KAVRAMLARLA KURÂN-I KERİM'E BAKIŞ

 

Ahmed Hulûsi'de Kavramlar

 

 

 

"RÜKÛ"

  • Ulûhiyet önünde, Rubûbiyet hükümleriyle varolan varlığın sembolizesi

  • Azamet-i İlâhiyye'yi müşahede edip eğilmek

  • Allah'ın her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilmek

  • Varlıkta her an tedbir edenin Allah Esmâ'sı olduğunu müşahedesinin haşyeti, tâzimi

  • Varlığında açığa çıkan Rabbinin Esmâ'sını hissederek itiraf etmek

  • Daha evvelki ümmetlere verilmediği halde Muhammed Ümmetine bahşedilmiş idrâk-itiraf ve yaşam...

  • "Vahdet" irfanı ve ilmine  rağmen secdeyi gerçekleştirmeyenler için istenilen idrâk-itiraf ve yaşam...

 
  • RÜKÛ ETMEK{Varlıkta her an tedbir edenin Allah Esmâ'sı olduğunu müşahedesinin haşyeti, tâzimi içinde olmak-Allah'ın her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilmek}

  • "RÜKÛ"DAKİ İDRÂK-İTİRAF VE YAŞAM{Biliyorum ki ben yokum, sen varsın; ama bu bilgi varlığımı ortadan kaldırmaya yetmiyor; sen bundan dolayı beni bağışla...}

  • "RÜKÛ"DAN KALKMAK{Varlığındaki Allah Esmâ'sının azametini hissedip, tespih etmek ve bunun nefsin hakikati olan Muhiyt tarafından algılandığını, "semi’Allahu......" derken fark etmek}

  • MUHAMMED ÜMMETİNİN NAMAZINA İLÂVE EDİLMİŞ BİR RAHMET{Daha evvelki ümmetlere verilmediği halde Muhammed Ümmetine bahşedilmiş olan "VAHDET" irfanı ve ilmine  rağmen secdeyi gerçekleştirmeyenler için istenilen idrâk-itiraf ve yaşam}

  • RÜKÛ EDENLER("Müslimler = teslim olmuşlar"-Muhammed Ümmeti-Boyun eğenler-Azamet-i İlâhiyye'yi müşahede edip eğilenler-Varlığında açığa çıkan Rabbinin Esmâ'sını hissederek itiraf edenler)

  • "BEYT"İN RÜKÛ EDENLER İÇİN ARINDIRILMASI

  • Hani biz İbrahim'e Beyt'in mekânını hazırlamıştık da: "Bana bir şeyi ortak koşma! Beytimi, tavaf edenler, (benlikleriyle) ayakta yönelenler ve secde (benliksiz) ile rükû edenler (boyun eğenler) için arındır!" "İnsanlara haccı yaşamalarını ilan et (Beytullah'a davet et) ki yakın veya derin-uzak yollardan gelen her tür binek aracıyla sana gelsinler.""Tâ ki kendileri yararına şahit olsunlar...(Hac/26-28)

  • RASÛLULLAH İLE BERABER BULUNANLARI RÜKÛ(ve secde) EDER HALDE GÖRÜRSÜN…

  • MUHAMMED, Rasûlullah'tır! O'nunla beraber bulunanlar, küffara (gerçeği reddedenlere) karşı sert, kendi aralarında çok merhametlidirler... Onları rükû eder (varlıkta her an tedbir edenin Allah Esmâ'sı olduğunu müşahedesinin haşyeti, tâzimi içinde), secde eder (varlığın yalnızca Esmâ özelliklerinden ibaret olarak kendilerine özgü bağımsız vücutları olmadığının müşahedesiyle "yok"luklarını hisseder) ve Allah'tan fazl (lütfu-Esmâ kuvvelerinin farkındalığı) ve RIDVAN (Hakikatinin farkındalığıyla bunun sonuçlarını kuvveden fiile çıkarma özelliği) ister hâlde görürsün... Sîmalarına gelince, vechlerinde (şuurlarında "yok"luklarının idrakı olan) secde eseri vardır! Bu onların Tevrat'taki (nefse dönük hükümler) misal yollu anlatımlarıdır... İncil'deki (teşbihî) temsillerine gelince: Bir ekin ki filizini yarıp çıkarmış, sonra onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış da gövdesi üzerine doğrulmuştur; ekincilerin hoşuna gider... Böyle yapar ki, onlarla (Esmâ'sıyla açığa çıkardığı) küffarı (gerçeği reddedenleri) öfkelendirsin! Allah onlardan iman edip bunun gereğini uygulayanlara mağfiret ve çok büyük karşılığını yaşatmayı vadetmiştir.(Fetih/28-29)

