AllahveSistemguncelyazilar.jpg (4687 bytes)

 

“ALLAH” İSMİ İLE İŞARET EDİLENİN TÜM İSİMLERİ,

ASLA KENDİSİNİ TÂRİF ETMEZ!

TÜM İSİMLER, O İSİMLERİN İŞARET ETTİĞİ MÂNÂYA

DÜŞÜNCEMİZİ YÖNLENDİRMEK İÇİNDİR!

Şunu önce iyi anlayın...

İsim, işaret içindir!... İsim müsemma değildir!...

İsim, objeye işaret eder, düşünceyi objeye yönlendirir...

İsmi obje kabul etmek, insanı önemli düşünce yanlışına sürükler!...

Gerek obje ismi olsun; gerekse objeye ait bir sıfat yani vasıf ismi olsun hiç farketmez; hep, o isimle işaret olunana, düşünceyi yönlendirme amacı güder!...

Dolayısıyla... "ALLAH" ismiyle işaret edilenin ismi, asla kendisini târif etmez... Üzerinde düşünülmesi gereken adresi târif eder!...

Kezâ, "ALLAH” ismi ile işaret edilenin, bütün diğer isimleri dahi, ismin işaret ettiği mânâya düşüncemizi yönlendirmek içindir!...

Meselâ “Rahim” dendiği zaman, bir rahim düşünmeyeceğiz...

“Rahim” ismiyle acaba hangi özellikler vurgulanmak isteniyor diye yaklaşacağız...

Şimdi bu durumda olayı baştan sona yeniden değerlendirmek gerek bence...

"Allah" ismini verdiğiniz "tanrı"NIZdan; nasıl arıtıp şuurunuzu "Allah” ismiyle işaret olunana geçeceksiniz ve bunun sonucunda sizin için "HANİF"lik sözkonusu olabilecek?...

Şimdi bu anlattığım konuyla ilgili olarak, ben “Tanrı” kavramı düşünmüyorum, denebilir...

Tanrı düşünmediğini söyleyen kişi, "OKU"muş  mudur?...

Sistemi OKUmadığınız sürece, şuurunuzda şöyle veya böyle bir tanrı kavramı vardır, demektir!...

Tanrı kavramının gerçekten kalkmış olması için... Şuur boyutunda, karşındakiyle, yaşam ve içindekilerle, evrenle bütünleşmiş olup; her an her yerde, kendindekinin Tek ve mutlak fâil olduğunu müşahede etmen gerekir!... Bunu da yapamadığın sürece; ŞİRKTESİN!...

Karşındaki birimi, parmağın, ya da dudağın, ya da kulağın, gözün gibi göremediğin sürece ŞİRKTESİN!... Hanif değilsin!...

Madem ki algıladığımız kadarıyla evren gerçek boyutu itibariyle TEK'tir...

Senin, "benim şuurum" dediğin şey de, “evrensel şuur”dan başka bir şey değildir!...

Bu da demektir ki, karşında cereyan eden olayda, beğenmediğin fiilin kökeninde, sen yatıyorsun ama birimsellliğinle değil!..

İşte tasavvuftaki nefsin(bilincin) beşinci mertebesi olarak anlatılan "Nefsi Râdiye" mertebesi, şuurun bu idrâka ermesi hâlinde, gereğini yaşamasına verilen isimdir... Ve burada dahi "gizli şirk" kısmen mevcuttur!...

Konunun tahkikine yönelmek istiyorsak, "Esmâ" yaradılmışın tanrısı olmamalıdır!...

Yani, isimlerin çokluğu, varlığın TEK'liği anlayışımızı örtmemelidir...

ŞİRK'in kökeninde, şuura yerleşmiş olan isimlere varlık vermek yatar!...

Denizin her bir dalgasına ayrı isim vermek... Her dalgayı şekline göre ayrı özelliklerle tanımlayıp çeşitli isimlerle bunların üzerinde durmak...

Neticede, bilinci, global görmekten perdeler ve "a'mâ" eder!...

"A'mâ"lıktan kurtulmanın da yolu; dalgaların, "her an yeni şanda yeni dalgalarla görünen" görüntüsünden; “Global tek deniz” değerlendirmesin sıçramaktır...

Arkadaşlar...

Şirkten, "a'mâ"lıktan kurtulmak istiyorsak... Ona göre yaşamak ve değerlendirmeler yapmak zorundayız, kesinlikle!...

Akan çeşmeyi bırakıp gidenin, susuzluktan yakınması kendini aldatmakta olduğunun açık göstergesidir!.. Ya da o sudan nasipsizliğinin açığa çıkışı!...

Öyle ise sürekli ilim alıp, sürekli o ilim üzerinde düşünmek, ve yaşamımıza o ilim doğrultusunda yön vermek mecburiyetindeyiz; "a'mâ"lıktan kurtulmuş olarak sonsuzluk boyutuna geçmek istiyorsak...

"AHMED HULÛSİ'DE KAVRAMLAR" Kitabından...

yazdir

Diğer Yazılar

AB.jpg (791 bytes)

            

 www.allahvesistemi.org