AllahveSistemguncelyazilar.jpg (4687 bytes)

 

ACABA ANLATILANLAR,

HENÜZ BİZİM HAZMEDEBİLECEĞİMİZ- GERÇEĞE ALIŞTIRMA

SEMBOLLERİ, MECAZLARI MI?!

Objektif ve global bakış açısı gereklidir, iyi değerlendirebilme yapmak için.

Bir yöreye, bir ülkeye, bir topluma GÖRE olan gerçeklerden değil, evrensel sistem içindeki yeri itibariyle o konuyu değerlendirmek önemlidir!.

Kozanızdan kurtulmak istiyorsanız, her şeyin hikmetini, oluş sistemini; hangi oluşların o şeyin olmasına yol açtığını düşünmeye çalışıp, sonra değerlendirmenizi yapın!.

Hikmete erdikçe, “Sistem”in öyle gerçeklerine yaklaşacak ve onları fark edeceksiniz ki, artık sınırlı ülke vatandaşı kişiliğiniz yanı sıra sınırsız evrensel gerçekler vatandaşı kişiliğine de yaklaşacaksınız!.

Geçen sohbette sormuştum değil mi; ”yiyene mi merhamet ediliyor, yenene” diye?

Acınan varlık; yiyen mi, yenen mi?

Merhamet hangisine uygulanmada evrende?

“Bilen demez, diyen bilmez” diye eskilerden günümüze yansıyan bir söz var...

Acaba, denenler, henüz bizim ancak hazmedebileceğimiz- gerçeğe alıştırma sembolleri, mecazları mı ki?...

Anlayışı kıt olana bir şey anlatmak fevkalâde zordur!..

Misâl yollu anlatırsınız, anlamaz!.

Açık söylersin, üstüne almaz!.

Kapalısının yanından geçemez!.

Zift karası perde içine gömmüştür kendisini, dışarıdaki gerçekleri bir türlü fark etmez!.

Kozasının içindeki hayal dünyasında kendi göresel gerçekleriyle yaşar; evreni ve evrensel gerçekleri bu dünyasındakiler sanır!.

Aldanır, aldatır!. Sonucunda ise yanar!.

Niye?

Gerçeklerle yüz yüze geldiği zaman, hiç bir şeyin düşündüğü gibi olmadığını zorunlu olarak fark eder de ondan!.

Hulûsi'yi yaşadığım zamanlar, seyretmekten- değerlendirmekten- bakmaktan korktuğum; kendime bile ifade etmekten kaçındığım; “ALLAH”ın öyle bir SİSTEM ve DÜZENİ var ki; hazmını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden!.

“ALLAH” adıyla işaret edilenin yarattığı evrende, bir köşedeki minicik -400 milyarcık yıldızlı- galaksinin bir yerinde ki, bir yıldızın uydusunda, kâinatın efendiliğini(!) taslayanlar(!!!)...

Yarın çırılçıplak dünyadan ayrılıp, bir başka boyutun yoksullar yoksulluğunu yaşayacağını fark edemeden; üçbeş kredi kartıyla veya etiketle, ya da bir önde gelen isme yamanarak kendini bir matah sanıp kasım kasım kasılanlar!...

Kendilerini nasıl bir Cehennem’in beklediğini farkedemeyecek kadar ahmaklar!.

Yarın evrensel boyutun gerçekleriyle karşı karşıya geldikleri zaman dövünmekten ve keşke kocama, karıma uymasaydım diye kendi kendilerine sövmekten başka bir şey yapamayacaklar!.

Kaybedecek bir şeyleri olan herkes, sonunda onu kaybetmenin azabını yaşayacaktır!.

Kaybedecek şeyi olmayanların ise, korkacakları da olmaz elbette!.

Azap, kaybetme duygusundan kaynaklanır!.

Cehennem ve Cennet’i, gidilecek bir mekân olarak düşünmekten öte, içinde yaşanılan kişisel boyut diye düşünürsek, olayın şekli biraz daha değişebilir.

İnsanlar sahip olduklarını sandıkları her şeyi bu dünyada bırakarak başka bir boyutun şartları içine geçeceklerdir.

“Oraya gidince gökteki tanrı bana yardım eder “ sanmak ise, temelde Uyarıcıyı inkârdır; getirdiklerini de!.

Acaba nasıl bir boyuta ve şartlarına geçilecektir ki...

Kur'an- Kerim’e göre;

İnsanlar o günde en yakınlarından kaçacak; birbirlerini suçlayarak “senin yüzünden bu hâllere düştüm” diyeceklerdir?

Bu konuda Kurân‘da bir âyet var mı acaba H..... ?... Yoksa benim zannım mı bu düşünce?...

Cevap

-ÜSTADIM... Bir kaç âyet var...

Üstad

Ne diyor?

Cevap

-“Aldatıcı, Allah’la sizi aldatmasın...

O gün kişi o ortamın azâbını görünce oğullarını dostlarını, kardeşlerini, eşini, ailesini, YERYÜZÜNDE NE VARSA HEPSİNİ fedâ etmek ister... Fakat HAYIR (geçerli değil)...

Ey iman edenler eşleriniz ve evlâdlarınız düşmanınızdır.. O hâlde onlardan sakının...”

Üstad

80. Sûrenin 34-35-36. âyetleri ne diyor acaba?

O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuğundan KAÇAR... O GÜN, HERKESİN KENDİNE YETEN, -başını aşkın- MEŞGULİYETİ VARDIR... “

Üstad

Şimdi şuna dikkat edin;

“Ben size ne bir zarar ve ne de bir fayda vermeye muktedir değilim... Beni, “ALLAH” adıyla işaret edilenden gayrısı kurtaramaz... Benim yapabileceğim ancak Allah’tan olanı ve Risâletin gereğini size bildirmektir...

Bu yazdığım Allah Rasûlü’nün Kurân’daki ifadesidir. Cin sûresi (21-23)… O böyle derken, ben kim olabilirim?

Benim de elimden gelen, ancak öğrendiklerimi sizle paylaşmaktır...

Dileyen anlattıklarımı değerlendirir, dileyen de önemsemez!.

Ve sonuçlarına katlanır!.

Öyle ise...

Gerçekçi olup, vicdan muhasebesi yapalım...

Ben haftada bir-iki gün sizlerle beraber, düşündüklerimin bir kısmını sizlerle paylaşmaya çalışıyorum... Bunun ötesinde hiç bir şeyiniz beni ilgilendirmez; herkes kendi ilminin ve yaptıklarının sonucunu yaşayacaktır!...

 "AHMED HULÛSİ'DE KAVRAMLAR" Kitabından...

yazdir

Diğer Yazılar

AB.jpg (791 bytes)

            

 www.allahvesistemi.org