AllahveSistemguncelyazilar.jpg (4687 bytes)

 

KURÂN'DA, “SİSTEM”E DAİR GERÇEKLER,

İNSANLARIN İÇİNDE BULUNDUKLARI ORTAM VE ŞARTLARA GÖRE AÇIKLANMIŞ VE  ERMELERİ GEREKEN EN ALT SINIR

VE DE EN ÜST SINIR OLARAK HEDEFLER GÖSTERİLMİŞTİR!

Dostlar bilmem bilir misiniz, bana hayatta en zor gelen şey, düşünmektir.

O yüzden de yeni bir şeyler duyunca ne yapacağımı şaşırıyorum; elim ayağım dolaşıyor; bu yeni duyduklarımı nasıl değerlendirmem lâzım diye!!!..

Dün gece gene bizim Cem ile ELF'in bir sohbetinden kulağıma bir şeyler çalındı da ondan!.

Sonucuna katlanmak kaydıyla ister misiniz size duyduklarımdan birşeyler aktarayım?

Peki... istemeyen oturumdan ayrılabilir...

Evet başlıyorum...

Elf diyordu ki...

Cem, sen, Allah'ın kendine seçtiği ve görevle eskimolara yolladığı bir Nebi olmuş olsaydın...

Onlara soğuk suların, buzların, güneşin yakıcılığından uzak durmanın yararlarından bahsedip; sıcağın kendilerini yakıcılığından, güneşten uzak durmanın iyi olacağından mı bahsederdin... Ve iyi birer insan olurlarsa soğuk, serin bir Cennet’te buzlar arasında zevk içinde yaşamakla mükâfaatlandırılacaklarından mı sözederdin?

Eskimolara anlatılan Cennet karlar içinde serin sular arasında olsa idi, acaba bunu nasıl değerlendirirlerdi? ...

Cem cevap verdi ELF'e:

Elbette ki aldığım vahiy, onlara göre olurdu ve soğukta donanlara soğuğun faziletinden bahsetmez ve buz gibi bir Cennet’ten sözetmezdim!!!...

Peki Cem, sana başka bir soru; dedi Elf:

“Elinde yüz milyon olan adama; sen bana yüz milyonu ver, ben sana bunun yerine 50 milyon vereyim der misin?

Dersen, buna ne cevap alırsın?

Cem galiba sözü nereye getirmek istediğini anlamadı ELF'in; ve öyle şaşkın şaşkın baktı ELF'e bir süre; benim her zaman yeni anlatılanlara baktığım gibi!...

Sonra cevap verdi: Elbette demem!... Kim yüz milyondan vazgeçer ki elli milyon için!?...

Peki öyle ise Cem, söyler misin bana...

Her erkeğin parası kadar kadın satın alıp onunla beraber yaşadığı bir ortamda, kim âhiretteki bir hûri için, elindeki 20 taneden ya da daha az veya çoğundan vaz geçerdi?

Rasûl” geldiğinde Mekke'ye... İnsanlar paraları kadarı ile diledikleri sayıda kadın satın alıyor ve onlarla beraber oluyorlardı... Onlara bu kadar sayıda kadından vaz geç, tek bir kadınla yaşa; âhirette de sana bir tek kadın yeter dense, o insanların kaçı bu teklife evet derdi acaba?

Cem isyanı bastı gene!.

ELF senin dediklerini hiç değerlendiremiyorum!. Ve anlayamıyorum!

Yani, o insanlara, içinde bulundukları ortama ve şartlara göre mi teklifler getirildi?...

Ama, Kur’ân evrensel bir kitap ve evrensel gerçeklerden sözediyor... Böylece inanıyoruz!.. Şimdi nasıl olur da, O’nun, lokalize ihtiyaçlara cevap vermek için geldiği anlamındaki fikirlere yer verebilirsin ki?

Yemin ederim gene kafamı allak bullak ettin!..

Cem, kafandaki; "ALLAH" ismiyle etiketlediğin TANRINDAN ve o TANRINA GÖRE FORMATLI “peygamber anlayışından” arınamadığın sürece; ne "ALLAH" "RASÛL"lüğünün ne olduğunu idrak edebileceksin!.  Ne de hakikati!..

Gökte bir tanrı, belki Sirius’ta oturan; ve de O’nun postacısı olan bir elçisi aranızdan seçilmiş! Bunu kabullenmekten ne zaman vazgeçip, bu kelimelerin işaret ettiği gerçekleri tefekkür etmeye ve sırları çözmeye başlayacaksın?

Kur'ân adıyla bildiğiniz Yüce Kitap, "ALLAH” adıyla işaret edilenin kıyâmete kadar değişmez “Sistem ve Düzeni”ni anlatan bir manueldir adetâ; ve bu arada da der ki:

“Bizim anlattıklarımızın bir kısmı net ve açık anlatılan gerçeklerdir, bir kısmı da sembol yollu, mecâz yollu size anlatmaya çalıştığımız gerçeklerdir...“

Buna niye dikkat etmiyorsun ki?...

Eğer bu kafayla gidersen, yakında "Allah’ın eli" dendiğinde, gökten yere doğru uzanan beş ya da oniki parmaklı bir kocaman el de düşünmeye başlayabilirsin...

Cem aptallaşmıştı; bense şaşkın!.

Ne demek istemişti ELF?

Ne deyip, neyi farkettirmek istemişti ELF, Cem'e...

Hz. Muhammed aleyhisselâm, Mekke'de şartları artık çoğumuzca bilinen bir ortamda "RASÛL" olduğunu ögrenmiş, kendisinin bildiği bir yolla "ALLAH" ile iletişim hâlinde sisteme ve düzene dair gerçekleri farketmiş ve bunları münasip bir lisanla açıklamış; içinde bulunduğu ortamdan gelen sorulara GÖRE cevaplar vermış; insanlara ermeleri gereken en alt sınır olarak ve de en üst sınır olarak hedefleri göstermiş "ALLAH" Kulu ve Rasûlü olan bir Zât'tır.

Kendisine gelen âyetlerin kaçı ve hangi konularda olanı, direkt "ALLAH RASÛL"lüğünden açığa çıkmış; buna karşın ne kadarı da, içinden çıkmış olduğu toplumun ve eskilerden gelen birikimin sorunlarına ve sorularına cevap olarak gelmiştir?

Kusura bakmayın benim kafam çok karıştı!...

 "AHMED HULÛSİ'DE KAVRAMLAR" Kitabından...

yazdir

Diğer Yazılar

AB.jpg (791 bytes)

            

 www.allahvesistemi.org