış amacına göre fiiller bekle!. Parasızdan para; akılsızdan akıl; câhilden ilim; dişiliğiyle yaşayandan beyin; damızlık olarak yaratılmıştan,  Allah ilmi isteme!. Onlara zulmetme!.

ara.jpg (466 bytes)“İslâm Dini”ne göre, despot, diktatör; eski doğu Almanya türü Demokratik; eski Sovyet tipi “cumhuriyet”lere yer yoktur insanlıkta!.  “ZORLAMA” hakkı, Kur’ân’da kesinlikle vurgulandığı üzere, Allah Rasûlü’ne dahi verilmemiştir.

ara.jpg (466 bytes)“İslâm Dini”ne göre, kişinin bir başkasının hakkına tecavüzünü önlemek dışında toplumun “zorlayıcı” kural koyması mümkün değildir.

ara.jpg (466 bytes)İslâm’a göre esas, kişinin kendi gönül rızasıyla, dilediğini yapması ve sonucuna âhirette katlanmasıdır! Kimse kimseyi, “İslâm Dini” gereklerine göre, namaz, oruç ya da başörtüsü konusunda zorlayamaz!.

ara.jpg (466 bytes)Önce şunu anlayalım… “Soyut” ve “somut” içinde olduğu boyuta göredir!.. Sizin, beyninizde, farkında olarak algıladıklarınız “somut”tur… Bu “rüya” da olabilir; “hayâl” de!

ara.jpg (466 bytes)Bizim kullandığımız çoğu tâbirler, isimlendirmelerimiz, pâyelendirmelerimiz, değerlendirmelerimiz, hep GÖREdir ve kafamızdaki eskilere dayanan kendi “somut”umuza işaret aracımızdır!..

ara.jpg (466 bytes)Beyin, biz daha farketmeden, olayları, kendi veri tabanına göre çok daha değişik şekilde değerlendirir!.

ara.jpg (466 bytes)Benim anladığım kadarıyla İslâm’da “bildiğin gerçekleri çevren ile paylaşma” vardır ve ana prensip budur. Bilgini paylaştığın kişi, bu bilgiyi aldıktan sonra dilediğini yapar ve sonucunu da kendisi âhirette yaşar… Muhakkak ki, herkes ektiklerini biçecektir. Bu durumda, meselâ, nasıl benim görüşlerime kimsenin tâbi olması gerekmiyorsa; herkes kendi aklıyla kendi yolunu çizmeliyse; ben veya bir başkası da Kur’ân veya Allah Rasûlü dışında kimseye tâbi olmak ve onun yorumlarına göre yaşamak zorunda değildir.

ara.jpg (466 bytes)Beyne bir veri gelir… Beyin gelen bu yeni veriyi-dalgaboyunu, kendi eski verileriyle karşılaştırır… Eğer daha önce ona, yeni geleni andıran bir veri yüklenmişse, hemen onunla eşleştirerek sentez ve ona göre bir değerlendirme yapar. Siz, eski veriler ışığında o yeni veriyi değerlendirirsiniz böylece… Bundan da, “ben onu biliyordum zaten” çıkar…

ara.jpg (466 bytes)Îmân, yaşama bakış açısını oluşturur. Bu bakış açısına göre olayları ve çevresini değerlendirmeyi sağlar.. Bu değerlendirmeye göre fiilleri getirir.. Fiillerinin de yaptıklarına göre otomatik olarak sonuçlarını yaşarsın!.. Îmânsızlık da böyle!. O bakış açısıyla değerlendirme yapar; bu değerlendirmeye göre davranışlar ortaya koyar ve neticede bunun sonuçlarını yaşarsın!

ara.jpg (466 bytes)Allah’a *B* sırrıyla îmân edip, “hilâfetinin” gereği olan amelleri doğal olarak “fiysebilillah” ortaya koyabilen; yaşamı bu bakış açısıyla değerlendirenler ise “îmân” ettik diyen müminlerdir; ki onlar da basîretlerine göre birkaç sınıftır… En aşağısı “mutmainne”dir!.

