KURÂN'I ANLAMAK İÇİN, ÖNCE RASÛLULLAH'I ANLAMAYA;
SONRA DA YAŞAMIN GERÇEKLERİ İLE ÂYETLERİ ÖZDEŞLEŞTİREREK
BÜTÜNLEŞTİREREK DEŞİFRE ETMEYE ÇALIŞMALIYIZ!
ÇÜNKÜ KURÂN, YAŞAMIN VE SİSTEM'İN GERÇEKLERİNİ AÇIKLAYAN KİTAPTIR!
Diğer YazılarŞimdi, bu dedikodularla kafanızı yormak yerine, yaşamın gerçeklerini apaçık görüp, değerlendirmek; o gerçeklere göre de hayatımızı bir düzene sokmak gerek!.
Ne yapacağız, bunun için?..
Bunun için Hz. Muhammed aleyhisselâmın karşısına oturacağız. O’nun dediklerini anlamaya çalışacağız. O’nun anlattıkları istikametinde Kurân’ı anlamaya çalışacağız.‘ Ve Kurân’ı anlamak için de, yaşamın gerçekleri ile âyetleri özdeşleştirerek, bütünleştirerek deşifre etmeye çalışacağız.
Yaşamın gerçeklerine, Sistem'in gerçeklerine uymayan bir şeyin Kurân'da olduğunu söylerlerse, onu söyleyene kesinlikle uymayın!. Çünkü Kurân, Yaşamın ve Sistemin gerçeklerini açıklayan bir Kitaptır.
Bunu başka türlü nakleden ya art niyetlidir. Ya da, Kurân’ı anlayacak bilinç düzeyine sahip değildir.
Kurân’da, akıl ve mantık dışı tek bir hüküm yoktur.
İslâm dinini kabullenmenin şartı;
Hz. Muhammed aleyhisselamın nebilerin sonuncusu ve Allah Rasûlü olduğunu kabul etmek.
“Allah” adıyla işaret edilene iman etmek.
Ölüm sonrasında hayatın devam edeceğine inanmak.
Her şeyin Allah’ın kuvvet ve kudretinden, Onun takdiri ile meydana geldiğine inanmak...
Bunlara inandığın anda sen müminsin!.
İslâm’da, kimsenin kimseyi ne dine alma, ve ne de dinden çıkarma hakkı vardır. Din konusunda kimse kimseye hesap verme zorunda değildir.
Herkes hesabını Allah’a verecektir. Bu konu bu kadar açık, basit ve net iken, bir kısım insanlar bu konuyu zorlaştırırlarsa, bunun hesabını çok ağır öderler.
Halbuki, Hz. Muhammed aleyhisselâm diyor ki;
“İnsanlara kolaylık gösterin, zorlaştırmayın!. Sevdirin, nefret ettirmeyin!.
Hakiki manâsı ile mümin;
Hz. Rasûlullah’ın tebliğ ettiği hakikatlara iman etmiş kişidir.
Hakiki manâsı ile Müslim ise;
İlâhi iradeye tam anlamı ile mutlak teslim halinde olduğunun bilincinde olan kişidir.
Müminde şirk-i hafi vardır. Ama Müslim’de asla şirk olmaz.
Hz. İbrahim’in Kurân’daki âyetini hatırlayın.
“İnniy veccehtü vechiyelilleziy fatıressemavâti vel’ard hanîfen müslimen ve mâ ene minel müşrikiyn..” (Al İmrân 67)
“Vechim, arzı ve semâvatın Fâtır’ına dönüktür. Hanîfim!. Şirkim yoktur, şirk hâlim yoktur. Ve Müslimim”!.
İbrahim aleyhisselâmın Allah’a teslimiyeti idrâk etmesi hâlinin ifadesidir bu âyet.
Şirk-i hâfinin kalkmış olması gerekir ki, kişi tam bir kâmil müslim olabilsin.
İmânda yakîn yoktur. İman, kemâle ulaştığı zaman, ikâna döner... Îkânda, yakîn vardır.
Yani, yakîn başladığı anda, artık iman ikana dönüşmüş demektir.