  • RÜKÛ EDENLERLE BİRLİKTE RUKÛ EDİN

  • Varlığınızdaki (B sırrı kapsamındaki) işaretlerimi (Esmâ'nın açığa çıkış özelliklerini) az bir dünya değerine değişmeyin. Benden korunun! Gerçeği (Hakk'ı), aslı olmayana (bâtıla) karıştırmayın! Bildiğiniz hâlde gerçeği gizliyorsunuz! Salâtı ikame edin (âfakî ve enfüsî yönelişi yaşayın), zekâtı (size bağışlananın bir kısmını karşılıksız) verin; rükû edenlerle beraber rükû edin. (Varlığınızdaki Allah Esmâ'sının azametini hissedip, tespih edin ve bunun nefsin hakikati olan Muhiyt tarafından algılandığını, rükûdan kalkıp "semi’Allahu......" derken fark edin.)(Bakara/41-43)

  • İMAN EDENLER, RUKÛ HALİNDE ZEKÂTI VERİRLER(Kendilerine bağışlananın bir kısmını karşılıksız verirler)

  • Sizin Veliyy'niz sadece Allah'tır, "HÛ"nun Rasûlüdür ve (şu) iman edenlerdir ki, onlar salâtı ikame ederler ve rükû hâlinde zekâtı verirler. Kim Allah'ı, "HÛ"nun Rasûlünü ve iman edenleri velî edinir ise, (bilsin ki) muhakkak Allah taraftarları, galip gelecek olanların ta kendileridir!(Mâide/54-56)

  • Ey iman edenler! Rükû edin (her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilin); secde edin (indînde "ben"liğinizin "yok"luğunu hissedin), Rabbinize kullukta olduğunuzu kavrayın; hayır (Hakkanî fiil) işleyin ki kurtulasınız! Allah için, O'nun Hak cihadı olarak, mücahede edin! O, sizi seçti ve Dinde size bir zorluk yüklemedi... Babanız İbrahim'in milletinin (din anlayışıdır bu)... Daha önce de şimdi de O, sizi "Müslimler = teslim olmuşlar" diye isimlendirdi ki, O (Sistemi "OKU"yan, vahdeti açıklayan) Rasûl (Hz. Muhammed s.a.v.) sizin üzerinize bir şahit olsun, siz de insanlar üzerine şahitler olasınız! Artık salâtı ikame edin ve zekâtınızı verin; Esmâ'sıyla hakikatiniz olan Allah'a tamamıyla bağlanın! O, Mevlâ'nızdır (sahibiniz, her fiilinizin oluşturanı)... Ne güzel Mevlâ'dır ve ne güzel Nasîr'dir (O).(Hac/77-78)

  • MÜŞRİKLER, RÜKÛ ETMEZLER!

  • O süreçte yalanlayanların vay hâline! Onlara (müşriklere): "Boyun eğin" denildiğinde, rükû etmezler! O süreçte yalanlayanların vay hâline! Artık Ondan (Kurân'ın verdiği bu büyük haberden) sonra hangi söze iman ederler?(Mürselât/47-50)

ULÛHİYET ÖNÜNDE, RUBÛBİYET HÜKÜMLERİYLE VAROLMAK

  • Varlıkta her an tedbir edenin Allah Esmâ'sı olduğunu müşahedesinin haşyeti, tâzimi içinde olmak