ara.jpg (466 bytes)Bu Yüce Kitabı en iyi anladığına inandığım kişilerin başında gelenlerden Hz. Âli, bu anlayışa dayalı olarak şöyle demiştir: “Çocuklarınızı, yaşadığınız devre göre DEĞİL; yaşayacakları devre göre yetiştiriniz!.” Yâni, Çocukluğu ve gençliği Hz. Muhammed Aleyhisselâm'ın yanında geçip; “Kur’ân RUHU”nu O’ndan edinmiş olan Zâtın bakış açısıdır bu geleceğe dönük yaşam tarzı ve bakış açısı...

ara.jpg (466 bytes)Mirasta payı olmayan kadına, hiç değilse erkeğin yarısı kadar hak edindirilirken o günkü şartlara göre; bu demek değildir ki, sakın ola fazlası verilmeye!. Aksine eşit pay verilmesi, toplumun, “Kur’ân RÛHU”na göre gelişme göstermesinin işaretidir.

ara.jpg (466 bytes)İnsanlar bir yasa yapmaya gerek duyduklarında, o yasayı çıkarmaya duydukları gerekçe, o yasanın rûhudur!. O rûha göre, o düşünce tarzına göre, uygun anlatım şekli bulunur ve cümlelendirilir ve böylece yasa maddesi meydana gelir... Hâkim yasayı uygulayacağı zaman, olay ile, o olayı değerlendiren bakış açısı arasındaki bağlantıyı kurar ve yasanın oluşmasına sebep olan gerekçeyi esas alarak, olayı değerlendirir.

ara.jpg (466 bytes)Hâkim, yasayı, rûhuna uygun olarak değil de, lafzına göre değerlendirip karşısındaki olaya hükmederse, büyük olasılıkla yanlış yapabilir!. Çünkü değerlendirmede esas, yasanın lafzı değil rûhu olmalıdır.

ara.jpg (466 bytes)Yasalar, rûhuyla var olan varlıklardır; yalnızca lafzıyla var kabul edildiği zaman, amaçtan SAPMA meydana gelir!. Hâkimin vicdânı, yasanın, rûhuyla olayı değerlendirmeyi sağlamak içindir!. İşte Kur’ân-ı Kerîm'i “OKU”mak için de, Âyetlerin o olayda hangi amaçla, erkeğe veya kadına ne kazandırmak gayesiyle nâzil olduğuna bakmak ve ona göre değerlendirme yapmak gerekir!.

ara.jpg (466 bytes)Kur’ân-ı Kerîm, insanlara geleceklerinin huzur ve saadet getirmesi için gerekli olan fikirleri TEKLİF EDER; bunları uygulayanların kazançlı çıkacağını; uygulamayanların da karşılaşacakları şartlar dolayısıyla büyük pişmanlığa düşeceklerini ve bunu asla telâfi edemeyeceklerini bildirerek; yapmaları gerekenleri bildirir... Bundan sonra ne bir ferdin, ne de devletin kişi üzerinde bunları uygulama konusunda ZORLAMA yetkisi yoktur, “İslâm Dini’nin RÛHU”na göre... Çünkü herkes, kendi aklı ve mantığıyla bu teklifleri değerlendirecek; dilediğini, kimsenin baskı ve zoru olmadan yapacak; sonucuna da katlanacaktır!.

ara.jpg (466 bytes)“Nübüvvet”, içinde yaşanılan topluma, onlara âhiret saâdetini kazandıracak olan asgarî, en alt sınır olan yaşam şartlarını bildirmek ve o insanları bu şartlara göre yaşamaya davet etmek işlevidir.

