AllahveSistemguncelyazilar.jpg (4687 bytes)

 

ÖTEDE, UZAY!... ÖTEDE FERMAN YOLLAYAN TANRI!..

ÖTEDE TANRI POSTACISI PEYGAMBER!

ÖTEMDE... ÖTENDE... ÖTEDE!!!!

ÖTELERDE BİR YERLERDE!!!

     PEKİ YA SİZDEKİLER?.......

Sorunlarını, en muhteşem örnek olan Allah Rasûlü'nün yaşantısını örnek alarak çözebilirsin ancak!

ara.jpg (366 bytes)

Uzaydan mı geldi Allah Rasûlü?…

Uzayda mı yaşadı?

Uzaya mı gitti?…

Bizim geldiğimiz yerden gelmedi mi?

Bizim yaşadığımız Dünya’da yaşamadı mı?

Bizim kimimizin gidip, kimimizin de sırasını beklediği yere gitmedi mi?

Size nefislerinizden Rasûl geldi ki o Azîz’dir… Sıkıntıya düşmenizi asla istemez; size çok düşkündür… Bu hakikate iman edenlere Raûf ve Rahîm’dir…

Kim mi? Elbette Allah Rasûlü!.

Ötede, Uzay!… Ötede, fermân yollayan Tanrı!… Ötede, Tanrı postacısı peygamber!… Ötede… Ötede… Ötede…

Peki ya sizdekiler?

Ötelerden, karşındakine getiremezsen; içindekini nasıl göreceksin?

“Felçliyim, kaldır beni” diyorsun; oysa, bacaklarında yürüyecek kuvvet var; kullanmıyorsun!...

“Sen, sendekini açığa çıkar da, aş ateşi”, diyorlar… “Geçir beni ateşten” diyorsun!… Ateş senin kafanın içindeyken; seni nasıl dışarıdaki, olmayan ateşten geçirebilirler?

Allah Rasûlü’nün RAÛF ve Rahîm olduğu belirtilirken; sen niye hâlâ uzaydan bir Raûf ve Rahîm bekliyorsun, uzayından beklemek yerine?

Sen ey uzayı bilmez!… Uzayından habersiz!… Lâfta, “ben” deyip; öteden himmet bekleyen uzaylı…

En muhteşem örnek Allah Rasûlü açık seçik önünde dururken; niye O’nun yaşantısını örnek alarak sorunlarını çözmezsin de, hâlâ birilerinden himmet bekleyerek günlerini tüketirsin?

O böyle hareketlerle yüzebiliyorsa, niye ben de aynı hareketlerle yüzmeyeyim, diyerek, kendini, okyanusun olmasa da, denizin sularına atmazsın!?.. Ömrün kumda oynayıp; yüzenleri seyretmekle; dedikodularını yapmakla mı geçecek?

OKU” diyenin mi yok, okuyamıyorsun!… Yoksa, hâlâ harfleri heceleyip; anlamını bilmediğin kelime sesleri çıkararak, “OKU”duğunu mu sanıyorsun?

Hâlâ, “oku”nası bir sistemin karşısında olup; OKU”man ve gereğini yaşaman zorunluluğunu, farketmeyecek misin?

Galaksinin ya da evrenin bir ucundan, ferman yollayıp buradaki postacısına, onunla hükümlerini tebliğ eden; komutlarını tutanı görünmeyen uçan dairelerle Cehennem'e uğratmadan Cennet'ine yollayıp; emirlerini tutmayanları da Cehennem'ine sevkedecek olan Tanrı ve zevkleri varsayımına daha ne kadar şuursuzca inanıp bağlanacaksın?

Atalarının sapık din anlayışına uymanın, insanı ne kadar büyük pişmanlıklara sevkedeceği, defalarca tekrarlanmıyor mu Kur’ân-ı Kerîmde?

Kur’ân meâlleri, o meâli yazanın, okuduğundan anladığı kadarıdır!. Kur’ân değil!.

Yazdığım yazıların pekçok cümlesinde, en azından iki mânâ mevcut olduğu halde; üstelik pekçok cümlesi de daha fazla anlam ihtivâ ettiğinden, yabancı dile çevirisi, hiç bir zaman Türkçe’de içerdiklerini içermediği halde; nasıl olur da, Allah vahyi olarak Rasûlü’nden açığa çıkan cümleler, okuyanın anlayabildiği kadarıyla ve tek bir anlamla kayıtlanmış hâliyle,Kur’ân” diye kabul edilebilir?… Ve dahi bu çeviriyle, kulluk edilir?

Arapça olmayan Kur’ân ile tapınılır!.

Arapça olan Kur’ân ile kulluk edilir…

Aradaki farkı anlayamayan anlayışı sınırlılar ile anlayışı kıtlara yeniden ortaokula başlamaları tavsiye edilir!.

 "AHMED HULÛSİ'DE KAVRAMLAR" Kitabından...

 

yazdir

Diğer Yazılar

AB.jpg (791 bytes)

            

 www.allahvesistemi.org