  • Allah'ın her an her zerrede hükümranlığını fark ederek eğilmek

  • Varlığında açığa çıkan Rabbinin Esmâ'sını hissederek itiraf etmek

RUBÛBİYET HÜKÜMLERİYLE VAROLAN VARLIK

  • Varlığında bulunan-varlığını meydana getiren “İlâhi isimler”in(“Esma-ül Hüsna”nın) "bir terkip hükmüyle ve boyutlarıyla" aşikare çıktığı varlık(bu çıkış, birimin birimsel mânâdaki varlığının kaynağı ve ta kendisidir)

 

"ULÛHİYET” HAKİKATİ

  • Allah

  • O’nun Zât’ını da anlatan sıfatı

  • “Allah”lık kemâlâtı!

 
  • “Ulûhiyet”, “O”nun Zâtını anlatan sıfatıdır.

  • “Ulûhiyet”, “Vâhidiyet” ve “Vahdaniyet”i anlatır.

  • Ulûhiyet mertebesi, İsimler mertebesine sâri olduğu gibi; sıfat mertebesini ve zât mertebesini de içine alan bir mertebedir. (Hem "HÛ" ismi ile işaret edilen "Mutlak Zât" anlamını içerir. Hem de "Zatî" İlim mertebesinde, ilmiyle ilmini seyir anlamında oluşmuş, "nokta"lar âlemlerini, her bir "nokta"yı oluşturan kendine özgü "Esmâ" mertebelerine işaret eder.)

  • “ULÛHİYET”E İŞARET EDEN İSİM(“Ulûhiyet”in has İsmi)->“Allah” İsmi!(Allahlık kemâlâtı!-“Allah” ismi hiçbir isimden türememiştir-“Ulûhiyet”in özel-has ismi, “Allah İsmi” dir!-“Ulûhiyet” dolayısiyle “Allah”  adıyla işaret edilir)

  • “ULÛHİYET” KEMÂLÂTI ->"ALLAHLIK KEMÂLÂTI"{"AHAD" olan "ALLAH"ın, kendisinde bulunan sayısız özelliklerin toplamıyla oluşan sonsuz kemâlâtı)

  • "Ulûhiyet" kemâlâtı, "Ahadiyet" hakikatinden doğar.

  • Allah, Tek Ulûhiyet sahibidir (İlâh'un Vahid'dir)...

  • Ulûhiyeti ile kendinden gayrı olmayan TEK'tir!

  • Allah (adıyla işaret edilen Ulûhiyetin) dûnunda edinilen veya tahayyül edilen tanrıların ne gayrılığından ne denkliğinden ne eş değerinden ne de kapsamından sözedilebilir. (Allah adıyla işaret edilenin misli veya benzeri olması mümkün değildir.)

  • ULÛHİYET MERTEBESİNİN ÖZELLİKLERİNİN(Sıfat ve Esmâ mertebesinin) OLDUĞU BOYUT ->İlâh!

  • “Ulûhiyet” ile “İlâhiyet” ayrı şeylerdir.

  • “UÛHİYET" KEMÂLÂTININ ZUHURU

  • “Ulûhiyet” kemâlâtı, Ahadiyet hakikatinden doğar(Ulûhiyet kemâlâtı bütün mânâları “Hakikati Muhammediye”de Hz. Rasûlullah’ın hakikatinde aşikâr kılmıştır)

  • ULÛHİYET İLMİ("Nun")

  • "ULÛHİYET İLMİ"Nİ AÇIĞA ÇIKARAN("Kalem")

  • "ULÛHİYET İLMİ"Nİ AÇIĞA ÇIKARANIN SATIR SATIR YAZDIKLARI(İlmin gereğini tüm detaylarıyla Sünnetullah olarak yaratan)

  • “ULÛHİYET MERTEBESİ"NİN SEYRİ{Vâhid’in, zâtî sıfatları yollu kendini seyri (“Rahmâniyet”); ef’âl ‘i meydana getirecek isimleri yollu seyri (“Melîkiyyet”)-Başı ve sonu olmayan seyir-Kendisinden gayrı mevcut olmayan "HÛ"nun, İlminde (ilim boyutunda), İlmiyle, "El Esmâ ül Hüsnâ" tanımlamasıyla işaret edilen özelliklerini (kuantum potansiyel), "ilmini" seyri-Her an yeni bir şe'nde olan "çok boyutlu tek kare resim" seyri}

  • Hakkında konuşulan âlemler ve içindeki her şey, "El Esmâ" seyri mertebesinde, seyrin oluşumuyla"yok" iken "El Esmâ" özellikleriyle "var" olmuştur!

