Akıllı insanlar
için daima önemli olan, "KAVRAM"dır, "İŞLEV"dir! Düşünemeyenler
ise "İSİM"lere takılır kalır!
"DİN" kelimesi
kapsamında olan herşey, yaşamda algıladığımız ya da bizim
algılayamadığımız bir boyuttaki bir sistemi bir oluşumu bize
anlatmaktadır!
"DİN"
adıyla açıklanan, "Mutlak Sistem ve Düzen" değil; yalnızca Sistem
ve Düzenden insanların anlayabileceği kadarıdır!
İster "Doğa
Kanunu" deyin, ister "Tabiat Kanunu"... Bahsettiğiniz
şey, "ALLAH'IN YARATIŞ SİSTEM VE DÜZENİ"dir!
"Din"
adıyla bilinen "SÜNNETULLAH", "Sistem ve
Düzen"dir; ki, kimse için asla değişmez!
Dünyanın yaradılışı,
"Ezelde yaratılan Sistem ve Düzen"de bir değişiklik meydana
getirmemiştir!
"Sistem"in
kurallarının geçerli olduğu HER "AN"da yaradılmışların
herbirinde hükmedip onları yönlendiren, tasarruf eden, MÂLİK,
hükümran, ALLAH'tır!
Allah'ın yarattığı bu "Sistem ve Düzen", kendi
kanunlarıyla yürür!
Allah'ı bir tek
Kurân'la kayıt altına alamazsın! O'nun sonsuz kelâmından bir
"Kelâm", bir "Kelime"dir Kurân!
"OKU"nası
"KİTAP", yalnızca Kurân değil; içinde yaşamakta
olduğumuz Allah yaratısı "Sistem ve Düzen"dir de!
Din, komplike bir
"Sistem"dir! Mühim olan, verilen şifreleri çözebilmektir!
Zamanüstü Bilgi
Kitabı olan Kurân'daki sır, "Biz, size herşeyi misallerle
anlattık!" uyarısındadır!
Kelimeler,
anlatılmak istenen anlamların kılıfları, giysileridir!
Kurân'da
anlatılanlar, -açık hükümler ötesinde- tümüyle semboller,
mecazlardır!
Tasavvuf,
baştan sona serâba sembol ve mecazdır! Sembolleri geçip, ardındaki
gerçekleri anlamaya çalış!
Nerede
"ALLAH" kelimesi geçerse, o kelimenin anlamını dışınızda veya
karşınızda değil; içinizden, özünüzden gelen bir biçimde anlamaya
çalışın! Ve öylece Nebi ve Rasûllere atfedilen olayları yorumlayın!
Rasûller ve Nebiler, dışardaki
bir Tanrıdan vahiy almamışlardır!
Sakın kelimeleri Arapçadan Türkçeye çevirip de
"Budur!" demeyin! Çünkü Kurân, Arapça değil;
"ALLAHÇA"dır!
Kurân'ı anlamak için önce
Rasûlullah'ı anlamaya, sonra da yaşamın gerçekleri ile âyetleri
özdeşleştirerek-bütünleştirerek deşifre etmeye çalışmalıyız. Çünkü
KURÂN, "yaşamın ve Sistem'in gerçeklerini açıklayan Kitap"tır!
Kurân'da anlatılan bizden
öncekilerin yaşadıkları olaylardan ibret alıp, bu olayları, bize ne tür
davranmayı ve düşünmeyi öğretmek istiyor gözüyle değerlendirmeliyiz!
Geçmişteki sembollerin
hayâlinizde oluşturduğu senaryo ve rolleri, bugün bulmaya çalışmayın! Bugün
mevcud olanların, geçmişte hangi sembollerle işaret edilmiş olduğunu anlamaya
çalışın!
"Kurân'daki
hikâyeleri nasıl yorumlayacağız" değil!.. "Kurân, bendeki hangi
özelliğe bu anlatımla işaret etmiş acaba" şeklindeki somuttan soyuta bakış
açısını öne almalıyız!
Kurân
olayları sembol, mecaz yollu insanlara sunarak; onların anlayışlarına hitap etmek
amacını gütmüştür. Okuyanlar kendilerine göre mânâlandırırlar. Ancak,
inzâl edendeki murad ile "OKU"yabilen, gerçekten Kurân'ı okumuş olur!