ara.jpg (466 bytes)“Din”e göre “din adamı” sınıfı yoktur; “Dini değerlendirebilenler” sınıfı vardır! Bunlar dini değerlendirdikleri ölçüde yaşamı ve âhireti kendilerine kolaylaştırırlar. “Din”in yani içinde yaşadıkları sistemin hakkını vermeyenler ise, bunun sonuçlarına “Cehennem'i yaşayarak = yanarak” katlanmak zorundadırlar…

ara.jpg (466 bytes)Gerçek öze ermişler ise, Halkta (tüm yaratılmışlarda) “Hak”kı seyredip; zâhir oluşuna göre hakkını vererek; sembol ve mecâzlardan kurtulmuş; “Tanrı”, “Tanrının elçisi”, “Tanrının evliyâsı” gibi kavramlardan geçmiş; dünya insanı kadar dünyalı, Allah adamı kadar Allah adamı, siyaset adamı kadar siyasetçi, kısacası bulunduğu ortam ve şartların adamı olarak öylesine yaşarlar ki, bu yüzden bâtın yanlarıyla insanlara karşı örtülüdürler ve onları kimse bilemez!. Onlar farketmişlerdir, görmüşlerdir ve yaşamaktadırlar ki, “SİSTEM” adı altında yaşamakta oldukları boyut, ve içinde olup biten herşey yalnızca “açığa çıkışına GÖRE” hakkı verilmesi gereken, bir sonsuz yaşamdan ibârettir; ve bu yaşamda beşeri değer yargıları ve duygulara yer yoktur!

ara.jpg (466 bytes)Öyle ise biz, takdiri bilmediğimize göre… Sanki takdirimizde varmış gibi bunu idrâk edip yaşamaya çalışarak ömrümüzü değerlendirip; daha başta, “biz anlayışı kıt olarak yaratılanlardanız” kabûlünden geçip; yaşamı kendimize ve çevremizdekilere Cehennem etmekten kurtulmaya bakalım…

ara.jpg (466 bytes)İnsanlara bu değişmez “Sistem ve Düzen”, Nebîler ve Rasûller aracılığıyla haber verilmiş; “ölümötesi” yaşam gerçeğine inanırlarsa, buna göre o boyuttaki ebedi yaşama kendilerini hazırlamaları uyarısı yapılmıştır. Kur’ân tarafından yapılan açıklamalara göre insan, “îmân edip gereği olan sâlih fiilleri ortaya koyarsa” ölümötesinde rahat edecek, aksi halde davranışlarının sonucu olarak azâp çekecektir. Ayrıca bildirilen Din’e göre, kişi yeryüzünde “Halife” olarak yaratıldığı için, ötede bir tanrı aramaktan vazgeçmeli, “ALLAH  Adıyla İşaret Edilen”i kendi derûnunda keşfederek bunun sonuçlarını yaşamalıdır.

ara.jpg (466 bytes)Kişi, yaptığı yanlıştaki niyetine göre, kırk günden kırk yıla, ya da ömrünün sonuna kadar karşılığını alır ki, buna kalbin kararması denir… Eğer o kişiye îmân üzere gitmeme durumuna yol açarsa fiîli, bu defa da kalbi mühürlenmiştir, (anlayışı körelmiştir) denir!.

ara.jpg (466 bytes)“Mekr” ateşini söndürecek tek unsur ise imân esaslarına göre yaşamı değerlendirmek ve geçmişteki yanlışlarına tevbe edebilmektir. “Anlayışın körelmesi”, genel olarak, basiretin gerçekleri değerlendirememesinin adıdır!.

ara.jpg (466 bytes)Sevgi sonunda yanmayı getirir!. Beğeni ise sonunda kaçmayı!. Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler…

ara.jpg (466 bytes)Karşımızdaki bir objeden bizim gözümüze yansıyan dalgalar, eğer santimetrenin onbinde dört ile yedisi arasında ise, gözbebeğimiz bunu bioelektrik dalgalara dönüştürerek göz siniri dediğimiz hat üzerinden beyne ulaştırır. Beyinde bu dalgalar, daha önceden yüklenmiş veri tabanına GÖRE, onlarla birleştirilerek bir sentez oluşturmak sûretiyle değerlendirilir; sonra da hayâli oluşturan görme grubu içinde, bir hayâli imaj oluşur. İşte bu hayâli imaja, biz, “görüyoruz” lafzını kullanırız.