  • “ULÛHİYET KEMÂLÂTI”NIN(Allahlık kemâlâtının) ORTAYA ÇIKTIĞI YER >Orijinaliyle EVREN!

  • “ULÛHİYET”İ ANLATAN “EL ESM’ÜL HÜSN”NIN AÇILIMI->KURÂN-I KERİM!

  • “ULÛHİYET”TEN GELEN HÜKÜMLER->İlâhi Hükümler(Takdir-i ilâhîye-“Din”in mânâsı- Hakikatın gereği ve zarureti olan hükümler- Birimin ebedi saadetini meydana getirecek ilâhi hükümler-Ulûhiyet mertebesinin, isimler mertebesine sâri olması nedeniyle,  Allah Rasûlü’nün tebliğ ettiği ve insanın uymaya zorunlu olduğu İlâhi emirler-Ulûhiyet ile işaret edilen gerçekler-Ezelde kesin olarak verilen hüküm)

  • ULÛHİYET MERTEBELERİ"NİN HOLOGRAFİK ESASA GÖRE VAR OLMASI

  • Allah’da “İsimler” terkib yönüyle değil; mutlâkiyeti yönüyle mevcuttur! Tüm yaratılmış birimlerde ise belli İsimler, bir terkib şekliyle mevcuttur.

  • Allah ulûhiyeti beşerde zâhir olmaz!

  • İnsanın, İlâhi hitaplara yönelmesi ve ilâhi Emirlere uyması sonucu, “İsimler”in kaydının dışına çıkması(Allah ahlâkıyla ahlaklanması) mümkündür.

  • Kıyamet sürecinde ulûhiyet hükümlerine göre ölçütler koyarız! Hiçbir nefs (benlik-bilinç) en küçük bir zulme uğramaz.

  • ULÛHİYETİNİN İSTEĞİ->"OLUŞMAKTA OLAN"!->KESİN YERİNE GELEN!

  • Ulûhiyetin sonucu açığa çıkardığı her Esmâ özelliğinin(yaratış amacına göre) hakkını verir.

  • Ulûhiyet gereği olarak, her yaratılmışa(yaratılış amacına göre hak ettiğini vermek suretiyle) adaletini uygular.

  • “ULÛHİYET"TEN GELMEYEN HÜKÜMLER->Beşeriyetten gelen hükümler(Kurân ve Hadis dışındaki bütün görüşler, İlâhi Hükümlerin beşere göre yorumlanmasıdır. Yorumlar ise tâbi olma zorunluluğunu getirmez!)

  • SİZİN TANRI DİYE DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ, SADECE "ULÛHİYET SAHİBİ TEK"TİR!(ALLAH'TIR!)Siz müslimler misiniz (teslimiyetinizin farkında mısınız)?"(Ulûhiyet sahibiniz, sadece Allah'tır!) O hâlde O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin...

  • Yardımı, Özünüzdeki Ulûhiyet Hakikatinden isteyin!

  • Değerlendirmeyi (Ulûhiyet hükümlerine göre) adaletle yaşayın ve mîzanı dengelemede (Vahdet-kesret değerlerini dengeli yaşamada-Ulûhiyet hükümlerine göre adaletle yaşamada) yanlış yaparak hüsranı yaşamayın!

  • “ULÛHİYET KEMÂLÂTI”NA RASÛLLÜK

  • O(Hû) ki, bütün din anlayışlarına üstün kılmak için Rasûlünü Hak-hakikat olarak ve Hak Din (Mutlak sistem ve Sünnetullah bilgisi) ile irsâl etti!