"Hanif"
olamadığınız sürece, Rasûlullah'ın yolundan gitmeniz -düşünsel
olarak- mümkün değildir!
"Allah" İsmi ile
işaret edilenin tüm isimleri asla kendini târif etmez! Tüm isimler,
düşüncemizi, o isimlerin işaret ettiği mânâya yönlendirmek içindir!
"Allah" kelimesini
değil; "Allah İsmiyle İşaret Edilen" cümlesini beyninize kazıyarak
düşünmeye çalışın!
"Allah" adıyla
anılanın isim ve sıfatları dahi, bizim düşünmemiz dilendiği biçimde bize
bildirilmiştir. Ki, bildiren, bildirdiklerinden münezzehtir!
"Din"="Sistem"
gibi kelimeler, bizim alt yapımıza göre verilen isimlerdir! Bize
düşen, bu "Sistem"in mantığını algılayabilmek, yani "Allah
ahlâkıyla ahlâklanmak"tır!
Son Nebi Muhammed Mustafa'nın uyarıları
"Âmentü"de formüle edilmiştir. Bu bildirilenlere iman ederek sonsuz
yaşam tarzını anlayıp tasdik etmemiz ve ona göre yaşamımıza yön vermemiz
isteniyor.
İsimle uğraşmayı bırakıp, ismin içeriğine yönelmek
zorunludur. Sistem içinde insanın yerini, fıtrat, istidat ve kâbiliyeti
doğrultusunda varlıklar arasında nereye kadar erişebileceğini farketmek
zorundasınız!
Kurân'da, "Sistem"e
dair gerçekler, insanların içinde bulundukları ortam ve şartlara göre açıklanmış
ve ermeleri gereken en alt sınır ve en üst sınır olarak hedefler
gösterilmiştir!
"Allah"
adıyla işaret edilen, genel bir oluşa yönlendirir düşünceyi... Önce
bu oluşu anlayacak, Tanrı kavramından kurtulup arınacaksın... Sonra da bu
genel oluş içinde Kendini tanımaya başlayacaksın!.. Hayvan olan
yanınla, Cin olan yanınla, Melek olan yanınla ve "İNSAN" olan yanınla!
İnsanın,
"DİN"in nasıl bir "SİSTEM" olduğunu anlaması için, "ALLAH"
ismiyle işaret edilenin bir Tanrı olmadığını idrâk etmesi gerekir!
"Din"(SİSTEM),
Kendini arayanlara tebliğ edilmiştir. Öyle bir derdi olmayanlar, diledikleri
gibi yaşar ve sonuçlarına da katlanırlar!
Öncelikle yapılması
zorunlu işlem, araştırmaktır... Araştırmaya başladığınız zaman
"SİSTEM"i deşifre etmeye de başlamışsınızdır!
"Sistem"in
olmadığı yerde mantıksal bütünlükten sözedilemez! "Din"
kavramının ne olduğunu anlamadan evvel, içinde yaşanılan sistemin ne
olduğunu kavramamız gerekir!
Acaba anlatılanlar, henüz
bizim hazmedebileceğimiz-gerçeğe alıştırma sembolleri, mecazları mı?!
Ne zaman farkedeceğiz,
"Din"in kişiye, içinde bulunduğu şartlara göre özel hitap ettiğini?
"Allah" İsminin
işaret ettiği mânâyı kavramdan, bu kavrayışa dayalı düşünce sisteminizi
oluşturmadan çelişkilerden kurtulamazsınız!
"Sistem",
tümüyle bir "Kitap"tır! "Oku"mak da, Sistem'in tümünü
okumak demektir!
Kurân'ı
"Oku"yamayan, "Ümmül Kitab"ı hiç okuyamaz!
İçinde bulunduğun
"Yaşam Sistemi"ni çöz!.. Farket!... Öğren!
"OKU"-"İKRA"!... Peki..."Oku"nması gereken "Yaşam
Sistemi" nedir?
Din'in temeli,
"Tapılacak bir Tanrı olmadığı" esasına dayanır. Bunun
sonucu da, insanların bütün yaşamları boyunca kendilerinden meydana gelecek
fiillere katlanacakları gerçeğidir!