ara.jpg (466 bytes)Herkes ölecek ve kabir âleminde kıyâmete kadar yaşamına devam edecek; kıyâmette yeni bir boyut yaşamı başlayacak, bundan sonra herkes Cehennem boyutundan geçecek ve sonuçta îmânı olan bir kısım insan bu boyuttan kurtularak Cennet boyutu yaşamına geçecektir İslâm Dini verilerine göre!.

ara.jpg (466 bytes)Kişi, ölümötesi boyuta geçtiği anda, o boyuta göre, tüm dünya yaşamının birkaç dakika veya çok daha az sürmüş olduğunu farkedecek; sonra da herşeyi yalnızca dünya yaşamında iken temin etme imkânına sahip olduğunu ve bunu yapmadıysa, artık orada hiç bir şey yapma imkânı kalmadığını görerek bundan büyük pişmanlık duyacak; dünyaya geri dönmek isteyecek; ne çare ki bunun imkânsız olduğunu da fark edecektir. Kişi işte bu yüzden, dünyada yaşamını kimseye muhtaç olmayacak şekilde sürdürürken; imân ediyorsa, ölümötesi yaşamda sahip olmak istediklerine göre çalışma yapmak zorundadır!. Kişi ne yaparsa, yaptığı kadarının karşılığını alacaktır.

ara.jpg (466 bytes)Beyin hücrelerimin ne kadarının, hangi programlara göre, ne işlevler yaparak, çevresindekiler tarafından nasıl değerlendirileceğini neresine yazmışlar o tek hücrenin?

ara.jpg (466 bytes)Aptal, “Kader”i kavrayamaz!.
Ahmak veya cahil ise “kader”i reddeder!.
 
ara.jpg (466 bytes)Yarın, anı kırıntısı kadar dahi değer taşımayacak bir dünya yaşantısından geçip, hayâlinizin kapsayamayacağı kadar sonsuzluğa uzanan yaşam biçimi içine doğru yolculuk etmekteyiz… Ne geldiğimiz âlemin başını kavrayabiliyoruz, ne de geçeceğimiz boyutun sonunu!. Tüm bağlı oldukların, kopamadıkların, uğruna tüm yaşamın boyunca herşeyini feda ettiklerinden ayrılarak, bambaşka bir boyutta bambaşka “ötekiler” arasında yerini alıp; dünyada edindiğin sermayeye göre yaşamını sürdüreceksin… Şimdi iyi düşün bu gerçekler ışığında…
Ne kadar hazırsın Bu yaşama?..

ara.jpg (466 bytes)Din; değere göre, asra göre, topluma göre  değişmeyen Mutlak Allah Düzenidir!. Ve bu, Adem’den bugüne kadar da bugünden Kıyamete kadar da DEĞİŞMEZ DÜZENDİR!

ara.jpg (466 bytes)Kurân’a göre yani, İslam düşünce sistemine göre “Ölüm”, tadılacak yaşanılacak ve geçirilecek bir safhadır, bir olaydır. İnsan ölüp yokolup gitmez… Ölüm tadılır!

ara.jpg (466 bytes)Bizim normalde beyinlerimiz bu %5-%12 kapasite ile doğuştan ve ana rahminden gelen ve daha sonra da doğuştan sonra aldığı verilere göre çalışma düzeni ve sistemi içindedir. Bizden ortaya dökülen tüm faaliyetler, fiiller ve düşünceler hep beynin bu bahsettiğim çok düşük orandaki kapasitesinin kullanımına bağlıdır.  Ancak ne varki, bu kapasiteyi, beyinde kullanılmakta olan  %5-7-10 luk kapasiteyi arttırma imkânına sahibiz.

