HER KİTABIN ANAHTARI,
“BİSMİLLAHİRRAHMANİR RAHİM”DİR!
BESMELE'NİN İŞARET ETTİĞİ "SIR"LA YÖNELİRSEK,
HEDEFE KİLİTLENMİŞ OLURUZ!
Diğer Yazılar"B" harfinin işaret ettiği mânâyı anlamamış kişiler, "ALLAH"ı kendisinin dışında, ötesinde ve hattâ "gökyüzünde bir TANRI" olarak düşünüp, daha sonra da işlerine akıl erdiremedikleri için hesap sormaya kalkarlar!.
"B" sırrına erdirilmişler ise, "sonsuz-sınırsız ALLAH" kavramı içinde, hem kendilerini hem de tüm evrenin bir "hiç" olduğunu farkedip, "an"sız bir biçimde "varolan yegâne vücud ALLAH imiş" gerçeğinin zevkini sürerler!.
Bütün azap ve ıstırapları oluşturan, yanlışa şartlanmış "benlik" olduğu gibi; huzur ve zevkin vesilesi de " ALLAH" kavramı içinde "hiç" olduğunu müşahede hâlidir! ...
Demek ki "Allah'a vuslat"ın yolu "B" sırrından geçiyormuş!.
Öyle ise, biz yine dönelim "FÂTİHA''ya....
Biz gene dönelim "BESMELE"ye
Biz gene dönelim "B"nin sırrına
Fâtiha'yı okumaya daima "besmele" ile başlarız... Niçin bu böyle..?
Çünkü Hazreti Rasûlullah Aleyhisselâm buyuruyor ki:
-Bismillahir rahmanir rahim, her kitabın anahtarıdır!.
Nasıl, anahtarsız kilit açılıp içeri girilemezse; “besmele”nin mânâsını da kavramadan, "Kitab"ın mânâları anlaşılamaz!. Şayet "Besmele"nin işaret ettiği bilinç düzeyi ile bu konuya yaklaşırsak, ancak o takdirde işin "sırrına" yönelmiş; ve o hedefe kilitlenmiş oluruz!.
Nitekim geçmişte yaşamış son derece yüksek dereceli evliyaullah'ın işaretine kulak verirsek anlayacağız ki; Fâtiha'nın “besmele” ile başlamasının sebebi, kişinin konuya hangi mertebeden yaklaşması gerektiği hakkında uyarılmasıdır! ...
Yani, de ki, deniliyor...
-Rahman ve Rahim olan ALLAH "nâmına-adına"... Yani, "ALLAH" isminin işaret ettiği varlığın vücudu ile kaim olan varlığım, O'nun Rahmeti olarak bu işi meydana getirmektedir!.
Fiilimin hakiki ve mutlak meydana getiricisi ancak ve sadece ALLAH'tır!. "ALLAH" anlamıyla benden bu fiil meydana gelmektedir...
Fiilimin ardında, O'nun Zâtı; O'nun ilmi; O'nun iradesi; O'nun kudreti ve O'nun hikmeti mevcuttur!.
Öyle ise bu düşünce seviyesi ile yaşa; ve bunun dışındaki gerçeğe uymayan görüşlerle olayın hakikatından perdelenme!.
Hemen, bizim mislimiz bir “beşer” olan Hazreti Muhammed Mustafa Efendimiz’e yapılmış bulunan şu uyarıyı hatırlayalım:
-ATTIĞINDA, SEN ATMADIN; ATAN ALLAH'TI!. (8-17)
Ve hemen bunun ardından şu âyetin manasını da gözönüne getirelim:
-SİZİ VE YAPTIKLARINIZI ALLAH YARATTI!. ((37-96)
İşte bu sebepledir ki, bir işe başlamadan önce “besmele” çeken insan sanki şöyle demektedir:
-Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın özellikleri ve kudreti ile, hikmetinin eseri olarak, O'nun nâmına bu işe başlıyorum!. Farkında ve idrâkındayım ki Gerçek fail O'dur!.
O istemiş olduğu için benden bu fiil çıkmaktadır!.
Hemen şu âyeti de hatırlayalım:
-SİZDEKİ iSTEK, ALLAH'IN iSTEMESİDİR!. ((76-30)
Evet, "besmele"yi, "oku"yarak; yani;
-Ben bir “hiç”im; Allah'ın Hay isminin mazharı olarak hayatım O'na aittir; "İlim" sıfatının mazharı olarak şuur ve ilim bende zâhir olmaktadır; "MÜRİD" olduğu için iradesiyle bende istek ortaya çıkmakta; ve nihayet kudretiyle, başladığım iş oluşmaktadır!.
Bunu, başka bir şekilde, şöyle de ifade edebiliriz sanırım :
-ALLAH'ın RAHMAN ve RAHİM olmasının sonucu, yeryüzünde halife olarak varolan benden çıkan şey O'nun nâmınadır!. Ben olarak, benliğimle değil, O'nun esmâsıyla mücehhez, O olarak yapıyorum bu işi!.