Evrenin tüm
yapısında, her zerrede, her noktada bütün varlıklar Allah'a teslimdirler! İslâm,
Allah'a teslim olma inancı, anlayışıdır.
Anlamadığınız
şeyi, Allah’ın kullanmadığı kelimenin
anlamıyla örtemezsiniz! Yaşadıklarımızın zâhiri, o olayın bâtınından;
Bâtındaki oluşum da zâhirinde yaşanacaklardan bizi perdelemesin!
Bu varlık bir bütündür, tümdür. Her mahalde kendi
konumuna göre Hükmünü icra etmektedir. İlâhi Hükümlere uyma zorunluluğu
da bu hakikatin gereği ve sonucudur!
Şeriat, "SİSTEM"dir. Hakikat ise
"SİSTEM'İN UYGULANMASI"! Şeriat, Kurân ve Allah Rasûlü'nün
buyruklarından ibaret olup, hedef olan gayeye ulaşmayı sağlar.
"Tanrı" ve"Tanrılık" kavramından
arınmadan, Bilgi Kitabı Kurân'ı anlayamazsın!
Kurân, "Yaşam ve değerlendirme kılavuzu"dur! Onunla
Kendini tanır ve sorunlarına çareler bulur, içinde yaşadığın "Sistem ve
Düzen"i farkedersin!
Nefsinden (Özünden-Zâtından) gelen hitâbı
anlayabilmen için âfâkından "KİTAP" gelmiştir sana!
Gen'den Galaksiye ulaşan bir zincir içinde insan,
kopuk tek başına bir halka değildir! Her birim, asla
değişmeyen-yenilenmeyen, "Sünnetullah" denilen Zamanüstü Evrensel Sistem ve
Düzen'den algılayabildiği kadarını kavrar!
Kurân'daki her bir âyet, her bir birimi ilgilendirir. Her
bir birim, kendi kapasitesi kadar ondan âyet alır!
Her Kitabın anahtarı, "Bismillâhirrahmanirrahim"dir!
Besmele'nin işaret ettiği "SIR"la yönelirsek, hedefe kilitlenmiş
oluruz!
Beynindeki
boş duran o muazzam kapasitenin daha ilk bölümlerini kullanmaya başladığında İLK
EVRENSEL SIR VE GERÇEĞE ERECEKSİN!... Ki o da, bir Tanrının
varolmayışıdır!
Her boyut varoluş sistem ve kuralına göre
yaşanır. Bu nedenle, "Hakikat" yaşamında da şeriata ters düşen
bir durum görülmez!
İslâm'ı değerlendirmek ya da değerlendirememek, Sistemdeki
bir mekanizmayı değerlendirip kullanmak veya kullanmamaktır!
İnsanın zâhir ve bâtın dünyasında hâkim olan
tek kudret, "Allah"tır!
Zâhir ve Bâtın dünyası sürekli değişime
uğruyor, yenileniyor. Anlayışlar, değerlendirmeler yenileniyor... Ancak,
değişmeyen şeyler de var... "Allah Sistem ve Düzeni"!
Allah, dilediği özelliklerini insan beyinlerinde açığa
çıkacak biçimde insanın yapısında düzenlemiştir. Ölmeden önce öl ki,
uykudan dünyada iken uyan, gerçekleri gör ve o gerçeklere göre yaşamını düzenle!
Size, Allah'ın yaradılışınıza bahşetmiş
olduğu özellikleri kullanma yolları öğretiliyor... Ki bunları kullanarak
ebedi saadete erebilesiniz!
Her zerrede ve kendinde olan varlığı tanı,
varoluş şeklinin icabı olarak olarak meydana gelecek neticelere göre bilerek
adımını at! İşte bunun için Din'in, İslâm'ın ışığına muhtaçsın!
Kimliğinden soyun.... Ve OKUduğunu söyleyen
olarak yaşa!... O ânı ve olayı yaşayan olarak yaşa!
Soyunamadığın kadarıyla hâlâ bir Tanrı
vardır kafanda ve şirk-i hafi bitmemiştir!
Aklını başına topla, mantığını kullan, en son
bilgilere ve global bakış açısına yüksel ve Evrensel düşünceyle sorgula
"Din"i!