ara.jpg (466 bytes)Esas itibariyle beyin hücrelerinin tümü, beynin yaptığı tüm görevleri yapabilecek kâbiliyettedir. Yani, nasıl biraz evvel izah ettim ki, belli anlamlar taşıyan belli frekanslar gelip o hücreyi o frekansa programlar ve o frekansın ihtiva ettiği mânâ istikametinde o hücre görev alır...  İşte bütün hücrelerde o frekanslara göre çalışma yeteneği  vardır.

ara.jpg (466 bytes)Tümel akıl için, ilkellik veya gelişmişlik diye birşey mevzubahis değildir. O sadece, her an yeni bir şey îcat eder ve dilediği düzene göre bunu ortaya çıkartır.  Ancak bu ortaya çıkardığı şeylerin herbiri kendisi için aynı değerdedir. Onlar arasındaki fark, o şeyle diğerleri arasında, birbirlerine göredir! Yani, değerlendirmeler tamamıyla göreseldir!. Tümüyle bir isimlendirmeden ibarettir.

ara.jpg (466 bytes)Beynin bu enerjiyi üretmesi veya üretmemesi, ana rahmindeki 120. günde almış olduğu kozmik tesire (veya meleğin yazmasına) bağlıdır! Ve bu tesiri alıp almaması dahi, o birimin ezelindeki hüküm ve takdir-i ilâhîye bağlıdır! Şâyet, onun "said" olması hükmedilmiş ise tüm yaşamı ona göre programlanır. Ve o da programına göre olan işlerle meşgul olur.

ara.jpg (466 bytes)İnsan bedeninde üç-beş hücre veya bundan çok daha küçük boyutlardaki üç-beş bakterinin yeri ne ise; Allah indinde beş-on milyar dünyanın da yeri belki odur! Eğer bu gerçeği iyi idrâk edebilirsek, farkederiz ki, hüküm ve takdirin değişmesini düşünmek abesle iştigaldir! Yapılacak iş, elden geldiğince gelecekte içinde olacağımız “Sistem”i anlamak ve o şartlara göre kendimizi hazırlamaktır!

ara.jpg (466 bytes)Cennet ismiyle târif edilen ortamda yaşayan kişi, o ortamın şartlarına ve yapısal özelliklerine göre, hayâl edebildiği her şeye kavuşacaktır. Öyle ki, isteyip de gerçekleşmeyen hiç bir arzusu olmayacaktır.

ara.jpg (466 bytes)Beynin istidat ve kâbiliyetine göre ortaya çıkan şuur, bilinç, beyin tarafından tüm özellikleriyle aynı anda ruha yüklenir ve bu şuur sonsuza dek yaşamına, çeşitli devreler geçirerek devam eder.

ara.jpg (466 bytes)"Vahdeti Vücûd"a göre ise, ayrı ayrı sayısız şeyler mevcut değildir; bu gözün görme yetersizliğinin getirdiği bilinç yanılgısıdır; gerçekte TEK bir vücud vardır ki; sûrî yani maddi bir vücut değil, mânevîdir bu vücud! VECH denilen bu vücûd ancak bilinç gözüyle veya kalp gözüyle görünen bir vücûd’tur.  Kısacası, mevcûdât yoktur, TEK vücûd vardır!

ara.jpg (466 bytes)İnsanlar, karşısındakilerin, her söylediklerine inanacak kadar saf olduğunu düşünüyorlar; “Allah”ın da, haklarında, kendi dillerindekine göre hüküm vereceğini sanıyorlar!!!.
Önemli bir sorun bu!.

Ahmed Hulûsi

    geri.jpg (732 bytes)

UNUTMA Kİ... 

 
www.allahvesistemi.org