  • Ulûhiyet tecellisine nâil olanlar, artık fiil düzeyinde rubûbiyetlerini ispat endişesinden kurtulmuşlardır.(Onlarda her mertebenin hakkını verecek kemâl zâhir olur.)

  • ULÛHİYET MERTEBESİNİN İDRÂK VE SEYRİ

  • ULÛHİYET TEK'LİĞİNDEN PERDELENMEK

  • ULÛHİYET TEK'LİĞİNDEN PERDELİLER (Çeşitli anlayıştakiler)

  • Ulûhiyetin TEK'liğinden perdeliler(Çeşitli anlayıştakiler), aralarında ayrılığa düştüler (Allâh'a iftira attılar).

  • “ULÛHİYET” HAKİKATİNİ ÖRTMEK(“Ulûhiyet” Hakikatine düşman olmak)

  • Kim, “Ulûhiyet” Hakikatine düşman olursa, muhakkak ki Allah, o gerçeği örtenlerin düşmanıdır!

  • “ULÛHİYET KEMÂLÂTI”NIN ÖZELLİKLERİNİ HAKKIYLA DEĞERLENDİREMEMEK(Allah’tan ayrı düşmek-Nefsin hakikatı olan “Rubûbiyet kemâli”ni, ulûhiyet kemâline tebdil etmemek-İlâhi huzurdan tard edilmek-Gerçeklerden uzaklaşmak-Esmâ ve Sıfatla tahakkuk makamından uzak kalmak- Bildiğini yaşayamamak yüzünden, yaptığının müsebbibini öteye atmak-Lânetlenmek-İblis gibi tard edilmek)

  • İblis, ulûhiyet kemâlâtının zuhurunu hakkıyla değerlendirememiştir.

 

"RUBÛBİYET"

  • lahi isimler" diye bildiğimiz Esmâ-ül Hüsnâ’nın, hükümlerini âşikâre çıkartma özelliği

"RAB"

  • Rubûbiyet mertebesi sahibi

  • Terbiye edici(Mürebbi)

  •  Rubûbiyet mertebesi sahibi olan-an, her "şey"i varediş gayesine uygun bir biçimde, hazırlayan, geliştiren, olgunlaştıran, varoluş gayesinin gereğini ortaya koyduran ve bunun için gerekli herşeyi sağlayan; kısacası, nesneyi mevcut hâliyle ortaya çıkartma özelliğine sahip olan…

  • Her "şey"i varediş gayesine uygun bir biçimde, hazırlayan, geliştiren, olgunlaştıran, varoluş gayesinin gereğini ortaya koyduran ve bunun için gerekli herşeyi sağlayan; kısacası, nesneyi mevcut hâliyle ortaya çıkartma özelliğine sahip olan…

  • Esmânın mânâları üzere mahlûkatı varedip yönlendiren-kademe kademe, peyderpey kemâline eriştiren...

  • Varlığında bulunan, varlığını meydana getiren ilâhî isimlerden

    Esmânın mânâları üzere mahlûkatı varedip yönlendiren-kademe kademe, peyderpey kemâline eriştiren...

RABBİN TERBİYESİ

  • "Rabb"in" tasarrufu(Esmâ"nın mânâları üzere mahlûkatı varedip yönlendirmesi)

  • Her "şey"in "terbiye" altında yaşamını sürdürmekte olduğu gerçeği...

  • Algıladığımız ve algılayamadığımız her "şey", "RAB"bın "esmâ-ül hüsnâ"da tanımlanan özellikleriyle yaratılmış ve varlıklarını devam ettirir bir halde bulunması...

 

 

 

 KURÂN'I BIRAKIP NEREYE GİDİYORSUNUZ?

{O, âlemler(İnsanlar) için yalnızca bir Zikir'dir (HATIRLATMADIR!)-Tekvir/26}!

 

 

 

 

SALÂT(Namaz)

 

 

KUR'ÂN-I KERÎM ÇÖZÜMÜ

2012 ® RADYO YANSIMALAR web sitesi. 24 saat yayın

www.allahvesistemi.orgg