Ne kadar bilginizi arttırırsanız, "Allah yaratmış
olduğu Sistem ve Düzen"in işleyişini ne kadar kavrarsanız, o kadar
hızla ilerleyecek-tekâmül edecek-kendi Özünüzdeki güzelliklere kavuşacaksınız!
Herkes, yaratılış mertebesine göre özelliklerle
donatılmıştır. Tek, "Mertebeleri"; mertebelerin ehillerini ve
mertebelerin gereği olan özellikleri yaratmıştır!
"Sistem", bütün insanlar için geçerlidir! İnsanın,
Ezelden beri işlemekte olan "Din"-"Sistem" (Ölümötesi yaşama
hazırlanma Sistemi) karşısında 2 seçeneği vardır!
Allah'ın Esmâ ve Sıfatını izhar Kanunlarının
gereği ve sonucu, "İbadet" adı verilen çalışmalardır!
Amaca, araçla gidebilirsin ancak!
Araç, hedefleri kavrama ve gereğini yaşayarak
ölümötesi yaşama hazırlanma amaçları içindir. Bir yandan araç olan
"İbadet"leri hakkıyla değerlendirerek yol alacağız... Öte yandan
da hedefi kavrayarak elimizdeki araçla amaca ulaşacağız!
"Sistemli düşünce"de çelişki yoktur! Düşünce
sisteminizi, "Allah" İsminin işaret ettiği mânâya dayalı oluşturmadan
çelişkilerden kurtulamazsınız.
Sistem ve Düzenin hakkını vermen için kendini bilmen
gerek! Kendini tanımak için de önce biyolojik beden veya devamı olan ruh beden
olmadığını farketmek zorundasın! Sen, "Evrensel ÖZ"den meydana
gelmiş bir Evrensel objesin!
Ötede, Uzay!... Ötede ferman yollayan Tanrı!... Ötede
Tanrı postacısı Peygamber!... Ötemde... Ötende... Ötede!!! Ötelerde bir
yerlerde!!!! Peki ya sizdekiler?..........
Her yeni Allah'ın lütfudur! Eğer onu
"Sistem"e oturttuğunuz zaman size geleceğiniz yönünden yarar sağlamıyorsa
terkedin... Ama "Sistem"e uyuyorsa o zaman hemen değerlendirin, ki
hedefiniz yolunda size hız versin!
"Dün"de yaşadığınız sürece kendinizi
kayıtlar ve yeni yaratılmış sayısız kemâlâtı kaçırırsınız! Dün,
ders almak; o dersle "Yeni"yi değerlendirmek için gereklidir; geri gidilmek ve
yaşanmışı tekrar yaşamak için değil! Bu, "Allah Sistem ve Düzeni"ne
aykırıdır!
Herşeyi dilediği gibi yaratan ve her an onlar üzerinde
dilediği gibi tasarruf etmekte olan "Tek bir Sistem Bilinci"ne iman et.
Ve basiretinle tüm boyut ve katmanlarıyla "Sistem"i ve Sistemdeki Bilincin
eserlerini seyretmeye başla!
Karşılaştığın bütün olaylar, insan bedeni
ile yaptığın yolculuğun tabii seyridir. Ve bu olaylardan gaye, senin
Öz'ünü bulmana vesile olup ibret olmasıdır!
"Herşey aslına dönücüdür!"
Zamansızlık ve mekânsızlık boyutundan yaratılan "İnsan" o boyutun
özlemiyle yanar ve sonunda boyutuna erer!
"Sistem", açığa çıkışına göre
hakkı verilmesi gereken bir sonsuz yaşamdan ibarettir!
Dünyada oluşan herşey, kendinden evvelki sebepler
silsilesi etkisiyle yönünü bulur. Bu, yaratan Allah'ın Sistem ve Düzenidir!
Allah Rasûlü'nün bildirdiği herşey, eksiksiz
fazlasız aynen Allah Sistemi'nin (Sünnetullah'ın) sonucudur!
Kendindeki üstün özellikleri keşfedebilmen ancak
"Allah" varlığıyla mevcud olduğunu anlamandan ve özündeki
Allah'ı keşfetmenden geçer!
Allah bize sınırlarımızı bildirir. ama kendisi her
türlü sınırlamadan, kalıptan şekilden ve değerlendirmeden berîdir; kayıt
altına girmez ve sınırlanmaz!
Geçmişteki bir ortamı gelecekte hiçbir tarihte
aynıyla meydana getirmeniz mümkün değildir! "Sistem"e aykırıdır,
olanaksızdır, muhaldir!
Her birim Allah'ın yaratış amacına uygun olarak
kendisine kolaylaştırılanları ortaya koymak suretiyle Yaradanın yaratış
hedefine ulaşır. İşte bu gerçek Kurân'ın anlattığı "Sistem"in
özü ve özetidir!
"Sistem"de gereksiz hiçbir şey yoktur. Yaratılmış
olanın başına gelen herşey ona takdir olunan hedef ve programın bir parçasıdır!
Cenâb-ı Hakk'ın Kanunları asla değişmez! Dolayısiyle yaşamda
kitleleri altüst edecek olağanüstülüklere katiyyen yer yoktur!
Kişi Dünyada ilmini-irfanını-basiretini ne kadar
arttırırsa, âhirette de o mertebelerin gereğini yaşayacaktır. Allah'ın
kurmuş olduğu mizan dolasiyle biz, bu Dünyada yaşadığımız her ânı, her dakikayı
çok büyük nimet bilmek zorundayız!
Evrende
ölüm yoktur; dönüşüm vardır!
"Sistem"de
eşitlik yoktur!
"Sistem"de
geri dönüş imkânsızdır!
"Burçlar"
İlmi, Allah'ın varediş Sistemi içindeki bir mekanizmadır!
Ne Allah'ta
tekrar vardır... Ne tarihte tekerrür!
Kurân-ı
Kerim'in hükümlerine ters düşmeyen konularda içinde bulunduğun toplumun
sünnetine uygun hareket etmek "SÜNNET"e uygun davranıştır!
Hayatınızın en önemli şu anahtarını
kullanabilirseniz eğer, Kurân'daki bütün anlayışınız değişime uğrar
Sistem ve Düzen, yaradılışı
itibariyle imtihanın ta kendisidir!
"Sistem"deki bağlantıları
kuramamamızın sebebi, "ALLAH" kavramını anlamamamız!
"Allah Sistemi" öyle bir
düzendir ki, her an her zerrede yürürlüktedir! Evren, tüm içindekilerle
birlikte Allah'a teslim olmuş haldedir!
Yaşamda, kendi boyutları içinde
değişmez kanunlar şeklinde gelişen tabiat mucizesinin
(yaşamı düzenleyen gerçeklerin) şifrelerini çözmeye
çalışmalıyız!
Gerçeği farketme-kavrama gücü(NUR), kişiyi
"Evrensel Sistem"i tanıma noktasına ulaştırır!
Dışarıdan buraya müdahale eden ikinci bir
varlık yoktur!
Kurân'daki yöneliş ve
kavranılması istenen gerçekler formülleri... Amaç, Allah'a bilinçli olarak
yönelip O'ndaki gücün açığa çıkarılarak problemlerin çözülmesidir!
Fiiller sahasında, davranışların ve
yapıların kuralları-kanunları geçerlidir!
Geçmişte soyut anlatılan
kavramların hep somut gerçeklere işaret ettiğini kavramaya çalışalım!
"Sistem" gerçeğinin Allah
yaratısı olduğunu farket!
Ölümötesi boyutta, yalnızca
kendi yaşamınızın getirisi sonuçlarını yaşayacaksınız!
Allah'ın varediş sistemi değişmez. Çünkü
varlık orijininde O Mutlak Varlık olmasına rağmen, o suretlerin şartları içinde o
fiilleri ortaya koymuştur!
Din, "İlâhi Kanunlar"a
dayanan bir "Sistem"dir. İnsan bedeninden kozmosa kadar herşey kendi
sistemi içindedir!
Lâflamakla vakit geçiren kişinin Sistemli
ve derin düşünceyle çözülebilecek gerçeklere ermesi imkânsızdır.
Evrende zulüm yoktur!
"Sünnetullah"
oluşumundaki "İnsan"a
ait gerçekler
Hz.Muhammed Mustafa (a.s) bugün yaşasaydı nasıl giyinirdi
acaba?